Sanatseverlik Lüks Tüketim Mi?

Kitap, sinema, tiyatro… Bunlar bizlere neden bu kadar uzak ve yasak?

Hayatın besin kaynaklarından birisi de yemek içmek kadar doğal olan sanat, tiyatro sinema elbette. Bütçe ayırma lüksümüz var mı?

İşsizliğin artığı, geçinmenin günden güne zorlaştığı şu günlerde sanata ulaşmak deyim yerindeyse mücevher bulmak gibi.

Bugünlerde özel tiyatroların bilet fiyatları ciddi anlamda dudak uçuklatır düzeyde. 50-70 TL arası tam biletlerin fiyatları. Hal böyle olunca tiyatro, özel tiyatro senede 2-3 kere gidilen alanlara dönüşüyor. Orada da çok aşırı seçici davranıyorsunuz. Ya çok sevdiğiniz oyuncular olmak zorunda ya da eleştirmenlerden iyi not almış olması lazım. Belki de eş-dost izlenimlerine güvenmek zorundasınız.

Bazı oyunlarda indirimli denilen öğrenci bileti bile 50 TL! bahsedilen rakamlara kaç öğrenci şayet birisi ısmarlamadıysa gidebilir? Ailecek ya da çift olarak kaç kişinin şansı olur?

Öncelikle kaç tiyatro –özellikle tiyatro olarak arattım- var İstanbul için? Yeni güncelleme yok. 2018 verileriyle konuşuyorum. Kadıköy başı çekiyor: 31 salon, 70 tiyatro olarak kayıtlıymış. 11 sene öncesinde Müjdat Gezen Sanat Merkezi ve Oyun Atölyesi, Haluk Bilginer sahneleri mevcutmuş.

Taksim, Beyoğlu, Osmanbey merkezli tiyatroların çoğunu yüksek kira, değişen demografik yapı, terör saldırıları gibi başta gelen nedenlerle yönünü Kadıköy’e çevirmiş.

TÜİK rakamlarına göre 2006’da 21 özel tiyatro mevcutken, 2018’de sayının 201 olduğu söylenmekte. İzleyici sayısında da 380 binden 2 milyon 260 bine yükselmiş.

Bu verilere rağmen İstanbul yine de tiyatro fakiri Avrupa içerisinde. Atina… En yakınımızda olanla kıyaslayalım. Orada oranlar şöyle: 3 milyon kişi, 111 salon, 125 kişiye 1 koltuk. İstanbul 10 milyon kişi, 54 salon, 400 kişiye 1 koltuk. (2001 konsolosluk verileri)

Bu 400 koltuk içinde bazı özel üniversite ve de kolej sahneleri dahil edilmiş. Onların da belirli dönemlerde açık olduğu düşünülürse sayı daha da düşmekte. Şu an nüfusun 16 milyon olduğu gerçeğiyle fakirlik daha da gün yüzüne çıkıyor.

Kültür ve sanata verdiğimiz önem sanırım güncel verilerin olmayışıyla daha da netlik kazanmıştır. Özellerde durum böyleyken, devlet ve şehir tiyatroları ne alemdedir acaba diye bakındım.

Bilet fiyatları kuşkusuz daha cazip özellere göre. Bunda salonların büyüklüğü, kamu eliyle işletilmesi, sanatçıların kadrolu oluşu kuşkusuz ki en büyük etkenlerden.

Madem açılışı Kadıköy ile yaptık, sanatın yeni çekim merkezi dedik rakamlara da oradan devam edelim: Haldun Taner Sahnesi 286 koltuk, Caddebostan Kültür Merkezi 650 kişilik büyük sahne, 250’şer kişilik 2 küçük sahne, İstanbul Devlet Tiyatroları’nın da oyunlarını sergilediği Kozyatağı Kültür Merkezi 345 kişilik büyük, 90’ar kişilik 2 küçük ve 200 kişilik konferans salonu, Barış Manço Kültür Merkezi 150 koltuk ile izleyicileri karşılıyor. Ayrıca sadece çocuk oyunları sergileyen Halis Kurtça Kültür Merkezi 147 kişilik koltuğu ve genç, amatör oyuncuların yer aldığı 90 koltuklu Gençlik Sanat Merkezi başı çekmeye devam ediyor.

Avrupa Yakası’nda Cemal Reşit Rey 1000 koltuk, Lütfi Kırdar 1500 koltuk, Beşiktaş Kültür Merkezi 800 koltuk, Akatlar Kültür Merkezi 400 koltuk bulunduruyor.

Bazı özel tiyatroların koltuk dağılımı ise şöyle: Gazanfer Özcan 300 koltuk, Levent Kırca-Oya Başar 2000 koltuk, Kenterler 450 koltuk, Hilmi Bulunmaz 150 koltuk, Altan Eerbulak 200 koltuk, Kocamustafapaşa Çevre Tiyatrosu 450 koltuk.

Şehir Tiyatroları’nın koltuk dağılımı ise şöyle: Fatih Reşat Nuri 336 koltuk, Harbiye Muhsin Ertuğrul 598 koltuk, Kağıthane Sadabad 600 koltuk, Gaziosmanpaşa Sahnesi 281 koltuk.

AKM’nin yokluğuna zaten girmiyorum. İlk oyunlarımı, operetimi, klasik müzik dinletilerimi. Avrupa Yakası’nın genel hali bu şekilde.

Belirttiğim gibi devlet ve şehir tiyatrolarında bilet fiyatları daha cazip ki öyle olması gerekiyor. Her tarzda oyunu bulamama lüksünüz ne yazık ki acı gerçek. Özel tiyatrolar mevcut evet de onlar da sahne sıkıntısı çekiyorlar. Günümüzde AVM’lerde tiyatro yapmak, salon açmak zorunda kalıyorlar. Bu durumda da olan seyirciye oluyor. ya ulaşamıyorsunuz, ya da ulaşsanız bile ciddi bilet ücretleri can acıtıyor.

Beslenmede de tüm vitaminler dengeli alınmazsa obezlik ya da dengesiz beslenme sorunları baş gösteriyor. Sanatta da eksiklik, ihtiyaç had safhada. Yılda birkaç kez oyun izlemek lüksken bu açlık nasıl doyurulacak?

%8 KDV oranı ciddi bir engel değil mi? Yetersiz salonlar için kimse çözüm üretmeyecek mi? Bizler ciğerci kedisi gibi uzaktan yalanmaya mı devam edeceğiz? Her oyun çıkışında aldığımız hazla beraber ciğerimizi orada bırakıp mı döneceğiz?

Gün geçtikçe, eriyen alım gücüyle “ahhh bir zamanlar tiyatroya gidiyorduk” nostaljisi mi yaşayacağız? Kitap, sinema, tiyatro… Bunlar bizlere neden bu kadar uzak ve yasak? Talep olmayınca üretilemediği için müzelere mi kaldıracağız? Gümüşlüklerimizde köşeler mi ayıracağız? Duyuralım! Sanata da açız! Köhnemeye, kararmaya başladık… Yaşam bulmak, hayata tutunabilmek istiyoruz…

Reklamlar