Worldfood istanbul’da sahne yerli girişimcilerin!

Birbirinden farklı konu ve konuklarıyla gıda sektörünün geleceğini belirleyen Uluslararası Gıda Ürünleri Teknolojileri Fuarı – WorldFood Istanbul, dördüncü ve son günündeki son panelde gıda sektörüne yön veren yerli girişimcileri ağırladı. Fuarı uzaktan takip etmek isteyen ziyaretçiler de paneller ve etkinlikleri, Youtube platformundan izledi.

Devamını Oku

MOR ÇATI 30. YILINDA “DEĞİŞTİRMEK MÜMKÜN” DİYOR

Kadına yönelik şiddet alanında mücadele eden Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı bu yıl 30. kuruluş yıldönümünü kutluyor.

Devamını Oku

EBEVEYNLER ÇOCUKLARI DÜNYANIN MERKEZİNE KOYMAMALI

Ankara’da iki çocuk arasında yaşanan ve bir çocuğun hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olay, şiddet konusunu bir kez daha gündeme getirdi.

Devamını Oku

#PAYLAŞMAGÜNÜ 1 ARALIK’TA KUTLANACAK!

Bireylerin, sivil toplum kuruluşlarının, özel sektör kurumlarının ve daha pek çok paydaşın bağışçılığı ve gönüllülüğü kutlayacakları bir kampanya olan #PaylaşmaGünü bu sene ilk defa 1 Aralık Salı günü gerçekleşecek.

Devamını Oku

değişen dünya: sosyal medyadan duvağıyla çıkmak

Özellikle 2000’lerden beri, bildiğimiz hiçbir şey aynı değil, dünya tanıdık olmaktan öte artık… Fiziksel diye tabir edeceğimiz; sürat, hız çağıyla beraber, iletişim, ileti alıp gönderdiğimiz teknikler de bambaşka şeylere dönüştüler…

Devamını Oku

DİYABET HEMŞİRELİĞİ diyabet tedavisinde fark yaratıyor

Diyabet; hasta ve hasta yakınlarının yaşamını ciddi ölçüde etkileyen ve zorunlu yaşam tarzı değişikliklerini gerektiren önemli bir halk sağlığı sorunu. Hayat boyu süren diyabet hastalığının etkilerini en aza indirmek ve yaşam kalitesini artırmak için diyabet hemşireliğinin öneminin her geçen gün ülkemizde daha fazla anlaşılmaya başladığına dikkat çeken Diyabet Hemşireliği Derneği Başkanı ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi SBF Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nermin Olgun, “Diyabet hemşiresinin en önemli rolü diyabet eğitimidir. Diyabet eğitimi, diyabet bakım kalitesini geliştiren, kişinin bireysel yönetimini başarmasını sağlayan önemli bir unsurdur ve diyabet hastaları için oldukça önemlidir; bireyin bilinçlenmesini sağlar” dedi.

Boehringer Ingelheim, Türkiye, Kasım 2020 – Diyabet, komplikasyonları nedeni ile yaşam kalitesini düşüren, körlük, koroner arter hastalığı, böbrek yetmezliği, diyabetik ayak gibi istenmeyen sonuçları olabilen önemli bir hastalık. Bu hastalığa karşı özellikle sağlıklı yaşam alışkanlıklarının edinilmesi, hastaların diyabetle mücadele sürecinde dikkat etmesi gerekenleri bilmesi çok büyük önem taşıyor. Bu kazanımların edinilmesinde ve diyabet hastalarının yaşamını kolaylaştırmada, ülkemizdeki önemi her geçen gün daha fazla anlaşılan diyabet hemşireliği büyük bir rol oynuyor. Bu nedenle 2020 yılı, Florence Nightingale’in 200. doğum yılı olması sebebiyle Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Uluslararası Hemşirelik” yılı ilan edildi. Yine Uluslararası Diyabet Federasyonu (UDF) diyabet hastalığında hemşireliğin ve diyabet eğitiminin önemine dikkat çekmek için bu yılı “Diyabet ve Hemşire” yılı olarak kabul etti ve tema içeriğini “Diyabet Bakımında Hemşire Fark Yaratır” olarak açıkladı.

