Tek Tıkla Tahsilat Yapabilen Teknopark Onayı Aldı

Kredi kartı veya banka hesabıyla online ödeme yapma seçeneği sunan ilk web tabanlı uygulama Ovinot, yazılım geliştirme projesi için teknopark onayı aldı. Ovinot otomatik makbuz özelliği ile her ay sürekli kesilen makbuzların belirlenen tarihlerde düzenli olarak otomatik kesilmesini sağlıyor.Devamını Oku

AHH EYLÜL…

Yaz bitti, tatil sezonu kapandı. Evlere dönüldü, kesintisiz koşuşturma başladı. Peki 2020 yılının yazını nasıl geçirdik?Devamını Oku

Amazon’da Evcil Hayvan Ürünleri Kategorisi Açıldı

amazon.com.tr, Evcil Hayvan Ürünleri kategorisini hizmete açtı. 300’ü aşkın markadan ürünlerin sunulduğu kategoride mama, kum, oyuncak, aksesuar, mama kabı, giyim ve bakım ürünleri, yatak ve taşıma kafesi gibi 25 binden fazla seçenek tüketicilerle buluşuyor.

amazon.com.tr’nin Evcil Hayvan Ürünleri kategorisinden alışveriş yapan evcil hayvan sahipleri Acana, Dreamies, EverClean, Gimcat, Gimdog, N&D, Orijen, Pisi Pisi, Trixie ve Whiskas gibi popüler markalardan yüzlerce ürüne açılışa özel yüzde 50’ye varan indirimlerle sahip olabiliyorlar.

Ek olarak, HAYTAP iş birliğiyle gerçekleştirilen iyilik hareketi kapsamında tüketiciler HAYTAP tarafından belirlenen mama ihtiyaç listesindeki ürünlerden istediklerini amazon.com.tr aracılığıyla kuruma bağışlayabilecekler.

Evcil Hayvan Ürünlerinin Tek Adresi: amazon.com.tr, 

amazon.com.tr, Evcil Hayvan Ürünleri kategorisinin açıldığını duyurdu. Geniş ürün yelpazesinin sunulduğu kategori, hayvanseverleri kedi, köpek, kuş, balık gibi birçok evcil hayvanın ihtiyaç duyabileceği seçeneklerle buluşturuyor.

Mamadan tasmaya, oyuncaktan giyim ve bakım ürünlerine, akvaryum bitkilerinden hava sirkülasyon motorlarına 25 binden fazla ürünün yer aldığı kategoride Lider, Reflex, Bonnie, Enjoy gibi yerli markalardan Pedigree, Royal Canin, Bibau, Trixie, Acana ve N&D gibi global firmalara 300’den fazla markanın ürünleri hızlı ve güvenli teslimat seçeneği ve cazip fiyatlarla tüketicilere sunuyor.

 

Amazon.com.tr Ülke Müdürü Richard Marriott, “Müşterilerimiz artık evcil hayvanlarının ihtiyaçlarını da sıra bekleme ya da ağır mama poşetlerini taşıma derdi olmadan Amazon.com.tr’nin geniş ürün yelpazesi, güvenilir alışveriş deneyimi ve hızlı teslimat olanaklarından yararlanarak birkaç tıkla karşılayabilecekler. Amacımız tüm müşterilerimiz gibi evcil hayvan sahiplerinin de ihtiyaç duydukları ürünleri mümkün olan en hızlı ve güvenilir şekilde onlara ulaştırarak destek sağlamak. Bu doğrultuda, yerli ve yabancı birçok seçkin markanın ürünlerine yer verdiğimiz Evcil Hayvan Ürünleri kategorimizde binlerce seçenek sunuyoruz. Müşterilerimizin tüm talep ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ürün gamımızı genişletmeye devam edeceğiz,” dedi.

 

Bunun yanında, Amazon.com.tr HAYTAP (Hayvan Hakları Federasyonu) iş birliğiyle gerçekleştirdiği iyilik hareketini de duyurdu. İş birliği kapsamında tüketiciler, Amazon.com.tr üzerinde oluşturulan HAYTAP mama ihtiyaç listesinden istedikleri ürünleri Amazon.com.tr aracılığıyla Türkiye genelindeki bakımevlerine gönderebilecek; ihtiyacı olan hayvanlara hızlı ve güvenli bir şekilde destek olabilecek.

