ŞİMDİ AVM’Lİ OLDUK, BERBERLERİ DOLDURDUK!

Çocuklar gibi şendik. Normalleşiyorduk, hayatımızı geri alıyorduk?

11 Mayıs artık biraz da ‘özgürleşme günleri’ni mi ifade edecek, gelecekte büyük coşkuyla kutlanacak, anmalara mı dönüşecek? Yaşayıp göreceğiz…

Pandemi sürecinin bir eşiğini daha ifade ediyor 11 Mayıs. Özellikle büyük şehir dediğimiz ana kentlerde ‘normalleşme’ kararı alındı. Hayat sanki ‘dişlinin çarkı’ dediğimiz kimi kesimler için durmuştu da.

Eve hapsolunca, zorunda kalınca ya da elbette ki çoğu şeyi özlemek çok olağandır. Burada absürt olan bir yan da yok haliyle. Dostlarını, arkadaşlarını, komşunu, hayatın doğal seyrini, kısıtsız gezebilmeyi… Hepimiz gibi!

Hamilelikte en abes şeyleri aşermek gibi AVM’leri özlemek de varmış kimileri için. Belki de ben hiç hamile olmadım, biyolojik olarak mümkün olamadığı için aşermek kısmını da anlayamıyor olabilirim.

Herkesin el becerisi, yatkınlığı olmayabilir saçını kesmeye, boyamaya veya kişisel bakımlarını yapmaya. Bu nedenle kuaför ve berberlerin açılmasını, ihtiyaç hissedilmesini bir nebze anlamlandırabilmemiz mümkün. Zaruriyeti kısmi olarak kişiden kişiye değişir.

Aynada halinden hoşnutluk insana diren. Ve moral verecektir çok doğal olarak. Gerekli tedbirler alınabiliyorsa, kimsenin de buna itiraz edeceğini sanmam. Gidip gitmemek tercihtir sonuçta.

Hafta ortası Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği Başkanı Hüseyin Altaş’ın ifadeleri şöyleydi: “Normal zamanlarda Türkiye’de AVM’lere günlük giriş 6.5 milyon iken 11 Mayıs Pazartesi 1 milyon 226 bin giriş oldu. Yüzde 23’lük bir giriş oranına rağmen cirolarda ise yüzde 40’lar yakalandı.”

Bu bilgiden anlıyoruz ki AVM’ler çok önemliymiş bazılarımızın hayatında. İlk açılış gününe dair videolar çoğumuzun da önüne düşmüştür zaten. Ucu görünmeyen kuyruklar, sıfıra yakın ‘sosyal mesafe’, depreşen AVM aşkımızla curcunadan da öteydi. Demiştim aşermek nasıldır benim bilmem pek mümkün değil.

Video röportajda bir bey abi vardı. 1.5 aydır evde hapsolduğu için ilk açılış gününü görmek istemiş, içeriyi merak etmiş. Maskesiz olur mu, ayıp ediyorsunuz, maskesi cebindeymiş, girince takacakmış. Duymak içime su serpti neyse ki.

Hal böyle olunca normalleşmenin faturası ne olacak şimdilik muamma. Hani bazı şeyleri bilirsiniz de akla getirmezsiniz ya öyle işte…

Sağlık Bakanı günlük değerlendirme yapmakta hepimizin de malumu. Hafta ortası verilerinde günlük tanı oranlarında hafif bir ivmeden bahsetti. Ne kadar ‘hafif’ oraya dair net bir oran vermedi. Arif’e tarif gerekir mi? Bulaşı öğrendiğimiz gibi 14.güne kadar net bulguya dönüşmeyebiliyor. Önümüzde 7 gün var, az daha sabır.

AVM’lenip kuaförleri doldururken aynı hafta Bartın, Denizli, Düzce, Kastomonu, Muğla ve Uşak İl Hıfzısıhha Kurulları, il sınırları içinde sokakta maske takmayı zorunlu kıldıklarını açıkladılar. Gaziantep, İzmir, Adana gibi kentlerde bazı çarşı ve caddelerde de maskesiz dolaşmak yasak. Gerçi bizim koronamız da hafta sonu tatil yapıp mesai günlerinde çalışıyordu o ayrı mevzu.

Normalleştik, her yere gider olduk da ülkenin 15 büyük ilinde 16-17-18-19 Mayıs tarihlerinde sokağa çıkma yasağı var. Deniz kenarları, piknik alanları yasak; kuaförler, alışveriş merkezleri serbest.

Anlayacağınız halimiz harap da dert anlatıp mantıklı cevap alacağımız kimseler yok cancağzım. Aa dur son havadisi de vermeden sözlerimi noktalayamam. Erzurumspor’un 11, Beşiktaş’ın 3 futbolcusunun testleri pozitif çıkmasın mı? tam da tadından yenmez ülkeyiz aslında.

Yaşamak için canhıraş sokaklarda olmak zorunda olmayan futbolcular bile pozitif çıkıyorken ya da ünlü oyuncular… Garibanın halinin hesabını yapadur.

Daha dün evlerimizin camlarından bakarken,

Şimdi AVM’li olduk.

Kuaförleri doldurduk.

Sevinçliyiz hepimiz.

Yaşasın normalimiz.

Reklamlar