KELEBEKLERDEN CARUSSO’YA KADIN MÜCADELESİ

Bazı ateşler vardır, hiç sönmeyen ateş böceği misali yokluğunda da yolumuzu aydınlatır.

Acısı halen dün gibidir… Kadınların/kadınlığın mücadelesi her medeniyette bedellere, bedenlere mal olmadan ilerleyememiştir.

Erk’eklerin eli kadın kanıyla yıkanmıştır insanlığın ilk çağlarından bu yana. Taahküm alanı bilinen işgal toprakları misali her dem tarumar edilmiş can parçasıdır. En az bunlar kadar da korkulanıdır kadınlık ve adı da…

Baş edemediklerini cadılıkla suçlamışlar, aforoz etmişler, evlere, göz ardı alanlara kapatmaya kalkmışlar. Kadın üzerinde kuramadıkları hükümranlıklarını tecavüzle, tacizle, şiddetle elde etmeye kalkmışlar, sözüm ona “sahip olmaya” çalışmışlar.

Anne, eş, kardeş, kız olmuş, namusla ödeşmiş fakat insan olduğu göz ardı edilmiş. Bireyliği, benliği olduğu unutulmuş, unutturulmaya çalışılmış. Kadınlık tanımlanırken erkekle özdeşlik, erkeğin himayesinde, korunmasına muhtaç, erkek bedeninin parçası şeklinde tasvir edilegelir çoğu zaman.

İnsan olmanın gereği, doğuştan gelen hakların kazanımı bile neredeyse 100-150 sene öncesine dayanır. O haklara sahip olmayan kadınların mevcudiyetinden de söz edebiliriz 21.yüzyılda olduğumuzu söylerken.

Gördüğümüz, çoğu defa da şahit olduğumuz gibi de erk’in ilk ve en büyük düşmanıdır kadın. Erk’ek olmanın gereği gibi görüle savaşların, iç savaşların, çatışmaların, pek tabii ki ekonomik savaşların da en çok zulmedileni, örselenenidir kadın ve kadınlık.

Zale Karademir – İstanbul

Kelebekler’in, Mirabell kardeşlerin 25 Kasım 1960 yılında tecavüz edilerek öldürülmesinin kara tarihidir. Faşist diktatör Trujillo’nun rejiminin devamında engeldiler. Trujillo Kelebekler’e öfkesini hiç gizlememiş, bir konuşmasında “Ülkenin iki büyük sorunu var. Kilise ve Mirabell Kardeşler” diyerek açık hedef haline getirmekte sakınca görmemiştir.

Kelebekler’in öldürülmesi halk direnişini daha da güçlendirmiş, 1 sene sonra Trujillo da devrik zalimlerden olmuştu.

Toplu taşıma zamları boykotuyla Şili’de başlayan ayaklanmayla halk sokaklara döküldü Ekim ayı başlarında palyaço kostümüyle alanda olan pandomim sanatçısı Daniela Carrasso da simgeleşen isimlerdendi. 19 Ekim’de jandarma tarafından göz altına alınmıştı. 20 Kasım 2019’da Santigo’nun güneyinde Andre Jarlan Parkı yanındaki belediye binasının demir kazıklarına geçirilmiş halde bulundu bedeni.

Ali Haydar Çelebi – Ankara

Göz altına alındıktan sonra işkencelere ve tecavüze maruz bırakıldığı saptanmış otopsi sonucunda. Trujillolar 2019 yılında da dünya yer küresinde varlığını sürdürmekte.

Mirabelle Kardeşler’in öldürüldüğü gün olan 25 Kasım 1981 yılından bu yana Güney Amerikalı kadın dernekleri öncülüğünde başlatılan önemli bir tarihtir.

Tüm dünya için 25 Kasım Kadına Karşı Şiddete Yönelik Mücadele Günü olarak sembol bir tarihtir. Şiddet kurbanı kadınlar anılır, Kadın Mücadelesi’nin varlığını, öfkesini sokaklara taşıdığı günlerdendir.

Türkiye’nin büyük kentlerinde de öyleydi. Çoğu yerde sorunsuz yaşanan anma günü beklendiği gibi bu sene de İstanbul’da gazlı ve pilastik mermili saldırılarla geçti.

Zale Karademir – İstanbul

Son anına kadar belirsizliğini koruyan anma günü kadınların 300 metreyi “yürümelerine rıza gösterilerek” gerçekleşti. Gelin görün ki 140.netreden öteye yine yürütülmedi İstanbullu kadınlar.

Gün boyu İstiklal Caddesi’ne çıkan bütün ara sokaklar kapatılmış, cadde zaten ablukaya alınmış, kuşatılmıştı. İstanbul Emniyeti deyim yerindeyse İstiklal’e yığılmıştı. Buna rağmen kadınlara 300 metre ve cadde çok görüldü.

Neden korktular acaba? Kadınlar ülkeyi mi işgal edeceklerdi? Yoksa kendilerinin de çok iyi bildiği gibi kadınlar sokağa dökülürse her şey biter miydi? Kaygılı olmakta haklılardır belki de… Sadece şu herkesçe bilinmekte ki kadınlar cendereyi sevmez, tahammülleri de kalmadı. 8 Mart’ın gelişi 25 Kasım’dan belli sanki!

Ne Kelebekler unutuldu, ne Carrasso, ne Emine Bulutlar… Hande Kader de taptazeydi İstanbullu kadınların ya da alanlara çıkan Türkiyeli kadınların hafızalarında.

Ali Haydar Çelebi – Ankara

Carrasso’nun maskı, hayaleti dolaştı İstanbul’un, Ankara’nın, İzmir’in, tüm dünyanın sokaklarında. Kadınlar kah palyaço oldular kah Kelebek. Heterosundan transına, biseksüeline, lezbiyenine, Kürt’ünden baş örtülüsüne, beyazından mavi yakalısına, eğitimlisinden dezavantajlısına öfkelerini, acılarını kuşanıp doldururlar kentlerin sokaklarını.

Anmaların, isyanların, öfkenin çeşitleri vardır. Herkes ana dilinde haykırdı yakarışlarını. Dostluğun, dayanışmanın bağı omuz oldu halaylarda, horonlarda, el ele kenetlendi kadınlar. Marş oldu, türkü oldu, zılgıt oldu, ezgi oldu, renk oldu, döviz oldu, umut oldu, öfke oldu, isyan oldu, kadın oldu sokaklar.

Kadınlar doğumu müjdeliyor! En iyi bildikleri şeylerdendir doğum! Kadınlar doğuma durdular; barışı, dostluğu, kız kardeşliği, eşitliği, adaleti, insanca yaşamı, özgürlüğü… Ve herkes bilir ki sancılı da olsa acısı bolsa da niyetlendiyse kadın doğurur.

Duyduk duymadık demeyin! Gebelik başladı! Er olur, geç olur, yeni doğum yakın. Kadınlar sokakta, kadınlar isyanda! Nice tiranlar geçti, hepsi gidici. Kadınların öfkesine baraj dayanmaz!

Ali Haydar Çelebi – Ankara
Ali Haydar Çelebi – Ankara