GOYGOY YAPIYORDUK OYSA!

Her goygoyda bir şer, bir de hayır vardır… Sizin espri amacıyla ortaya attığınız bir söylem, anket, sav karşılık bulabilir. Kimi zamansa, aslında ‘bir ihtiyacı veya yanlış bilinenleri düzeltme, üzerinde durulması gereken bir soruna’ işaret edebilir.

Kadından çocuğa, evsizden sokak hayvanına, kimi azınlık gruplara, LGBTİQ+ gibi cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ifade eden dezavantajlı gruplar ana akımda, merkez medyada çok fazla yer bulamadıklarından da onlar üzerinde, “kalıp düşünceler”, bazen de  “doğru bilinen yanlışlar” oluşup, o şekilde de devam edebiliyor…

Gerek portal olarak, gerekse kişisel hesaplarımdan da dezavantajlıların daha çok sesi olmaya, kendilerini ifade edebilecekleri bir platform olmaya da özen göstermekteyiz.

 Buradan Sonrası ‘ÖZENDİRİCİ OLABİLİR!?’

28 Haziran Pazar günü, İstanbul Onur Haftası, Haziran Ayı ise” Onur Ayı”ydı. Ülkemizdeki 18. Onur Haftası’nı da geride bırakmış olduk. Pandemi dolayısıyla, tüm dünyada olduğu gibi, çoğu etkinlik bir süredir deneyimlediğimiz gibi sosyal mecralar üzerinden gerçekleşti.

Öncelikle İnsan Hakları aktivisti, sonra ise trans bir kadın olmamdan da kaynaklı, tüm hafta boyunca bu kapsamda, fazlaca ileti paylaştım, gönderilerde bulundum. Son gün olan, İstanbul Onur Haftası’nda da.

Arada muzipliklerim tutar, arkadaşlarım, takipçilerim de bilirler. Meraklı da biri sayılırım. Bu sebeplere ek, bir de yorumcu da olsam ‘gazetecilik’ yanımın ağır basmasının da etkisi, tüm bunların sonucunda; minik bir anket yapma, daha çokçası da goygoy amacıyla böyle bir karara varmıştım.

“Bu kişi, size ibneliği, dönmeliği (trans/seksüel), seviciliği(lezbiyen), biseksliği (biseksüel) özendiriyor mu” diye sormuştum. (Soruda “sokak dili” kullanmak, fobiklik değil, bir yapıbozumdur…Ki bir trans/dönme olarak, bu dili kullanma hakkım vardır. Bende fobiklik oluşturmaz…) Karşılığında da ”evet,hayır,fikrim yok” seçeneklerini sunmuştum.

Anket, 5 saat yayındaydı. 30 kişi oylamış. %13evet, %67 hayır, %20 fikrim yok şeklinde. Kısaca künyesiyle, goygoy anketim böyleydi.

İlk anda biraz şaşkınlık yaratsa da sonrasında bu yazının yazılmasını elzem kıldı.  Nedir bu zorunluluk diye düşünülebilir elbette veya ben gülüp geçemez miydim? Hayır, trans olarak hele de orta karar çok takipçili ve de her mecradan, farklı kesimlerden de takip edilen biri olarak, ayrıca da gene çok çeşitli kesimlerce okunan yorumcu olmam; bu konuda birkaç söz söyleme, belki biri/lerinin kafasındaki yanlış algıyı yıkmaya  yönelik görevim doğar. Görmezden gelmek, kendi kimliğime haksızlık olurdu…

Kaldı ki, kendimi ifade edebildiğim bir mecrada yazabiliyorken, buna sırt çevirme lüksüm de yok. Müsaadenizle, birkaç kelam etmek isterim. Size bir şey katmayabilir, bilgilerinizi tazelemiş olursunuz veyahut da, “hayır” şıkkını cevaplayanlara sözüm.

Özenmek Nedir?

Özenmek bir anlamıyla bir şeyi elden geldiğince iyi yapmaya çalışmak, ikinci anlamıyla herhangi bir duruma,  bir iş yapmaya heveslenmek. Buradan bakınca, ‘bilmek, deneyimlemiş olmak’ gibi anlamlara da ulaşabilmek mümkün görünüyor…

Sevgili dostlar, ‘cinsiyet kimliği, cinsel yönelim’ler, eş-dost tavsiyesiyle, şâyet ‘içsel bir arzu, güdülenme hali’ yoksa, etkiyle oluşan durumlar değildir…

Bizler, yönelim ve kimliklerimizle doğar, kendimizi keşfetme süreçleriyle de anlamlandırmaya başlarız. Kimimiz için heteroseksüel olduğumuzdan yola çıkarsak; karşı cins olan kadın/erkek cezbedici, arzulanandır.