Evcil Hayvan Ürünleri kategorisinden alışveriş yapan Amazon.com.tr müşterileri Acana, Dreamies, Enjoy, Gimcat, Gimdog, King, N&D, Orijen, Trixie ve Whiskas gibi popüler markalardan yüzlerce ürüne açılışa özel yüzde 50’ye varan indirimlerle sahip olabiliyorlar.

Detaylı bilgi için: www.amazon.com.tr/gp/browse.html?node=20230635031

HANGİ BÖLÜMLERDE OKUYAN İŞSİZ KALMIYOR?

Tercih süreci devam ediyor. Meslek tercihlerini belirleyen adaylar en doğru üniversiteyi seçmek için her detayı titizlikle inceliyor.

Devamını Oku

INFLUENCERLAŞTIRAMADIKLARIMIZDAN MISINIZ?

Reklam tarzı, havada uçuşan ütopik rakamlar ve farklı yaşam tarzlarına konuk olmamızı sağlayan yapısıyla sosyal medyanın hayatımıza kattığı en önemli kavramlar arasında influencer dünyası. Çoğu markanın vazgeçilmez stratejileri arasında yer alan influencer kampanyaları sayesinde gelişen, geliştikçe de kendini farklı bir noktada konumlayan apayrı bir kültür.

Influencer Ne Demek?

Kelime anlamıyla “etkileyen” olarak çevirebildiğimiz influencer, anlamının karşılığını vererek insanları etkileme gücü bulunan, hayatlara ve tercihlere yön veren şeklinde ifade edilebilir. Günümüz koşullarında bir kavram olarak ortaya çıkmasının en önemli aracı da sosyal medya. Özellikle Instagram üzerinden farklı içeriklerle takipçi sayısını arttıranların almış olduğu küçük reklamlar neticesinde bir popülerite halinde dönen bu kavram, zaman içerisinde tüm sosyal medya kaynaklarına doğru yayıldı.

Bitmeyen Bir Ego Dünyası

Ünlülerin hayatında bildiğimiz yüksek reklam ücretleri, az iş ama çok para mantığı influencer dünyasında da bir ego olarak yer alıyor. Özellikle mütevazi yaşam tarzından gelerek, sadece takipçi sayısını arttıranların gelirinin yanında egosu da besleniyor ve bitmek bilmez bir ego dünyasının kapıları açılıyor. Genelleme yapmak her konuda olduğu gibi bu alanda da yanlış olsa da ön plana çıkan belli başlı durumlar sebebinde, influencer dünyasının bir egolar yarışına dönüştüğünü söylemek mümkün.

Influencer’ların en büyük özellikleri markalarla serbestçe çalışabilmeleri. Markaların kendi pazarlama stratejilerine uygun olarak belirlenen isimlerle birlikte markalar daha çok kişiye ulaşırken, influencer’lar için de kaynak artıyor. Özellikle 2016 yılından bu yana artan bu reklam ve iletişim sistemi neticesinde vazgeçilmez olduklarını kavrayan isimlerin, sosyal medya dışındaki alanlarda da egolarını yarıştırdıklarını söylemek mümkün.

Markalar Doğru Mu Yapıyor?

Çok büyük prodüksiyonlar, görüntü kalitesi yüksek çekimler, standlar, afişler gibi yüksek bütçeli reklamların yerini alan influencer kampanyaları teks eferde çok daha fazla kişiye ulaşmanın önünü açıyordu. Bir ‘özenme’ kültürünün sonucu olarak sosyal medya kullanıcıları için harekete geçirici olan bu reklam kampanyaları, markaların çok fazla işine yaradı.

2016-2019 yılları arasında sektördeki tüm influencerlarla çalışmak için yarışan markalar, çok da etkili seçenekleri neticesinde reklam sektörünün bir parçası oldu. Fakat 2020’ye gelindiğinde işler biraz daha değiştir. Influencer olmaktan çıkıp artık en çok bilinen ünlülerden bile daha ön planda yer alan isimler haline gelen influencer’lar beraberinde düşmanlığı da getirdiği için artık çok etkili olmamaya başladılar. Markaların tek bir isimle uzun süre çalışması daha ön planda yer almaya başladı.

