Patronlar Ne Söyler, Çalışanlar Ne Anlar?

Patronların her söylediği çalışanlarına direkt geçer mi?

Günümüzün en büyük kariyer problemlerinden biri patron ve çalışan ilişkisi. Beklentilerinin ne olduğunu bilmeyen ya da bildiğini zanneden patronlarla başa çıkmaya çalışan zavallı işçiler. Ya da patronun net söylemlerini kendi hayal dünyası ile birleştirip farklı anlamlar katarak kendi kendini üzen çalışanlar. Her patronun klasik sözleri vardır, her çalışanın da anlamak istediği bazı manalar. Bu yüzden birbirinden garip yanlış beklentileri bir arada görmekte fayda var. Gelin birlikte bakalım patronlar ne söyler çalışanlar ne anlar konusuna…

“Tüm istediklerinizi mail olarak atabilirsiniz”

Hangimiz iş yerinde istediklerimiz gerçekleşsin, daha rahat çalışalım diye patronla yüz yüze görüşmek için çaba göstermedik ki? Ilımlı ılımlı, patronun suyuna giderek yapılan istek toplantılarının sonu hep aynıdır: “Tüm istediklerinizi mail olarak atabilirsiniz!” İşte tam da burada Yıldız Tilbe yükselerek söylüyor o şarkıyı! “KANMA ARKADAAAŞ!” Bu toplantıların sonucunda iş arkadaşlarınızla hep aynı sözler döner. “Patronumuz çok ilgili, hiçbir şeye itiraz etmeden dinledi. Her şeyi çözmek için mail bekliyor.” Hemen ekip toplantısı yapılır, mail atılır ve bekleme süreci başlar. Ta ki patronla yeniden karşılaşana kadar bu cümlenin esas anlamını kavrayamayız. Patronun bu cümlesi der ki… “Yeterince derdinizi dinledim, tekrar tekrar dinlemek istemiyorum ama bunu söylersem asla susmayıp bir de isyan çıkaracaksınız, siz mail atın da gönlünüz olsun.” Geçmiş olsun yine oyuna geldiniz.

“Şirket olarak yeni bir anlaşma imzaladık, artık ortaklı çalışacağız”

Çalışanlara en umut vaad eden aynı zamanda amansız derin bir çukura düşüren en önemli cümle. Yeni bir ortak demek, yeni bir patron demek. İşverenin tavırlarından memnun olmayan çalışanlar için hemen bir ışık oluşur. Artık kendi patronlarına söylemedikleri sıkıntıları taptaze ortak ile çözebileceklerini düşünürler ki yeni gelen ortak da hep bu izlenimle başlar zaten. Bu umut dolu düşüncelerin temelinde ne yatar hemen söyleyelim. Patron burada der ki… “Artık iki patronunuz var ve bana olduğunuz kadar ona da sorumlusunuz. Ne yaparsanız haberi olmak zorunda ve eğer benim beğenip onun beğenmediği bir şey olursa aramızda çıkacak her krizde yanma potansiyeliniz çok yüksek. Take care bros!” Gitti mi elinizdeki bir patronu diğerine şikayet etme hevesi…

“Fikirlerine hayranım, seninle nasıl daha fazla iş yapabiliriz?”

Çalışanların motive olmasını sağlamak için yapılan en önemli tuzak cümlelerden biri. Patron sizi karşısına alır, bu zamana kadar sadece kahve taşımış bile olsanız yaptığınızı öyle bir anlatır ki atomu parçalamışçasına göğsünüz kabarır.  Odadan çıktığınız anda hırsınız ve hevesiniz daha çok artmıştır ve yeni projelerle dünyayı kurtarmaya hazırsınızdır. Bir sonraki toplantıda duyacağınız cümle “Fikirlerine hayranım, seninle nasıl daha fazla iş yapabiliriz?” olacak! İşte tam da çalışanların anlam yükleyerek tuzağa düştüğü nokta. Terfilerin önünü açan, projelerle adını duyuracağına kendini inandıran çalışanlar için bu cümlenin gerçek anlamını söylüyoruz: “Senden başka bu kadar çabuk gaza gelen eleman yok, yaptıkların iyi olabilir ama sana fazladan para da vermeden gaz vererek her şeyi sana yıkacağım!” Siz yine de motivasyonu düşürmeden, tam gaz çalışmaya devam. Emekli olmadan belki de dünyayı kurtarırsınız…

“Aranızdaki iletişim çok iyi, iş dışında da görüşmenizi çok destekliyorum”

İş yerinde mutlaka herkesten çok daha yakın olduğunuz birileri vardır. Her molada gıybetlediğiniz, işin ortasında aklınıza bir şey gelip konuşup gülüştüğünüz, enerjinizi her şeye yansıttığınız ama işleri de aksatmadığınız. Siz kesinlikle bu ironinin altında kötü bir mana aramazsınız. Ta ki patronunuz size bu cümleyi söyledikten sonra her yanınızdan geçerken ikinizi birden süzmeye başlayana kadar. İşte size cümlenin gerçek anlamı: “Arkadaşlar gıybetlerinizi iş ortamında yapmasanız da sürekli gülüşmelerinizi izlemesek” İşleri aksatmadığınız ya da verimli olduğunuz önemli değildir. Patronun gözünün önünde birbirinizi sevmeniz her zaman işi aksattığınız manasını doğurur.

“Maaşlarda düzenleme olacak, hak edenler karşılığını bulacak”

Patronun motivasyon düştüğü anda anında kurduğu en aldatıcı cümle. Sürekli zam yapan ve asla fazla mesailerle uğraştırmayan bir patron olmanın verdiği haklı kararlılıkla maaşlarda düzenleme olacağına dair kurulan cümle, çalışanların hemen kendini göstermek için daha çok gayret etmesine sebep olur. Adeta bir yarış başlar, harem oyunları ile herkes birbirinin arkasından kurar da kurar. Zam vakti geldiğindeyse aniden şirket zor duruma düşer ve tam anlamıyla avcunuzu yalarsınız. Çünkü bu cümlenin esas anlamı direkt olarak “Çalışmanız düşüyor ama sizi kovmakla tehtit edersem başka birilerini bulmakla uğraşmak zorunda kalırım. O yüzden maaş vaadiyle sizi kandırıp hepinizin aynı anda verimli çalışmasını sağlamak istiyorum.” Geçmiş olsun avlandınız…

Çalışanlarının hakkını yemeden, küçük oyunlar olmadan motive eden tüm patronları dışarıda tutarak ve saygımızı ifade ederek bu yazıyı yazıyorum. Her ne kadar kapitalist sistemin kölesi olarak çalışan ve patron ilişkilerimizi etik kurallara sığdıramasak da siz siz olun aldanmayın. Sonra bir bakmışsınız elinizde bir koli, kapının önündesiniz. Patronlar ne söyler çalışanlar ne anlar diye düşünmek yerine siz hak ettiğiniz gibi çalışmaya ve üretmeye devam edin. Hiçbir zaman hak ettiğiniz yerde olmayacaksınız ama en azından içiniz rahat olur. İyi çalışmalar!

Reklamlar