ŞİDDETİN GÖRÜNEN YÜZÜ, DEĞİŞİMİ VE MERKEZİLEŞMESİ

25 Kasım’ı da geride bıraktık. Geride kal(a)mayan şey ise özel ve/ya kamusal alanda kadına şiddetin, kadına dair suçların özellikle ülkemizde, hız kesmeden devam ediyor oluşu…

Devamını Oku

EŞİTLENMEYE DOĞRU

Davulçaldırmaya lüzum yoktu ama herkes biliyor ki ABD’ de seçim oldu. Bilmek de zorundayız; onlar hapşırsa, biz nezle oluyoruz. Başta ülke, büyük güç olmak böyle de bir şey…

Devamını Oku

ÇILGINLAR KULÜBÜ

Havaların iyice soğuması, günlerin de erkenden kısalmaya başlamasıyla da evlere, kapalı alanlara hapsolur olduk. Gri gökyüzü, boğucu hayat temposu hele de şu an içinde olduğumuz pandemik süreçte, biraz mola almayı lüzumlu kılıyor.

Devamını Oku

değişen dünya: sosyal medyadan duvağıyla çıkmak

Özellikle 2000’lerden beri, bildiğimiz hiçbir şey aynı değil, dünya tanıdık olmaktan öte artık… Fiziksel diye tabir edeceğimiz; sürat, hız çağıyla beraber, iletişim, ileti alıp gönderdiğimiz teknikler de bambaşka şeylere dönüştüler…

Devamını Oku

DEĞİŞEN DÜNYA: SOSYAL MEDYADA FLÖRTLEŞİYORUZ DA GÜVENİYOR MUYUZ?

Toptan değişen dünya düzeniyle, hayatlarımız dirensek de arzulasak da değişiyor. Günümüzde her şey akılla telefonlar, tabletler, bilgisayarlar üzerinden dönüyor; dolayısıyla da bilmemek/kullanmamak ‘okuma yazma bilmemekle’ eşitlenir duruma kadar geldi…

Hızlanan yaşam temposunun yanında, artan dünya nüfusu ve elbet getirisi trafik yoğunluğu, iş sahaları ve yaşam alanları arası mesafelerinde uzamasıyla, günün en verimli saatlerini yollarda geçirir de olduk…

Tüm bu saydığım veya sayamadığım sebeplerin yanında; iletişim, yazılı ve de görsel medyanın da tekelleşmesi, kabuk değiştirmesiyle beraber, haberi aradığımız mecralar, SMS dediğimiz kısa mesajlaşma formatının evrilmesi…  Hatta aramak için kullanılan telefonların yerine geçen konuşmak için farklı seçeneklerin doğuşuyla, her şeyi tek cihazdan yapar olduk…

Artık haber takip ederken, birileriyle yazılı/sözlü iletişiyoruz. Bunca komplike bir dünyayı barındıran tek cihaz başımızı döndürür, içine çekerken, öte yanda da kuşkusuz ki ağırlaşan yaşam şartları, dış dünya dediğimiz “sokak” veya “hayatın özü” tabir edeceğimizi mekanların tekinsizliğinin de getirisiyledir ki; insani münasiplerimizi de asgariye indirmek/indirmiş düzeydeyiz de haliyle.

Hâl böyle olunca, biz insanlar cinsel yönelimlerimize (hissedilen cinsiyet kimliği) göre, nasıl flörtleşiyor, nerelerde tanışıyor, hayatlarımıza alacağımız kişileri nerelerde buluyoruz?

Evleneceğimiz, sevişeceğimiz, hayatımızı paylaşacağımız insanlarla nerelerde tanışır olduk?  “Eski usul” denilen; aile-eş-dost tanıştırması, mahallenin veya yakın akrabalardaki çöpçatan abların/teyzelerin yerlerini de elimizdeki, masamızdaki tek alet aldı…

Uzun bir girizgâh oldu farkındayım. Sözün özü, öncelikle belki haberi ve hayatı yakalamak, kendimizi keşfetmek/geliştirmek, dünyayı keşfetmek için çıkılan yol, kendi içinde de sınırsız bir dünya ve gerçekliği de barındıran teknolojik alem, başladığımız ve de olduğumuz noktayı da değiştirdi…

Her şeyi yaparken yanında ahbaplar, yeni çevre, farklı bakış açıları, yeni insanlar ve tabiiki de duygusal yakınlaşmalar, maceralar, kimileri için kaçamaklar da barındıran sonsuzluk evreniyle içi içe bulduk kendimizi…

DEĞİŞEN DÜNYA, HAYATIMIZIN NE KADAR İÇİNDE?