Biyolojik beden olarak kadın/erkek doğup, yine aynı karşı cins olan kadını/erkeği arzulama ihtimalimiz de vardır. Doğduğumuz bedene ait hissediyor ve hemcinsimiz olan kadını/erkeği arzuluyorsak; ’cinsel yönelim’ dediğimiz durumdur ifade edilen.

Cinsel yönelim; gey/eş cinsellik (kadın/erkek), eş cinsellikten söz ederken, kadın eş cinselliğinden ‘lezbiyenlik’ adıyla karşımıza çıkabilir. İkisi de aynı tanımı karşılar. Ülkemizde, “gey” daha çok, erkek eş cinsel için kullanılmakta.

Bir de hem kendi bedenimizdekilere, hem de karşı cinse yönelik arzu duyma hali vardır; ’biseksüellik’ teriminden bahsediyoruz burada da.

Doğdumuz beden kadın/erkek olup, hissedilen beden aynı da olmayabilir. Trans/seksüellik haliyse; tam da bu durumdur. Translardan bahsederken kullanacağımız kavramsa; “cinsiyet kimliği”, kişinin kendini tanımlama halidir. Trans kadın/trans erkek, kimlik beyanıdır.

Ben heteroseksüel kadınım/erkeğim bir kimlik beyanı olup, hetero olduğunu söyleyen birinin, kadından/erkekten hoşlanıyorum demesiyse; cinsel yönelimine dair ifadedir. Mesela, ben heteroseksüel, trans kadınım. (Cinsiyet kimliğimi belirtirken, yönelimimi de vurgulamış oldum.)

Transeksüellik, hissedilen bedendir! Kişinin, tariflediği, kendini tanımladığı beden. Bireylerin bacak arasında olan/olmayan (trans kadın), memelerini olup olmaması, bir şey taktırıp taktırmaması(trans erkek), vücudunda herhangi değişime gidip gitmememisi kadın/erkek olmasına engel değildir… Zorunlu da değildir! Kendinizi ağaç da hissedebilirsiniz, bir elmada… Beyan esastır!!!

LGBTİQ+’lar kısaltmasındaki temel tanımların bazılarını derinlemesine açıklamak, kafalardaki karışıklığa da netlik getirmek istedim.

İnterseksüel doğumda hem kadın uzuvları hem de erkek uzuvlarıyla doğan kişilere verilen addır. Halk arasında ”çift cinsiyet” diye de adlandırılır.

Quee(kuir); tüm tanımların, cinsiyet kalıplarının dışında olmak veya cinsiyet kimliklerini, adlandırmaları reddetmek, atanmış veyahut da doğumla kazanılan cinsiyet/kimlik kalıplarını yok saymaktır. Cinsiyetsizliği de barındıran, ifade biçimidir. Kuir/lik, bir politik ve sosyolojik başkaldırı durumudur da. Kalıpların dışında hissetmedir.

“Evet”çilere Özel!

Öncelikle, sık sık da olsa, bu denli derli topluca, tanımları daha da açarak, yeniden yazma fırsatını vermenize, teşekkürlerimi sunarak başlayayım sözlerime…

Benim, bir takım bilgileri sunmam, paylaşmam sizleri herhangi konuya, hâle, duruma “özendirme” olmayacaktır,  değildir de üzgünüm. Bilinç altınızda bastırılmış duygularınız olabilir, kimlik keşfi veya kargaşası da yaşıyor olabilirsiniz.

Demeye çalıştığım; birilerinin tavsiyesiyle, fiziksel zorlamalarla hissetmediğiniz bir şeyi yaşamanız mümkün değildir. Merak uyandırmaz!

Baskıyla kişiliğimize, arzularımıza ters düşen şeylerin yaptırılmasıysa; ”o şey” ne olursa olsun, bizlerde isteksizlik, şiddetine bağlı olarak travmalara yol açacak, psikolojik sorunsallara bile götürebilme özelliğine de kapı aralar….

