Kariyer Planlamada Bölüm Seçmenin Önemi

Üniversite tercihleri kariyerinizi belirliyor…

Herkesin bir hayali vardır… Bu hayaller konusunda insanlar ikiye ayrılır;

1- Küçüklüğünden beri aynı hayale sahip olanlar.
2- Küçüklüğünden beri kıyafet değiştirir gibi hayal değiştirenler.

İlk madde tiplemesinde ki insanlar bu hayali gerçekleştirir, ne yapar ne eder mutlaka olmasını sağlarlar. Bu gerçekten böyle, gerek çevremden gerek çevremin çevresinden ve okuduklarımdan gördüğüm kadarıyla belirli bir hayal ve istek üzerinde yoğunlaşanlar bu hayali mutlaka gerçekleştiriyorlar. Bu yazım ikinci tipte ki gençleri ilgilendiren bir yazı olacak ve onları en iyi şekilde temsil edip, yardımcı olabileceğimi düşünüyorum. Çünkü ben de tip 2 insanıydım. Yaşayacağımız sürenin en uzun dönemini kapsayacak olan meslek hayatımız da aslında bu hayaller üzerine kurulu. Bazı spesifik durumlar ve spesifik insanlar haricinde üniversitede okuyacağımız bölüm, iş hayatımızı doğrudan etkilemekte ve hatta planlamaktadır. Bu nedenle üniversite bölümünü seçerken genç bireyin kendi hakkında iyice oturup düşünüp, kendine çeşitli anketler yapması ve belli bir noktaya kadar da büyüklerinin ve danışmanlarının önerilerine kulak vermesi gerekir. Konuyu dağıtmadan danışmanlarına ve büyüklerine kulak vermesi gerekir dememin sebebi şudur ki, hayat konusunda bizden daha tecrübeli olduklarından ve gözlem yetenekleri daha gelişmiş olduğundan, ilk başta doğru gelmese de gelecek için çoğu zaman doğru yol gösterdikleri kanıtlanmış bir gerçektir. O dönemde yoğunlaşmış olan stres, hormon değişimi, vücut değişimi, karakter oturtma süreci ve özgürlük arayışı gibi kavramlar bir araya geldiğinde kesinlikle biz gençlerin gözünde büyüklerin ve danışmanlarımızın sözünün bir değeri olmaz. Bizim için önemli olan bizim düşündüğümüz ve istediğimizdir. Bu düşünüp istediğimiz şeyi ise genelde bizimle aynı yaşta olup, hemen hemen aynı hayat tecrübeSİZliğine sahip olan arkadaşlarımız ile birlikte şekillendiririz. Ki bu da en büyük yanlışımız olur. Belki seneler boyu görüşmeyeceğimiz, belki bir anlık sinirle arkadaşlığımızı bitirebileceğimiz kişiler için kendi geleceğimizi boyutlandırırız. Bunun yerine her ne kadar kabullenilmesi zor, uygulaması o dönemde daha da zor olsa tercih dönemi gelmeden evvel kendimizi güzelce ve derinden tanımak için elimizden geleni yapmalıyız. Bu tanıma işlemi bittiğinde ne istediğimizi, gelecekte kendimizi nasıl bir işte gördüğümüzü, nasıl bir çalışma ortamı istediğimizi, ilgi alanlarımızın ne olduğunu kendi içimizde çözümlememiz gerekir. Ancak bu çözümleme işlemi sırasınca kendimize dürüst ve objektif olmalıyız. Bu çözümlemeyi yaparken mantık çerçevesinde kararlar almalıyız. Sonrasında eğer yeterli bilgi donanımları veya araştırma istekleri var ise ilk başta ailemize daha sonrasında danışman hocalarımız ile konuşmalı bizlere yol göstermelerini istemeliyiz. Kendimizi çözümlediğimiz şekilde, sıralamalar yaparak, dürüst bir şekilde onlara açmalı ve tavsiyelerine kulak vermeliyiz. Çözümlememizi onlara anlatırken elbette ki eleştirileri, değiştirilmesi veya iyileştirilmesi gereken noktalar olacaktır. Direkt olarak sinirlenip kestirip atmamalı, kendi başımıza söylediklerini mutlaka ama mutlaka sakince düşünmeli, haklı oldukları konularda değişime gitmeliyiz. Aileniz tabi ki sizin garanti bir işi olan, güzel para kazandıracak, imkanları geniş olan bir meslek tercih etmenizi isteyecektir ancak onlar da unutmamalıdır ki Türkiye’de yaşıyoruz. Diplomalı mühendislerin kasiyerlik, diplomasız insanlarında tahmin edilemeyecek konumlara geldiği bir ülkeyiz…Dolayısıyla onların göz bebekleri olduğunuzun farkında olun ve sakin bir çerçevede isteğinizi dile getirin. İstemediğiniz bir üniversite bölümü okuyup hayatınızın en güzel zamanlarında en az 4 seneyi heba etmenin anlamı yok.

Unutmayın ki üniversitede okuyacağımız bölüm meslek hayatımız ile direkt olarak bağlantılı olacak. Bağlantılı olmayan insanlar ya mezun olduktan sonra kendi istedikleri işi kurmak için yeterli maddi güce sahip insanlardır, ya da maddi güç yerine yeterli cesarete sahip insanlardır. En kötü ihtimal ise zorunda kalmışlardır. Ancak siz mezun olduktan sonra diplomasını aldığınız alanın mensubu olmak istiyor ve mutlu bir hayat sürmeyi planlıyorsanız seveceğiniz mesleği seçmek zorundasınız. İşte bu yüzden de yukarıda bahsettiğim çözümlemeyi en doğru şekilde yapmanız gerekmekte.