“Diyabet eğitimi alan hastalar diyabeti kontrol altına almakta daha başarılı”

Diyabet eğitimi alan hastaların diyabeti kontrol altına almakta daha başarılı olduğuna dikkat çeken Diyabet Hemşireliği Derneği Başkanı ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi SBF Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nermin Olgun, “Diyabet hastaları bakım ve tedavi konusunda diyabet hemşirelerinin yardımına gereksinim duymaktadır. Burada önemli olan doğru bir diyabet eğitimi almaktır. Bu eğitim diyabet hastalarının özelliklerine, eğitimin amacına ve eğitim yöntemine göre belirlenmelidir. Bu konuda en büyük sorumluluk hemşirelere düşmektedir. Hemşireler hastaların eğitim ihtiyacının belirlenmesinde ve diyabetlerini kontrol etme becerisi kazandırmada önemli rol oynamaktadır” dedi.

“Diyabet hemşiresi komplikasyonların önlenmesinde hasta ve hasta yakınlarına gerekli eğitimi vermektedir”

Diyabet hemşirelerinin hastaların bakım ve tedavisi ile ilgili uygulamaların tümünü dikkate aldığını belirten Olgun; “Diyabet hemşiresinin görevleri arasında; bakım ve tedaviyi takip etmek, eğitim ve bakım ihtiyacını belirlemek, hastaların bakımında görev almak, yaşam kalitesini yükseltmede gereksinim duyulan konularda danışmanlık yapmak, hastaların kendi kendini yönetmesine destek olmak, hekim tarafından belirlenen tedaviyi yönetmek, diyabetle ilgili her düzeyde eğitim programının geliştirilmesinde rol oynamak ve hastalara günlük yaşamda gereksinim duyacakları sağlık önerileri ve sosyal haklar konusunda bilgi ve beceri kazandırmak gibi kritik noktalar vardır. Burada önemli olan hastanın takibini düzenli şekilde yapmak ve komplikasyonların önlenmesinde hasta ve hasta yakınlarına gerekli eğitimi vermektir” dedi.

“Eğitim diyabet tedavisinin temel taşıdır”

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre diyabet eğitiminin diyabetin temel taşı olduğuna ve hastaların toplum ile bütünleşmesinde yaşamsal önemi bulunduğuna dikkat çeken Olgun diyabet eğitimini; “Eğitim, Dr. Eliot Joslin’in de belirtiği gibi diyabet tedavisinin bir parçası değil, tam tersine tedavinin bizzat kendisidir. Amacı, diyabetli bireyin kendini daha iyi hissetmesini sağlamak, hastalığı daha iyi kontrol ederek hastayı oluşabilecek yan etkilerden korumak, tedavi giderlerini azaltmak, tedavi hatalarını azaltmak ve hastanın yeni teknolojiyi kullanabilir hale gelmesine katkıda bulunmaktır” diye ifade etti.

Diyabet hastaları günlük hayatta nelere dikkat etmeli?

Diyabet hastalarının rutin olarak dikkat etmesi gereken konular olduğunun altını çizen Olgun, “Hastalar tedaviye tam uyum göstermeli, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını bırakmamalı, diyabet kimlik kartlarını sürekli yanında taşımalı, insülin uygulama becerisi kazanmalı, diyabetik ayak ile ilgili dikkat etmesi gerekenleri unutmamalı. Bu önemli noktalardan birinin bile atlanması diyabet kaynaklı komplikasyonların gelişmesine neden olabilir” uyarısında bulundu.

“Diyabet tedavisini merkezine alan bir firma olarak diyabet hemşireliğinin öneminin farkındayız”

Neredeyse tüm dünyayı etkisi altına alan diyabet hastalığının Boehringer Ingelheim’ın da en önemli mücadele alanlarının başında geldiğini belirten Boehringer Ingelheim Türkiye Metabolizma İş Birimi Direktörü Arif Ok; “Bu hastalığın farkındalığını artırmak adına sürdürülebilir projeler yürüten ve ülkemizdeki tüm Tip 2 diyabet hastalarına geleceğin tedavilerini sunmak için çalışan Ar-Ge odaklı bir firma olarak, Tip 2 diyabette yaşamları değiştiren çığır açıcı tedavileri Türk tıbbının hizmetine sunuyoruz. Büyük bir eforla mücadele ettiğimiz bu hastalığın tedavisinde diyabet hemşireliğinin ne kadar büyük bir önemi olduğunun farkındayız” dedi.

