Tag Archives: trans kadın

KIRMIZI ŞEMSİYE

Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği’ne kimliklerimizin aşina olduğu bir dernek diye düşünüyorum. Var olma gerçeklerini, destek sundukları alanları da daha yakından incelemek isterim

Trans komşumun davetiyle dernek avukatlarından Kardelen ile tanışma şansım olmuştu. Oldukça donanımlı ve sıcacıktı da. Derneği daha yakından tanımak ve tanıtmak istediğimi söyletince de geri çevirmemişti. Gerek kendisi gerekse çalışma arkadaşları sorularımı cevaplandırdılar.

  • Kardelen Yılmaz ve mesai arkadaşlarıyla başlayalım mı?

Dernekteki pozisyonlarımız üzerinden kısa bilgilendirmelerr yapayım öyleyse. Kardelen Yılmaz Adalete Erişim Programı sorumlusu, hukuki danışman. Tolga Tuneli Adalete Erişim Programı asistan, proje yöneticisi. Destina Can alan sorumlusu.

  • Kırmızı Şemsiye Derneği kimdir? Alanınız neleri kapsamakta?

Kırmızı Şemsiye Derneği Türkiye’deki seks işçilerinin gündelik yaşantılarında maruz kaldıkları insan hakları ihlalleri, cinsel sağlık, üreme sağlığı konusunda ve seks işçilerini ilgilendiren diğer konularda bilgilendirme, örgütleme, ihtiyaçlarına uygun şekilde topluma ve yetkililere karşı savunuculuk yapmayı hedefleyen sivil toplum kuruluşudur. Kırmızı Şemsiye’nin vizyonu, seks işçilerinin maruz kaldıkları her türlü ihlali, toplumsal dışlanma, damgalanma ve görmezden gelinme koşullarının son bulduğu; seks işçiliğinin bir emek biçimi olarak kabul edildiği ve seks işçilerinin insanlık onurunun korunduğu bir toplumsal, ekonomik ve siyasal düzene tekabül eder. Kırmızı Şemsiye, seks işçilerinin haklarını insan hakları ve emekçi hakları ekseninde değerlendirir ve seks işçilerinin sorunları konusunda ilk sözün seks işçilerinin bizzat kendilerine ait olduğuna inanan bir yaklaşım tercih ederek faaliyetlerini belirlemektedir.

  • Nasıl bir boşluktan dolayı doğdu derneğiniz?

Türkiye’de var olan yasal mevzuatın seks işçilerini korucu, kapsayıcı ve seks işçiliğini bir işçilik biçimi olduğu gerçeğini reddeden bir yapıya sahip olmasından kaynaklı hem yasal olarak tanınan kayıtlı alanda hem de yok sayılan kayıtsız alanda çalışan seks işçilerinin adalet mekanizmalarına erişimini güçlendirmek, hem seks işçilerinin bilgilendirici hem de toplumda farkındalık yaratarak seks işçiliğinin kriminalize edilmesini engellemek amaçlı ortaya çıkmıştır.

  • Ne tarz talepler geliyor? Sadece Ankara bazlı mı çalışıyorsunuz?

Öncelikle cinsel sağlık ve üreme sağlığı alanında ve adalete erişim mekanizmaları hakkında bilgilendirme, eğitim ve danışmanlık hizmeti sunmaya çalışıyoruz. Bunun yanı sıra ilgili destek mekanizmalarına yönlendirme yapmaktayız. Destek mekanizmamız Ankara iline özgü değil. Avukat hattımız Türkiye’ni her yerinden aranabiliyor. Dernek sabit hattı ve alan sorumlusu hattı üzerinden de desteğe ihtiyacı olan her seks işçisi bize ulaşabilmekte.

  • Ülke genelinde bütün seks işçilerinin sorunları aynı mı? Ne tür gözlemlere sahipsiniz?

Türkiye’nin her yerinde seks işçiliği meselesine yaklaşım aynı. Bu sebeple sorunların aynı olduğunu söyleyebiliriz. Seks işçiliğine toplumsal olarak yaklaşımın ve bu yaklaşımı değiştirebilecek bir politikanın bulunmaması da sistematik olarak sorunların ve seks işçiliği üzerindeki baskının artmasına sebep oluyor.

  • Farklı illerde özellikle trans kadınlara farklı uygulamalar, yaptırımlar var mı?

