Sürpriz Damatlar

Sonbahara girerken, hadi biraz moral depolayalım. Hele de gündüzlerin kısalacağı, pandemi eksenli belirsizlik gerçeğiyle, daha da fazla evlere kapanıp, evlerde yaşam süreceğimiz süreçte film, hele de komedi iyi derim.

Avrupa’dan, Fransızlar’dan bir film seçtim sizlere. Kafa boşaltmak, aşırı gerginsem de üstelik; ara ara kaçtığım, biraz an’dan uzaklaştığım filmler vardır.

Taşralı, Katolik bir babasınız. Cumhuriyetçisiniz de ayrıca. 4 tane de yetişkin kızınız varsa, ‘evlere şenlik’ bir durum söz konusudur.

Biz de bir deyim vardır ”tahtını yaparsın da, bahtını yapamazsın…” Kızlarınız yetişkinse, evlenecekleri eşlerini belirleme şansınız var mıdır? Orta Doğulu değilseniz en azından…

O baba siz olsaydınız, kimleri damat olarak istemezdiniz? “Keçinin sevmediği ot, burunun dibinde bitermiş.” Acaba, çocuklarınızı seviyorsunuz diye, ailenizde kimlere tahammül etmeye mecbur kalırdınız?

Üstelik de ilk iki damadınız, neredeyse birbirlerine kanlı bıçaklı ırklara mensuplarsa… Aman aman, dediğinizi duyar gibiyim. Bence, büyük konuşmayın yine de…

Bu derece tutucu bir ailenin ebeveynlerisiniz, öte yandan da kızlarınızı çok seviyorsunuz. O zaman, Birleşmiş Milletleri andıran, aile yemeklerine de hazır olmak lazım değil mi?

İlk iki damada, zor alışmaya başlamışken, 3. damat nereli olsun isterdiniz? Bari o Fransız mı olsa? Adam, azıcık gün yüzü görüp huzur mu bulsa?

Öyle bir müjdeyle sevindirmek isterdim sizleri fakat üzgünüm… Sadece, minik bir spoiler: Uzak Doğulu. Ama hatırlatırım, bu ailenin 4 kızı vardı.

Küçük kızları da evlilik aşamasında. Vay ki vay halleri değil mi? Kızınızın, damat adayını tanıştıracağını söyleyip, damada dair ipucu da vermediğini düşünürsek; tanışma öncesindeki gece, yatağınızda uyuyabilir misiniz?

Bu kimci, hangi ırktan, etnisiteden, ne renk… Bari, bu Fransız olsun temennileri ve neredeyse uykusuz geçen bir gece… Yeni damada dair, ipucu vermeyeceğim. Üzgünüm!

Kabuk kıran Fransızlar, aslında “insan” paydası ekseninde buluşulursa ne kadar önemsiz sorunların, sorun ve aile çatışmalarına dönüşmesi üzerine, oldukça akıcı ve dinamik bir film.

Biraz bize, biraz insanlığa bakmak gibi de… Değişen dünya, aile kavramı, iyice küçücük köye dönen dünyadaki tek gerçek değerin aslında “insan/dünya vatandaşlığı”na dair, göndermelerle dolu, keyifli bir durum komedisi.

2014 yapımı, Phillippe de Chauverc imzalı olan, ”Serial (Bad) Weddings” Paris’te çekilmiş. 2 ödül ve 2 adaylığı bulunan, yapım bütçesine rağmen, oldukça iyi gişe başarısı yakalamayı da başarmış.

Christian Clavier’in babayı, Chantal Lauby’in de anneyi oynadığı, kadrosu renkli, keyifle izlenecek bir komediyse aradığınız, en güzel örneklerden birisi. 2019 yılında, devam filmi de çekilmiş demeyi unutuyordum az kalsın.

Nefes alma duraklarınız olsun! Özellikle de gülebilmenin bu derece zorlaştığı günlerde… Bazen hayatın, ‘sizsiz’ akmasına da izin verin… Olanlar, olmakta olanlar, bize rağmen olmuyor mu zaten? Yüzünüzdeki gülücüklerin kime ne zararı var? Daha çok gülebileceğimiz günler temennisiyle, iyi seyirler.

Amazon’da Evcil Hayvan Ürünleri Kategorisi Açıldı

amazon.com.tr, Evcil Hayvan Ürünleri kategorisini hizmete açtı. 300’ü aşkın markadan ürünlerin sunulduğu kategoride mama, kum, oyuncak, aksesuar, mama kabı, giyim ve bakım ürünleri, yatak ve taşıma kafesi gibi 25 binden fazla seçenek tüketicilerle buluşuyor.

amazon.com.tr’nin Evcil Hayvan Ürünleri kategorisinden alışveriş yapan evcil hayvan sahipleri Acana, Dreamies, EverClean, Gimcat, Gimdog, N&D, Orijen, Pisi Pisi, Trixie ve Whiskas gibi popüler markalardan yüzlerce ürüne açılışa özel yüzde 50’ye varan indirimlerle sahip olabiliyorlar.

