KADIN YÖNETİCİLERLE ÇALIŞMAK

Süregelen bir şehir efsanesi vardır: Kadından yönetici olmaz!

Gerçekten öyle mi? Neden kadınların yöneticiliği kabul görmez? Hoş iş ve karar alıcılar dünyasına bakınca evet kadından yönetici olmazmış çünkü yok kadar azlar…

İş dünyası eril zihniyetin tahakkümü altında. Yazılı olmayan kuralları var. Kadına, cinsiyetlere, azınlıklara uygulanan “Cam tavan sendromu” olarak da son zamanlarda sıkça duyduğumuz bariyerlerin yıkılmaması sorunu da denebilecek, Iceberg kadar gerçek ketler silsilesi…

İş/yönetim dünyası erk’ek dünyasıdır! Acımasız, sert, gözü kara, duygusallığa yer vermeyen, mantığın ağır bastığı kurtlar sofrası… Genel anlamda karar alıcılıkta bu düzeyde yükümlülükleri barındıran çetin ceviz olmaya zorlayan, apayrı gerçekliğe bürülü, başka alemdir.

Genel merakımı da cezbeder bir durumu biraz irdelemek ve yaptığımız anketle de sizlerin fikri doğrultusunda yazmak istedim.

Kadın yöneticiler ilerlemede ön açıcı mıdır? Evet, hayır ya da yetkinliğe inanırım şeklinde 3 şık koymuştuk. Şıklar üzerinden kişisel yorumlarımı da katarak yazıya devam edelim mi?

Hayırcılar ve kişisel yetkinliğe inanırımcılar %20 ile eşit düzeydeler. Buradan başlamak lazım sanki.

Kişisel yetkinliğe inanırım! Kabul ve olması gereken de bu… Liyakat sistemi işlemediği için içler acısı durumdayız… Olmayacak yerlere, inanılmak “yönetici” atamaları hepimizin dudaklarını uçuklatmıyor mu? Hal böyleyken peki kadınların önleri neden kesilemiyor olsun ki?

Cam tavan sendromunun tarifi içerisinde de belirtmiştim: Kadına, cinsiyete, azınlıklara karşı. Kadın yöneticileri geçtik, kaç tane mevkide beyaz, sünni, Müslüman harici karar alıcı var ki? Yoksa tırnak içinin haricide kimse yetkin değil midir? Yetkinlik ya her şey demek değilse?

Burada sadece bizim ülkemizde böyle demek de büyük hata olur. İş dünyası, siyaseti yönetişim azınlıkları sevmiyor, genelinde kural –yazılı olmasa da- böyle, tüm dünyada…

Hayır cevabını kısmen anlarım. Bir kadının yükselmesi zordur, yükselirken de aynı kalabilmesi, kadınca kalabilmesi. İstisnalar mutlaka vardır, lütfen üzerlerine alınmasınlar.

İş dünyası yönetici kadınlar prototipimiz de maalesef ki erk’leşen kadınlarla örülü. Kast edilen kıyafet üzerinden tanımlama değil, yanlışlığa yol açmayayım… Çıkılan yolda bırakılanlar, sertleşme, benzeşme durumu… Aynılaşma halleri.

Tam da bu yazıyı yazma fikrim kafamdayken 2 tane yakından tanıdığım kadınlar bu konu üzerine bir sohbetin ortasına düşmüştüm.

Bir arkadaşım “Kadın yönetici olursa ben devam etmem” demiş müdürüne… Gerekçesini sorduğumda “Kadınlar daha ilk günden otoritesini kurmaya çalışıyor, işi sağlam tutuyor” dedi. Kadınlar gerekli saygıyı görmüyorlarsa, kararları sorgulanıyor, sözleri ciddiye alınmıyorsa belki de zorunlu kalıyorlardır.

Sohbet devam ederken ben de o pozisyonda kadın olmanın zorluklarını, benzeşmeyi dile getirdiğimde diğer arkadaşımız söze girdi.

“Eğitim semineri için KKTC’ye gitmiştik. Bir üniversiteydi, konuşmacıların çoğu kadındı. Kadınla öyle dişi ve kadındılar ki bizim ülkemizde olsa ne derece ciddiye alınırlardı? Kadın kalabilmeleri ne derece mümkün olabilirdi diye düşündüm” demişti diğer kadın arkadaşımız.

Toplumsal cinsiyet sonradan dayatılan kalıplar da kadınların belini kırıyor olmasın? Belki de biz ve bizim gibi ülkelerde? Kadılık kamburu taşlaşmayı, kadınlıktan soyunmayı gerektiriyorsa ya…

Birkaç paragraf önce “tüm dünyada böyle” gibi bir cümle kullandım, evet! Kendimle çelişmiyorum halen. Oralarda da var sadece yüzdelik dilimleri düşük.

Evet! Kadın yöneticilerin ön açıcı olduğunu düşünen dilim %60 bu beni de mutlu etti. Halen kadınlara karşı umudunu koruyan, kadın olmanın fark yaratacağı fikrinde olan insanların fazlalığı.

Hele de ankete salt kadınlar için diye bir ibare koymadığımız için kadınlara, kadınlığa inanan erkeklerin olduğunu bilmek biraz daha umut verici.

Oysa aslında olmasını arzu edeceğimiz belki de bir gün olacak olan, doğuştan getirilen veya atanan cinsiyetlerden öte işini ehliyle yapan, uzman ve donanımlı yöneticilerin çoğunluğu olmalı.

Şu an o çıtaya ulaşamamışsak her halükarda kadınlara bel bağlamak zorundayız galiba… Kadınların vicdanına, daha fazla insan kalabilme yetilerine sığınmak, barışçıl, insancıl çözümlerinden medet ummak zorundayız.

Reklamlar