MUHALEFET İSTERSE…

Güç; en zor şartta ürettiğiniz çözüm, elinizde hiçbir şey yokken pes etmemek, çözümsüzlükten çözüm üretebilmek, içine zeka pırıltıları katarak, büyük gedikler açabilme yeteneğidir.

Sanki güç; elinde olmayandan öte, olayla nasıl başa çıkabildiğin, kendini keşif, yeteneklerinin de farkına varabilmekle de ilgili… Karşı tarafın sahip oldukları, elinde tuttukları değil; senin nasıl tepki verebildiğin, her bitişte küçük de olsa, bir ışık görebilme yeteneğinle de ilgili.

GEDİK AÇMAK

Tıpkı, Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Sera Kadıgil’in geçen gün mecliste yaptığı gibi. İktidarın elindeki her gücü, muhalefeti susturmak, sindirmek için kullanırken; koca salonu cep telefonundan açtığı bir şarkılarla susturabilmesi gibi.

2022 yılı bütçe görüşmelerinin tümü üzerinde son konuşmalar yapılırken, yürütme adına CB yardımcısı Fuat Oktay konuşurken;  TİP Milletvekili  Kadıgil, “Yalan” ve “Palavra” şarkılarını açarak Genel Kurul Salonuna dinletti.

Söz hakkı engellendiği için tepki olarak müzik açan Sera Kadıgil, Oktay’a yönelik: “Sinirlenmeye devam edin Sayın Oktay. Bize söz hakkı veren yok. Telefonla arıyoruz açmıyor, cevap vermiyor” ifadelerini kullandı, Meclis Başkanı Şentop’un tutumunukast ederek.

Kınama cezası almasına sebep olan eylemi sonrası: “Sayın Şentop, bana ceza mı vereceksiniz yoksa! Cezamı ve kürsüden savunma hakkımı istiyorum. Savunma hakkımı Genel Başkanım kullanacak’ sözleriyle, Meclis Başkanı’na da tepkilerini dile getirdi, oturduğu meclis sırasında.

Muhalefet partililerini oturduğu sıralardan; “Sera sesini sesini”, şeklinde yoğun destek de geldi, biraz şaşkınlık da yaratırken. İktidar partililerin bağrışmalarını, öfkelerini zati hepimiz de kestirebiliriz….

Faiz indirimi ve asgari ücretin açıklandığı, dahası açıklanır açıklanmaz gözlerimizin önünde eriyen ücretler içimizi yakar, sinirden hepimizi delirtiyorken; aynı gecenin akşamında böyle zekice, nükte dolu eylem, hele de kürsü de söz alan Erkan Baş’ın kayıtlara geçen tarihi konuşması umutlandırırken, birazda içimize su serpti

 “Söz hakkı istiyorduk aldık! Halkın sesini kısamadıkları gibi bizim de sesimizi kısamayacaklar. Bu bütçenin halkın kaynaklarının Saray’a doğru hortumlanma bütçesi olduğunu herkes duyacak.  Bunu siz de biliyorsunuz, biz de biliyoruz. Siz söylemeye korkuyorsunuz, biz korkmuyoruz.  Normal koşullarda bunu burada anlatabilmemize izin verseniz herkes anlayacak. Ama işin özeti şu; yediniz, içtiniz, semirdiniz, cukkaladınız, sonra da batırdınız. Doğal Olarak yargılanacaksınız! Dondurucu soğuklarda halkı ekmek kuyruklarında titretirken kasalarında balya balya para biriktirenler yargılanacak! Anneler çocuklarına yedirmek için mama alamazken sizin birbirinize yedirdiğiniz ihaleler nedeniyle adliyeler lebalep dolacak. Tıpkı sizin Reisinizin söylediği gibi  “men dakka dukka!” Lale Devri nasıl bittiyse Sülale Devri de bitecek. Hepiniz yargılanacaksınız! dedi, TİP Genel Başkanı.

SESSİZLER KONUŞUR OLDULAR…

Evet, yüksek tondan olmasa da “mış gibi” kokmasına rağmen; cılız sesler çıkmaya başladı. Çok abartmamakla beraber; rüzgarın yön değiştirdiğini söylemek yine de mümkün.

Biraz da gelecekte, değişebilecek durumda okları üzerine çekmeme girişimi ve yoğun baskı sonucuyla da olsa da yine de TÜSİAD’ da (Türkiye Sanayici İş Adamları Derneği) sessizliğini bozmuş oldu.

Son dönemde yaşadığımız istikrarsızlıklar sonucunda, denenmekte olan ekonomi programıyla amaçlanan sonuçlara erişilemeyeceği netleşmiştir. Genel kabul görmüş iktisat bilimi kurallarına hızla dönülmeli” dedi TÜSİAD genel anlamda.

Kuşkusuz ki bunda baskı gücünü kullanan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun başarısı göz ardı edilemez

15 Aralık akşamında CHP Genel Başkanı, telefonlaaradığı TÜSİAD Başkanı’na: “Ülke yangın yeri. Aklî melekelerini kaybetmiş bir şahsın ülkeyi intihara sürüklemesini mi seyredeceğiz? Herkes konuşmalı artık, herkes!

Seçim istiyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin tek yapması gereken, kendilerinin gitme olasılığını millete göstermeleridir.

Bu Saray Hükümeti artık kangrenli bacaktır. Susma zamanı değil, vatanını seven herkes konuşmalı. Tüm vücut kangren olduktan sonra, konuşsanız da bir anlamı olmayacak.

Utancı giden kimsenin kalbi ölürmüş. Bu Saray ve şürekasının utanması yoktur, kalbi yoktur. Bu zulmü bitireceğiz!” dediğini söylemişti.

Dünkü, havuz medyasının başlıklarına, Devlet Bahçeli’nin TÜSİAD ve Kılıçdaroğlu’na serttondançıkışlarınabakılırsa; Cumhur İttifakı  en yumuşak eleştiriden bile oldukça rahatsızlık duyuyorlar…

Son günler hepimizi iyice dibe çekiyor, gelecek kaygılarımızı tetiklemeye devam ederken; belki elimizde hiç bir şey de yokken, yine de ipleri eline alabilen muhalefet partilerinin kitlelerinde, halkta umut yaratabilmesi mümkün.

Sonu erken seçime gider mi veya neye evrilir kestiremesek de artık susmanın, akışına bırakmanın, sinmenin zamanı olmadığı bir gerçek.

Bazen baskın sesleri telefondan şarkı ile bastırarak, kimi zaman ipleri eline alarak, hele de sokağın sesine kulak vererek; kendimize alan açabilir, kuşatılmaz görünen kalelerde gedik açabiliriz. Küçük olmasının önemi yok! Her küçük adım, üst üste kartopunu, büyük bir çığa dönüşecektir…

Başta Sevgili Sera Kadıgil’i eyleminden, şahane konuşmasıyla Erkan Baş’ı ve son zamanlardaki doğru çıkış ve de tutumuyla Kemal Kılıçdaroğlu’nu kutlamadan da geçemeyiz.

Sezar’ın hakkı, Sezar’a!

Bir Cevap Yazın