Ek olarak, HAYTAP iş birliğiyle gerçekleştirilen iyilik hareketi kapsamında tüketiciler HAYTAP tarafından belirlenen mama ihtiyaç listesindeki ürünlerden istediklerini amazon.com.tr aracılığıyla kuruma bağışlayabilecekler.

Evcil Hayvan Ürünlerinin Tek Adresi: amazon.com.tr, 

amazon.com.tr, Evcil Hayvan Ürünleri kategorisinin açıldığını duyurdu. Geniş ürün yelpazesinin sunulduğu kategori, hayvanseverleri kedi, köpek, kuş, balık gibi birçok evcil hayvanın ihtiyaç duyabileceği seçeneklerle buluşturuyor.

Mamadan tasmaya, oyuncaktan giyim ve bakım ürünlerine, akvaryum bitkilerinden hava sirkülasyon motorlarına 25 binden fazla ürünün yer aldığı kategoride Lider, Reflex, Bonnie, Enjoy gibi yerli markalardan Pedigree, Royal Canin, Bibau, Trixie, Acana ve N&D gibi global firmalara 300’den fazla markanın ürünleri hızlı ve güvenli teslimat seçeneği ve cazip fiyatlarla tüketicilere sunuyor.

 

Amazon.com.tr Ülke Müdürü Richard Marriott, “Müşterilerimiz artık evcil hayvanlarının ihtiyaçlarını da sıra bekleme ya da ağır mama poşetlerini taşıma derdi olmadan Amazon.com.tr’nin geniş ürün yelpazesi, güvenilir alışveriş deneyimi ve hızlı teslimat olanaklarından yararlanarak birkaç tıkla karşılayabilecekler. Amacımız tüm müşterilerimiz gibi evcil hayvan sahiplerinin de ihtiyaç duydukları ürünleri mümkün olan en hızlı ve güvenilir şekilde onlara ulaştırarak destek sağlamak. Bu doğrultuda, yerli ve yabancı birçok seçkin markanın ürünlerine yer verdiğimiz Evcil Hayvan Ürünleri kategorimizde binlerce seçenek sunuyoruz. Müşterilerimizin tüm talep ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ürün gamımızı genişletmeye devam edeceğiz,” dedi.

 

Bunun yanında, Amazon.com.tr HAYTAP (Hayvan Hakları Federasyonu) iş birliğiyle gerçekleştirdiği iyilik hareketini de duyurdu. İş birliği kapsamında tüketiciler, Amazon.com.tr üzerinde oluşturulan HAYTAP mama ihtiyaç listesinden istedikleri ürünleri Amazon.com.tr aracılığıyla Türkiye genelindeki bakımevlerine gönderebilecek; ihtiyacı olan hayvanlara hızlı ve güvenli bir şekilde destek olabilecek.

Evcil Hayvan Ürünleri kategorisinden alışveriş yapan Amazon.com.tr müşterileri Acana, Dreamies, Enjoy, Gimcat, Gimdog, King, N&D, Orijen, Trixie ve Whiskas gibi popüler markalardan yüzlerce ürüne açılışa özel yüzde 50’ye varan indirimlerle sahip olabiliyorlar.

Detaylı bilgi için: www.amazon.com.tr/gp/browse.html?node=20230635031

SINIFTA KALDILAR

Medeniyetlerin, adına medeniyet dediğimiz çağın yıkımına doğru yol alıyoruz. Gariptir ki doğa yollu değil, insan kaynaklı, insani zaaflar ve yönetimlerin yeteneksizlikleriyle…Devamını Oku

‘Tanıdıkla Sınırlı Esnek Seyahat’ İçin Yeni Hizmet: Otobüs Kiralama

Türkiye’nin en çok tercih edilen otobüs ve uçak bileti satış platformu obilet.com, pandemide villa, tekne, kamp gibi daha izole hale dönüşen tatil alışkanlıklarını seyahatte de sürdürmek isteyenlere yönelik olarak, otobüs ve minibüs kiralama hizmeti sunmaya başladı. Artık seyahatseverler platform üzerinden yapabilecekleri online kiralamayla, kendi yakın çevreleriyle sınırlı bir yolculuk deneyimi yaşayabilecek ve esnek yolculuk planları oluşturabilecek.Devamını Oku

PUBG MOBILE’DAN İKİ ÖNEMLİ AÇIKLAMA

Dünyanın mobil oyun fenomeni PUBG MOBILE, 8 Eylül’de yayınlanacak 1.0 sürümüyle başlayan yeni dönemin tüm detaylarını paylaştı.Ayrıca Kasım ayında başlayacak olan ve 2 milyon dolar ödül havuzu ile dünyanın en büyük mobil e-spor turnuvası PUBG MOBILE Dünya Şampiyonası duyuruldu.Devamını Oku

SAHA Yazı Dizisi devam ediyor!