Farklı illerde farklı uygulamalar yasal anlamda yok. Toplumsal baskıdan bahsedersek LGBTİ+ meselesine girmek gerek. Ne kadar şiddet vakası ya da ayrımcılık vakası olduğu üzerinden farklılıkları tespit etmektense buradaki en önemli nokta kişilerin ne kadar görünür olabildiği olmalı. Büyük şehirler haricinde transların görünür ve açık olma durumları çok daha az doğal olarak.

  • Seks işçilerinin hukuksal anlamda yanlarında olan bir derneksiniz. Haklar ve ayrımcılık bazında ülke olarak ne durumdayız?

Seks işçiliğinin suç olmaması ve kayıtlı alanın yasal kapsamında tanınmış bir seks işçiliği olması öncelikle önemli noktalardan biri. Bu iki doğru bilgiyi iyi kullanmak ve iyi bir şekilde yaymak gerekiyor. Ancak yine de bu bilgiler seks işçiliğinin kriminalize edilmesini ortadan kaldırmak için yeterli değil. Genel politikanın ve yaklaşımın çalışan işçileri koruyucu bir amaç edinmemesi ve genel ahlak kavramının seks işçiliği meselesinde ön planda tutulması, seks işçiliği suç olmasa da seks işçiliğinin gerçekleşebilmesi için atılan her adımı ve her eylemi suç haline getirmekte. Bu sebeple şu anki tablonun iyi olduğunu veya iyi olabileceğini söylemek güç.

  • Hukuki olarak seks işçiliğinin tanımını yapar mısınız? Hukuksal olarak cezai müediyesi nelerdir?

Bu konuda en önemli yasal mevzuat Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olduğu Hükümler ile Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü. Bu tüzük kapsamında kayıtlı olarak şu an genelev içerisinde seks işçisi olarak çalışmak yasal. Bu kişiler hizmet sözleşmesi ile çalışıyorlar. Ancak kayıtsız alanı genelev dışı alanı tanımlayan bir mevzuat yok. Ancak cezalandıran bir mevzuat da yok. Türk Ceza Kanunu’nda geçen fuhuş suçu ise aslında seks işçiliği yapan tarafı değil, aracıyı cezalandırmayı amaç edinen bir kanun. Ceza kanununa göre seks işçiliği yapan kişi sanık ya da şüpheli değil, mağdur olmalıdır. Ancak uygulamada pek öyle olmuyor tabi.

  • Seks işçiliğini bırakmayı düşünen, bu anlamda sizden destek isteyenler de oluyor mu? Şayet varsa ne tarz destekler sunmaktasınız?

Seks işçiliğini bırakıp başka işlerde çalışmak isteyenlere mail adresi üzerinden bize CV yollamalarını ve ne tarz bir işte çalışabileceklerini yazmalarını istiyoruz, sonrasında böyle bir talep bize geldiğinde o kişilere yönlendirme yapıyoruz. Alternatif istihdam alanlarına erişim üzerine çalışmalarımız var. Özellikle özel sektör temsilcileri ile bir araya gelmeye çalışıyoruz. Fırsat eşitliğinin gözetildiği işe alım süreçleri yürütülmesi üzerine toplantılar gerçekleştiriyoruz.

  • Seks işçiliği özellikle de trans kadınlar özelinde çalışan başka dernekler var mı, yeterli mi? Şayet varsa onlar ne tarz hizmetler sunuyorlar?

Spesifik olarak seks işçiliği çalışan bir dernek yok. Ancak trans hakları ve hak ihlalleri üzerine çalışan sivil toplum kuruluşları ile ortak danışanlara sahip olabiliyoruz. Cinsel sağlık üreme sağlığı alanında ortaklaştığımız sivil toplum kuruluşları daha çok diyebiliriz.

  • Son sorum da şöyle olsun: Yeterince gözleme dayanmış olduğunuzdan yola çıkarak korunaksız alan dediğimiz sokaklarda da sürdürülen seks işçiliği gerçeği de var. Bu konuda nasıl çözümler üretilebilir acaba?

