ÖZGÜRLÜĞE AÇILAN PENCERE

Havada tatlı bir devrim kokusu var. Onlarca yılın açlığıyla; biçilen kaderi, dayatılan düzeni, kendilerinin olmayan bir günahı yerle yeksan etmeye hazırlanıyorlar… Havalanıyor  hicaplar, kuş misali; kadınlar özgürlüğe koşuyor…

Yanı başımızda, komşu evinde tüm öfkesini giyindi kadınlar. Bir karanlığı daha boğmaya hazırlanıyorlar, koşar adım… Yaşlısı genci, uzunu kısası, köylüsü kentlisi terk ediyor hicabı; saçlarını rüzgara, kavgaya, umuda savuruyorlar…

Ahh, ne de güzeller, nasıl da güzeller… İlk güneşte başını kaldıran kardelen telaşıyla; gözlerini dünyaya yeni açan bebek şaşkınlığıyla ürkek, aç, sabırsız adımlarla; korkuyu eze eze belki koca kenti, kimisi 5-10 adımla; yeni bir dünyaya, yarınlara yelken açıyorlar…

Kadının Fendi Geliyor

Mollaya, ahlak polisine, babaya, kocaya, ayıba, günaha dur diye diye; birbirlerinin bazen eli, kimisi, ötekinin idolü, saçlarını yeni bir doğuma savuruyorlar…

Korkuyu bir kez öldürünce; dur duraksız özgür geleceklerine, kendi kaderlerine, bedenlerinin önündeki engelleri yıkmaya koşuyorlar…

Dinin sopasına, korkutmasına, dayatmasına; gelmiş geçmiş tüm boyunduruğuna; dur diyor kadınlar.. Karar da benim, beden de…

Sen efendi değilsin, benim de zincirlerim fazla geldi; çekil be adam, yasaların da baskıların da… beni durduramaz; başımı döndüren özgürlüğün kokusunu aldım; artık duramam diye diye, bayrak misali hicaplar elde; kendi dünyalarını kurmaya koşuyorlar…

Kadın Sokağa İnmişse

Erkeğe çeşit yok! Kaderlerimizi tayin eden, karanlığa geçit yok! Baskıya, zulme geçit yok!

Dine, mollalara geçit yok! Taliban’a, İşid’e geçit yok!

Kimisi hızmalı, bazısının allı morlu saçı; çalınan hayatlarını çocukları yaşamasın diye; kadının da adı olsun diye; her birinin özlemleri, umutları başkaca, belki de sırf canları öyle istiyor diye…

Daha fazla susmak, yok sayılmak, günah olarak görülmek: dünyada siyahtan başka renkler de olduğunun hazzını yaşamak; saçın kadının namusu değil; namusun ar, haya bilmek olduğu; asıl arsızın erkek olduğunu haykırmak için; her şeye kafa tutuyor İranlı kadınlar.

Siz bilmezsiniz “doğurmanın” hazzını… Seni, beni, çiçeği, böceği; şimdi de geleceklerini doyuruyor kadınlar…

Umudu doğruyor, bulduklarından daha yaşanası bir dünyayı; aydınlığı doğuruyor kadın. Kadın karar verdiyse, dağ değil; dünya duramaz önünde…

Çocuklar babaya, kadınlar sokağa…Yemek mi, o da ne? Esaret altında; hangi sarayın yemeği tatlıdır ki? Çamaşırı, bulaşığı kim yıkar bilinmez; kadınlar karanlığı, köhnemiş beyinleri, yasakları yıkıyor…

Dokundukları her yeri yeşerterek, içine neşe ve hayat katarak; parfümleriyle, rujlarıyla, buram buram kavga kokan terleriyle kadınlar yola çıktı…

Bugün olmazsa yarın, ama mutlaka istediğini alacaktır kadın…  Yüreklerimiz sizinle! Umudumuz sizinle! Şen ola kadın şen ola! Devriminiz, özgürlüğünüz şen ola! Önünde engel duramaz; ta ki sen harekete geçmedikçe…

Bir Cevap Yazın