Ok, Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun diyabet eğitiminin önemine dikkat çekmek için bu yılı “Diyabet ve Hemşire” yılı olarak kabul etmesinin çok anlamlı olduğunu aktararak, “Diyabet tedavisinde hastaların doğru eğitim alması hayati önem taşıyor. Bu nedenle ülkemizde diyabet hemşireliğin öneminin her geçen gün daha da artacağına inanıyoruz. Diyabet hemşireleri diyabetle mücadelenin isimsiz kahramanları ve onların azmi sayesinde diyabete karşı daha fazlasını birlikte başaracağız” dedi.

DEĞİŞEN DÜNYA: SOSYAL MEDYADA FLÖRTLEŞİYORUZ DA GÜVENİYOR MUYUZ?

Toptan değişen dünya düzeniyle, hayatlarımız dirensek de arzulasak da değişiyor. Günümüzde her şey akılla telefonlar, tabletler, bilgisayarlar üzerinden dönüyor; dolayısıyla da bilmemek/kullanmamak ‘okuma yazma bilmemekle’ eşitlenir duruma kadar geldi…

Hızlanan yaşam temposunun yanında, artan dünya nüfusu ve elbet getirisi trafik yoğunluğu, iş sahaları ve yaşam alanları arası mesafelerinde uzamasıyla, günün en verimli saatlerini yollarda geçirir de olduk…

Tüm bu saydığım veya sayamadığım sebeplerin yanında; iletişim, yazılı ve de görsel medyanın da tekelleşmesi, kabuk değiştirmesiyle beraber, haberi aradığımız mecralar, SMS dediğimiz kısa mesajlaşma formatının evrilmesi…  Hatta aramak için kullanılan telefonların yerine geçen konuşmak için farklı seçeneklerin doğuşuyla, her şeyi tek cihazdan yapar olduk…

Artık haber takip ederken, birileriyle yazılı/sözlü iletişiyoruz. Bunca komplike bir dünyayı barındıran tek cihaz başımızı döndürür, içine çekerken, öte yanda da kuşkusuz ki ağırlaşan yaşam şartları, dış dünya dediğimiz “sokak” veya “hayatın özü” tabir edeceğimizi mekanların tekinsizliğinin de getirisiyledir ki; insani münasiplerimizi de asgariye indirmek/indirmiş düzeydeyiz de haliyle.

Hâl böyle olunca, biz insanlar cinsel yönelimlerimize (hissedilen cinsiyet kimliği) göre, nasıl flörtleşiyor, nerelerde tanışıyor, hayatlarımıza alacağımız kişileri nerelerde buluyoruz?

Evleneceğimiz, sevişeceğimiz, hayatımızı paylaşacağımız insanlarla nerelerde tanışır olduk?  “Eski usul” denilen; aile-eş-dost tanıştırması, mahallenin veya yakın akrabalardaki çöpçatan abların/teyzelerin yerlerini de elimizdeki, masamızdaki tek alet aldı…

Uzun bir girizgâh oldu farkındayım. Sözün özü, öncelikle belki haberi ve hayatı yakalamak, kendimizi keşfetmek/geliştirmek, dünyayı keşfetmek için çıkılan yol, kendi içinde de sınırsız bir dünya ve gerçekliği de barındıran teknolojik alem, başladığımız ve de olduğumuz noktayı da değiştirdi…

Her şeyi yaparken yanında ahbaplar, yeni çevre, farklı bakış açıları, yeni insanlar ve tabiiki de duygusal yakınlaşmalar, maceralar, kimileri için kaçamaklar da barındıran sonsuzluk evreniyle içi içe bulduk kendimizi…

DEĞİŞEN DÜNYA, HAYATIMIZIN NE KADAR İÇİNDE?

Nasıl ve nereden diye başladığım, aynı zamanda da bildiğim/iz bir gerçekliğe de spotları çevirmek üzere çıktığım yazıda, yeni bir soruyla devam ediyoruz. Dolayısıyla da üçüncüsüne geldik “DEĞİŞEN DÜNYA” serimizin.

“Son sevgiliniz/eşinizle nerede tanıştınız” la açılış yapmıştım ilk yazımda, orada gördük ki; çoğunluk “eski usul’ veya ‘bildiğimiz tanışma yöntemleriyle’ tanışmış olsalar da cevaplayanların %35’e yakını “sosyal mecraların” yanında, günümüzün “çöpçatanlık/flörtleşme/eş bulma” sitelerinden tanışır olmuşlar.

