DİP DALGA

En kötü hangisi olacak, kestirebilen var mı? Pandemi, korona evet var da açlık, iflasa giden piyasalar yok mu? Hangisini önceleyeceğiz? Taş yemeye mi mecbur edileceğiz?

1 Haziran artık yeni “normal”imiz. Hoş, hiç evlere kapanamadıksa, bu tarihe kadar neyi bekledik? Ücretsiz izne yollananlar ve görece idare edebilenler evlere kapandık, biraz yavaşlattık hayatı da tamamen karantina uygulanmayınca ne işe yaradı?

Kiralarını, faturalarını ödeyemeyenler, temel ihtiyaçlarını karşılayamayanlar için, sosyal devlet olamadıksa, neyi başardık? Hafta sonları veya tatillerde kısa süreli sokağa çıkma yasakları neyi çözdü? Sokağa çıkamadık ama marketlere gidebildik…  Fırınlar açıktı, zaman zaman tatlıcısı, kargosu, kuryesi hep sokaktaydı. Bunlar da insan! Makineler hizmet vermiyordu. Onlar ailelerine, müşterilerine, mesai arkadaşlarına taşımadılar mı bulaşıyı?

Hal böyleyken, bir kısmımız köleliğe devam ederken, bizlerin kapanması neyi çözdü? Neyi durdurduk ki? Neyi engellemek için, neden engellendim ya da?

İşin özü; elden ele gezdi durdu hastalık… Onca şey olurken, kapanan küçük esnaf da cabası. Sahipsiz bırakılmak, insanın en karanlık açmazıdır. Kısmen benim de yaşadığım anlar oldu, çoğumuzun yaşamak zorunda kaldığını.

Devleti, devletliğini bu zamanda hissetmeyeceksek, ne zaman hissedeceğiz? Hantallaşan kadrolarıyla, gerçek ihtiyaç sahiplerini belirlemekte zorlanıyorsa, devletin gücü nerede, neyi ifade eder?

Sosyal Sigortalar Kurumu, elektrik , su, doğal gaz şirketleri üzerinden, kimler gerçekte zorda ,kimler ekonomik zorunlulukla yaşamaktadır? Belirlemek zor olmamalı sanıyorum?

Bana, “10 ₺ bağış kampanyası” mesajı dışında  ulaşan olmadı, ya size? Kısmi işsizlik sürecimde, arkadaş- dost-aile dayanışmasıyla hayatımı sürdürdüm. Çoğunluk da böyle, biliyorum.

Oturduğum semtte çay ocağı büyüklüğünde mekanlardan tostçu, ev yemeği türevi işletmelerle ayakta durmaya çalışan 2 kadın esnaf süreç içerisinde kapatmak zorunda kaldı. Birinin dükkanı boş, birinin yerine de hemen berber açıldı. Bireyler hadi tespit edilemedi yahut da ‘bizler  vergi diliminde , küçük kazancız, gözden çıkarılabilir kesimiz’, peki esnaf?

Gerekli desteği bulamayan, bulsa da halkın büyük çoğunluğu fakirlik düzeyinde yaşamaya mecbur olduğu için, alışveriş yapamaz durumdaysa, para harcayamıyorsa, esnaf nasıl dönecek? Kirası, stopajı, çalışanın maaşı, şahsi giderleri, kendi bakmakla yükümlü oldukları?  Çarkların dönmesini nasıl bekliyoruz?

Pandemi tedbirleri, toplu taşımlarda uygulanmıyorken, 3-5 masayla iş çeviren, onunda yarısı sosyal mesafe gereği iptal olan işletmeler nasıl ayakta kalacak?

