Türkiye’de Kadın Olmak

Kadın olarak kendinizi hangisinde güvende hissediyorsunuz?

Ülkemizde kadın olmanın neye denk düştüğünü, sokakta neler yaşandığını, kendilerini nasıl koruduklarını, hangi araçlarda daha güvenli hissettiklerini, hissediyorlar mı, kadın gözünden yorumlarımın da içinde olacağı, kısmen de interaktif -Twitter anketi- bir yazıya başlamak kaçınılmaz oldu.

Neyi değiştirir? Bilinmiyor mu zaten? İlk sen mi dile getireceksin? Fark yaratacak mı? Kafanızdaki çeşitli soruları duyar gibiyim. Okur olsaydım benim de sorabileceğim sorular. Çeşitlendirmek, arttırmak da mümkün.

Yazmak, söylemek fark yaratmıyorsa da yinelemek, kez be kez yazmaktan ne kaybederiz? Ulaşabileceğim bir kişiden neden vazgeçelim ki?

Açılışı kadınların gündelik hayattaki ya da sosyal hayatlarındaki araç tercihlerine ayırdık. Nerelerde kendilerini daha güvende hissediyorlar? Tercihleri cidden güvenli mi? Anketten rutinlerine, zaruriyetlerini de okumayı deneyeceğim.

“Kadın olarak kendinizi hangisinde güvende hissediyorsunuz?” diye sorduk anketimizde. “Toplu taşıma, taksi, özel aracım, hiçbiri” seçeneklerini sunduk. 457 kişi oylamış anketi. Oranlar ve de yorumlara geçiyorum:

Toplu taşıma yüzde 3 oy almış. Kadınlarımız toplu taşımayı güvensiz buluyorlarmış. Çoğu kıt kanaat geçinen insanlar ve güvensiz buldukları araçlara mecburlar. Balık istifi yolculuk, havasız ortam, diğer yolculuklarla neredeyse akraba olma halleri, trafik saatlerinde rötarlı oluşu… Hangi birini sayalım ki?

Bu dezavantajları yetmez gibi fiziksel ve sözlü taciz de cabası. Şortlu da binseniz, mütevazi de giyinseniz tacizden, fiziksel saldırılardan muaf olmanız söz konusu değil. Kah bir yaz sabahı iş dönüşünüzde şortlusunuzdur diye tekme yiyebiliyorsunuz bazen, bazen de herifin biri üzerinize akıtmayı kendine hak görüyor. Öylece hayatın olağan akışıymış, varlığınız salt bu sebepleymiş gibi.

İzmirli çok sevdiğim bir çift dostumuz vardır. İstanbul gezilerinde yaşadığımız bir anıyı paylaşayım toplu taşımaya dair:

Akşamüstü Zincirlikuyu metrobüs durağı mekanımız, Kadıköy’e geçmek hedefindeyiz. 2-3 araç geçti. Biz bekliyoruz halen. İzmirliler çok naif, çok kibar insanlardır. Bünyeleri İstanbul’a çok da uygun değildir. Buradaki toplu taşımalara da… Neyse baktım olmuyor, dizginleri ele alayım dedim. Garibim Fatma yüzüme bakıyor. Alışkın değiller, orada toplu taşımaya kırmızı halıyla mı biniyorlar nedir… Sözümona Fatma’nın kolundan çekip araca attık kendimizi. Fatma yardır anam! Kolu sağlam merak etmeyin. Arada anımız gülüşme konusu… İzmirliler İstanbul’da yaşama tüyosu veriyorum, kulak ardı edilmeye.

En güvensiz bulunanıysa taksiler. Oy verenler yüzde 1 oranında taksiyi tercih etme fikrindeler. Hem en pahalı ulaşım şekli hem de en güvensiz bulunanı. Taksi zaruriyse durak tercihi mecburi ya da geceleri yalnız binmemek, plakayı bir yakına atmak, sahte telefon konuşmalarına mecbur kalmak… Can ve mal güvenliğinizin olmayışına hiç girmiyorum bile. Kısa mesafe triplerini kimse eşinde, hayat arkadaşında, sevgilisinde yaşamamıştır.

Tripzedelerdenim! Sırf bu sebeple hava ve saat şartlarına göre yürümüşlüğüm, sosyal hayatımı toplu taşımanın son saatlerine göre ayarlamışlığım çoktur. Bu konuda çok deyim bulurdum da ırkçılık kokuyor bazıları ya da nefret boyutundalar.

Yüzde 32 oranında özel araç denmiş. Bu biraz ilginç geldi. O kadar kadının özel aracı olduğunu düşünmüyorum, olmasını arzu ediyor olsam da. Muhtemelen burada eş, dost, komşu araçlarıyla ve aynı sırada seyahat etmek de doğru olabilir.

Ülke maganda sürücü kaynıyorken kadın sürücülere yaşatılanlar ortadayken oran yine de çok iyi. Her an kadın olduğumuz için köşeye sıkıştırılabiliriz. Bunu yaşamasak da baklavacı kardeşler aracımızı tekmeleyebilirler. Hamile olmanız veya araçta bir erkek olması da engel teşkil etmez. Ehliyetim yok, araba sevdam da. Hoş bu bütçeyle araba fikri… Neyse…

Anket altına yorumlar da vardı elbette. Size de sunmak isterim içlerinden en çok ilgimi çekeni tanesini:

“Kendini evinde bile güvende hissetmeyen bir erkek olarak kadınların kendini nerede güvende hissettiğini merak ediyorum gerçekten. Bu yoz, bağnaz, sapık ve sapkınların çevrelediği toplumda…”

‘Hiçbiri’ seçeneği beklendiği gibi baskın. Hayatın içinde olan, zorunlu kalan kadınların yüzde 64’ü seçeneklerin hiçbirini güvenilir bulmuyor. Kabaca 400 oylayan kadına denk düşer. Acı tablo süregelen hayatın mecburiyeti…

Anket altına erkek takipçimiz ne yazmıştı? Çok da yoruma ihtiyaç duyulmuyor aslında. Hiçbiri şıkkı…

Yazıyı yazdığım sırada yine bir erkek arkadaşım “Kadınlar için en güvenli toplu taşıma aracı olarak” metroyu gördüğünü söyledi. Metronun her yere ulaşım sağlamamasından da yakındı. Metrobüsü kadınlar için daha güvensiz buluyormuş, özellikle tacizlere daha açıkmış. Kadın olsaymış metroyu tercih edermiş. Bahsimizin İstanbul’u kapsamış olduğunu belirtmiş olayım.

“Türkiye’de kadın olmak” serimin ilkinde ulaşım araçlarını, ulaşım tercihlerini ele almak istedim. Ulaşımın zaruriyeti öyle ya da böyle herkes için zorunluluğunu da göz önüne alarak. Bilinen bir yaraya yeniden parmak basmak, belki birilerine ulaşırsa tutum değişikliğine gitmeleri umudunu da ekleyerek burada kapatıyorum.

Son söz bile yazmak içimden gelmedi açıkçası. Nasıl bir son söz yazılır ki? Umutlu olabilmeyi de istiyorum, yaşadıklarımız gözümün önüne geliyor. Pembe tablo çizmek istiyorum realiteye aykırı, kadınlara haksızlık olur.

Reklamlar