Sokak Lambası Işığıyla Birinci Yıl

İyi ki doğdun Sokak Lambası Derneği

Tırnaklarımızda hala kiri, pası, boyası duruyor. Hele de o son dakika telaşları… Günlerce önceden de hazır olsanız bir şeyler hep eksiktir, sizin içinize sinmez ya da. Gecelemeleri, sabahlamaları, eksiği ve heyecanıyla yine de açmıştık kapılarımızı 1 Eylül Barış Günü’nde.

Güneşli bir öğleden sonrasıydı Sokak Lambası Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ‘merhaba’ dediğinde. Komşuluğun, dayanışmanın devam ettiği, birbirine kesişen sokakların ortasına açılan kapısı mahallede de bolca merak ve de heyecana yol açmıştı. Birbirimize ‘merhaba’ dedik! Bütün aynılıklarımızla, bütün farklılıklarımızla.

Önce birbirimize alıştık, birbirimizi tanıdık, yavaş yavaş sokağı dönüştürüp renklendirdik. Kapının önünde kediler de soluklanıp karın doyuruyor, güvercinler de misafirimiz oluyor aynı anda. Dernek kapısının önüne hemstır da bırakıyorlar, bazen yaralı bir kediyi evlat edinmek zorunda da kalıyorduk. Kısaca bütün evsizlerin hamisi seçti sokağımız, komşularımız bizi. Geri dönüşüme dikkat çekmek için eski lastikten, kesik pet su şişelerinden cıvıl cıvıl renkli saksılar var kapı önümüzde.

Aile olduğumuz komşularımız kimi zaman geçerken el sallıyor, zaman zaman soluklanıp bir çayımızı içiyorlar. Çocuk etkinliklerimizin gediklisi mahallenin özellikle de dezavantajlı durumdaki çocukları.

Onlarla bilim atölyeleri de yapıldı dil kursu da. Kah Minyatürk’e gidildi, kah sıcaktı derneğe hapsolunmasın dedik Çukurbostan’da fıskiyeler altında ıslandık.

Salt bölge çocuklarıyla kalmadık, Abbasağa Çocuk Şenliği’nin ikinci senesine de konuktuk. Boyama atölyeler, düzenledik, kuklamız İnci ile işaret dilinde şarkılar söyledik. Çocuk gülerse dedik, çocuklar güldükçe biz daha da mutlu olduk… Her şey onlar için değil mi?

Bir de içimizi kanatan bir yara daha vardı: Onkoloji servislerindeki çocuklar ve de organ bekleyen çocuklarımız. Zorunlu olarak hayattan kopan, hastane odalarına hapsolmuş… Bayramları önce onlara götürmeye çalıştık, orada ne kadar bayram olursa… Bu neden iki bayramda hediyeler götürüp kısacık da olsa ziyaret ve sohbetle yanlarında olmaya çalıştık.

5 köy okuluna da yetmeye çalıştık: Kırtasiye, kıyafet desteğimizle. Bir köy okulu 23 Nisan’da çocuklara etkinlik düzenleme istedi, elimizden geldiğince yanlarında olduk. Her bayramda da çocukların yüzünde tebessüm ve mutluluk olmaya çalıştık güç yettikçe…

6 Ekim’de çevre temizliği ve sokak hayvanları beslemesi yaptık. Elde eldiven, çöp poşetleri Yedikule Sahili’nde yerimizi aldık. Dünya hepimizindi, sorunları ve temizliği de. Yeleklerimizin rengi sebebiyle belediye elemanı sanıp, çimde mola verdiğimizde o gün belediyenin etkinliği de varmış, fırça da yemek üzereydik. O gün de hoş bir anı olarak kaldı ortak hafızamızda.

Sel felaketi yaşayan Düzce’ye de ulaştık saha ekiplerimizle. Uçan yollar, balçık ve çamur sebebiyle 2 kilometreye yakın yürüyen ekiplerimiz, zor da olsa Esma Hanım ve Uğurlu Köyü’ne ulaşmayı başardılar. Gıda kolileri, kıyafet gibi ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştık. Ellerini tuttuk, acılarını paylaşıp beraber ağladık. Yürek kaldırmayacak felaket sonrası kayıtsız kalmak, gözyaşlarına hakim olmak zordu elbette…

Evsiz dostlarımız kanayan yaramız… Geçen kış donarak ölenin ardından da 17 Ağustos’ta sel felaketinde yitirdiğimiz, ardından çorba dağıtıp evsizliğe vurgu yapan İstanbul’daki 5 STK’nın ortak basın bildirisinde imzacı ve de katılımcı olduk.