Pazar günü, bir arkadaşımla buluştuk. Yemek ihtiyacı için oturduğumuz mekanın garsonları dert yandılar. Ki, İstanbul’un köklü kuruluşlarından ve hemen her yerde şubesi olan bir markadan bahsediyorum. 1 Haziran’dan beri, ilk kez o gün, doğru dürüst iş yapmışlar. Varın bunun sokak arasındaki, isimsiz esnaf lokantasını düşünün…

Siftahsız kepenk kapatan insanlar var. Giderleri yüksek olduğu için, fiyatlarını artırmak zorunda kalan, alım gücünün aşağı düşmesine yol açan piyasa mı salt suçlu?

Bende para yoksa, bakkala gidemem. Olmayan parayı harcayamayacağım için, bakkal da toptancısına ödeme yapamayacaktır. Zincirleme domino taşları devrilecek kuşkusuz…

Şarj kablom kopuktu, Pazartesi günü düzenli gittiğim, bir nevi ahbap da olduğumuz telefoncuma uğradım. Kendisi de küçük esnaf. Sokak arasında minicik bir yeri var. Eskiden yardımcı elemanı vardı, şimdi yalnız çeviriyor. Onunla da sohbetimiz aynı geçti. “İnsanların bir kısmı da tatile gitti galiba” dedi. Şu şartlarda tatile giden, gidebilen kaç kişidir bilinmez ama halkın yoğun şekilde parasızlık çektiği aşikâr…

Kimse zaruriyet hissetmiyorsa, yeni bir şey almamaya, değiştirmemeye özen gösteriyor. Evde yapabileceklerimizi, kendimizin yaptığının yeni rutinlerimizi dönüştüğünü de zaten belirtmek lüzumsuz.

Piyasaları rahatlatmak adına küçük ölçekli ve bireysel kredi açıklamaları yapıldı, olmayan parayla para kazanmak. Fakat ona bile ulaşamayan, onay alamayanlar çoğunlukta. Pandemi öncesinde çarklar zor dönüyordu. Çoğumuz bankaların kara listelerindeydik. “Piyasayı canlandırıcı kredi paketleri”ne ulaşmamız, iyice hayal oldu…

Devletin yap(a)madığını, bireysel çözümlerle kendimiz çözmeye çalışıyoruz da orada da sonuç yok. Borçlarımızı yeni kredilerle yapılandırma, öteleme, ötelerken de daha uzun vadede borçlanma gayretlerimizin de önü çıkmaz sokak…

Kaldı ki, borcu borçla çevirmeye çalışanlar için, çözüm “yeni kredi paketleri” de değil. Sıtmaya da razı olduk. Sıtma bizi kabul ederse elbette ki…

Evet, bir dip dalga ufukta görünüyor. Dalga salt korona bazlı olmayacak. Bu gerçek, yöneticilerce de bilinmekte, bilinmiyorsa asıl o zaman vay halimize… Çözümleri neler? B, C planları var mı? Plan için niyetleri var mı yahut? “Pandora’nın kutusu” açılırsa, sadece halk savurulmayacaktır…

Kendi dayanışma ağlarımızı daha da büyütür; belki bizler de yüksek ücretli konserler vererek, yaralarımızı aramızda sararırız…

Ben, konser başı 50.000 ₺’den aşağı çıkmam. Sesim de sanırım, o konserlerdeki çoğu “sanatçı”nın çıplak sesinden iyi değilse de yakındır.

Son söz; kayıkta olanların yolu nereye açılacak, sonumuz “imamın kayığı” mıdır? Küreksiz kaldığımız sandalda, kollarımızdan daha ne kadar kürek  olmaya dayanacak? Gelecek dip dalga, kaçımızı karaya taşıyacak, boğulursak da sadece biz marabalar mı boğuluruz, önümüzdeki günler nelere gebe?  Haydi, hayır ola diyelim…