SAHA’nın bağımsız sanat yazarlarına destek vermek için başlattığı SAHA Yazı Dizisi devam ediyor.Devamını Oku

TAVANDAN TABANA RAHATIZ

2020 olaylar, yıkımlar ve daha fazlasını ifade eden bir sene oldu. Gerek kişisel gerek toplumsal gerek ise de insanlık adına. Bunlardan biri de tüm dünyanın baş belası Covid19.

Mart ortalarından beridir, Türkiye’nin de yatıp kalktığı gündemi, boğuştuğu düşmanı. Savaşı kimin kazanacağı, elbette ki bizlerin tutumuyla belli olacak.

Haziran’ın 1’inden beri ise hayatımızın başka bir gerçeği var: ”Yeni Normal” Bu süreç ve sonrasının bizlerdeki etkisini, bakış açılarımızda yarattığı, yaratmadığı değişimi irdelemek üzere anketli bir haber dosyası hazırlıyorum. Şu an ikincisini okumaktasınız.

Bunun devamı olarak, 3. bir soruyla, dosyamızın sonuna ulaşacağız. İlkinde, “yeni normal”e dair fikirlerinizin peşine düşmüştüm. Şimdi de biraz daha ileri götürdük sorumuzu ve merakımızı.

‘Geçtiği düşünülen’ şeklinde başlayarak sorduk sorumuzu. Yeni normalimizin öylesine normal, o kadar eski hayatlarımızın devamı niteliğindeki bir nevi pandemi süreci içerisinde değilmişiz gibi…

Twitter takipçilerime bu sefer de “Geçtiği düşünülen, pandemi sonrasına dair bakışınız” sorusunu yöneltmiştim. “Belirsizlik, insanlığa güveniyorum, atlatırız” ve “fikrim yok” seçeneklerini de cevap şıklarına ekledim.

Birbirimize ve İnsana Güvenimiz Sıfır

Güvensizliğin öldüğü günümüzde, yine de “insanlıktan” güvenini kesmeyenlerin oranı %9’muş…  Aslında çok yoruma muhtaç olmayan bir netlik taşıyor.

Hayatımızın ve dünyanının yaşadığı sorunların temelinin, “insan/lık” kaynaklı olduğu düşünülürse, oransal azlık hiç de  garip gelmeyecektir bizlere.

Geçmişten çok ders almış gibi de durmuyoruz. Bencilliğimizden, bana neciliğimizden, var olmak için, sömürü düzenden vazgeçmediğimiz aşikâr.

Misal, bir yanda yatak yoğunluğu sebebiyle eve yollanan, evde karantinada kalması beklenen hastalar. Öbür yanda, testleri pozitif çıktığı halde, kaçak göçek şehir değiştirmeye, oğlunun, kızının, dıdısının dıdısının düğününe, sünnetine gitmek için dalavere çeviren halk.

Daha da vahimi, test kitine ulaşmamın piyongo yakalamaya benzediği günlerde; düzenli test yaptırdığı halde, testi pozitif çıkan, dua isteyen bürokratlar…

Hayatımızda korona öncesi ve sonrasında çok da değişen bir şey yokmuş. Bencillik, ben merkezcilik ve elbette ki gücün, yetkinin kişisel çıkarlar amacıyla kullanılmasında değişim olmadığı da görülmekte…

Güvensizlikten Kaosa

Ekseriya, bizde krizin yönetilemeyişinden kaynaklı olduğunu düşündüğüm, gerek de adını ilk duyduğumuzdan beri geçen, 8-9 ay gibi sürece rağmen tedavi ve aşı çalışmalarındaki yavaş işleyen gelişmeler kaynaklı, karamsar bir tablo hüküm sürmekte…

“Belirsizlik” içinde olanlar, anketimizde %72’lik dilime sahip. Henüz yeni olması, tüm dünyanın hazırlıksız(?) yakalanışı, dünya devletlerinin pandemik süreci, kişisel çıkarları için kullanıyor oluşu, dünden bu güne değişmeyen insan algısı da üzerine eklenince, geleceği “belirsizlik” olarak algılamak kaçınılmaz pek tabii ki…

Evet, yönetenler, yönetimin algısı kuşkusuz ki yetersiz, bunda çoğumuz hemfikiriz. Halk ve bireyselde de bir vurdumduymazlık, aymazlık, artık iyice artığını gözlemlediğim ‘ipin ucunu koyverme’ halleri de yok değil… Kişisel kaygıları tetikleme ve belirsizliğe itiş nedenleri arasında.

