Author Archives: Gökçe Türkmen

Koronavirüs Günlerinde Emlakçılar Nasıl Çalışmalı?

Koronavirüs, tüm sektörlerde olduğu gibi emlak sektörünü de büyük ölçüde etkiledi. Tüm alım, satım işlemleri durma noktasına geldi. Ancak buna rağmen gayrimenkul danışmanlarının küçük bir bölümü işlerine devam etmeye çalışıyor.

Lüks gayrimenkul danışmanı Evrim Kırmızıtaş Başaran, “Bu süreç her şeyi etkiledi. Emlak sektörü de sıkıntılar yaşıyor. Ancak önemli olan sağlık. Bu nedenle tedbirlerimizi alalım ve Sağlık Bakanlığı’nın uyarılarına uyalım” dedi. Başaran, evde kalan gayrimenkul danışmalarına bu zamanı iyi değerlendirmeleri önerisinde bulunarak “Evde olduğunuz sürelerde online eğitimler alabilir, dijital reklamlara ağırlık verebilirsiniz. Öte yandan bu zamanı ilişkilerinizi telefonla geliştirme konusunda bir fırsat olarak görebilirsiniz” diye konuştu.

‘Tedbiri elden bırakmayın’

Başaran, çalışmalarını devam ettiren danışmanları ise tedbirleri elden bırakmamaları konusunda uyardı. “Portföyünüzdeki evlere ulaşmanız sağlık açısından risk taşımıyorsa alıcılarınıza internet üzerinden görüntülü olarak ev gezdirebilirsiniz” önerisinde bulunan Başaran, “İnşaat halinde olan taşınmazları gösterirken kişisel korucu donanım ve sterilizasyonu sağlayalım ve kişilerle sosyal mesafeyi koruyalım” dedi.

Emlak işletmelerindeki ikramları bir süre tek kullanımlık karton bardaklarla yapılması gerektiğini belirten Başaran, “Yakın zamanda yurtdışından gelen ya da hastalık belirtisi gösteren müşterilere hizmet vermeyi durdurun” diye konuştu.

İşletmelerde kolonya ve antiseptik dezenfektanlar kullanılmasını ve kısa aralıklarla el ve yüzleri sabun kullanarak 20 saniye ovalayarak yıkanması gerektiğine dikkat çeken Başaran, şunları söyledi: “Bunlar dışında bakanlığın açıkladığı tedbirlere dikkat edelim ve virüsün minimum zararla ortadan yok olması için çabalayalım. ”

Reklamlar

Bedenininiz KoronaVirüsten Korurken Psikolojinizi de Unutmayın

Koronavirüs gündemi endişe ve korku yüzünden birçok kişinin psikolojisini de etkiliyor.

Birçok kişi gerekenden fazla önlem almaya çalışırken, sürekli virüsün etkilerini gündeme getirip zihnini hastalığın riskleriyle meşgul ediyor. Böyle bir ortamda psikolojik olarak sağlıklı kalmanın yolunu DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psikolog Dilek Saltık anlatıyor.

Son günlerde gündemi meşgul eden koronavirüs ile ilgili haberleri birçoğumuz takip ediyoruz. Bu virüsün ölüm riski ise tedirginlik yaratıyor. Peki, gerekenden fazla önlem almak, zihnimizi sürekli bu riskle meşgul etmek, hayatımızda sürekli bu virüsün panik yaratan etkilerini gündeme getirmek psikolojimizi nasıl etkiler? Bu sorunun yanıtını DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psikolog Dilek Saltık veriyor.

İnsan beyni korkuya sadıktır

Öncelikle virüsü tanımanın, doğru bilgiye ulaşmanın ve bu bilgiler ışığında gerekli önlemleri almanın kişiyi güvende hissettireceğinin altını çizen Saltık, “11 Mart itibarıyla vaka sayılarını araştırdığımızda 119 bin 233 vakanın olduğunu, bunların 4 bin 299’unun ölümle sonuçlanmasına rağmen 66 bin 577’sinin ise iyileştiği bilgisine ulaşabiliyoruz. Bu nedenle virüsten korunmanın yanı sıra bağışıklık sistemimizi ve psikolojik sağlamlılığımızı geliştirmeye odaklanmak daha yararlı olacaktır.Ölümler, kayıplar maalesef hepimize acı veriyor.Ancak yaşamın tüm belirsizliğine rağmen hayata devam ediyoruz. Ölümden daha acı veren durum ise ölüm korkusu… İnsan beyni korkuya sadıktır. En çok neden korkarsanız kendinizi onun içinde bulmanız ise tesadüf değildir. Her an ölüm korkusunu yaşamak kimilerimiz için gerçek bir ölümden daha acı vericidir” diyor.

Zihin korkuyla uğraşır

“Koronavirüsünden bedeninizi korunmaya çalışırken, zihninizin psikolojik sağlamlılığını da önemsemenizde fayda var” diyen Psikolog Dilek Saltık, insan beyninin bir olaydan veya durumdan korku duyduğunda, tüm dikkatini o korku ile ilgili sinyallere açık hale getirdiğinin ve zihnin o korkuyla uğraştığının altını çiziyor. Saltık, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Böyle bir durumda kişi felaketleşme senaryosu ile karşı karşıya gelir. Olayları olduğu gibi değil, olduğundan daha şiddetli yorumlamaya başlar. Bu durum da kaygı bozukluklarının habercisi haline gelebiliyor.

