SUNULAN BU MU?

Bizler halk olarak yöneten, yönetmeye tabii olanlardan umut bekliyoruz.

Gerçekten hakkımızda söz sahibi olmak isteyenler yetkin mi, yerimize karar alacak kadar donanımlılar mı? Bizim önceliklerimiz, hassasiyetlerimiz onlar için anlam ifade etmekte mi?

Daha da önemlisi bu zatlar çağı yakalayabilmiş mi? Görünen o ki hayır! Oldukça geriden gelmekle birlikte bizlerin, hele de ülke nüfusu olan kadınların yıkmaya çalıştığı kalıpların kuyrukçusu ve yeniden üreteni olmaktalar.

Bu ‘muhalefet’ denilen , çok fazlaca anlam yüklenen veya beklenti içinde olunan CHP olunca hayal kırıklığını daha da büyütüyor.

Geçtiğimiz günlerde Ankara İl Başkanlığı Kongresi’nde olduğu gibi, 21.yy’da bir delege kürsüden cinsiyetçiliği beslemektedir. Teyfik Koçak “Siyasetçinin işine, kadının işvesine aldanılmaz” sözünü sarf edebilmiştir. O da yetmez gibi tepkiler üzerine “Bu yüzyıllardır Anadolu’da söylenen söz, bir espridir, gocunacak ne var ki” aymazlığını göstermiştir.

Kürsüye yakın olan bir kadının mikrofonu alma çabasınaysa direnç gösterip, hiçbir şey olmamış gibi devam etmeye kalkmasının da zaten yorumlanacak yanı yok. Ağzından çıkan sözün anlamını mı bilmemekte? Cinsiyetçiliğin yol açtığı sorunlardan ve söz söylerken aslında bir temsiliyeti sözcüsü olduğundan haberi yok mu?

Bu konuya iki yönlü olarak bakılabilir: İlki orada anında müdahale eden bir kadının ve salonda pet şişe fırlatılmaya varana kadar giden tepkilerin oluşu. Güzel ve sevindirici midir?

İkincisi ve benim baktığım pencereyse halen cinsiyetçi esprilerin yapılabilmesi, hele de kürsü gibi çoğunluğun uyabildiği bir alanda yapılıyor oluşu…

Orada kadınlar olmasa ve kürsüde ya da kongrede söylenmiyor olmamış olsaydı belki de hiç tepki çekmeyecekti. Bunun için emin olabilir miyiz?

Delege… 1. Kendisine ait bir devleti, halkı, kurumu ya da kuruluşu temsil yetkisi tanınan bir yere, toplantıya gönderilen kimse. 2. Parti, dernek, sendika gibi örgütlenmeler üst düzey toplantılara katılma yetkisi olan, oy ve söz hakkı olan kimse, kimseler.

Oradan söylenen sözlerin karşılığının, yansımasının olmadığını düşünebilmek mümkün müdür? O halde bu kişiyle ilgili parti içerisinde işlem yapıldı mı? Asıl merak ettiğim şeylerden biri de kimleri temsil etmektedir?

Bu haberle ilgili kişisel hesabımdan Tweet attığımda takipçim olan ve gerçek ortamdan da tanıdığım erkek arkadaşımla aramızda şöyle bir diyalog geçmişti: “Tepki gösterilmesinin, gösterilebilmiş olmasının bir gelişme olduğu, yavaş da olsa bunun CHP için iyi bir iyileşme olması” genel çerçevesiydi.

Elbet iyileşme ve gelişmelere sırt dönmüyorum. Kimsenin görmezden de geldiği yok. Yukarıda bahsetmiştim iki cepheden de bakılabileceğini. Arkadaşım da bir yönüyle bakmış olabilir. Arkadaşım da bir yönüyle bakmış olabilir.

Bense bir kadın olarak bunun bana yetmediğini, kadınlara yetmediğini söylüyorum. Neden o iyileşmeye ivme kazandırmayalım? Ülkenin ana muhalefet partisi misyonunu taşıyan, ciddi bir kitlenin oy verdiği ve temsilcisi de olan parti neden halkın gerisinde kalsın?

Eşit yurttaşlığın savunulmasını, cinsiyet eşitliğini beklemekle beraber, cinsiyet kimliği/yönelimi gibi en temel konularda bu kadar geride kalmalarının bende yarattığı şaşkınlığı dile getirmezsem ivmeyi nasıl sağlarız ki?

Bugünü yakalamış genç ve mümkünse de kadın ağırlıklı kadrolar görmeyi arzulamak kadın olarak benim, bizlerin hakkı değil mi? Bunun için daha ne kadar beklemeliyiz? Bunu ömrümde görür müyüm?

Reklamlar