Bu anlamda hetero bireyler kadar, lgbti+’lara, İslami usul evlilik sitelerine kadar oldukça geniş bir yelpaze, büyükçe bir pastayı da barındıran sonsuzluk denizini de sunmakta “sanal alem”.

Soru kalıbını daraltıp:” Sosyal mecralardan ilişki yaşadınız mı?” diye sordum sonrasında. İkinci anket ve yazımın temeli de oydu. Önce çıkan cevaplar “evet” ve “daha da ileri götürdük.” Buradan da %70 düzeyinde, sosyal mecraların her anlamda hayatımızın merkezine oturduğu sonucunu çıkartmak da abartıya kaçmayacaktır.  

İnsan olarak hepimizin dürtüleri, arzuları, umutları var, bunun için sanal ağlardan yakınlaşıyor, tanışıyor, becerebilenlerimiz daha da ileriye taşıyor birlikteliklerini, evleniyoruz da… Peki, sosyal ağlar, flört siteleri… güvenilir mi, güveniyor muyuz?

ZURNANIN SON DELİĞİ… GÜVENEBİLİYOR MUYUZ?

Aslındainsanın olduğu, içinde insan olan hangi alan/lar tam güvenli, güvende hissederiz ki? Zamansızlık, ağırlaşan yaşam koşulları, insani münasebetlerin sığlaşması, belki dış dünyada korunaksız hissetmemiz sonucunda sığındığımız “yeni yuvamız” olan sosyal ağlar, hele de konu duygusal yakınlaşmaysa, ne derece güvenilir, güvende hissettirir mi?

Bu kez, “Sosyal mecralarda ilişkiyi/flörtleşmeyi güvenilir buluyor musunuz?” şeklindeydi yeni soru kalıbım takipçilerime, okurlarıma.

“Kısmen”, “Her ihtimale açık”, “Nerede sorun yok ki?” cevaplarıyla beraber, “sorun yaşamadım” diye dördüncü bir seçenek ekledim. Oranlarıyla devam edip, sonuçlara göz atalım mı?

“Her ihtimale açık.”, %46 oy oranı ve en yüksek oy da. Aslında cevap birazda “ortada” ve “yuvarlak” da diyebileceğimiz muğlaklığa da sahip. Biraz tanıyıp, keşfedene kadar her bireyin iyi/kötü, güvenilir/ güvenilmez gibi belirsizlikleri barındırması, her birimizin, birbirimize biraz da “kapalı kutu” oluşumuzdan da kaynaklı.

İlk tanıştığımız da ihtimaller hep yarı yarıya değil midir zati? Bu sanal mecralarda da böyle, tanışılmak için kullanılan her ortam içinde aynı. O sebepledir ki, belki ‘hayatımızın aşkı’ ya da tek görüşmelik bir iletişim olabilir karşımızdaki. Elbet, biz de karşı taraf için öyleyiz.

Şanslı da diyebileceğimiz, %19’luk dilim “hiç sorun yaşamadım.” demiş. Keşke, bu cevabı verebilenler çok olabilseydi… Tıpkı hayatın kendi gibi, sanal mecralar da bizlere “gül bahçesi vaad etmiyor…”

Şanslı dedik ama, belki daha da özenli davranmış olamazlar mı, bu %19’luk grubumuz? Hatta tüm başlangıçlarımızda, biraz daha mı temkinli olmak lazım? Şunu söylemiyorum;” güvenilmez, güvenme” değil de karşı tarafın o güveni oluşturmasına ‘kapı aralamak’, olmadı 1 talep etmek. Güven oluşana kadar serinkanlı davranmak, tarafların birbirlerine eşit ölçüde adım atması olmazsa olmazdır kesin olan…

Kimilerimiz (içinde ben de varım), belki karşımızdakilere fazlaca toleranslı davranıyor, kendimizi kaptırıyor olabiliriz miyiz? Konumuz sanal alem olduğu için değil, ilişkilerdeki genel tavrımız için söylemek istiyorum.

“Nerede sorun yok ki?” Pelesenge dönüştü, farkındayım da nihayetinde de öyle değil mi? İçinde “insan” barındıran ilişki biçimlerinin neresi “kusursuz”, “sorunsuz?” Böyle düşünerek oylayanlarımız ise %17.

Bizler her şeyin içini boşaltıp, bahaneleri başka yerlerde, kişiler de aramıyor muyuz? Sonra da en küçücük şeyleri “erdem” diye ayakta alkışlar olmadık mı?