Reklamlar

SAHA’DAN COVID-19’DAN ETKİLENEN SANATÇI VE İNİSİYATİFLERE AÇIK ÇAĞRI

SAHA – Çağdaş Sanatı Destekleme Girişimi, görsel sanatlar alanında üretim süreci Covid-19 pandemisinden olumsuz etkilenen ya da pandemi nedeniyle ortaya çıkan sorunları ele almak isteyen sanatçı ve inisiyatiflere destek olmak amacıyla yeni bir fon oluşturduğunu duyurdu. SAHA Sürdürülebilirlik Fonu’na, pandemi yüzünden kaynaklarını kaybeden, iptal edilen veya yarım kalan sergi, program ve projelerini tamamlamak için ek desteğe ihtiyacı olanların yanı sıra pandemi döneminde görsel sanat sektöründe ortaya çıkan sorun ve ihtiyaçlara yönelik yeni bir sanat projesi hayata geçirmek isteyenler başvurabilir.

SAHA Derneği tarafından fon kapsamında pandemi yüzünden kesintiye uğramış ya da bu dönemin ihtiyaçlarına özgü yeni geliştirilecek 15 farklı sanat projesine teşvik amaçlı olarak 8.000 TL ile 20.000 TL arasında destek aktarılması planlanıyor.

SAHA Sürdürülebilirlik Fonu ile ilgili soru ve başvurular 2 Temmuz Perşembe, saat 17.00’ye kadar application@saha.org.tr adresine iletilebilir.

Kimler başvurabilir:

  • Türkiye’de yaşayan ve görsel sanatlar alanında faaliyet gösteren sanatçılar, kolektifler ve kâr amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşları başvurabilir.
  • Ticari kuruluşlardan, bu yıl başka kapsamda SAHA’dan destek alanlardan, SAHA çalışanları veya üyelerinin dâhil olduğu oluşumlardan başvuru kabul edilmez.

Başvuru şartları:

  • Yeni bir sanat projesi için başvuruluyorsa projenin sergi, kamusal program, araştırma, arşiv, ağ oluşturma ve dayanışma platformu gibi modellerle pandemi ve sonrasında bağımsız sanat üretiminin sürdürülebilirliğine odaklanması
  • Yarım kalan bir sanat projesine ek destek için başvuruluyorsa, projenin 2019-2020 yılında başlamış ve pandemi yüzünden kaynak veya olanak kaybına uğramış olması
  • Projenin herhangi bir ticari faaliyet ya da organizasyon içermemesi
  • Projenin 2021 yılının ilk yarısında tamamlanabilir olması
  • Projenin tamamlanması için mevcut kaynaklarla beraber SAHA’dan alınacak fonun yeterli olması

Başvuru belgeleri:

  • Başvuran sanatçı/inisiyatifin özgeçmişi ve iletişim bilgisi
  • Başvurulan projenin kapsamıyla ilgili metin ve görsel
  • Mevcut proje ise kesintiye uğrama biçim ve nedeni
  • Yeni proje ise misyon ve hedefleri
  • Projenin uygulama planı, ekibi ve takvimi
  • Proje bütçesi, mevcut kaynaklar ve destek istenen bütçe kalemleri

Başvuru Süreci ve Sonucu:

  • Başvuru belgeleri application@saha.org.tr email adresine “SAHA Sürdürülebilirlik Fonu 2020” konu başlığıyla 5 MB’ı geçmeyecek tek bir PDF dosyası olarak iletilir.
  • Son başvuru tarihi: 2 Temmuz Perşembe, saat 17.00
  • Sonuçların açıklanması: 27 Temmuz 2020

Başvuru belgeleri ve bilgi için tıklayınız.