Balık baştan kokar misali, tavandaki basiretsizlik, isteksizlik, yönetişimsel problemler belki de tabanı karamsarlığa iterken; öte yandan da ‘adam sende, inceldiği yerden kopar’a, kadar götürebilmektedir…

Arzu Varsa Atlatırız Elbette

%9 da “atlatırız” umudunu taşımakta. Umutlu olmak elbette şu süreçte zinde kalmak, ruh sağlığını da korumak adına önemli. Ki, umutlu olma taraftarıyım. Zaman zaman, zedelense, körelse de umudumu yitirmek istemiyorum.

Umudumu; biraz insanın ders alabileceği arzusuna, biraz tıpta oluşacak gelişmelere, az da olsa dünya geneli, sağlığa yatırımın önceleneceği, eski iş yapış ve de yönetişim hatalarından vazgeçileceği ümidine dayandırmaktayım.

Belki, gereksiz iyimserliktir ya da birilerini durduk yere umutlandırmaktır, nasıl isterseniz öyle adlandırın yine de “atlatırız”, üstesinden geliriz. İnsanoğlunda bir uyanış, bilinçsel sıçrayış da görmüyor değilim.

Oransal olarak, ne diye sorsanız; ben de anketi cevaplayanlar gibi aynı rakamlardadır derim. Yüzdesel olarak, minimum değil mi peki? Elbette ki, çok küçük bir kesimi kapsıyor.

Umutvâri olmak, çevreye bulaştırmak, daha çok sorumluluk almak, hayatın her alanında kişisel denge ve denetleme rolümüzün gereğini yerine getirmek, insani bir yükümlülük.

Kuşkusuz, yerel adını verdiğim ülkemizin ve de dünyanın gündemi, çok iç açıcı değil… Biraz, kendi gündemimizi, kendimiz mi belirlesek? Yalıtıp ara ara kendimizi soyutlasak mı, pompalanan karamsarlıktan, vahşetten ve de dahasından?

Son söze doğru giderken, değişim kişiden başlıyorsa “biz”de mi değişsek? Odaklarımızı, önce kişisel önlemlerimizle beraber, daha da yaşama tutunmamamızı sağlayacak, yine kişisel beslendiğimiz, güçlendiğimiz alanlara doğru mu kaydırsak yavaş yavaş?

Hepimizin kabul ettiği, etmeye mecbur bırakıldığımız, öğrenmek zorunda olduğumuz bir dönüşüm sürecindeyiz. Bildiğimiz, belki özlediğimiz şeyler değişmekte.

Değişim bunca önümüzde oluyorken, direnmek, direnebilmek de olanaksızken, istekli, açık ve de gönüllü olmak da gerekli… Odağımızdan, önceliğimize, düşünüş, iş yapış biçimimize, yaşam biçimiz öncelikle tabiidir ki…

Kontrollü, umutvâri olup, kendimizden, hayattan, türdeşlerimizden vazgeçerek değil, sürecin getirdiği kopuşun farkında da olup, bağ kurmanın başkaca yollarını bularak, yaşamın sadece bize ait olmadığı bilinciyle, bizden başka yaşamların olduğunu unutmadan ve onların daha da farkında olarak, geleceği yakalamamız mümkün.

Sorumluluğumuzun bilincinde olmalıyız! Kendi gelişimimizi tamamlarken, diğerlerine bulaştırmayı, ellerinden tutarak, çekebildiğimiz kadar insanı yukarı çekmeyi ihmal edemeyiz.

Sorumluluk, her anlamda olmak zorunda. Denetlemek, hayatlarımız söz konusuyken; elini taşın altına sokmak, itiraz edebilmek, başkalarının sesine ses katmak… Bunlar, salt bu süreçte luzümlu değil gayet tabii… Başarabiliriz!

DEKORATİF MUMLUK YAPIMIYLA ROMANTİK VE KEYİFLİ BİR ORTAM!

Mumlar, bulunduğu ortama şıklık ve sıcaklık katan dekoratif aksesuarlardan biridir.

Devamını Oku

DİYETTE EN SIK YAPILAN 7 YANLIŞ!

Covid-19 sürecinin de etkisiyle fazla kilolarından şikayet edenlerin sayısı hızla arttı.

Devamını Oku

İYİCE “NORMAL”E DÖNDÜK!

1 Haziran, ülkemizde de bir eşiğe denk düşüyor. Mâlumunuz olduğu üzere, tüm dünya Corona/Covid19 esaretli bir pandemi sürecinde. Yasaklar silsilesi, dev karantina alanına dönüşmüş yerküre kabuğuyla karşı karşıyayız.Devamını Oku

1 2 3