Zoru Seçmek: Trans Erkek Annesi Feride

Trans erkek annesi, zoru seçen Feride…

Bilmediğimiz bir dünya aslında Lgbti+’ların yakınları ve aileleri. İçlerinde neler yaşıyorlar, nelerle yüzleşmek, nelerle baş etmek zorundalar? İçinde yaşadıkları toplumu fark etmeleri, yüzleşmeleri, çevreleriyle ve elbette kendileriyle yüzleşmeleri… Bizler birey olarak, aynı zamanda yaşadığımız toplumumuzda ya da ondan etkilenen, onunla hareket eden, onunla dönüşen –çoğunlukla negatif kalıplarını alan- kısacası parçası da olan… Öyle olunca da toplumun yargılarıyla hareket, kimi zaman kulaktan dolma bilgilerle yanlış da öğrenen veya yaşamadıkça, başına gelmedikçe de merak etmeyen belki de…

Artık sonlarına doğru yaklaştığımız bu serinin adı: Zoru Seçmek. Nedir, kimler ne tarz zorluklarla baş etmek zorunda kalmışlar, evlatları ya da yakınlarıyla barışık yaşamak için ebeveyn olmayı, aile olmanın ne demek olduğunu yeniden, kimi zamansa gerçek anlamda öğrendikleri zorlu yol alış hikayeleri bu serinin konusu. Sevginin gücü, sevebilme yetisinin sorgulanışı… Kimi zaman da empatinin sınırlarının zorlanışı.

Feride anneliği ya da öğrendiği anneliği yeniden sorgulayarak evladına sarılabilmiş, salt evladının mutluluğuyla da yetinmemiş, kendi hayatları ve hikayeleri üzerinden deneyimlerle başka çocuklar da mutlu olsunlar, aileler o süreçte yalnız yol almasınlar diye aktivizme de soyunmuş bir anne. Belki başlarda aktivist olma hedefiyle yola çıkmasa da yola çıktığındaki zamanda yaşadığı yalnızlık ve çaresizlik duygusunun etkisidir elini taşın altına sokmasına iten sebepler. ‘Trans annesi olmak, trans erkek annesi olmak’ ne demek bize Feride anne anlatacak. Oğluyla mutlu olmanın, beraber yaşamanın reçetesini verecek bizlere…

Neden zoru seçtiniz?

Oğlum cinsiyet kimliğini erken fark etmiş ama bana 18 yaşına doğru açıklamıştı. Açıklarken kullandığı bir cümle çok canımı yakmıştı: “Öğrenince beni sokağa atmanızdan korktum!” Bu cümle halen çok canımı yakar anımsadıkça! Çocuğumu çok seviyordum, ondan vazgeçemedim, onu kovmak ya da sokağa atmak hiç aklıma bile gelmedi. Bu sebeplerle sanırım.

Açılım süreci travmatik miydi?

18 yaşına yakındı. Trans terapi grubuna başlamıştı, 3 ay kadar sonra da hormon tedavisine başlayacağı sürecin eşiğindeydik açıldığında. İlk açıldığında büyük bir şokun ardından kendimi sokağa attım. İstediğim şey intihar etmek ve ölmekti. Sokakta bir bankın üzerinde uzu süre ağladım, çocuğumun değişim ve dönüşümüne nasıl katlanacaktım. Ölmek en iyi çözüm gibiydi o an. Sonra gözyaşları belki aklımı başıma getirdi. Ölemezdim, çocuğumun bana ihtiyacı vardı. Benim apar topar evden çıkmamdan bir süre sonra kocam gelmiş eve. Oğlum durumu ve bana anlattıklarını, verdiğim tepkileri babasına da anlatınca böylece babasına da açılmış oldu.

Ailede açılma çok şiddetli tepkiler gösterenler oldu mu?