SAHA Derneği

SAHA, Türkiye’den sanatçı, küratör ve sanat yazarlarının uluslararası üretim ve etkileşim ortamlarını geliştirme hedefiyle sanat kurumları ve sanatçıları derinden etkileyen kriz günlerinde de projelerine devam ediyor. Farklı ülkelerdeki müze ve sanat kurumlarıyla kurduğu işbirlikleri ve yarattığı fonlarla Türkiye’den davet edilen sanatçı ve sanat profesyonellerinin uluslararası sergilere ve gelişim programlarına katılımını ve yeni eser ya da yayın üretmesini sağlıyor. Türkiye’de ise SAHA Sanat İnisiyatifleri Sürdürülebilirlik Fonu kapsamında 5 farklı kentte ve dijital mecrada 8 bağımsız sanat inisiyatifine fon sağlarken İstanbul, Çanakkale, Mardin ve Sinop bienallerini destekliyor. İstanbul’da kurduğu SAHA Studio ve SAHA Yazı Dizisi ile davetli sanatçı, küratör ve yazarlarla geliştirmek istedikleri projeler için birebir çalışıyor.

www.saha.org.tr

instagram.com/sahadernegi/

facebook.com/SAHA-Dernegi

twitter.com/SAHA_Istanbul

Karantina Sonrası Spora Başlama Tüyoları

Pandemi; bir hafta ile başladı ve iki ayı aşkın süredir evlerdeyiz. Spor salonundan, sosyal ortamlardan uzak kaldık.

Devamını Oku

ŞİMDİ AVM’Lİ OLDUK, BERBERLERİ DOLDURDUK!

Çocuklar gibi şendik. Normalleşiyorduk, hayatımızı geri alıyorduk?

Devamını Oku

HASTALANMAYANLARA DA BULAŞTIRAN NORMALLEŞME

Bir süredir Haziran ayı içerisinde normalleşeceğimize dair konuşmalar yapılıyor.

Devamını Oku

Evden Çalışma Pozisyonları

Koronavirüs nedeniyle çoğumuz için evler ofislerimiz oldu.

Kimimiz yatakta, kimimiz sehpada, kimimiz koltukta çalışıyoruz. Ev ortamında bu tarz çalışma şekilleri konfor olarak görülse de aslında sağlığımız açısından büyük problemlere yol açıyor.

Sürekli belirli pozisyonlarda oturarak aralıksız uzun saatler boyunca çalışmanız hareket sisteminizin bütünlüğünü sağlayan unsurlar arasında dengesizliğe yol açabilmektedir. Bu tip durumlar boyundan ayağa kadar vücudunuzun birçok bölgesinde sorun oluşturabilir.

Peki ne yapmalı? Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, evden çalışma pozisyonları hakkında şu bilgileri verdi:

“Masa başında çalışmaktan kaynaklanan hastalıklar özellikle çalışma pozisyonlarında yapılan hatalar sonucu oluşmaktadır. Aynı pozisyonda uzun süre kalma, el bileği ve parmaklara aşırı yüklenme, tekrarlayan hareketler, bilgisayar ekranı ve klavyeler bel, sırt ve boyun kasları üzerinde baskıya sebep olarak kronik ağrılara yol açabilir. İlerleyen zamanlarda varis, kamburluk, el ve kollarda sinir sıkışması vb. şikayetler görülmektedir.

NELER YAPABİLİRSİNİZ?

-Evde çalışma masanız yok ise yerde, koltukta veya yatakta çalışmak yerine yemek masasını tercih edebilirsiniz.

-Uzun süre aynı pozisyonda kalmamalısınız. Gün içinde kısa molalar vermeniz kas ve eklemlerinize dinlenme ve yenilenme fırsatı yaratacaktır. Her yarım saatte bir kalkıp evin içerisinde 100 adım atabilirsiniz.

-Telefon görüşmelerinizi oturarak değil ev içinde dolanarak yapabilirsiniz. Böylelikle hareketsiz kalmanın önüne geçebilirsiniz.

-Tabure veya minder yerine sırtınızı yaslayacağınız bir sandalye tercih etmelisiniz. Sırtınızı rahat bir şekilde yaslayarak çalışmanız öne doğru vücudunuzun eğilmesine engel olarak kamburlaşma riskinizi azaltacaktır.