Nasıl ve nereden diye başladığım, aynı zamanda da bildiğim/iz bir gerçekliğe de spotları çevirmek üzere çıktığım yazıda, yeni bir soruyla devam ediyoruz. Dolayısıyla da üçüncüsüne geldik “DEĞİŞEN DÜNYA” serimizin.

“Son sevgiliniz/eşinizle nerede tanıştınız” la açılış yapmıştım ilk yazımda, orada gördük ki; çoğunluk “eski usul’ veya ‘bildiğimiz tanışma yöntemleriyle’ tanışmış olsalar da cevaplayanların %35’e yakını “sosyal mecraların” yanında, günümüzün “çöpçatanlık/flörtleşme/eş bulma” sitelerinden tanışır olmuşlar.

Bu anlamda hetero bireyler kadar, lgbti+’lara, İslami usul evlilik sitelerine kadar oldukça geniş bir yelpaze, büyükçe bir pastayı da barındıran sonsuzluk denizini de sunmakta “sanal alem”.

Soru kalıbını daraltıp:” Sosyal mecralardan ilişki yaşadınız mı?” diye sordum sonrasında. İkinci anket ve yazımın temeli de oydu. Önce çıkan cevaplar “evet” ve “daha da ileri götürdük.” Buradan da %70 düzeyinde, sosyal mecraların her anlamda hayatımızın merkezine oturduğu sonucunu çıkartmak da abartıya kaçmayacaktır.  

İnsan olarak hepimizin dürtüleri, arzuları, umutları var, bunun için sanal ağlardan yakınlaşıyor, tanışıyor, becerebilenlerimiz daha da ileriye taşıyor birlikteliklerini, evleniyoruz da… Peki, sosyal ağlar, flört siteleri… güvenilir mi, güveniyor muyuz?

ZURNANIN SON DELİĞİ… GÜVENEBİLİYOR MUYUZ?

Aslındainsanın olduğu, içinde insan olan hangi alan/lar tam güvenli, güvende hissederiz ki? Zamansızlık, ağırlaşan yaşam koşulları, insani münasebetlerin sığlaşması, belki dış dünyada korunaksız hissetmemiz sonucunda sığındığımız “yeni yuvamız” olan sosyal ağlar, hele de konu duygusal yakınlaşmaysa, ne derece güvenilir, güvende hissettirir mi?

Bu kez, “Sosyal mecralarda ilişkiyi/flörtleşmeyi güvenilir buluyor musunuz?” şeklindeydi yeni soru kalıbım takipçilerime, okurlarıma.

“Kısmen”, “Her ihtimale açık”, “Nerede sorun yok ki?” cevaplarıyla beraber, “sorun yaşamadım” diye dördüncü bir seçenek ekledim. Oranlarıyla devam edip, sonuçlara göz atalım mı?

“Her ihtimale açık.”, %46 oy oranı ve en yüksek oy da. Aslında cevap birazda “ortada” ve “yuvarlak” da diyebileceğimiz muğlaklığa da sahip. Biraz tanıyıp, keşfedene kadar her bireyin iyi/kötü, güvenilir/ güvenilmez gibi belirsizlikleri barındırması, her birimizin, birbirimize biraz da “kapalı kutu” oluşumuzdan da kaynaklı.

İlk tanıştığımız da ihtimaller hep yarı yarıya değil midir zati? Bu sanal mecralarda da böyle, tanışılmak için kullanılan her ortam içinde aynı. O sebepledir ki, belki ‘hayatımızın aşkı’ ya da tek görüşmelik bir iletişim olabilir karşımızdaki. Elbet, biz de karşı taraf için öyleyiz.