Bizim en önemli çalışma alanlarımızdan biri zaten kayıtsız seks işçiliği. Güvenli koşullarda kendi çalışma şartlarının belirlenebildiği, can güvenliği tehditi ile karşı karşıya kalmadan çalışma koşullarının iyileştirilmesi üzerine hem mevzuat iyileştirme hem de savunuculuk çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çözüm üretirken seks işçilerinin talepleri doğrultusunda çözüm önerisi sunmaya özen gösteriyoruz. Tek bir seks işçiliği biçimine indirgeyerek çalışma alanlarını ve koşullarını sınırlandırmak gibi önerilerden kaçınıyoruz. ‘Herkes nerede ne şekilde isterse işini yapabilir’ üzerinden ilerleyerek kişinin bizden ya da alanda talebi çalışma koşullarının iyileştirilmesi ise o istek üzerinden ilerliyoruz. Ancak kendi isteği dışında, zorla, tehditle veya baskıyla yapmak zorunda olmanın seks işçiliği olarak nitelendirilmeyeceğini de belirtmek isteriz…

İş; bir ücret karşılığı hizmet sunma biçimidir. Beden ya da fikir bazlı hizmetler üzerinden emek kiralamadır. İş, her zaman beklentiler doğrultusunda gelişmeyebilir. O anın şartları, hayatın size sunduğu, zorladığı uzmanlık veya kalifiye olduğunuz alanlar dışında zaruriyetlere itebilir.

Misal, ülkedeki ağır işsizlik dolayısıyla çoğu kimse işe razı olmak, tabir-i caiz ise “her işi yapar” konumdadır. Hal böyleyken üstüne üstlük fobik ve cinsiyet ayrımcılığın önde olduğu bir ülkede yaşıyorsanız, trans kadınlara özellikle zorunlu seks işçiliği, beden köleliği adına ne dediğinizin de bir önemi yok aslında. Bedeni üzerinden para kazanma şansı dışında olanak kalmaz.

3.sınıf dünya ülkelerindeki erkek egemenliği, kadın bedeninin etinden ve sütünden fayda sağlamak peşindedir. O sebepledir ki kadın çalışanından ucuz iş gücü yanında cinsel ihtiyaçlarını da karşılamasını talep etmekte, taleple de kalmayıp itiraz edenleri işinden etmektedir. Bu tarz işverenler ne acıdır ki çoğunluk oluşturmakta.

Bunlar ilk kez duyduğunuz şeyler değil sonuçta. Hele de tras kadınsanız olayın vehametini düşünmeniz mümkün değil… Benim takıldığım nokta şu: Bunca zorunluluk varken, birileri canı pahasına yollarda bedenini pazarlamaya mecbur bırakılırken işçilik tanımına takılıp kalmanı…

Adına ne dediğinizin önemi yok! Önemli olan buna zorlanan, mecbur bırakılan insanların gerçekliği. Siz terimde takılıyken acaba kaç trans kadın sokaklarda her şeyi göze alarak yaşamaya çalışmaya mecbur?

Hayatını kazanmak için her işi yapmış bir insan olarak diyorum ki emeğin daha makbulü, namuslusu yoktur. Sadece hayatın size sunduğu gerçeklikler vardır!

Geçmişte zorunlu seks işçiliği yaparken de şu andan daha iffetsiz değildim. Şu an yazarlıkta hayatımı sürdürebilme şansım olduysa bu beni sokakta bedenimi satmaya mecbur kalandan daha erdemli, iyi, daha daha daha yapmaz. Sizleri de yapmayacağı gibi…

Terime, isme, cinse takılmadan, takılacağınız bir şey varsa o da bu gerçekliğe bir çözüm üretilmesidir. Devlet üzerinde yaptırım uygulamak korunaksız, sağlıksız ve güvencesiz şekildeki insanlara sırt dönmemek, adlandırmadan daha da önemlidir.

Şayet sosyal bir devlet olmasını sağlayamıyorsanız da sokakta etini pazarlayan insanların denetimli ve can güvenliğinin olabileceği alanlar için baskı uygulayın.

Sizle isme takılıyken acaba kaç insan yaşam savaşı veriyor? Kaçı vücut bütünlüğüyle evine dönebiliyor? Önceliğinizi ve sorumluluğunuzu belirlemenin zamanı gelmedi mii özden kopup adlandırmada boğulanlar? Görmezden gelip sizin bahşettiğiniz isimleri almıyorlar diye suça ortak mı olacaksınız? Ölümlerinin üzerinden sahte gözyaşları mı dökeceksiniz?

 

 

Reklamlar