Şöyle bir örnekle, toparlamak ya da altını çizmiş olmak isterim: Çocukluğumuzda ebeveynlerimizin, kendi istek ve arzuları doğrultusunda yaptırdıkları her şeyin, biz de karşılığı yoksa, kişisel arzu duymuyorsak, gönülsüzce yapılması, yaparken nefret edilmesi.

Annemiz bizi baleye başlatmak istiyor, ’özendirmeye çalışıyor’ olsun. Yeteneğimiz, arzumuz yoksa, o kursa gitsek bile; balerin/balet olmayabiliriz. İçten içe, baleye karşı nefrette duyarız…

Nokta koyarken, benim sizlere özendireceğim şey; merak duygusu olabilir. Meraktan kastım, belki yazdığım, çizdiğimi yeterli bulmayıp, derinlemesine araştırma arzusu, bilmediğiniz bir konuya cevap, bildiğiniz bir konuda da farklı farklı pencereler açmak.

Belki kimliğimden, yazıp çizdiğimden, paylaştıklarımdan, fikirlerimden rahatsızlık duyup, ankete “evet” demiş olabilirsiniz. Oradan da fobik olma ihtimaliniz doğar! O değilse de, farklı seslere, kişilere tahammülsüzsünüzdür; takibimden çıkabilir, beni “çöpe atabilirsiniz…”

Temas etmenin, birbirine dokunmanın, bilginin gücüne inanlardanım. “Bilme”nin, kişisel değişimiz için, ön yargıları/mızı yıkma, fobikliğe çözüm olduğu inancıyla; kendimi ifade etmeye, bildiğim kadarını paylaşmaya ve hatta “özendirmeye” devam edeceğim…

Reklamlar

CUMARTESİ AKŞAMI BOŞ MUSUNUZ?

2018 yılı Kasım ayı başlarında, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Atölyesi için Antakya’dan davet almıştım. Diğer davetliler de LİSTAG (Lezbiyen, Gey, Transseksüel,Biseksüel, İnterseksüel + Aileleri ve Yakınları Derneği) ailelerinden iki anneydi.

Atölyenin ilk günü için “Benim Çocuğum” film gösterimi ve film üzerinde, konuklarla açılım (bireylerin cinsiyet kimliklerini veya cinsel yönelimlerini aile veya da çevreye açıklaması) süreci, süreç sonrası nasıl yol alındığına dair bilgilendirme, soru-cevap bölümüydü.

Filmden karelerle beraber sohbetimiz de akıyordu. Salonda 60 yaşlarda bir anne ve kızı vardı. Filmle tanışma hikayelerini anlatıyorlardı. Ailenin oğlu gey olduğunu açıkladıktan sonraysa, annenin yalnızlık , çaresizlik duygusunu sezinleyerek film izlettirdiğini anlatıyordu  anne bize.

0

Annenin sözleri, biraz acı doluydu. İlk anlarda nasıl korktuğunu, ‘dünyada tek’ hissettiğini, kimselere dert anlatıp, akıl danışamadığını, çocuğuna karşı nasıl davranması gerektiği konusunda fikrinin olmayışından bahsediyordu. Ara ara da abla söze giriyordu.

Filmle tanışmalarının nasıl onarıcı olduğunu, yalnızlık duygularını yok ettiğini anlattılar. Kadın, “bir benim başıma gelmemiş, tek benim oğlum değilmiş, biraz içime su serpildi, rahatladım” demişti aileleri ve yaşadıklarını izledikçe. “Oradaki aileler, çocuklarıyla barışabiliyorlarsa, üstesinden gelebildilerse, ben neden yapamayayım” diye devam etmişti.

Elbet bazı durumlar, olaylar başımıza geldiğinde, yalnız ve de çaresiz hissedip; “sudan çıkmış balığa dönmek” kaçınılmazdır. Öyle anlarda insanlar en çok da “kendi gibi” insanların yokluğunu hisseder, ihtiyaç duyarlarmış. Anne de bundan dem vurdu. Kişisel olarak röportaj yaptığım aileler ve yakınlarının da en çok yokluğunu hissetiği “kendi gibi insanlar var mı?” Konuşabilmek, içini açabilmek, dertleşebilmek büyük oranda eksiklik duyulan hallermiş.