-Bel bölgenize bir destek koyarak dik oturmanızı kolaylaştırabilirsiniz.

-Sürekli oturur pozisyonda bulunursanız bel kasları tembelleşebilir, ani hareketler yaptığınızda bel bölgesinden yaralanma riskiniz artabilir. Bundan dolayı uzun süre oturma sonucunda ani hareketlerde bulunmamalısınız.

-Otururken ayaklarınızın altına basamak gibi yükseltici koyabilirsiniz. Koyulan yükseltici rahat ve dik oturmanızı sağlar. Bacaklarınız kalça hizasında olmalıdır. Daha aşağıda olursa vücudun öne doğru eğilmesine yol açabilir bu da oturma bozukluğuna neden olabilmektedir.

-Otururken kalça ve dizlerinizin birbirine dik açıda olmaları ve bacaklarınızın ayrık olması, dengeli bir pozisyonda olmanızı sağlayacak ve bu sayede belinize daha az yük binecektir.

-Mutlaka yumuşak, oturma yeri fazla çukur olan koltuk ve sandalyeler tercih etmemelisiniz.

-Monitörünüz, dik oturduğunuzda tam göz hizanızda durmalıdır. Eğer masanıza oturduğunuzda aşağı veya yukarı doğru bakmak zorunda kalıyorsanız, monitör yüksekliğinizi ayarlamalısınız.

-Klavyede yazı yazarken bileklerinizin altına yumuşak destekler koyabilirsiniz. Bileklerinizin dirsek hizasından hafif aşağıda olmasına dikkat etmelisiniz.

-Uzun süre tek el ile mause kullanmaktan kaçınmalısınız. Bunun için belirli süre aralıklarında el değiştirebilirsiniz.

-Gözünüzün ekrana uzaklığı, ortalama 60-70 santim (kol mesafesi kadar) olmalıdır. Ekran görüş alanınız gözünüzün yatay görme hizasından 15°-50° açıları arasında bulunmalıdır.

-Ortam aydınlatması çok kısık veya çok aydınlık olmamalıdır. Çalışma ortamınızı rahat görebileceğiniz aydınlatma tercih etmelisiniz.

-Çalışma ortamınızı yarım saatte bir havalandırmalısınız.

-En önemlisi ise gün içinde egzersizler yapmalısınız. Yapacağınız basit egzersizler vücudunuzun yaralanma riskini azaltacak ve daha sağlıklı hissetmenizi sağlayacak, sizi koruyacaktır.

SİZİ KORUYACAK BASİT EGZERSİZLER

-Başınızı yavaşça, öne, arkaya ve yanlara doğru eğin, hafifçe gerdirip dinlendirin.

-Çenenizi göğsünüze doğru indirin ve kafanızı yanlara doğru hafifçe sallayın.

-Her iki omzunuzu da kulağınıza doğru kaldırın, birkaç saniye bekleyin ve sonrasında bırakın. Hareketi birkaç kez tekrarlayın.

-Omuzlarınızı arkaya ve öne doğru daireler çizer şekilde hareket ettirin.

-Ellerinizi belinize koyup kürek kemiklerinizi birbine yaklaştırın.

-Dirseklerinizi açın, gerdirin ve kapatın, el bileklerinizi dairesel hareketlerle çevirin.

-Ellerinizi birleştirip yukarıya doğru esnetin.

-Dik bir şekilde oturun ve sağ kolunuzu tavana doğru uzatın. Sol bacağınızı da ileri doğru uzatın, sağ kolunuzu indirirken sol bacağınızı yukarı kaldırın ve sol ayağınıza dokunmaya çalışın. Her iki taraf için de 8-10 tekrar yapın.

-Dizinizi kırarak sağ bacağınızı yukarı kaldırın ve kollarınızla tutup göğsünüze mümkün olduğunca yakın olacak şekilde kendinize doğru çekin. 5-10 saniye bekleyin ve hareketi diğer tarafınıza da uygulayın.