Şanslı da diyebileceğimiz, %19’luk dilim “hiç sorun yaşamadım.” demiş. Keşke, bu cevabı verebilenler çok olabilseydi… Tıpkı hayatın kendi gibi, sanal mecralar da bizlere “gül bahçesi vaad etmiyor…”

Şanslı dedik ama, belki daha da özenli davranmış olamazlar mı, bu %19’luk grubumuz? Hatta tüm başlangıçlarımızda, biraz daha mı temkinli olmak lazım? Şunu söylemiyorum;” güvenilmez, güvenme” değil de karşı tarafın o güveni oluşturmasına ‘kapı aralamak’, olmadı 1 talep etmek. Güven oluşana kadar serinkanlı davranmak, tarafların birbirlerine eşit ölçüde adım atması olmazsa olmazdır kesin olan…

Kimilerimiz (içinde ben de varım), belki karşımızdakilere fazlaca toleranslı davranıyor, kendimizi kaptırıyor olabiliriz miyiz? Konumuz sanal alem olduğu için değil, ilişkilerdeki genel tavrımız için söylemek istiyorum.

“Nerede sorun yok ki?” Pelesenge dönüştü, farkındayım da nihayetinde de öyle değil mi? İçinde “insan” barındıran ilişki biçimlerinin neresi “kusursuz”, “sorunsuz?” Böyle düşünerek oylayanlarımız ise %17.

Bizler her şeyin içini boşaltıp, bahaneleri başka yerlerde, kişiler de aramıyor muyuz? Sonra da en küçücük şeyleri “erdem” diye ayakta alkışlar olmadık mı?

Öyle veya böyle bozulmayan, kirlenmeyen, hata yapmayan, hayatın içinde “yanlış kişi” ye dönüşmemiş kaçımız kaldık ki? Hatta bu kadar sebep veyahut bahaneciliğe de gerek olmayabilir; o an, orası her neresiyse (mekândan da bağımsız), kimya uyuşmazlığı, iletişim için yanlış zamanlama hatta ve hatta kişiler karşıya kendini net olarak ifade edememiş olabilir, taraflardan birinin veya da ikisinin de art niyetli olması/olabilmesi…

Sonuna kadar sosyal mecralar güvenilirdir, sorun bireylerde gibi bir savunumda yok. Herkes gibi, benim de duyduğum, bazen yakından tanıdığım insanlarında başına gelen vahim olaylar, acı durumlar var. Var, evet de toplu taşımda, bir mekânda, birilerinin tanışmamıza vesile olduğu kişiler de nihayetinde “kavun değiller…”

Demeye çalıştığım; tedbirli olmak bize düşen… Biraz hayat deneyimi kazandıkça belki, limit ve sınırlarımızı keşfederek kendimizi tanıdıkça, yaşadığımız dünyanın/ ülkenin gerçeğiyle yüzleşip bebek adımları atarak, karşıdan ne beklememiz, neler istediğimizden emin olarak bir şeylere başlanabilir, yola çıkılabilir.

Anketi oylayanlar genel itibariyle, sosyal mecralarda ilişkiyi, flörtü güvenilir bulmakta.” Kısmen” diyenlerimiz de %18.  Ben de biraz şu an ki gerçeğimiz pandemiden yola çıkarak:” Temkinli! Ölçülü ve serinkanlı”, üçlemesini genelleyeyim, çözüm gibi görünen…

BİR ANEKTOD DA BENDEN…

Hep yazar bilgiçliğiyle devam ettim şu noktaya kadar. Galiba ilk yazımda demiştim; herkes gibi, benim de sosyal mecralarda da flört deneyimlerim oldu.

Yaşadıklarımdan birini sizlerle de paylaşayım. İlişki de bir hafta, on gün kadar sonraydı sanırım; görüştüğüm insan, DM (Direk Mesajlaşma) dediğimiz alanımda kimlerle, neler yazıştığımız merak ettiğini söyledi. Sonrasında, sosyal medya hesabımın şifresini istedi. Sadece mesajlarımı okumak, böylece “daha da yakınlaşacağımız” savunusunun arkasına sığındı…  

Mesela, o nokta, benim ilişkiyi bitirme sınırımdı. Arkadaşım n’oluyoruz? Hangi hakla, özel alanıma dalmak istiyorsun? “Daha da yakınlaşmak” dediğin şey nedir? Evli bile olsak, bu nasıl bir taleptir? Güvenin oluşmadığı hiçbir ilişki biçimi, sağlıklı değildir…

Kopuş noktası o’dur bende. Şimdi düşününce, aslında oradaki “güvensizlik” de değilmiş galiba… Benim, onda oluşturamadığım güven anlamında deme istiyorum, belki de öyleydi bilinmez… ‘Abi Bey’, kadın arkadaşlarımı “ayarlamanın” peşindeydi sanırım… 

Doğrusuyla yanlışıyla, başlayanı biteniyle, süreniyle lanet okuduklarımızla, kimi zaman da imrenip gıpta ettiklerimizle, sosyal ağlarda, sanal alemlerde: Twitter’da, Facebook’da, İnstagram’da, Whatspp’ta veya da çeşitli mecralarda cilveleşiyor, flörtleşiyor bir şeyler yaşıyoruz.