Evsiz dostlarımız merkezinde olmak üzere ilkini 17 Ağustos 2018’de başlattığımız çorba dağıtımını 1 Eylül’den sonra hiç aksatmadan her akşam dağıttık. Evsizler, hasta yakınları ve refakatçilerine ulaştırılan çorbaya İstanbul içindeki çoğu üniversiteden, STK’dan konuklar eşlik etti. 3600’e yakın kişiyle 38.850’ye yakın çorbayı ulaştırabilmenin mutluluğuna da sahibiz. Salt çorba da değildi elbet, kimi zaman kavurmalı pilav oldu, kimi zaman da kıymalı makarna meyve de ikram ettik, yoğurt da, ayran da. Helvalarımızı saymadım bile, birçok destekçimizin kaybettikleri yakınları için dağıttırdıkları.

“Ne çok şeye imza atmışsınız” der gibisiniz. Bunlar sayabildiklerimiz. Sayamadıklarımız için de affola… Bizler için önemli bir kesim daha var: kadınlar. Kadınların sorunsalı, fırsat eşitliği, hayata katılımı da önceliklerimizden.

Bu sebeple öncelikle kadınlar için dernekte düzenli uzman terapistimiz mevcut. Kadınlarımıza kişisel gelişim atölyeleri düzenledik, sertifika verdik. Duygu tespiti ve başa çıkmanın yolları üzerine.

Tespih yapımından bio, kolye-bileklik yapımının temeline giriş yaptık. Bioenerji üzerine uygulamalı çalışmalar yaptık, ruhsal ve bedensel sağlıklarını önceledik. Kadınların ev dışı sosyalleşmesinin de temellerini atmanın yollarını başlattık.

Çalışmalarımızda sohbet edip dostluklar kurarken, neler katabiliriz, istekleri, ihtiyaçları nelerdir, bunların tespitini de yaptık. Avukatımızla haklarını, sorunlarıyla nasıl mücadele edebilirlerin yollarını göstermeye çalıştık.

Yaz ve bayram tatillerinin girmesi, hepsinin de çocuklu anne olması sebebiyle ara verdiğimiz atölyelerimize Ekim ayı itibariyle tam gaz devam edeceğiz.

Mahallemizde fazlaca mülteci kadın olması sebebiyle yeni dönemde Türkçe okuma yazma, İngilizce için de çalışmalar yapacağız gelen talepler doğrultusunda. Kadının sosyal hayata katılımı önemli, başını da dil bilmemek çekiyor ne yazık ki…

Bölgemizde dar gelirli aileler de mevcut. Yaptığımız çalışmaların neticesindeki tespitlerimizle onlara da erzak yardımları ya da alışverişlerinde kullanabilmek için belirli rakamlardaki kartlarla bir nebze olsun ihtiyaçlarının giderilmesinde yanlarında olmaya çalışıyoruz. Aile ziyaretlerimiz aylık olarak düzenli devam ediyor.

Derneğimiz gündüzleri de açık. Evsiz dostlarımız rahatça uğrayıp giysi bankalarımızdan faydalanıp, şayet açlarsa da sandviçle ihtiyaçlarını giderebiliyorlar.

Gerek yönetim kuruluyla gerek gönüllü ve bağışçılarımızla bir yılda ne çok yere ulaşıp nasıl da kocaman bir hikayenin yazılmasına öncülük etmişiz. Ne çok yol almışız…

Üzerimize kar yağdı, güneş açtı. Yağmurlarda ıslandık, ayazda üşüdük beraber. Yorulmadık, usanmadık, durmadık. İlk senemizi doldururken yaşımızdan büyük adımlarla yolumuza devam edeceğiz. Sizlerle beraber, sizlerden güç alarak.

Işığı sönmesin sokakların! Sokak Lambası sönmesin! 1 yılda bunları başardıksa el ele kim bilir nasıl yarınlar öreriz. Sevgiye bir şans verin, bizlerle tanışın, beraber yol alalım. Gelecek yaşlarımızı kutlarken hikayelerimizin kahramanlarından olmak istemez misiniz?

Işıklar sönmesin! Sevgi ve insanlık ölmesin. Dayanışmanın, imecenin daha da büyüdüğü günlerde buluşalım. Sokak Lambası’nda buluşalım. Mottomuzda olduğu gibi “İnsana rast gelin!” İnsanlığı beraber örelim. Sevgi sarsın her yanımızı…

Reklamlar