KIZ KARDEŞİMİN HİKAYESİ

Anna, 11 yaşında 4 çocuklu bir ailenin ortanca kızı. Löseminin etkileriyle, böbrek yetmezliği de yaşayan ablasına, donör de olması planıyla doğan bir çocuk.

My Sister’s Keeper/Kız Kardeşimin Hikayesi”, 2009 yapımı özgün senaryosuyla ilk dakikadan da içine çeken filmlerden. İlk kez izlememe rağmen, herkesin izlemesini arzuladığım film.

Ebeveynliği sorgulatan; çocuklarımız üzerindeki haklarımızı tekrar düşündürten, oldukça iyi hikâye örüntüsüyle, soluksuz da izlenesi. Kurmacası oldukça başaralı, bir yandan da olayın aslında düşünüldüğünden de farklı olduğu, sürükleyici, akıcı filmlerden.

“Ben, ablamın yedeği olmak için doğmuşum.” Bu sözle, bir avukatın karşısına geçer ve bedeni hakkında söz sahibi olmak istediğini söyler Anna… Bedeni üzerinde rüştünü ispatlama arzusu, hukuk süreci filmin ana eksenini oluşturuyor.

Cameron Diaz (anne) ve Alec Baldwin (Anna’nın avukatı) baş rollerdeler. Filmin kahramanlarından Abigall Breslin’e (Anna), 2009 yılında “En İyi Genç Kadın Oyuncu” ödülünü kazandırmış. Ayrıca, lösemili ablayı oynayan Sofia Vasillieva’ya da 2010 yılında, “En İyi Ümit Vaad Eden Genç Kadın Oyuncu” ödülünü de getirmiş.

Jodi Picoult’un,  “Kız Kardeşim İçin” adlı eserinden uyarlanan filmin yönetmenliğini ise Nick Cassavetes yapmış. İzleyici beğeni notu 8.2/10 imiş filmimizin.

Anne, babaların özellikle izlemesi gereken filmlerden. Zor bir hastalık süreciyle baş ederken; öte yandan bazen çocuklarımıza eşit yaklaşıyor muyuz, “tanrıcılık” oynarken, kime ne kadar adiliz, becerebiliyor muyuz sorularıyla alt üst de oluyoruz aynı zamanda.

Kuşkusuzdur ki hastalıklar zor süreç. Çocuk gözünden; ailedeki diğer çocuklar için ne anlam ifade etmekte, kendini bu süreçte nerede konumlandırıyor, çocukken yetişkin olmaya da itilmesine, yalnızlık duygusuna verdiği tepkileri de göreceği filmde…

Keyifli seyirler…

Bir Cevap Yazın