Yaş gruplarına bağlı olarak, hiç deneyimi olmamış, bu tarz bir yaklaşımla karşılaşmamış olanımız neredeyse yok gibi. Yeni gerçekliğimiz bu.

Ne yaşanırsa yaşansın, sürer ya da sürmez temkinli, özenli, korunaklı, saygı çerçevesinde yaşamak/yaşatmak, kendimizden vazgeçmeden ama karşımızdakinin de kişiliğini zedelememek, özelin de özel kalması elimizde. İnsan kalmak elimizde…

Yazı dizimin sonuna ulaşmış bulunuyorum. Genel bir tablo çizmek, sanal dünyanın hayatımızın ne kadarına inebildiği gerçeğine bakış atma amacıyla başladığım dizide görülen o ki; sadece adı “sanal…”

Yineliyorum;” aşk iyi bir kişidir”, aşksız kalmayın. Sonucunu kestiremeyiz fakat kalbin çarptığını hissetmek güzeldir. Sizi mutlu eden, bir nebze de olsa hayatı daha yaşanılır kılan, bir şeyleri paylaştığınız yer neresiyse “gerçeklik”, sizin gerçeğiniz orasıdır…

Aşkı bulmak, bulunca da sürdürebilmek, belki kendinize veya ilişkinize şans verebilmek, özgüvenle beraber ölçüyü kaçırmadan adım atmayı da ister. O adımı atabilen, hani demiştim ya “gıpta ettiğimiz insanlardan”, dostlarım da olan genç bir çiftle röportajımla, “DEĞİŞEN DÜNYALAR” a da güzel bir final yapacağız.

Aşk filmlerindeki gibi, “mutlu son” la bitireceğiz, çıktığımız uzun yolu. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Aşk, sevgi, mutluluk sarsın her yanınızı. Hazzını, heyecanınızı ben dinlerim. Bana da bulaştırın!

DEĞİŞEN DÜNYA: SANALCIYIZ

Çağ, dünya, yaşam biçimleri, haber alma kanalları, iletişim biçimleri, ilişki kurma biçimlerimiz yavaş yavaş toptan değişiyor. Aslında çok yavaş da denilmez… Bugün, artık internet kullanamamak; okuma yazma bilmemekle eş değer düzeyle eşitlenir oldu…

Devamını Oku

DEĞİŞEN DÜNYA

Devir, dünya, hayat, algılar, yaşam tarzlarımız değişiyor, evriliyor… Adına evrilmek denir mi, yoksa zorunlu uyumlanma getirisi, öte yandan da dayatma mı bilinemese de evriliyoruz…

Çağımız teknoloji, internet, bilişim çağı olunca yaşamlarımız, ilişki kurma, iletişim biçimlerimiz de bu yönde çeşitlilik gösterirken, bir yandan da zaruriyete de dönüşüyor sanki… Şöyle ki iletişim, bilişim anlamında hız kazanan hayat; sokakta, sokak tabir edebileceğimiz iş, ulaşım, trafik, stres durumlarında daha da ağırlaşmaya, çekilmez hâl almaya devam etmekte…

Ömrümüzün yarısı bu keşmekeş, bezgin ruh hâliyle sürerken, hepimiz sokakta, iş-okul gidiş dönüşü gibi zorunlu yolculuklarımızda daha gergin, mutsuz, içimizdeki ‘Ben’in gizlediğimiz robotlaşma sürecine de giriyoruz.