Yazlık dönemindeydik. Oğlum dönüşüm sürecine girmişti, sakalları çıkıyor ve sesi kalınlaşmaya başlamıştı. Konu komşu laf etmeye başlamıştı. O günlerden birinde, bahçede çim dikerken bir komşunun sözleri çok canımı yakmıştı. Gözyaşlarım çimleri suladı dikerken. O sırada başka bir komşum yanıma gelip; “Feride, niye ağlıyorsun? Sen olsan benim çocuklarımın başına gelse sen de konuşurdun!” O an anladım ki bilmediğimiz şeylerde biz de ötekileştiren olabiliriz. Yazlıkta eskiden trans kadın bir komşumuz vardı, şimdi satıp taşındı. Bir site toplantısında kimse karşısında oturma istemedi. Herkes “Dönme kadınla mı oturacağız?” diyorlardı. Ben karşısına oturmuştum. Şimdi düşünüyorum da o zaman aslında çok da merak etmemişim hikayesini. Oğluma kadar translık nedir, nedendir hiç düşünmemiştim. Öğrenme gereği duymamıştım.

Açılımı miad olarak alırsak hayatınızda neler değişti? Bir de çocuğunuz sizin için hala aynı mı – cinsiyet kimliği hariç) ?

Bildiğiniz kişiden başka birine dönen biri var. Hapsolduğu bedenden azad olmak için acele de eden aynı zamanda… Sizin bildiğiniz insan ölüyor, yeni birisi doğuyor. Bir oğulun doğumuna, yetiştin bir erkeğe dönüşümüne şahit oluyorsunuz her gün. Bir yandan da içinde yaşadığınız çevreyi toplumu tanıyorsunuz. Ailenin çocuğunun yanında olmasının önemini anlıyorsunuz. Yoksa çocukların nasıl ziyan olabileceğine şahit oluyorsunuz. Kimsesiz kalanların yaşadıklarını, trans kadınların zorunlu seks işçiliğinin nedenlerini daha iyi anlayabiliyorsunuz. Çocukların sahipsiz kaldığında yaşayabileceklerini görüyorsunuz. Oğlumun “Beni kovmanızdan korktum” sözünün anlamını çözüyorsunuz! Oğlan annesiyim artık, tek fark bu. Onun dışında çocuğuma bakışımda değişen bir şey yok. Eğitimli ve kendini iyi yetiştirmiş, aklı başında bir oğlum var.

Sizi en çok ne zorladı? Çocuğunuzun cinsiyet kimliği mi yoksa dış çevre mi?

Çocuğum da biraz aceleci davranıyordu hissettiği gibi yaşamak için. Bu yüzden zaman zaman evet. Şimdi anlayabiliyorum onu. Dış çevre daha da zorlayıcıydı. Misal bir iş başvurusunda tüm meziyetlerine ve yetkinliğine rağmen, kimlik sebebiyle geri çevrilmişti. O zaman yalnız olsaydı neler yaşardı, nasıl yaşardı, anlamaya başlıyorsunuz. Transfobiyi öğreniyorsunuz. Neyse ki oğlum sağlam duruşlu, kendi mücadelesini veren birisi. Üniversite yıllarında da okuluna kimliğini kabul ettirebilmiş, kendini doğru ifade edebilip öğretmenleri tarafından da sevilen, saygı duyulan birisiydi. Bir gün derste bir öğretmeni ‘oğlum’ deyince bir arkadaşı itiraz etmiş. “Hocam o kız ama” demiş. Öğretmen de “Sus bakayım! Ben kime nasıl davranacağımı, hitap edeceğimi bilirim” demiş. Okulda neler yaşıyor diye merak edip okuluna gidince öğrenmiştim. Bazı insanlar daha bilinçli olabiliyor.

Sizin deneyimleriniz aynı durumda olan aileler için yol gösterici oldu mu?

Evet! Özellikle LİSTAG ve ondan sonraki süreçte. Danışma hatlarının telefonlarına bakıyoruz dönem dönem. Bende olduğu dönemlerde deneyimlerimi paylaşmak, birilerine destek olabildiğimi hissetmek iyi geliyor, yeniliyor. Avustralya´dan bir aile aradı. Oğulları 35 yaşındaydı. Yetişmiş, meslek sahibi biri oğulları. O ailenin kaygıları ve yaşadıkları üzerine konuşup, dertlerini paylaşıp rahatlatmıştım. Köylerden, kırsaldan aileler de arıyorlar. Onları CETAD’a yönlendiriyorum, LİSTAG toplantılarına davet ediyorum.