Neyse ki artık bu ihtiyaçlara cevap verecek aile ve yakınları  dernekleri, derneklerin danışma hatları var. Artık kimse yalnız değil! Aile gruplarıyla tanışmak biraz süreç alır/alıyormuş da, o anlardaysa; “Benim Çocuğum Belgeseli” yol göstericiniz oluyor.

20200626_004331.jpg

Kurgusuyla, tekniğiyle oldukça iyi bir film. 2 perdeden oluşuyor, ilkinde “herkes gibi, her ev ve aile gibi” insanlarla tanışıyorsunuz. Tıpkı bizler, senin, benim gibiler… Kendinizi, kendi evinizi buluyorsunuz.

2.bölümdeyse, o ev/ler/in farklı hallerine tanıklık ederken, çocuklarıyla da tanışıyorsunuz. Aile ve çocuk ilişkilerine, belki çatışma sonrası kurulan bağlara… Spoiler’dan kaçınmaya çalışıyorum, gerisini izlemek size  mi düşse acaba?

“Başka bir aile mümkün” mü’yü merak ediyorsanız hatta ve hatta çocuklarınızın yönelimleri, kimliklerin heteroseksüel (karşı cinsten hoşlanan kadın/erkek) bile olsa, mutlaka ki o ailelerden edineceğiniz deneyimler, farklı bakış açıları mutlaka vardır. “Koşulsuz Sevgi”nin tarifini bulacağınız muhakkak…

2020 Onur Haftası kapsamında BSB’nin (Belgesel Sinemacılar Birliği) Youtube kanalı üzerinden filmin gösterimiyle beraber, yönetmeni Can Candan, LİSTAG Aileleri’nden  de konukları ağırlayacağı bilgisini sizlerle paylaşmak isterim. BSB’nin sayfası ve detaylar için; WWW.BSB.ORG.TR

27 Haziran Cumartesi akşamı, saat 21.00’da başlayacak etkinlik herkese açık. Yönetmene, film ekibine, ailelere sorularınız olabilir, belki de tanımak isteyebilirsiniz.

Temas etmek; tanımaya, anlamaya, s/empatiye kapı aralar. Sinemaya, belgesele, başka dünyalara da ilgi duyuyorsanız, kaçmaz bir fırsat derim.

Programınız uymuyorsa, yine de filmi görmek, belki belleğinizi de yenilemek isterseniz, linkten filme ulaşmanız mümkün:  www.benimcocugumbelgeseli.com Şayet, LİSTAG’a ulaşmayı arzularsanız;” listag.org”  adresi üzerinden de temasa geçebilirsiniz.

Ne yanlışız ne de yalnız! Ailelerimizle, yakınlarımızla, kimlik ve yönelimlerimizle, gökkuşağının altında kocaman bir aileyiz. Fobiler öldürür! Aşk bedende değil, kalptedir! Başka ailelerde, başka bir dünyada mümkün…

20200626_004256.jpg

As bayrakları as! Bu yıl sokaklara çıkamasak da alanlara inemesek de olduğumuz her yer alan, olduğumuz her yer coşku.

18. İstanbul Onur Haftamız renkli olsun. Lezbiyenli, Dönmeli, Geyli, Biseksli, İnterseksli,Quuerli+ olsun. BİZ’li olsun. Ben Nerdeyim mi ayoll #Prideİstanbul2020’deyim. Peki, sen nerdesin aşkım?

20200626_004256.jpg

YARIM EVLER…

Bugün, bazı evler eksik… Bazı evlerde hüzün var… Bazı evlerin çocukları hüzün kuşu… Hele de küçükken tatmışsa acıyı, hafızasında belli belirsiz bile olsa, bir görüntü yoksa naçarlığı tarifsiz…Devamını Oku

Adel Kalemcilik İyilik Değeriyle Doğa İçin İz Bırakıyor

Adel Kalemcilik, gelecek nesillere ve çevreye olan sorumluluğunun bilinciyle hayata geçirdiği çevreci projeleriyle sürdürülebilir bir gelecek için iz bırakıyor.Devamını Oku

Karantina Sonrası Spora Başlama Tüyoları

Pandemi; bir hafta ile başladı ve iki ayı aşkın süredir evlerdeyiz. Spor salonundan, sosyal ortamlardan uzak kaldık.