-Sandalyenizden ayağa kalkın, tekrar oturun ve bunu 10 kez daha tekrarlayın.

-Kollarınızı ensenizin arkasına getirin, elinizle dirseğinizi tutarak aşağı doğru hafifçe bastırın. Birkaç kere tekrarladıktan sonra diğer dirseğe geçerek aynı egzersizi tekrarlayın.

-Ayak bileklerinizi aşağı yukarı ve dairesel hareketlerle çevirin.

HAYATIMIZ ASKIDA GÜZELİM!

Umarım, ‘kalemim soğumamıştır’. Kalem diyorum da elbet sözün gelişi… 1, 5 ay kadar bir süre yazamayınca, haliyle biraz paslanmış olabilir miyim? Düşünce paslanır mı? Yazdıkça göreceğiz artık…

Direkt lafa daldım, kusuruma kalmayın. Arada öyle bodoslamalarım vardır. Selamsız bandoluğum da tutar. Merhaba! Yeniden yazıyor, yazabiliyor olmak çok iyi hissettirdi. Dilerim, düzenli okurlarım varsa, onlar da iyilerdir… Şu satıra kadar gelen, reel hayattan dost ve arkadaşlarım hiç yadırgamayacaklardır bu durumu. Buraya benim gülme ikonu koyduğumu düşünüp, siz de öyle okuyor olun dilerim. Hatta, çok komik satırlarmış da sizlere kocaman kahkahalar attırıyormuşum gibi; kocaman gülümseyin, iyi gelecektir…

Mart’ın 12’si, biz Türkiyelilerin de hayatını derinden değiştirdi her birimizin artık bildiği üzere… Teşbihte hata olmaz; konu komşumuzun muzdarip olduğu, o tarihe kadar tüm dünyalıyı sarsan, Covid19 virüsünün bizlere gelmeyeceğini düşünmekteydik, öyle istenmiş de olabilir…  Kapımızı çalınca, ‘ölüye yatmak’ zordu, ‘evde yokuz’ da diyebilmek imkansızdı… O mâkus talihle, bizler de tanışmış olduk böylece…

Tasalanmayın, sizlere pandemi sürecinin tarihçesini yazmayacağım, her yerde var, hepimiz de hatmettik zaten. Biraz bunların dışında, aslında dışından da öte, mikro mercekte hayatımızda neler oldu bitti, kendi hayatım merkezinde anlatmak maksadındayım. Belki, aynı katta oturan, kapı komşuları gibi, evimizin dış kapılarının eşiğinde, çene çalar tadında bir sohbet olur. Eşiklerimizi geçmeyelim, mâlumuz “sosyal mesafe” korunmalı…

Ahhh ahhh, sorma kardeş tepetaklak oldu hayatlarımız… İlk ekonomiden vurdu; birçok kimse ya ücretsiz izne yollandı ya da ilk günlerde işsiz kaldı… Dolaylı olarak, ilk koronazedelerden birisi de ben oldum. Vaktin varsa anlatırım. Sohbetim de iyidir komşum.

Korkma, yarı zamanlı çalışanlar gibi gene yazacağım, sadece sayısı azalacak yazılarımın. Önümüzü görene kadar böyle. Daha çok laflarız anlayacağın. Çok işsiz yapacak gibi görünüyor bu pandemi süreci… Çok yer kapanıp, işsiz ordusu büyürken, iş tanımları değişesiymiş, ekonomistlerin lafı. Daralma olasıymış dünya ekonomilerinde, ben de onların yalancısıyım bilmem artık…