Kadın penceresinden bakarsak; taciz, tecavüz, tehdit gibi durumların da doğurduğu korunma/kendini koruma adına takılmak zorunda bırakılan ‘maskeler’ in de getirisiyle, iletişimin, temasın en minimuma indiği hayatlara dönüşüyor dış dünya…

Bunlar olurken, artık hayatın olanını-bitenini izlediğimiz alanlar, mecralar, haber alma kanallarımız da değişim gösteriyor diğer taraftan.  Günlük hayatı gözlemleme, hızlı göz atma amacıyla başlayan sosyal mecralardaki girişlerimiz, kalışlarımız başkaca dünyalara kapı aralarken; dostluklara, arkadaşlıklara, kaçınılmaz olarak yönelimlerimiz üzerinden flörtleşmelere de dönüşmeye başladı elbet…

SOSYALLEŞMENİN YENİ HÂLLERİ…

Eş, dost, çöpçatan, düğün, toplantı eskilerde tanışma, kaynaşma çoğunluğu içinde evliliğe kapı aralayan yaşamımızın olmazsa olmazları idiler.

Ayak uydurduğumuz, o yöne doğru itilim gösterdiğimiz teknoloji dünyası, sanal alem aynı zamanda bizlere sonsuz seçenekler de   sunmaya başladı. Hemcinsimiz, karşı cinsimiz, arkadaşlık, tanışma kaynaşma ya da varsa başkaca arayışlarımız…

Baş rollerini Meg Ryan ve Tom Hank’in oynadığı, “Sleepness In Seattle/ Seattle’daki Uykusuz” veya “Sevginin Bağladıkları” adıyla vizyona giren filmi izlerken, zatî bildiğimiz bir gerçek üzerine anket açma fikri doğdu. Ülkemizde insanlar nasıl tanışırlar, evlenirler ya da uzun süreli ilişkilerinin başlangıç noktası nasıldır?

Konusu üzerinden hareket ettiğim film; eşi ölen genç bir baba, oğlu ve radyo programıyla değişen hayatları merkezli. Acısını hissettiği, yalnızlığını, mutsuzluğunu bildiği babası için, radyo programı üzerinden babasına, yeni bir eş, kendine de anne aramak ister. Bu kadar anlatım yeter, belki izlemeyenlerimiz vardır.

Bende buradan yola çıkarak takipçilerime: “Son partnerinizle/ eşinizle nasıl tanıştınız?” diye sormuştum. Cevap şıklarına da” Hayatın içinden, eş/dost desteğiyle, sosyal mecralar” ve de “flört siteleri” şıklarını koydum.

KLASİK VAZGEÇİLMEZİMİZ YOKSA HAYATIN GETİRİSİ Mİ?

Klasik tutkumuz mu, anketi cevaplayanların çoğunluğu evli midir veya da yaş ortalamız mı yüksekti bilinmez ”Hayatın içinden” en yüksek oylanan olmuş. Oransal olarak %56 ‘yı yakalamış ilk şıkkımız.

Çarşı pazarda, düğünlerde, toplantılarda, sosyalleşilen her alanda, belki bir gün işe gidiş dönüş anında toplu taşımda, bir çay bahçesinde, kim bilir bir cam bakışmasıyla… Gerçi, benim en favorim komşu evlerde camdan cama bakışmaktı… Tadı, heyecanı ve lezzeti ayrıdır. Misal, yorum olarak “aynı iş yerinde” cevabı da almıştım. Hayatın içinde tanıma/tanışmaya dâir.

Mahallemizin “çöpçatan ablaları, teyzeleri”, belki arkadaşların, ailelerin birilerini bizlere yakıştırmaları, okul arkadaşları/ buluşmaları da” bir/iler/ini” bulduğumuz alanlardır kuşkusuz ki. Anketimizi oylayanlarda oran %5’miş,” Eş/dost desteğiyle” bir araya gelmiş olanlar.

HAYATIN GETİRİSİ Mİ?

Yazının başında da kısmen değinmiştim. Hayatımız, dünya, bakış açılarımız, hayatın dayatmasıyla da teknolojinin merkezlerimize oturması gibi çeşitli gerekçeler/zaruriyet, bizlere bir yandan da başka sınırsızlık, bilinmezlikle dolu alan açıyor. Sosyal mecralar gibi…

Belki iletişim, haber ağlarının çeşitliliği, hızlı oluşunun da etkisi kaçınılmazdır bu da gerçek. Bu tarz temel ‘tercihlerle’ hayatımızın vazgeçilmezi olan alanlarda sosyal mecralar.