Öyle veya böyle bozulmayan, kirlenmeyen, hata yapmayan, hayatın içinde “yanlış kişi” ye dönüşmemiş kaçımız kaldık ki? Hatta bu kadar sebep veyahut bahaneciliğe de gerek olmayabilir; o an, orası her neresiyse (mekândan da bağımsız), kimya uyuşmazlığı, iletişim için yanlış zamanlama hatta ve hatta kişiler karşıya kendini net olarak ifade edememiş olabilir, taraflardan birinin veya da ikisinin de art niyetli olması/olabilmesi…

Sonuna kadar sosyal mecralar güvenilirdir, sorun bireylerde gibi bir savunumda yok. Herkes gibi, benim de duyduğum, bazen yakından tanıdığım insanlarında başına gelen vahim olaylar, acı durumlar var. Var, evet de toplu taşımda, bir mekânda, birilerinin tanışmamıza vesile olduğu kişiler de nihayetinde “kavun değiller…”

Demeye çalıştığım; tedbirli olmak bize düşen… Biraz hayat deneyimi kazandıkça belki, limit ve sınırlarımızı keşfederek kendimizi tanıdıkça, yaşadığımız dünyanın/ ülkenin gerçeğiyle yüzleşip bebek adımları atarak, karşıdan ne beklememiz, neler istediğimizden emin olarak bir şeylere başlanabilir, yola çıkılabilir.

Anketi oylayanlar genel itibariyle, sosyal mecralarda ilişkiyi, flörtü güvenilir bulmakta.” Kısmen” diyenlerimiz de %18.  Ben de biraz şu an ki gerçeğimiz pandemiden yola çıkarak:” Temkinli! Ölçülü ve serinkanlı”, üçlemesini genelleyeyim, çözüm gibi görünen…

BİR ANEKTOD DA BENDEN…

Hep yazar bilgiçliğiyle devam ettim şu noktaya kadar. Galiba ilk yazımda demiştim; herkes gibi, benim de sosyal mecralarda da flört deneyimlerim oldu.

Yaşadıklarımdan birini sizlerle de paylaşayım. İlişki de bir hafta, on gün kadar sonraydı sanırım; görüştüğüm insan, DM (Direk Mesajlaşma) dediğimiz alanımda kimlerle, neler yazıştığımız merak ettiğini söyledi. Sonrasında, sosyal medya hesabımın şifresini istedi. Sadece mesajlarımı okumak, böylece “daha da yakınlaşacağımız” savunusunun arkasına sığındı…  

Mesela, o nokta, benim ilişkiyi bitirme sınırımdı. Arkadaşım n’oluyoruz? Hangi hakla, özel alanıma dalmak istiyorsun? “Daha da yakınlaşmak” dediğin şey nedir? Evli bile olsak, bu nasıl bir taleptir? Güvenin oluşmadığı hiçbir ilişki biçimi, sağlıklı değildir…

Kopuş noktası o’dur bende. Şimdi düşününce, aslında oradaki “güvensizlik” de değilmiş galiba… Benim, onda oluşturamadığım güven anlamında deme istiyorum, belki de öyleydi bilinmez… ‘Abi Bey’, kadın arkadaşlarımı “ayarlamanın” peşindeydi sanırım… 

Doğrusuyla yanlışıyla, başlayanı biteniyle, süreniyle lanet okuduklarımızla, kimi zaman da imrenip gıpta ettiklerimizle, sosyal ağlarda, sanal alemlerde: Twitter’da, Facebook’da, İnstagram’da, Whatspp’ta veya da çeşitli mecralarda cilveleşiyor, flörtleşiyor bir şeyler yaşıyoruz.

Yaş gruplarına bağlı olarak, hiç deneyimi olmamış, bu tarz bir yaklaşımla karşılaşmamış olanımız neredeyse yok gibi. Yeni gerçekliğimiz bu.