Biz sokağa inmeyeli, daha bi’ canlandı dünya. Sana da öyle geliyor mu? Bazı bazı yaban hayatı caddelere, sokaklara inip, hayata karışmış. İnternetlerde her bi’şeyler var, ben de oralardan görürüm. Yoksa, kapı önüne çıkabilenimiz mi var? “Papuç iyice pahalı”, her bi’ yerler mikrop, aşısı da yokmuş henüz ya… Bu meret, normal virüsler gibi, gripler gibi değilmiş. Seni yatak döşek yatırmasa da bulaşı ihtimali yüksekmiş. Yok yok bulaşık değil “bulaşı.” Bazı bazı doktorların dilinden de anlaşılmaz oluyor iyice, yazılarını çözdüydük, dilleri kusur kaldı.

eb843a1b-e2f9-418c-82c7-af0b813f1d67

Ev hayatı da zormuş be komşu. İyice evlere tıkılınca anladık. İnsanın her dem kendine katlanması meğer ne dertmiş… Hele de bekarsan, yalnızsan, biraz da yaş almış grubundaysan, bi’ başınaysan evde daha da zor olurmuş; kendi kendinle geçinmek. Bu evliler n’aparlar, bu süreçler geçince bilmem artık. Gece gündüz dip dibe, burun buruna… Bi’ taraftan da bekarlık sultanlıkmış böyle zamanlarda. Karışanın yok, görüşenin yok, ohh değme keyfime…

Saksılarım da yer kalmadı. Elime geçeni, toprağa gömer oldum. Soğanı, sarımsağı, salkım domatesi, biberi o acılısından. Süs biberi dediklerinden.  Fesleğenim, reyhanım büyümediydi de üzerini naylonladım, seramsı gibi oldu. Toprak dinlendiriyor insanı.  Çarşı pazar pahalanırsa, ürün bulunmazsa elimin altında taze taze, fena mı olur? Bence, sen de dik komşum.

Bütün sosyetikler bile, ellerinde oyuncak gibi tırmığı, fidesi bahçe yapar, vakit geçirir olmuşlar. Dünya değişiyor, belki hepimiz toprağa, köyümüze döneriz belli mi olur hem?

Evlerde otur otur, iyice şişecek bacaklarımız, o da başka bi’ dert. Doğru diyon, ben gene az buçuk çıkıyorum. Çıkıyorum da n’oluyor ki? 10 metre yarı çapında, bir çemberin içinde dön dur. Haftada bir de zincirimi salıp Sokak Lambası Derneği’yle evsizlere sandviç veriyoruz. Her akşam veriliyor da ben haftada bir gidiyorum. Bu yeni moda, büyük şehirlerde karantina diyerek 3-5 gün evlere kapatılıyoruz ya o zamanda kumanya veriyor. Biz evlerimize hapsolurken, onlar sokakta aç kalmasınlar diye…

Maske, eldiven her şeyimizle, tam takım dağıtıyoruz. Bizi merak etme! Korunuyoruz nasıl korunulursa, işte öyle… Her gün çalışan işçiler, ne kadar güvendeyse, hepimiz de öyle güvendeyiz…

15-20 gün, tüm memleketin üstüne kilitleyemediler kapıları, pahalıya patlarmış… ‘Büyüklerimizden iyi bilecek’ değiliz ya… Yaşıyoruz haspel kader, boğaz tokluğuna, körü körüne… Virüsü de benzettik mi kendimize, 5 gün tam gaz çalışıp, 3-4 gün istirahatte… Şimdi, ‘namuslu virüs’, sözünde durdu tatiller bulaşmadı kimseye bulaşı… Mesai saatlerinde garibanın, işçinin yakasından düşmez o da ayrı…

4650e2c0-0953-4a3e-9f6c-61c31c917164

Yok komşum, masa örtüsü örneğini n’apayım? Kolay maske dikme yollarını biliyorsan öğret. Altını boş ver, maskeye yatırım yap! Karaborsada bile bulunmaz oldu…

Akşam yemeğini yapmadan önce, biraz eş dostla “Skype’laşırım…” Sarılamayınca, göremeyince kimseyi, görüntülü hasret giderir oldum. He, bi’ de Zoom var. Toplantı, ders hep onlardan yapılır oldu. Yeniden keşfediyoruz hayatı. Bakarak yaşar olduk! Camdan, balkondan, kameradan bakarak izler ve yaşar olduk… Yaşamak, böyle bi’ şeye mi dönüşecek artık?

