TOZ DUMAN ARASINDA YÖN BELİRLEMEK

Ağır bir hava var. Kafalar oldukça karışık, deyim yerindeyse belirsizlikten “göz gözü görmüyor…” Tüm dünyayla birlikte, Vovid19 etkisi, pandemi dönemi. Elbet, dünyayı gözetlerken, merceğimiz öncelikli yaşadığımız topraklar, içteki karar alma süreci ve de politik tavır…

Martayıortalarından beri görmekteyiz ki “mış gibi “yapılmakta, çevresinden dolaşarak da halk kaderine de bırakılmakta…  Gerek tedbirler bazında gerekse de güven vermeyen tanı/ölüm/ veri açıklamalarıyla iyice güvenini yitirmeydi, devam da ediyor aynı tutumuna.

2020’nin başından beri insan elli mi, doğal yollu mu tartışadurduğumuz Covid19 belirsizliğinde, artık başka bir eşikteyiz; aşılardan söz eder durumdayız.

“Faz 3” denilen; gönüllü denekler üzerinden insanların aşılanma sürecinden söz ediyoruz, artık gerçeğimiz halini aldı. Bu, ‘yeni gerçeklik’ ülkede, halkımızda nasıl karşılık buldu, aşıya genel bakış nedir?

ORTALIK TOZ DUMAN…

Aşı süreci ortaya umut doğurdu mu? Kara bulutlar arasından, güneş doğdu mu merakıyla; anket/yoruma dayalı, şu an üçüncüsünü okuduğunuz bir yazı serisine başlamıştım. Serinin genel adı da “Ortalık Toz Duman”dı.

İlk ankette, aşıya ılımlı yaklaşan %35’lik bir dilim vardı.Hayır”, “olanlara bakayım” ve de “kararsızım” toplamda, büyük bir çoğunluğa denk düşüyordu. Tam olarak, tatmin edici bulunduğu söylenemezdi, bana yeterli gelmemişti…

Aslında, başlarken kafamda tek soruluk bir anket ve de yoruma dayalı yazı vardı. Aşı karşıtlığı, kararsızlar oranının fazlalığı, bu konuyu biraz daha deşme, soru kalıplarımı daraltma isteği uyandırdı; neticede üçüncü yazıya kadar ulaştık.

İnsanları sürükledikleri güven bunalımı, kaderlerine terk edişin en somut örneği, derin kaygı ikinci soruda kendini çok net göstermişti… “Covid19’la tetiklenecek kronik hastalıklarınız var… Yine de aşıya karşı çekimser kalır mıydınız?” sorusunu yöneltmiştim. “Evet”, “hayır”, “riski göze alırım!” ve de “kararsızım” şeklinde cevap şıklarını koymuştum.

Kronik hastalıklarına rağmen “riski göze alırım!” seçeneğine oy verenler vardı… Öyle az buz da değil, %19 gibi ciddi bir oran… Hayatımın en zor yorumu olan anketti, “Ortalık Toz Duman” yazı serisinin, ikinci anketi… Yurttaşını bu açmaza iten yönetimlere ne söylense az gelir… Söylenenler de umurlarında olur mu, o da ayrı konu?..

YÖNÜMÜZÜ NEREYE ÇEVİRİYORUZ?

Yönetim ve güven boşluğu bunca derindeyken; üretim/tüketim hız kesmeden devam ederken, bizlere de “ölmemek” düşüyor, kendi korumamızı kendimiz almak zorunda bırakılıyoruz da peki nasıl olacak?

Aşı mesela daha ulaşılır olduğunda, en azından ilk etapta aşılanmaya zorunlu kalan sağlıkçılardan değilsek ve/ya bizler neye göre karar alacağız, kimlerin tavsiyeleri Arap saçına dönmüş kafalarda, kararsızlığımıza dinginlik katar? Mümkün mü, birilerinin iki dudağından dökülecekler yeterli gelecek mi?

“Covid19 aşısına karşı kararsızlığınızı, kafa karışlığınızı yenmekte neyin etkisi olurdu?” Bu yazının anketi ve de konusu bu.” Cumhurbaşkanı/politikacıların olması”, “Sağlık Bakanı tavsiyesi”, “Türk Tabipler Birliği önerisi” seçeneğine ilaveten de “dini otoriteler/tavsiyesi” oylamaya sunduğum seçeneklerdi.

488 kişi oylayıp, içlerinden anket altına yorum bırakanlar da olmuş. Yine yalnız bırakmayan, bırakmamakla homojen bir katılım olması için paylaşan, desteklerini sunan herkese sevgilerimle. Künyesi de böyle anketimizin.