Her Markanın Yüzü

Markaların ve influencer’ların ortak hatası çeşitlilik oldu. Her ne kadar her alanda etkileşim mümkün olsa da infleuncer’ların para ya da bilinilirlik için rakip markaları bile aynı anda kabul etmiş olması bir kaos ortamı yarattı. Bugün Flormar’ın ojesini tanıtan aynı yüz yarın Golden Rose’un ojesini tanıttığında kendi güvenilirliğini kaybettiği gibi markanın da dengesini sarsmış oldu. Bu durum hala devam etse de eski sistemde olduğu gibi reklam konusundaki sadakat durumu çok daha önemli bir noktaya geldi. Bu yüzden markaların ‘yüz’ konusunu daha iyi kullanması gereken bir döneme doğru evrildiğimizi söylemekte fayda var.

Sonsuz Bir Yargılama Dünyası

Çok küçük işlerden gelen büyük paraların neticesinde yaşam tarzlarını da daha rahat izlediğimiz influencer’lar için de durumun belli noktalarda zorlaştığını söylemek zorundayım. Sosyal medyanın beraberinde getirdiği linç kültürü ve herkesin herkese istediği hakareti yazabilmesi gibi haksız bir özgürlük alanı varken, her şeyiyle ön planda olan influencer’lar da bu okların hedefi oluyor.

Çok basit bir örnekle açıklamak gerekiyor. Seversiniz, sevmezsiniz, isim önemli değil. Benim de çok takip ettiğim bir isim olmasa da bir influencer kendi sosyal medya hesabına koymuş olduğu shop’lu fotoğrafının ardından 1 saat sonra sosyal medyada olduğu gibi magazin tarafından da orijinal fotoğrafları yayılarak adeta yargılanmaya başladı. Sonrasında yaptığı açıklamayla mantıksız ve çelişkili ifadelerde bulunsa da hiçbirimizin yargı seviyesini sıfırın altına düşürmeye hakkı yok. Yani eksilerde dolaşan bir kalitesizlikle shop ile fotoğraf paylaşan kimseyi yargılamak, kimseye hakaret etmemek gerekiyor.

Az takipçili, kendi halinde herhangi bir arkadaşınız shop’lu fotoğraf paylaştığında yargılama seviyeniz ne derece oluyor? Hangi sınırlarda eleştiriyorsunuz? Ağzınıza alınmayacak lafları söylüyor ya da hedef haline getiriyor musunuz? Bu sorular git gide uzayıp gidiyor

Hakaret Özgürlüğümüz Yok

Kaliteli içerikleriyle var olan ya da daha kabul edilemez yaşam tarzıyla influencer dünyası vazgeçilmez noktamız. Markaların ne derecede önem verdiğinin dışında influencer kavramının en önemli sebebi aslında bizler, yani takipçileriz. Kazandıkları paralar, yaşam alanları, kültürleri ya da tarzlarıyla her ne kadar sevmesek de HAKARET ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ YOK. Düşüncelerimizi belirtme, yorum yapma hakkına ne kadar sahipsek, hakaret ya da küfür etmek hakkına da o kadar sahip değiliz.

Influencer sektörü zaman içerisinde nereye evrilir bilinmez ama sosyal medyanın verdiği özgürlükleri ve fırsatları yanlış değerlendirdikçe toplumsal yozlaşmanın hızlanacağından da şüphe etmemek gerek.

 

 

YÜZBİNLERCE SERBEST MESLEK’Lİ e-SMM’Lİ OLDU!

Ülkemizde elektronik belge uygulamaları ile ilgili düzenlemeler giderek yaygınlaşıyor.

Devamını Oku

Sanat, Yaratıcılık, Üretkenlik ve Masal Küresi: Arzum Orhan

Pandemi döneminde yaptığı çalışmalarla bir gün karşımıza çıkan basın bülteni ile tanıdım ilk kez Arzum Orhan’ı. Resimlerindeki duygunun anında geçmesinin yanında, hali hazırda devam eden projesi ile de ses getirmeye çok yakın. Röportajı maalesef yüz yüze yapamadık, hatta sesini bile duyamadım. Ama iletişim kurduğum andan itibaren samimi yapısı ile yazılı röportajı kabul etti ve her ne kadar ‘sohbet’ denmese de küçük bir röportaj gerçekleştirmiş olduk. Şunu belirtmeden de geçemeyeceğim ki röportajda tiyatro öğrencisi olduğunu öğrenmem, sanki ileride Arzum Orhan ismini daha çok duyacağız hissini de beraberinde getirdi, belki de benim hayata geçiremediğim hayalim olduğu içindir 🙂

En kısa zamanda, pandemi sürecini atlatır atlatmaz, yüz yüze gerçekleştireceğimiz röportajlardan önce Arzum Orhan ile gerçekleştirdiğim röportaj sizlerle…

Arzum Orhan kimdir:                       

1995 yılında Eskişehir’de doğan Arzum küçük yaşlarından beri müzik, dans, resim gibi sanatın birçok dalıyla ilgilenmektedir.