Açılım süreci sonrasında yalnız ve dünyada tek gibi hissettiniz mi?

Aile gruplarıyla tanışana kadar evet çok çaresiz hissettim. İlk zamanlar çok ağlardım, konuşacak kimsem yoktu, deneyimlerinden faydalanacağım kimseler ve de çok fazla başvuracak kitap yoktu. Bilgi önemliymiş, zamanla öğreniyorum. Öyle ağladığım günlerin birinde yurtdışında yaşayan bir arkadaşım aklımı başıma getirdi. Onun çocuğu beyin tümörü olup 1 sene sonra hayatını kaybetmişti. Bana “Feride kes ağlamayı. Ne olursa olsun yerin altında olacağına, yerin üstünde olsun” demişti.

Tükendiğinizi hissettiğiniz anlar oldu mu?

Atlattım artık. Ailelerle tanışana kadar, LİSTAG ve CETAD’ı keşfedene kadar öyle bir süreç yaşamıştım. Yalnız olmadığımı bilmek iyi geldi. O süreçleri aşmamı sağladı. Bilgi güç demekmiş.

Güçlü olmayı, güçlü kalmayı nasıl başarıyorsunuz? Neler motive eder?

Oğlumun mutlu olduğunu görmek! Oğlumun zamanla dönüştüğü bedendeki mutluluğu, dışarı ve bana yansıyordu. Yaşadıklarımın başkaları üzerinde bir dönüşüme yol açabileceğini bilmek de motive diyor.

Artık oğlunuzla daha mı yakınsınız? Her şeyini paylaşır mı sizinle?

Daha yakınız kısmen. Sevgilisi yok şu an belki de ben öyle sanıyorum. (Gülüştük) Geçmişte ilişkilerine bazen müdahaleci davrandım, onun sonucudur ya da… Yakın olduğumuzu söyleyebilirim ama…

İçinde olduğunuz aile gurubu neden var? Bir boşluğu dolduruyor musunuz?

En basit anlamda benim hayatımda boşluğu doldurdu. Aynı ya da yakın deneyimlere sahip aileler, yakınlar olduğunu bilmek bendeki yalnızlığı gidermişti. Bunların sonucunda bilinçlendirme, bilgilendirme sırası bana da geldi. Misyon gibi yüklendik bunu tüm aileler olarak. Ailelere ulaşarak çocukların mutlu olmasına vesile olabilmek belki de mutluluklarına aracı olmak hepimize onarıcı oluyor, bizleri tetikliyor. Ulaştığımız insanların çoğunda da dönüşüme yol açabiliyoruz. Ulaşma araçlarımızdan birisi de Benim Çocuğum belgeseli. Filmimizi izleyerek yalnızlık duygusundan kurtulan ya da bize ulaşan kişiler de var.

**LİSTAG aile ve yakınlarının açılıma dair hikayelerinden oluşan Gökkuşağından Hikayeler kitabı da çıktı. Mail ile ulaşırsanız, ücretsiz olarak sizlere ulaştıracaklar, bilginiz olsun!**

Son sorum: Cehalet mi yoksa fobiler mi öldürür?

İkisi de yol açabilir. Cehalet biraz daha ağır basıyor ama derim yine de…

Feride anne ile trans erkek annesi olmayı konuştuk. Translığın ne olduğunu, dönüşümünde neler yaşadığını, ailelerin çocuklarının yanında olmasının gerekliliğinin altını çizdi sık sık. Gözyaşları ve buğulu gözlerle geçen bir röportajdı.

Son sözlerinde de ailelere mesajı vardı: “Çocuklarınızı kız ya da erkek olarak değil de cinsiyetlerden uzak ama insan olarak ve de fert olarak yetiştirin! Çocuklarınız ne olursa olsun onların yanında olun! Siz yanlarında olursanız onlar çok daha güçlü ve başarılı olacaklardır.” dedi. Elçiye zeval olmazmış elbette…

LİSTAG

www.listag.org

Danışma hattı: 0546 484 82 85

bilgi@listag.org

www.benimcocugumbelgeseli.com

Reklamlar