MUHATTABIMIZ KİM? KİMLERİ UMURSAMADIK?

Konu sağlıksa, yönümüzü direkt alanın karar alıcısı “Sağlık Bakanı/Bakanlığına” çeviririz. Bir dönemler, öyle veya böyle halkta karşılığı olan sayın muhatap ”üzgünüz artık bizımla değilsın…” Vatandaşınızda pelesenge dönen bir tabirle izah ettim; siz de “bugün ne giysem?” diye, maske çeşitleriyle arada bayağı sulandırmıştınız sorumluluklarınızı…

Anket katılımcısını 500 kişiye yuvarlamış olsak; ancak 5 kişi sizin tavsiyelerinizi dinlermiş, bakan Koca Bey… %1’le karizmanız yerlerde! Gerek başkanlık ettiğiniz “Bilim Kurulu” nun suya sabuna değmez kararları, gerekse de size bağlı sağlıkçıların domino taşları gibi art arda ölümlerine “alkışlamak” dışında üret(e)mediğiniz “çözümlerinizle”; dibi boylamışsınız…

İnançlar, dini otoriteler ve önderlerinin tavsiyeleri de halk nezdinde, çok da karşılık bulmamış… Üzüldüğümü söyleyemem! Yine yuvarladığımız rakam olan 500 üzerinden hesaplarsak; %2, yani 10 kişi, sadece yönünün buralara çevirebileceğini söylemiş… Bulaşı bazlı bakınca, az rakam değil aslında… Yine de bu süreçte yönün b/ilime dönmüş olmasına sevinmek de güzeldir…

“Cumhurbaşkanı/politikacıların aşı olması”, evet bir gösterge olurdu. Yıllarca her dar boğazda, kemer sıkarken falan ‘acı reçete’ de kobaylar bizlerdik… Hayatta kalmayı başaranlarımız üzerinden, “yaşamaları için daha azı da yeter mi acaba?” hesaplarına iterek, biraz zorlamış olabiliriz beyinlerini… Neyse, bu başkaca bir konu.

Yönetenlerin bu anlamda, biz sıradan vatandaşlardaki karşılığı %7 imiş. Sizlerin sağlıklı kalmanız/kalmamanız, ilk denekler bile olmanız, gündemimizde başı çekmiyormuş… Sizler aramızda ördüğünüz her türlü uçurumla, bizlerle bağı çoktan koparmıştınız zati…

DİRENENLER KAZANDI!

Üzerlerindeki her türlü baskıya, hukuksuzluğa rağmen; toplumcu, halk sağlığı önceliğinden vazgeçmeyen sağlıkçılar, meslek birlikleri TTB (Türk Tabipler Birliği), bu “güven endeksi” listesine de dönen anketin, en çok oylananı olmuşlar.

Mutlaktır ki alanları olan sağlıkta ilk bakılacak yön olmaları, bilimden, ilimden umudu kesmemenin gerekliliği yanında; ilk günden itibaren şeffaf tutumları, baskılanmaya karşın yine de sorumluluklarını vatandaştan yana kullanmaları…

Onca dayağa; dışlanmaya, öldürülmelerine rağmen, meslek hastalığı kabul görmese de koronada ilk ölenler olmalarına karşın, onurla, yüz akıyla mesleklerini icra eden sağlıkçılarımız iyi ki varsınız.

Biliniz ki, birilerinin gönlünde, gözünde “alkıştan” çok daha kıymetlisiniz… Hayatlarınızdan, ailelerinizden vazgeçme pahasına, sürdürdüğünüz görev aşkınız insanlığın ortak hafızasına kazıldı… Yüreklerdesiniz! Keşke, yönetenler olsak da sizler için elimizden fazlası gelseydi…

Sağlıkçılar, doktorlarımız her şeyle beraber, bizler için ve kendilerini korumak adına da “ilk aşı gönüllüsü” de olmaktalar. O, ilklerden birisi, gelecek yazımda, benim de konuğum olacak.

Doktor konuğumla da noktalayacağım yazı serisi boyunca, tabanın kaygılarına ışık tutmak, kararsızlıklarını dile getirmeye çalıştım. Birilerine ulaşır mı bilinmez?  Belki, birbirimizden güç almayı başarır, birilerimizin yönü, çözüm önerileri bize de ışık tutar. Sağlıcakla kalın!

Bir Cevap Yazın