Ne yaşanırsa yaşansın, sürer ya da sürmez temkinli, özenli, korunaklı, saygı çerçevesinde yaşamak/yaşatmak, kendimizden vazgeçmeden ama karşımızdakinin de kişiliğini zedelememek, özelin de özel kalması elimizde. İnsan kalmak elimizde…

Yazı dizimin sonuna ulaşmış bulunuyorum. Genel bir tablo çizmek, sanal dünyanın hayatımızın ne kadarına inebildiği gerçeğine bakış atma amacıyla başladığım dizide görülen o ki; sadece adı “sanal…”

Yineliyorum;” aşk iyi bir kişidir”, aşksız kalmayın. Sonucunu kestiremeyiz fakat kalbin çarptığını hissetmek güzeldir. Sizi mutlu eden, bir nebze de olsa hayatı daha yaşanılır kılan, bir şeyleri paylaştığınız yer neresiyse “gerçeklik”, sizin gerçeğiniz orasıdır…

Aşkı bulmak, bulunca da sürdürebilmek, belki kendinize veya ilişkinize şans verebilmek, özgüvenle beraber ölçüyü kaçırmadan adım atmayı da ister. O adımı atabilen, hani demiştim ya “gıpta ettiğimiz insanlardan”, dostlarım da olan genç bir çiftle röportajımla, “DEĞİŞEN DÜNYALAR” a da güzel bir final yapacağız.

Aşk filmlerindeki gibi, “mutlu son” la bitireceğiz, çıktığımız uzun yolu. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Aşk, sevgi, mutluluk sarsın her yanınızı. Hazzını, heyecanınızı ben dinlerim. Bana da bulaştırın!

makyajın öteki yüzü

Güzel görünmek günümüzde varoluşumuzun vazgeçilmez bir parçası. Kozmetik endüstrisi bize gençlik güzellik ve cazibe vaat ediyor.

Devamını Oku

FARMASİ SAP TEKNOLOJİLERİ İLE DAHA DA BÜYÜYECEK!

Sağlık ve kozmetik sektöründe faaliyet gösteren Türkiye’nin lider doğrudan satış ve üretim şirketi Farmasi, kendisini dünyanın en büyük doğrudan satış şirketi olma hedefine ulaştırmayı destekleyecek önemli bir altyapı dönüşüm projesine imza atacak. 7 ülkede güçlü bir penetrasyonun eşiğinde olan şirket, kurumsal uygulamalar ve yazılım alanında dünya lideri SAP ve iş ortağı Felece ile yapmış olduğu iş birliği sonucunda S/4HANA Cloud (Bulut) çözümüne geçiş yapacak.

Dünyada 125’ten fazla ülkeye ürün ihraç eden Türkiye’nin lider doğrudan satış şirketi Farmasi, dünyanın en büyük doğrudan satış şirketi olma hedefine ulaşmak amacıyla Bilişim Teknolojileri altyapısını yenileyecek. Kurumsal uygulama ve yazılım alanında dünya lideri SAP’nin bulut tabanlı akıllı ERP ürünü olan S/4HANA Cloud (Bulut) çözümüne geçiş yapma kararı alan Farmasi, tüm operasyonlarını daha modern, inovatif ve güvenilir duruma getirecek.

SAP’nin iş ortağı Felece ile birlikte detaylı analizler yapan Farmasi, mevcut ve gelecekteki gereksinimlere uyum, her temas noktasında üst yönetim ile çalışanlar arasında etkileşim, S/4HANA Cloud (Bulut) çözümünün genişletilmiş sürüm avantajları, dijital çağda geleceğe yönelik teknolojilerle çalışan otomasyon ve yeni nesil iş süreçleri için bir kullanıcı deneyimi sunması gibi avantajlarından ötürü de S/4HANA Cloud çözümüne geçecek.

Geleceği hazır yepyeni bir altyapı

7 ülkede güçlü bir penetrasyonun eşiğinde olan şirket, SAP’nin çözümüne geçerek daha kolay ve merkezi bir finans süreci, bütünleşik bir tedarik zinciri ve üretim süreci, gerçek zamanlı iş birliği simülasyonu ve planlaması, ana süreçlerin otomasyonu, gerçek zamanlı analiz ve raporlama, mobil deneyim gibi yenilikleri altyapısına kazandıracak. Böylelikle departmanlar arasında entegrasyon sağlanarak iş süreçlerinde iyileşme ve şeffaf raporlama imkanı elde edilecek. Ayrıca doğru ve tutarlı veri yönetimi yapılabilecek, barkod okutma ile sevkiyat operasyonlarında hatalar en az seviyeye düşürülecek. Karma palet yönetimi ile de hızlı yükleme yapılabilecek.