Hiçbir eğitim almadan 5, 6 yaşlarında evdeki orgu çalmaya başlamasıyla müziğe olan ilgisi kendini gösterir. Daha sonra birçok ensturman çalması ve Eskişehir Atatürk Güzel Sanatlar Lisesi’ni kazanmasıyla müziğe olan ilgisini eğitimiyle pekiştirir.

9 yaşında Anadolu Üniversitesi ‘Çocuk Halk Oyunları Topluluğu’nun dans sınavlarını kazanmasıyla hayatı boyunca devam edeceği dans eğitiminin ilk adımlarını atmıştır.

10 yaşında gittiği dershanede tiyatro ekibine seçilir, ekipte en küçük yaşta olan kişi kendisidir. Kazım Sinan Demirer’in yönetmenliğini üstlendiği  “Pamuk Prens ve Yedi Cüceler” çocuk oyununda “Cadı” rolüne seçilmesiyle 10 yaşında ilk sahne deneyimini yaşar.

0

Lisede müzik eğitimi almasına karşın tiyatroya olan ilgisi devam etmektedir ve çeşitli gençlik tiyatrosu ekipleriyle tiyatro eğitimini devam ettirir.

Liseden mezun olduğunda yetenek sınavlarına ‘tiyatro’ alanında girerek Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dramatik Yazarlık/ Dramaturgi bölümünü ikincilikle kazanır. Orada bir sene eğitim gördükten sonra 2015 yılında Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda Tiyatro Bölümü’nün sınavlarını kazanarak, eğitimine oyunculuk alanında devam eder.

Eğitim süreci boyunca birçok kısa film, tiyatro ve reklam projesinde yer alan Arzum, Mimar Sinan Üniversite’sinde eğitimini sürdürmeye devam etmektedir.

Arzum, bir sanatçı olarak nelerden besleniyorsun?

Bir sanatçı olarak kendimi tanımlamak kulağa biraz büyük bir şey gibi geliyor, ama uzun yıllar sanat alanında faaliyet gösteriyor olmam evet doğru, bu masal projesi de benim açımdan yayınladığım ilk somut üretim örneklerden biri oldu.

0-2

Masal projesine istinaden bir cevap olmayabilir ama sanat hayatımda ve bakış açımda müzikten, resimden, filmlerden, kitaplardan, insanlardan besleniyorum. Düzenli olarak bir şeyler yazıyorum. Kendi yazdığım şeyler üzerinden düşünürsem, sanırım yoğun olarak ‘his’lerden besleniyorum diyebilirim.

Masal Küresi nasıl bir proje? Kaynağı nedir ve neleri amaçlar?

Masal Küresi, benim uzun zamandır eyleme geçmek istediğim seslendirme alanına Pandemi vesilesiyle başladığım ve masal seslendirip YouTube ve İnstagram platformlarında paylaştığım çeşitli sanatçı dostlarımın da bu süreçte bir araya gelmesiyle ortak üretim yaptığımız ( Deniz Perhan, Hale Tosun, Arsal Asal, Berka Kınay, Hilmican Özdemir, Onur Kılıç, Gürkan Özer, Şant Esmer, Bahadır Şahin, Ezgi Temel ve Emre Siyahoğlu adlı sanatçı dostlarımın da gönüllü katkılarıyla… ) kâr elde etmediğimiz gönüllü projem.

Masallara çocuk yaşlarımdan beri ilgi duyuyorum ve masalların iyileştirici özelliği olduğuna inanıyorum. Masal deyince akla hemen çocuklar geliyor. Elbette çocuklara da hitap ediyorum ama hedef kitlem sadece çocuklar değil.

0-1

Kaynağı, açık konuşayım J.K Rowling. Pandemi sürecinde Harry Potter serisini okumaya başladım ve inanılmaz etkilendim. Sonra Rowling’in masalları olduğunu öğrendim, masallarını okur okumaz “Bunları seslendirmeliyim!” dedim. İlk kaydettiğim üç masal J.K Rowling’indi. Ama onları yayınlamadım, bana telif sıkıntısı yaşatmayacağını düşündüğüm Saffet Günersel’in çevirdiği Andersen ve Grimm masallarını okuyarak projeme başladım. Asıl hedefim Anadolu Masalları ve Halk Hikayelerine ses vermek, çünkü kendi topraklarımda çok güçlü bir tabaka var, ondan beslenmek istiyorum.