Devamını Oku

SWAROVSKI’NİN 2020 İLKBAHAR/YAZ GÖZLÜK KOLEKSİYONUYLA GÖRÜŞÜNÜZÜ YENİ BİR ÇERÇEVEYE KAVUŞTURUN

  • Yeni Swarovski Gözlük Koleksiyonu, ilkbahar/yaz sezonuna göz alıcı bir enerji katan oldukça çeşitli yeni silüetleri ve gökkuşağından ilham alan detayları tanıtıyor
  • Marka bu koleksiyonla kadınları, tarzlarını yenilemeye ve dünyaya olan bakışlarını yeni bir çerçeveye kavuşturmaya davet ediyor
  • Yeni güneş gözlükleri ve optik tasarımlar Swarovski’nin benzersiz ışıltısını taşıyor.

Swarovski bu sezon, ışıltılı ve göz alıcı 2020 İlkbahar Yaz gözlük koleksiyonuyla kadınlara, dünyaya yeni bir çerçeveyle bakmaları için güç katıyor.

Koleksiyon, göz alıcı yeni detaylar ile son moda trendleri birleştiren zamansız şekillere sahip ve tamamı Swarovski’nin benzersiz ışıltısını ön plana çıkaran çeşitli yeni silüetleri tanıtıyor. Gökkuşağından ilham alan yeni renkler; asla eskimeyen ve modanın favorisi olan siyah rengin yanı sıra, daha yumuşak tonlarla da mükemmel bir şekilde parıldayarak sezonun paletine canlı bir enerji katıyor. Her bir tasarımdaki Swarovski kristal detayları, ihtişamın dozunu artırarak bu gözlükleri sonraki seviyeye taşıyor.

KOLEKSİYONDA ÖNE ÇIKANLAR – GÜNEŞ GÖZLÜKLERİ

SK0280: Gökkuşağını ortaya çıkarın

Açık renk kristal spektrumundan ilham alan gökkuşağı Swarovski kristal detayları, yaz görünümünüze mutlu bir renk vurgusu katmak için minimalist yuvarlak metal çerçeveyle yolculuk yapıyor.

SK0281: Gökkuşağı monokromla birleşiyor

Tarzına daha zarif bir renk katmak isteyenler içinse bu moda oval kesimli tarz, çerçevenin ön kısımlarında Swarovski kristaliyle tamamlanan seçkin bir gökkuşağı ışıltısına yer veriyor.

SK0282: İmrenilen kedi gözü yeniden canlandırıldı

Bu sezon Swarovski, en çok satan güneş gözlüğü tasarımı Diva’nın yeni bir yorumunu çıkarıyor. Kadınsı ve her zaman moda olan bu yeniden canlandırılmış kedi gözü, metal ön kısmını ve saplarını; geçişli füme camlarla ve Swarovski kristalleriyle süslenen açık altın rengi üst çerçevelerle birleştiriyor.

SK0277: Işıltıyla çiçek açan çerçeveler

Doğadan ilham alan bu romantik tarzla günlük tarzlara ışıltı katın. Çeşitli kesim ve renklerdeki zarif Swarovski inci ve seçkin kristal detaylar, onu kullanan kişinin gözlük saplarında ışıltılı bir bukete hayat veriyor.

SK0286: Işıltılı bir yoruma sahip sade bir estetik

Bu tarz, sessiz ancak öz güvenli kullanıcısı için zarafet yayıyor. Bu moda ikili köprü tasarımı sade estetiği tamamlarken, ön camlarda ise göz damlası Swarovski kristal vurgularına yer veriyor.

SK0289: Gökyüzünden ilham alan bir tarz

Gece gökyüzünün sihrinden ilham alan bu son moda iri yuvarlak çerçeveler, camların etrafında parlatılmış metal tonları ve Swarovski kristallerinin baş döndürücü bir karışımını mükemmel bir şekilde birleştiriyor.

SK0291: Kozmik, zamansız ve kadınsı bir tasarım

Bu tarz da gece gökyüzünden ilham alıyor. Mükemmel koruma için iri bir tasarıma sahip dikdörtgen silüet, parlak ve şık bir dokunuş için sap kısımlarına Swarovski ışıltısı serpiştirilen zahmetsiz bir tasarım.

KOLEKSİYONDA ÖNE ÇIKANLAR – OPTİK

SK5366: Oyuncu bir renk vurgusuna sahip şıklık

Bu oyuncu dikdörtgen tarzla gökkuşağını takip edin. Bu moda asetat ve metal karışımı, parlak tonlardaki ışıltılı Swarovski kristal detaylarla vurgulandı.