Farmasi Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Ceylan açıklamasında, “Farmasi olarak son on yıldır doğrudan satış sektöründe hizmet veriyoruz. Teknolojiyi çok yoğun olarak kullanan bir şirketiz. Farmasi’yi her geçen yıl büyüyen bir teknoloji şirketi olarak görüyoruz ve teknolojik yatırımlar yapıyoruz. Felece ve SAP ile uzun süreli olarak gerçekleştirdiğimiz bu anlaşma ile de kurumsal altyapımızın güçleneceğine inanıyoruz. Aynı zamanda Farmasi’de çalışan arkadaşlarımıza da yine bu yatırım ile değer katacağımıza ve projenin başarılı olacağına inancımız tam.” dedi.

“Farmasi global hedeflerine çok daha hızlı bir şekilde ulaşacak”

SAP S/4HANA Cloud projesinin, bağlan-kullan yöntemiyle kolay uygulama fırsatı sunduğunu vurgulayan SAP Türkiye Bulut ve İş Çözümleri Direktörü Bülent Karal ise “Günümüz koşullarında büyümek, hız kazanmak, verimliliği artırmak, daha esnek bir yapıya kavuşmak ve rekabette öne geçmek için bulutun bir alternatifi yok. Tüm dünyada artan bulut kullanımına paralel olarak Türkiye’de de pek çok farklı sektörden şirket bulut bilişim çözümlerimizi tercih ediyor. Bu kez ülkemizin öncü şirketlerinden biri olan ve Türkiye’yi dünyada başarı ile temsil eden Farmasi’nin altyapısını çağın teknolojileri ile donatan önemli bir projeyi hayata geçireceğiz. SAP’nin akıllı kurumsal kaynak planlama çözümü S/4HANA Cloud sayesinde Farmasi, iş süreçlerini gerçek zamanlı olarak yönetebilecek ve anlık veri alabilme imkânından yararlanacak. Bu anlamlı projede yer almaktan, Farmasi’nin dijital dönüşümünde yol arkadaşlığı yapmaktan dolayı büyük mutluluk ve gurur duyuyoruz.” dedi.

“Tüm süreçlerimiz tek bir platform üzerinde konumlanacak”

Farmasi Dijital Dönüşüm Müdürü İsmet Çakıroğlu da iş birliği ile ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Farmasi olarak ilk etapta S/4HANA Cloud çözümünün temel süreçlerinden finans, üretim, satış, servis, kaynak ve temin ile tedarik zincirini uygulamaya koyacağız. Böylelikle birçok platformda yürüyen süreçlerimizi tek bir platform üzerinde konumlandırmayı hedefliyoruz. Bu sayede, iş süreçlerimizi sadeleştirerek, hızlı büyüme stratejimize paralel olarak daha esnek ve verimli bir yapıya kavuşmuş olacağız. Bu süreçte SAP çözümlerinin yer alacağı en iyi uygulamalar (Best Practices) doğrultusunda standartlaşmayı ön planda tutarak, kişiye bağımlı olmayan, sistematik bir altyapıyı inşa etmeyi amaçlıyoruz. Günümüz mobil dünyasının yeniliklerini bize sunan S/4HANA Cloud ve SAP Analytics Cloud ile karar destek mekanizmalarını çok daha hızlı işletip daha hızlı karar ve aksiyon alabileceğiz.”

“Veri odaklı şirket yönetimi konusunda Farmasi ile güç birliğimiz sektöre öncülük edecek”

SAP’nin çözüm ortağı olarak projede danışmanlık hizmeti veren Felece’nin Pazarlama ve Satış Direktörü Mustafa Çiçekyurt ise şu açıklamada bulundu: “Felece olarak, alanında ilk olan projeleri yapmak konusunda heyecanımız hiç dinmiyor. Türkiye’nin lider markalarından biri olan Farmasi ile bu yolculuğa çıktığımız için çok sevinçliyiz. SAP’nin yetenekleri ve Farmasi’nin mükemmelleşen operasyonel süreçleri birleştiğinde sektöre katma değeri yüksek bir proje bırakmış oluyoruz. Özellikle bulut tabanlı bu kapsamda büyük bir projeye imza atmak bizi de oldukça gururlandırıyor.”

DEĞİŞEN DÜNYA: SANALCIYIZ

Çağ, dünya, yaşam biçimleri, haber alma kanalları, iletişim biçimleri, ilişki kurma biçimlerimiz yavaş yavaş toptan değişiyor. Aslında çok yavaş da denilmez… Bugün, artık internet kullanamamak; okuma yazma bilmemekle eş değer düzeyle eşitlenir oldu…

Devamını Oku
1 2 3 10