Covid-19 süreci herkesin hayatında belli değişiklikler yarattı. Belli ki sizin yaratıcılığınızı daha da körüklemiş. Siz bu dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben ‘normal’ hayatımda da hep bir şeyler yapmaya çalışan, hareketli, meraklı biriyim. Ama eğitimim devam ettiği için ve hayat şartlarından, çalışma koşullarımdan dolayı kendime yarattığım boşluklarda seslendirme alanına yer kalmamıştı. Hep harekete geçmeyi düşünüp ertelediğim bir projeydi aslında. (Bunun gibi başka eyleme geçmemiş bir sürü projem var diyebilirim.)

Bu dönem öncelikle herkes gibi beni de kötü etkiledi. Oyunculuk okuyorum ve modellik yapıyorum, günlük hayatımda sürekli iş görüşmelerine gidiyorum, aklım sürekli yeni işlerle meşgul, bir yandan para kazanmaya çalışıyorum. Hafta içi her gün okula gidiyor olmak ve oradaki sorumluluklarım da eklenince, kişisel zamanımı organize etmek bazen zor olabiliyor. Bu dönemde hayatımın durduğunu ve aslında sorumluluklarıma ara verdiğimi fark ettim.

kapak

‘Korku’ evresini biraz atlattıktan sonra, öncelikle bu dünyadan biraz uzaklaşmak için Harry Potter serisini okumaya başladım, sonra yıllardır başlamak isteyip hep ertelediğim spora ve yoga’ya başladım. Ardından çevremin de desteğiyle (Perhan Records) , hiçbir ekipmanım ve mikrofonum olmamasına rağmen battaniyelerin altında telefonla kayıt alarak, bu projenin ilk adımlarını attım diyebilirim.

Bu dönemi kendi açımdan psikolojik olarak da sanatsal olarak da oldukça verimli buluyorum. Bazen hayatımızın döngüsünü değiştirmek birçok şeyi fark etmemize sebep oluyor. “Krizi fırsata çevirdin.” diyor bölüm başkanımız Prof. Dr. Sevgili Merih Tangün. Sanırım öyle oldu.

 Sizi bir sergide görebilecek miyiz? Gelecek dönemdeki projeler nelerdir?

Birkaç tane sergi fikri ortaya atıldı, kolektif olarak seramik, heykel ve müziğin de içinde bulunduğu üç boyutlu sanat eserleriyle masalları birleştirmeyi düşünüyoruz. Ama bu sadece bir fikir.

Bunun dışında masal seslendirici özelliğimi ‘masal anlatıcılığı’na evirmeyi hedefliyorum. Canlı olarak masal anlatmak elbette ki masal seslendirmekten bambaşka ve çok daha zor bir şey. Ama tiyatrocu olduğum için “anlatılıcık” alanında da bir şeyler yapabilirim gibi hissediyorum. Hedefim biraz o yönde de kendimi geliştirmek.

0

Uzun bir süredir üzerine düşündüğüm “feminist masallar” projem var. Araştırdığım kadarıyla böyle bir şey Türkiye’de yapılmamış. Kendi yazdığım, kendi seslendirdiğim ve hatta müziklerini kendim bestelediğim tamamen özgün ve öznel eserler üretmek istiyorum. Ben hiçbir şeyi görev olsun diye ya da yapmış olmak için yapmıyorum. Sadece içimden geldiği şekilde yapıyorum, destek veren sanatçı arkadaşlarda aradığım en büyük kıstas da bu. İçimizden geldiği sürece, içimizden geldiği kadar.

O yüzden gelecek günler neler gösterir bilmiyorum…

 

Kovulacak Bir Halk, Gezi’lecek Bir Zaman?

Tam 7 yıl önce bugün, bu saatlerde başladı yavaş yavaş alevlenmeye her yer. Devamını Oku

HASTALANMAYANLARA DA BULAŞTIRAN NORMALLEŞME

Bir süredir Haziran ayı içerisinde normalleşeceğimize dair konuşmalar yapılıyor.

Devamını Oku

Emekçinin Karantinası Ölüme Yatmak

Bugün 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı! Patron insiyatifiyle şanslı olanlarımız sağlığımız için evlerimizdeyiz. Peki ya diğerleri?Devamını Oku

1 2 3 5