MANİPÜLASYON KRALLIĞI SOSYAL MEDYA

Çağımızın getirisi hız, iletişim, zahmetsiz bilgi ve kolay tüketim.

Bunlar sonucu da biraz eğreti bilgi birikimiyle çok bilmek, kolay harcamak, üstü çizmek.

Manipülasyon nedir? Hareket verme, harekete geçirme, yönlendirme, etkileme tekel anlamlarıyla beraber işe parmak karıştırma, mikserlik, karıştırıcılık diye de tanımlanabilir.

Hayatın içinde karşımıza daha çok hoyratça ve bilmeden fikir üretmek, yargıya varmak ve lekelemek şeklinde rastlarız. Direkt muhattabı olmasak da şahit olmuşluğumuz, yine sosyal medya üzerinden denk geldiklerimiz mutlaka vardır.

Hal böyle olunca da bu yazımın konusunu buna ayırmaya ve sizin de fikirleriniz üzerinden yazı, yorum şeklinde ele almak istedim. Twitter’dan takipçilerime “Sosyal medyayı manipülatif buluyor musunuz?” diye sordum. Evet, hayır, kesinlikle, fikrim yok şeklinde dört cevap sunmuştum. Altına yorumlar da bırakışmış, bunlardan da seçmeler yapacağım elbet.

Öncelikle anket 70 kişi tarafından oylanmış. Yüzde 75’i evet fikrinde. Yüzde 8 hayır, yüzde 14’ü kesinlikle derken fikrim yok diyenlerin oranı da yüzde 3’müş. Künyesini verdikten sonra ankete dair yorumlarıma geçiyorum.

İyimserlik elbette ki iyidir de körü körüne inanmak niye? Her şeye bunca hızlı ulaşılıyorken 3-5 cümle ya da paragraf üzerinden tahakküm kurulmaya çalışılmayacağına bunca inancınız nedendir? Yaşadığınız ülke insanını tanımıyor olabilir misiniz acaba? Hele de okuma, araştırma özürlüsü, kibri dağları gücendirir büyüklükte olduğumuzu da ilave edersek.

Kuzum çok mu iyi niyetlisiniz? Aşırısına halk dilinde nahoş adlandırmalarda da bulunuluyor bilesiniz. İşin içinde insanın olduğu hangi alan temiz kalıyor ki? İnsana, insanlığa inancınızı sevdim ama yine de fazlası zarar. Şüphecilik bazen de hayat kurtarır.

Muhtemeldir ki çok sık giren, kullanan ya da sadece belirli konular üzerinde yoğunlaşıp fikir edinen ve onunla yetinenler olmalı fikri olmayan yüzde 3’lük dilim. Sizlere de kötü bir haberim var. Manipüle edilmeyen, saf kalan hiçbir şey yok sosyal mecralarda. Hayat içinde de öyle!

Öyle ya da böyle hepimiz başvuruyoruz aslında. Mesela hangimiz sevilmeye, takdir görmeye hayır deriz ki? Bunlar için bazen karşımızdaki kişilerin duygularıyla oynamaz mıyız? Abartıya kaçmayan kalmış mıdır? Spotların üzerinde olmasından hoşlanmayan kaç kişi vardır?

Sosyal medya ise adınızdan ne kadar çok söz edildiği, göz önünde olduğunuz, hayran kitlenizin büyüklüğü üzerine kurulu bir dünyadır ekseriyetle. Etkileşim almak, kısa süre de olsa kişiye önemsendiğini belirten suni özgüven sağlar. Değer bulmuştur, çoğunluk içinde “birisi” olmuştur.

Kesinlikle! Yüzde 14’ü iyi gözlemci, sık kullanan, tweet, haber ve yorum altını da okuyan kişiler olmadı. Benim de sık başvurduğum yöntemdir bunlar. Çok öğretici olabilir, ipuçları sunabilir kişi ve olaylar hakkında. Kabul, bazen de çok matraktır bu tarz ayrıntılar.

Kişilerden kurumlara ciddi anlamda manipülasyona açıktır sosyal mecralar. Algı oluşturmak üzerinden, özellikle de anonim denilen rumuz ve fotoğrafsız hesaplarca edepsizliğin dibine vurulmakta. Hedef tahtasına konulan zat ya da kurum, kuruluş insafsızca linç edilmekte.

Aynı evi, hayatı paylaşan çiftler, eşler, aileler birbirlerini yıllarca tanıyamaz, çözemezken birkaç aklı selim 3-5 fotoğraf ve paylaşımdan insan uzmanı kesilmekte, hatta söylenemeyen üzerinden niyet okumaktalar.

İnsan her şeyi bilirmiş de bir tek haddini bilmezmiş. Kendilerine dönseler sığlıklarında boğulacaklar. Haklılar aslında. Hizaya sokmak, tek tipleştirmek, kendilerinde olmayan hayayı senden beklemek, her ne olursa oldun kendi yapamadıklarını ya da cesaret edemediklerini, oturmak organlarını yerinden kaldırmadan acizliklerini bizlerden beslemekteler.

Bu zerzavatların en nefret ettikleri şey de insan olmanın, insanlığın getiriş olan sevgi, paylaşmak, dostluk ya da ortaya herkesin hayrına iş koyabilmesi. Biraz insani değerler taşıyorsanız, elinizi taşın altına koyuyorsanız hiçbir çabanız cezasız kalmayacaktır.

Ben mesela antremanlıyım. En çok da vericiliğim üzerinden linç edildim. Evet! Ne siyasi duruşum, ne dünya algılarım, ne de cinsiyet kimliğim. İnsani yanıma saldırdılar hunharca, etimi didik didik ettiler.

Yüzde 75 zaten doğrunun bilincinde, evetçiler. Hayır diyenlere de sözüm yok. Sivri sinek saz, davul zurna az size hayırcılar. Sizler kör veya sağır olabilir, sosyal medyanın etkisinden de bi’haber olabilirsiniz de devlet kurup devlet düşürmekte, koltuk sallamakta, seçimlere sirayet etmekte… Trol timleri denen, kasıtlı algı kalemşörlerine hiç girmiyorum bile.

“Çok çabuk gaza geliyoruz. Maddi ve manevi olarak etkileniyor, görünene göre yargıya varıyoruz. Olayların iç yüzünün ne olduğunu sorgulamıyor ve gördüğümüze göre şekillendiriyoruz. Duymayı ve dinlemeyi unuttuk, sadece yorum yapmayı biliyoruz.”

“Evet, her şeye şüpheyle bakma alışkanlığımıza rağmen biz(ben) bile zokayı yutmuyor muyuz?

“Kesinlikle! Sosyal medya artık basından daha büyük güç…”

Demiştim, şüphecilik iyidir. Araştırmaya iter, başka fikirlere bakmanızı sağlar, bakış açınıza zenginlik katar. Beyin çalışmak içindir, fazlası zarar vermez.

Reklamlar