TÜRKİYELİLERİN GELECEĞE BAKIŞI: ÇÖZÜMLERİ NE?

Bir öncekiyle başladığımız Türkiyelilerin geleceğe bakışı ve umut düzeyini ölçme çabasında olduğumuz yazının ikinci bölümündeyiz.

Başlangıçta ekonominin gelecek 5 yılına dair fikirlerine bakmaya çalıştım. Anketle sizlerin oylamaları sonucunda, umut ve umutsuzluk düzeyine dair yorumlarımı ve yanında kendi hayatımda ekonomiyle başa çıkış çözümlerimi işledim.

Bu yazıda da gelecek günlerde düzelme adına atılmasını arzu ettiğiniz çözümlere ulaşmaya, altına yazdığınız yorumlardan da fikirlerinizi yakalama çabasındaydım. 3.bölümdeyse muhalefete bakışınız ve yeterli bulup, bulmama algılarınızı işleyeceğiz.

“Ülke gelecekte daha iyi olur mu? Ülkenin daha yaşanır olması için önce hangisi çözümlenmeli?” sorusuna beraber cevap aramaya çalıştık. Soruya karşılık “Demokrasi/hukuk, işsizlik, hepsi, sorunumuz yok” seçeneklerini oylamanızı istedik. Yanıtlar ve yüzdeleriyle yorumlarımı da katacağım bölüme başlıyoruz.

269 kişi katılım göstermişler, sağ olsunlar. “Demokrasi/hukuk” seçeneği yüzde 42,”işsizlik” yüzde 8, “hepsi” yüzde 45 ve “sorunumuz yok” yüzde 5 olarak oylanmış. Anketin künyesini de verdiğime göre artık başlayalım.

Demokrasi ve hukuk ve daha fazlası olmazsa olmaz elbette. Bir ülkenin gelişmişlik ve refah seviyesi, yaşanabilirlik durumu bu kriterlere bağlıdır. Ülke insanı mutlu değilse, güvende hissetmiyorsa o insanlardan fayda bekleme, aidiyet hissetmesini ummak, hatta ve hatta iş ve üretkenlik beklemek mümkün değildir.

Hepimizin bildiği üzere biz üreten bir ülke değiliz. Sanayi dediğimiz alanda da en basit ürünler için bile dışa bağımlıyız. Sözün özü; ucuz, ara iş gücündeyiz. Dış yatırımlara muhtaç yaşıyoruz. Bunun için bile ülkede azami düzeyde hukuk kaçınılmaz. Eloğlu yatırım yaptığında herhangi bir hak gaspında hakkını arayabileceğini bilmek ister.

İşsizlik en öncelikli görünen sorunlardan elbet hele de son yıllarda ekonomi küçülmüşken, dolaylı ya da direkt işsizler ordusu artıyorken… Hükümetin yatırım önceliği farklıyken üretmek yerine satmayı, yok etmeyi seçiyorken… Bu mantaliteyle üzgünüm ama işsizlik bırakın giderilmeyi, daha da artacak gibi duruyor. Ekonomistler ve iş uzmanlarının ortaklaştığı sonuç bu yönde. Ayrıca bir üstteki seçenek de temel sebeplerden.

Kazara iş buldunuz diyelim; haksızlığa uğrayıp hak gasplarına maruz kaldığınızda hak arayacağınız merciler yok. Çünkü işçinin halkın yanında olan yasalar, idareciler yok ne yazık ki.

“Hepsi” seçeneği olayın özü. Beklenebilecek düzelmeye için demokrasi, hukuk, adalet, elzem; işsizlik çözülmeli, eğitimin kalitesi artmalı, liyakat işlemeli. İnsanlar kendilerini ve bakmakla yükümlü olduklarını doyurabilmeli. Yaşanabilirlik, toplumsal refah ve mutluluk için olmazsa olmazların başında bunlar geliyor.

Aksi durumlarda içinde yaşadığımız gibi toplumsal cinayet, mutsuzluk, intiharlar… verimsizlik, hoşnutsuzluk, üstüne bir de yönetişimsizlik sorunları… Bu arada “hepsi” seçeneğini kasten 3.sıraya koydum. Geneliyle aklı fikirde olmayan, ‘halinden hoşnut kimseler’ yok mudur? Tabii ki de mümkün!

“Sorunumuz yok” yüzde 5 oranında. Söz bulmakta güçlük çekiyorum açıkçası. Pek tabii ki de halden hoşnutluk hakkınız. Sadece merak ettiğimiz bunu söylerken neleri baz aldığınız. Aynı ülkeden mi bahsediyoruz? Genel merak bu yönde.

Görmezden gelsek de yok saysak da insanlarımız umutsuz, mutsuz, kaygılı. Bunları yazıp çizmemiz, söylememiz birilerini rahatsız edecektir. Sessiz kalmak, başta kişinin kendine ve yaşadığı topluma kötülüktür. İnsanı ve yaşadığı toprakları umursamak, sevmek bazen yanlışa yanlış, eksiğe eksik demeyi gerektirir.

Bırakın sevilmeyelim! Yeter ki toplumun çoğunluğu mutluluğu, refahı, hak ettiği yaşam standartlarına kavuşsun. Bizler kötü bilinip her türlü aşağılanmaya, yaftalara tabii olalım. Umutlu, huzurlu, insanca yaşayacağımız eşit, adil günlere ve ülkeye.

Reklamlar