SK5364: Canlı bir yoruma sahip yuvarlak çerçeveler

Yuvarlak cam trendi hiçbir zaman bu sezon olduğu kadar güçlü olmamıştı ve Swarovski, sapları süsleyen gökkuşağı veya ton üzerine ton renklerle tamamlanan kristal detaylarla dünyaca ünlü renk uzmanlığını ön plana çıkarıyor.

SK5379-D: Gökkuşağı trendine atıfta bulunan klasik bir tarz

Bu zahmetsiz ve zamansız şekil, yeni sezon için yenilendi. Moda asetat ve metal karışımı, sap kısımlarında renkli Swarovski kristalleriyle vurgulandı. Bu kombinasyon, görünümüne gökkuşağı dokunuşu katmak isteyenler için mükemmel.

SK5362: Göz kamaştırıcı kedi gözü tarzı

Bu olağanüstü kadınsı göz alıcı çerçeveler, popüler Diva serisinin en yeni versiyonu olarak karşımıza çıkıyor.dur. Göz kamaştırıcı Swarovski kristal kumaş, yoğun ışıltı yayan bir tarz sunuyor.

SK5363: Işıltılı bir moda üst çerçeve

Bu tarz, üst çerçeveyi süsleyen Swarovski kristal detaylarıyla çarpıcı bir görünüm sunuyor. En çok satan Diva çerçeveleri, ışıltılı Swarovski kristal kumaş tekniğiyle tamamlanan bu modern kedi gözü tarzına ilham verdi.

SK5369: Romantik, gösterişli ve ışıltılı

Swarovski bu seçkin açık metal çerçeveyi, çeşitli kesim ve renklerdeki zarif Swarovski inci ve seçkin kristal detaylara sahip sap kısımlarında ışıltılı bir çiçek buketiyle süslüyor.

SK5367: Zarif Swarovski inci ve kristal detaylar

Bu dikdörtgen tarz, metal ve asetat bir karışımı birleştiriyor ve sap kısımlarında romantik bir Swarovski kristal ve inci buketine yer veriyor.

SK5380: Aya ve yıldızlara bakın

Bu moda iri yuvarlak çerçeveler, camların etrafında parlatılmış metal tonları ve camların etrafını kaplayan Swarovski kristal kesimlerinin baş döndürücü bir karışımını mükemmel bir şekilde birleştiriyor ve gece gökyüzünün sihrini uyandırıyor.

SK5382: Günlük tarzınıza kozmik trendini aktarın

Sap kısımlarında Swarovski kristal detaylarıyla tamamlanan bu çarpıcı siyah silüetle günlük tarzlara gökyüzünü andıran bir dokunuş katın.

Swarovski hakkında daha fazla bilgi edinmek için bizi Instagram veya Facebook’ta takip edin veya Swarovski.com’u ziyaret edin ve diğer insanların ışıltılarıyla nasıl tarz oluşturduğunu görmek için lütfen Swarovski’nin #SparkDelight platformunu ziyaret edin.

BAŞ ÖĞRETMEN KORONA MI?

Yaz beklerken, kış yaşıyoruz! Dünyanın bilmem neresi için hayallerimiz vardı. Yeni arabalar, evler, maceralar, tatiller, aşklar, heyecanlar, elbette ki bütçelerimiz veya hayallerimiz de doğrultusunda…Devamını Oku

Koronavirüs Yüzünden Taşınıyorlar

Gayrimenkul Danışmanı Evrim Başaran Kırmızıtaş, koronavirüsün yayılımın düşük olduğu bölgelere talebin arttığını söyledi. Devamını Oku

SÖYLEMLER MEŞRULAŞTIRIR

‘’Cinsel İstismara Hayır!’’ ‘’Cinsel İstismara Dur De!’’ gibi sloganlarla sık sık karşılaşıyoruz.

Devamını Oku

“İstanbul’un Değeri Menkulleşerek Korunabilir”

Gayrimenkul portföy ve varlık yönetimi konusunda hizmetler sunan ve gayrimenkulün ticarileşmesi için çalışan GABORAS, sunduğu veri, analiz ve endekslerle gayrimenkul sektörünü yönlendirmeye devam ediyor.Devamını Oku

1 2 3 5