Koronavirüsünü de medyada çokça yer almasının kaygıyı arttırıyor. Ayrıca çok sık yapılan uyarılar, kaygıyı odak noktası haline getiriyor ve kaygı düzeyini yükseltiyor. Burada virüs hakkında doğru bilgiye ulaşmanın ve gerekli önlemlerin alınmasının önemli olduğunu düşünüyorum.”

Çocuğunuz için evdeki gündemi değiştirin

Çocukların ebeveynlerini örnek aldığını hatırlatan Saltık, çocuklu ailelere de önemli önerilerde bulunuyor: “Çocuklar ebeveynlerinin kaygıyla nasıl baş ettiklerini izler ve ebeveynleri örnek alırlar. Evde koronavirüs sıkça konuşuluyorsa gündemi değiştirmelerini öneririm. Kaygısı yüksek olan çocuklara ‘Evet, böyle bir virüs var. Koronavirüsünü biliyor ve tanıyoruz ama hayatımızın merkezine de almıyoruz. Daha önce de buna benzer olaylar yaşandı; kuş gribi, domuz gribi gibi. Bunlar sonsuza dek sürmedi, geldi ve geçti. Biz gerekli önemleri alıyoruz, sağlıklı besleniyoruz, kendimizi koruyoruz ve güvendeyiz’ şeklinde bir konuşma yapılabilir.”

Basit ama etkili yöntemleri es geçmeyin

Psikolog Dilek Saltık koronavirüsten korunmak için Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen basit ama etkili yöntemleri şöyle hatırlatıyor:

  • El hijyenine dikkat edin ve sık aralıklarla elleri en az 20 saniye sabun ve suyla yıkayın. Sabun ve su olmadığı durumlarda alkol bazlı el antiseptiği kullanın.
  • Çiftlik veya vahşi hayvanlarla korunmasız temastan kaçının.
  • Enfekte olduysanız eğer, mesafeyi koruyun, öksürürken, hapşırırken tek kullanımlık kağıt mendil ile ağız ve burnunuzu kapatın. Kağıt mendilin bulunmadığı durumlarda ise dirsek içini kullanın. Ardından ellerinizi mutlaka yıkayın, gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmaktan kaçının.
  • Enfekte olmuş kişilerle yakın temastan kaçının.
  • Enfekte olan kişilerin dokunduğu yüzeyleri dezenfekte edin.
  • Et, yumurta gibi hayvansal gıdaları iyice pişirin.

Ümit Boyner: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bir Seçenek Değil Haktır

8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Boyner Grup çalışanları ve basına yaptığı yazılı açıklamada cinsiyet eşitliğinin sadece kadınlar için değil erkekler için de önemli olması gerektiğini vurgulayan Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner konunun bir kadın-erkek meselesi değil, demokrasi ve haklar meselesi olduğunu belirtti.

Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunun ekonomik, politik, sosyal ve kültürel olarak halen toplumun kanayan bir yarası olduğunu söyleyen Ümit Boyner, “Ülkemizde ve dünyada her yıl binlerce kadın eşleri, babaları, abi veya sevgilileri tarafından öldürülüyor. Şiddet dışında kadın bedenine ve günlük hayata erkek müdahaleleleri sıradan vakalar olmaya devam ediyor. Kadına karşı şiddetle mücadeleyi aşarak hayatın farklı alanlarında eşitliği nasıl kuracağımız meselesine artık geçmemiz gerekiyor. Çünkü kadınların erkeklerle eşit hakları kullanabilmesinin ve toplumsal yaşama katılımlarının türlü yollarla kısıtlandığı veya düzenlendiği toplumların gelişmiş ve medeni olduklarından bahsetmek mümkün değil” dedi.

Ümit Boyner açıklamasına şöyle devam etti: “Politik, sosyal, ekonomik ve çevresel; kısacası “insani” ve “hayati” pek çok problemle boğuştuğumuz günümüz dünyasında, toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı her geçen gün daha da önem kazanıyor, daha çok konuşuluyor. Çünkü hemen hemen tüm insani ve hayati sorunların kökeninde insanlığın en eski eşitsizliklerinden biri olan cinsiyet eşitsizliği bulunuyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sadece “kadın hakları” meselesi değil, kadın-erkek ayırdetmeksizin tüm toplumun huzur ve refahını etkileyen bir “demokrasi” ve “haklar” meselesi olarak görüyorum. Bu nedenle toplumsal cinsiyet eşitliğinin sadece kadınlar için değil erkekler için de önemli ve hayati bir mesele olması gerektiği kanısındayım.

Eğitimde, ekonomide, istihdamda, siyasette, sanatta, sporda toplumun diğer yarısından farklı haklar ve uygulamalara rağmen kadınların mücadele etmekten vazgeçmediklerini, her alanda başarılı kadınların sayısının arttığını görmekten ise mutluluk duyuyorum. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin tercih edilecek bir seçenek değil bir hak olduğunu söyleyemeye devam edeceğiz.

Bu vesileyle tüm kadınların ve toplumsal cinsiyet eşitliğinden yana tavır alan herkesin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.”

« Older Entries