Gelelim neden büyüklerimizin ve danışmanlarımızın sesine neden kulak verelim demek istediğime. Kendimden örnek vererek gideceğim. Hiçbir zaman aşırı çalışkan bir öğrenci olmadım, hala daha çalışkan bir öğrenci değilimdir. Lise ikinci sınıfta alanlara ayrılırken ilk başta fen-matematik seçmiştim ve ikinci sınıfın sonunda arkadaşlarımın (!) yol göstermesi ile Türkçe-matematiğe geçiş yaptım. Ne kadar doğruydu orası tartışılır ama kendi açımdan inanılmaz rahat bir lise dönemi geçirdim çünkü birazcık bile çalışmama gerek kalmamıştı ama ilgim her zaman sayısal işlere daha fazlaydı. Bu geçiş aşamasında gerek öğretmenlerim gerek ailemin her ferdi kendilerini parçaladılar geçmeyeyim diye ve ben onları asla dinlemedim çünkü arkadaşlarımın (!) düşünceleri o dönemde benim için daha doğruydu (!). Üniversite sınavının o zamanlar adı değişikti tabi. Bizim girdiğimiz zamandan beri sanırım 5.’ye değişiyor… Her neyse bütün bölümlerin sınavına girdim, üşenmedim hepsine girdim. Sonuç ne oldu? Türkiye’nin saygın üniversitelerinden birinde burslu olarak mühendislik okuyorum. Mühendisliği seçerken kesinlikle istemiyordum. Benim istediğim lise başından beri sahne sanatlarıydı, o olmazsa işletme istiyorum. Bu konuda kesinlikle emindim. O dönemde vahiy indi sanırım ve beni benden iyi tanıdıklarını sonradan anladığım insanların lafını dinleyip Enerji Sistemleri Mühendisliğini seçtim. Bölüme geçtiğim ilk iki sene ahmak gibi kendimi doldurdum; “Bölümden nefret ediyorum, bunu istemiyorum, oyuncu olmak istiyorum vs.”… Ne diyebilirim ki… En sonunda bütün şımarıklığımla vizelerine, finallerine girmediğim bölümden çıkıp işletmeye geçme kararı aldım. Bütün hazırlığımı yaptım, tam heyete gideceğim sırada yine bir vahiy ile birlikte mühendislikte kalma kararı aldım. Bilin bakalım ne oldu? O andan itibaren bölümüme aşığım, bölümün benim için biçilmiş kaftan olduğunu düşünüyor ve büyük bir zevkle mezun olacağım dakikayı dokuyorum. Tanıyanlara sorabilirsiniz, kesinlikle ders çalışan biri değilimdir ama başarılı sayılabilecek hatta insanların mezun olurken bile elde edemediği bir ortalamaya sahibim, bunun sebebiyse gerçekten ilgimin olduğu bir şey ile meşgul olmam. Bu düşüncem hele ki ilk stajımı yaptığımda coştu. Dedim ki “İŞTE BU!”. Ancak yine de öbür iki isteğimden vazgeçmedim… Oyunculuk için ileride ders alacağım, ders alana kadar idare etsin diye bir ajansa yazıldım, güzel bir rol teklifi ile o maceraya adım atacakken kendi isteğim ile oradan caydım. Sebebi ise benim gerçek istediğimin bu olmadığını işin içine girdiğim anda anlamamdı. İkinci isteğimi ise hala bırakmadım. İşletmeyi başka bir üniversitede okumaya devam ediyorum. Mutlu muyum? Evet! Hem de çok fazla. Geleceğimi her düşündüğümde hemen bir düşünce daha beliriyor aklımda; “Haklılarmış!”.

Velhasıl demek istediğim okuyacağınız bölümü seçerken en büyük iş sizin kendinizi tahlil etmeniz. Sonrasında ise yaşıtlarınızdan ziyade hayat tecrübesi daha fazla olan insanlara kulak vermeniz. Belki bütün büyüklerin zorlamasıyla istemediğiniz bir bölüm okuyacaksınız, ilk başlarda nefret edecek ve hep kızacaksınız ama eminim çoğunuz (çoğunuz diyorum çünkü herkesi bunun içerisine genelleyemem, maalesef hiç uygun olmayan bölümler de aileleri tarafından okutuluyor bunun sebebi de bilinçsizlik.) tavsiye dinlemenin meyvelerini toplayacak ve çok mutlu olacaksınız işin sonunda.

Lütfen geleceğinizi mantıklı olmayan merdivenler üzerinde kurmayın. Bir tane hayatınız var ve kendi ellerinizle mahvetmek istemezsiniz diye düşünüyorum. Ayrıca bu ülkenin umutlu, başarılı, bilinçli ve bilgili gençlere ihtiyacı var. Aydınlık bir geleceğin yolu ise işini severek ve iyi yapan çalışanlar. Bireysel olarak düşünmeyi bırakın ve biraz da toplumsal olarak bakın bu duruma ?? Hayat, hayatınız çok güzel. Kıymetini bilin ve hep mutlu olun!