Sarılamadan, dokunamadan, baka baka uzaktan konuk gibi, karışamadan içine, insan kokusuna uzak, yalın ayak basamadan çimlere… İzleyicisi olarak, yasaklısı olarak, içine de giremeden, dışında da olamadan… Zevkimize kapattıydık ya hayvanları kafese biz de onlar gibiyiz, bakıyoruz hayata… Sosyal mesafeleri korumak adına, bakarak, iç çekerek yaşıyoruz… Komşu elinden, çay içemeden, acısında omuz olamadan… Ellemek, dokunmak, sarılmak, insani ne varsa sakınarak…

d0c06050-6d6c-4f89-9f28-fec007dd8a75

Bakarak yaşıyoruz… Bakarak seviyor, seviniyor, coşuyoruz camdan, balkondan… Camdan cama komşuculuk oynamayı keşfettik… Camlardan marş söylemeyi, bayram kutlamayı, camlarda yaşamayı öğrendik… Tek lüzumlumuz bir cam, olanına balkon, biraz da güneş…  Hayatın içinde, “fotosentez” yapar gibiyiz, kuruttuğumuz ağaçlara, doğaya nazire yaparcasına… Kendimize yaşam alanları açmak için, öldürdüklerimizin yerlerini de dolduramadan, öylece birbirimize hasret, köşe yastıkları gibi  cam önlerinde… Herkes birbirinden biraz daha naçar…

Hani demiş ya, Özdemir Asaf;

“İnsanlar

İnsanların içinde

İnsana hasret yaşarlar…”

İnsana, yaşamaya hasret, birbirimizden uzakta, “yaşıyoruz” yaşamak denen günleri… Çenem düştü! İnsan yüzü görünce öyle oluyor… Kapı önü sohbetleri hiç bitmeyen milletizdir de. Uğurlanamayan misafirlerimizle, ‘son kez görmek gibi’, kapanmayan çenelerimizle, bugünlere hazırlık mıydı kim bilir?

Biz gene, umutlu şarkılar söyleyelim. “Açacak çiçek” diye haykıralım, çoşup “motorları maviliklere süreceğiz çocuklar”la dünyayı umuda boğalım… “Karatmayalım enseyi” bak, “görecek günler var daha”, her sokağında dans edeceğiz  dünyanın…. “Yaşamak sancısı ağır basar”cı olalım… “Kalemimden bal da damlayacak” çok kere, kolay kurtuluş yok ‘yaşama görevinden…’ Sağlıcakla, umutla ve kendin gibi kal, insanca kal…

Emekçinin Karantinası Ölüme Yatmak

Bugün 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı! Patron insiyatifiyle şanslı olanlarımız sağlığımız için evlerimizdeyiz. Peki ya diğerleri?Devamını Oku

Hürriyet Emlak’tan Tüm Emlak Ofislerine 10 milyon TL’den Fazla Destek

Emlak arayanlar ve ilan verenleri aynı çatının altında toplayan Hürriyet Emlak, koronavirüs salgını sebebiyle zor günler geçirmekte olan emlak sektörüne büyük bir destek paketi açıkladı.Devamını Oku

Koronavirüs Günlerinde Emlakçılar Nasıl Çalışmalı?

Koronavirüs, tüm sektörlerde olduğu gibi emlak sektörünü de büyük ölçüde etkiledi. Tüm alım, satım işlemleri durma noktasına geldi. Ancak buna rağmen gayrimenkul danışmanlarının küçük bir bölümü işlerine devam etmeye çalışıyor.Devamını Oku

1 2