Sosyal mecralardaki her gönderi gerek kişisel paylaşım olsun gerekse haber türevli olanlarda dahil, bir temas kurma, iletişim halini de doğuruyor…  Böyle böyle, bazen aynı bakış açısına sahip olduğumuz veyahut da karşı pencereden bakan birileriyle “iletişim/ temas/tanışıklık” boyutunda yakınlaşmalara yol açmakta.

Dostluklar, arkadaşlıklar, tanışmalara dönüşmesi bir noktadan sonra kaçınılmaz da haliyle… Burada da fiziksel, cinsel, duygusal çekimin oluşmayacağını düşünmek de abesle iştigal olurdu…

Sözün özü; artık sosyal mecralar üzerinden tanışan, ilişki yaşayan ve hatta evlenen çiftleri de çevremizde görmek mümkün. Azımsanmayacak orana da sahipler. Ankette, sosyal mecralardan tanıştıklarını söyleyenler %35’lik bir dilim.

Arada mesafe olan; aynı şehirde belki aynı bölgede olan, “sanal alem” diye adlandırılan sosyal mecralar üzerinden tanışmak, birliktelik uyum sağlanabilirse de ileriye taşınması, günümüz için oldukça olağan.

Seçenek bolluğu olan internetin başkaca tanışma yöntemleri de var. Bir dönem mahallemizden, yakın çevremizden alışık olduğumuz çöpçatanlık. Zamanın çoğu sanal dünyada geçince, hele de hayat temposunun yoğunluğu, iş, trafik stresi kaynaklı ‘zamansızlık’ neticesinde; “ruh eşimizi”, “hayat arkadaşımızı” modern çöpçatanlık sitelerinden, arkadaşlık sitelerinden arar, bulur olduk.

%4’ü “flört siteleri” üzerinden tanıştım demiş. Flört/çöpçatan siteleri oldukça büyük bir pastayı da ellerinde tutuyorlar. Her cenah için bu tarz siteler mevcut. “İslami Usülle Evlilik” siteleri bile mevcut artık, sanal dünyanın gerçekliğinde…

Artık sokaktaki her on kişiden dördü, sosyal mecralar ya da flört siteleri sayesinde bir araya gelmekte. Mutlaka hepimizin çevresinde bu tarz ilişkiler, evliliklere şahit olmak da kaçınılmaz…

Bekar olup, 15-45 yaş arasında olup da  flört bazlı tanışmamış, ilişki kurmayan/yaşamayanımız, neredeyse parmakla gösterilecek kadar azdır.

Yazarınızın da bu örneklem içerisinde. Sanaldan, gerçek hayata taşınan, arada mesafeler olup da gidebildiği yere kadar giden birkaç deneyime ben de sahibim…

Devamında iki anketim daha olacak ve finalde de sanal alemde tanışıp, evlilikle noktalayan genç bir çiftin, yakın arkadaşlarımın röportajıyla devam edeceğiz.

Tanışma, ilişki kurma günümüzde nasıl, yöntemlerimiz neler? Hayatlarımız ne yöne doğru gitmekte, bu ilişki biçimlerinin artıları, eksileri nelerdir? Serinin devamında nasıl bir ‘genelleme’ yapılabilir, yapmak mümkün mü netleşeceğimizi umuyorum.

KIBRIS’I BİR KIBRISLIYLA KONUŞMAK: SİNAN DİRLİK

Sosyal medyadan tanıştığım, tanıştığım andan itibaren de sıcaklığından, arkadaşlığından hele de paylaşımlarından çok keyif aldığım, sık sık da tabiri caizse “bulaştığım”, görmediğimde de özellikle gizli gizli de olsa “stalkladığım/sayfasını gezdiğim”, güzel insanlardan birini tanımanızı istedim.

Devamını Oku

AİLE, GİZLİ TANIK

Havalar soğumaya yüz tuttu, soğudu da… İçimizi ısıtmanın, ruhumuzu beslemenin hele de enerjimizi emen siyasetin boğuculuğundan kaçma vaktidir.

Devamını Oku

ÇIKAR UYUŞMAZLIĞI

Duyduğum andan beri nereye konulur, nasıl anlaşılması gerekir, alt metni neyi içerir, dahası bu açıklama nasıl izah edilir, ben mi garibim bunu nasıl anlamalıyım, oldukça kafam karışık…

Devamını Oku
1 2 3 11