ANLAYAN BİZLERE DE ANLATABİLİR Mİ?

Aslında sistemi çözmüşler; ne derece uzatır, araya bazen teknik bazense başka alanlardan sözcükler katar ve de merkezden uzaklaşırsanız; kimse soru soramaz, bir yanında da konuya hakim havası katarsınız…

Uzmanlıktan anladıkları şey; ne derece kafa karışıklığı yarattığınız, konudan uzaklaşma başaranız, tüm bunlarla beraber içine biraz gizem katıp; hiçbir şey anlat(a)maktan geçiyor…

Zati mesele anlatmak, açıklamak da değil; izah edilir yanı olmayınca, üretecek çareleriniz, bahaneleriniz veyahut da zekice yalanlarınız da kalmadıysa; bir kamyon laf edip, netliğe kavuşturmamak en iyi çözüm. Kendilerince belki de tek geçerli çare, çıkış yolu da…

Dekoder, Şifre Kitapçığı Yok Mu Bakan Beyin?

Artık eskimeye de yüz tutmuş Ekonomi Bakanımız, şahsına münhasır bir kişiliktir. Espritüellik onda, alengirli laflar desek onda; gel gör ki kendisini anlayabilmek, bakanlığında yaptığı icraatlarına akıl sır erdirmek, hele de açıklamalarını anlayabilmek pek de mümkün değil…

Okumuş yazmış, uzman adam, ekonominin erbabı; belki de biz, kendisinin entelektüel birikimine yetişemiyoruzdur; kafamız basmıyordur da bakanda kusur arıyoruzdur… Belki de!

Bundan sonra yapmamız gereken şey fiyatlardaki davranış bozukluğunun giderilmesiyle, makro ekonomik göstergelerdeki iyileşme ile yatay geçişten sonra daha makul bir enflasyon sarmalından çıkacağımız döneme gireceğiz.

İzninizle yukarıdaki açıklamayı anlatmaya çalışayım ve lakin önce benim anlamam gerekir. Anladım mı peki, elbette hayır.  Ben de sizden medet umar haldeyim…

Bu açıklama, geçen ayın enflasyon rakamlarının açıklandığı gün, Bakan Nebati’nin çalışma programı dahilinde ki bir konuşmasından.

Bölgenin önde gelen iş insanları, şirket yöneticileri, uzmanlarla dolu bir salon hayal edin. İlgili kişi enflasyonla ilgili  konuşuyor, nedenlerini, çözümlerini vs. anlatıyor; sonrasındaysa, büyük sessizlikti hakimdir muhtemelen dinleyicilerinde… Soru soran dahi çıkmış mıdır, kuşkuluyum açıkçası…

Satır aralarını kimler aydınlatır? Öncelikle, psikolog ve psikiyatr olmalı çözümleyiciler arasında “fiyatlardaki davranış bozukluğu”; sanki burada bir “kişi olma hali” söz konusu; öyleyse davranış bozukluğuna çare oralarda…

Hipnoz yöntemi mi  kullanılır, çocukluğuna mı inilir davranış bozukluğu gösteren fiyatların; ilgililerin ellerine teslim ettik.

İyileşme ile yatay geçiş”, bir iyileşmeden söz edecek olursak; yatay değil, aşağı/yukarı dikey geçiş baş göstermesi gerekmez mi? İstatistik ve ekonomik eğriler, öyle işler gibime gelmekte? Bunu da anlamadan ve anlatamadan geçiyorum, sevgili okur.

Daha makul bir enflasyon sarmalı”, mesela bu makul nedir? Çünkü önünde “yatay geçiş” vardı; mantıkla devam edersek, olduğu gibi devam eder; gibi bir anlam çıkmakta buradan da…

Neyse ki sözlerinin bir yerlerinde; yıl sonu enflasyonun ateşinin dineceğine yönelik beklentisini vurgulamış. Sürekli revize de var; senenin ilk aylarında da yaz ortası çözüleceği dillendirilmişti kendisince.

Hadi savaş çıktı -şimdilerde en büyük kozları/tek bahaneleri-, tarih ötelenmeye gerek görüldü diyelim, sene sonunu tahmini de çok geç değil mi? Kişisel fikrim; bakanın yine çok iyimser olduğu yönünde…

Rakamlar Ne Söylüyor Peki?  

Aylık bazda, %5,46 denmiş; enflasyon artışı için. Gel gör ki sanki “virgül” yanlış yere konulmuş; çarşı pazarda, cüzdanlarımızda hissedilen yakıcılığına göre.  

TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu), 2022 yılı mart ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) rakamlarına göre; 61,14 ile son 20 yılın en yüksek rakamıyla, yine zirve yapmış. TÜFE’de aylık artış, başta da dediğim gibi 5,46 olasıymış.

Günlük artış gösteren akaryakıt zamlarıyla, ulaştırma harcamaları %99,12 ile ayın şampiyonu olurken; %70,33 ile gıda ve alkolsüz içeceklerin ardından da %69,26 ev eşyaları şeklindeymiş şampiyonlar ligimizde sıralama.

Yılın en düşük oranları %15,08 haberleşme (1Nisan itibariyle %50 zamlandı), %26,73 eğitim, %26,95 giyim-ayakkabı ve sağlık harcamaları; önceki yılın oranlarına göre daha az artanlar grubunda.

Yıllık bazda böyleyken; bir önceki yılın aynı ayına, oranlarına göre %51,34 düzeylerinde artışlar gerçekleşmiş TÜFE B diye adlandırılan; işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içecekler, tütün ve altın hariç özel kapsamlı göstergelerde. Bu grup, önceki aya göre de %4,24 artmış. TÜİK öyle diyor yani anacığım…

İstanbul Planlama Ajansı “İstanbul’da yaşam maliyeti 1 yılda %73,63 artı”, bu da şehrim insanları için ayrı bir veri olarak, yerini alsın enflasyon rakamlarına dair.

Sanki İstanbul, bağımsızlığını da ilan etmiş, bir küçük ülke konumunda. Her yeri beton, her şeyinde komşu illere bağımlı olunca; kaçınılmaz olanı da bu, ne acıdır ki…

Tüm rakamlar size “Hadi canım sende” dedirtiyorsa, ENAG’da  (Enflasyon Araştırma Grubu) tespitlerini açıklamış. ENAGrup TÜFE aylık bazda %11,93, 12 aylık dönem içinse %142,63 olarak gerçekleştiği saptamasında bulunmuş. Oranlardan oran beğen.

İlginç Bir Detay!

Türk Kızılay’ı, “Kızılay Zekat Müessesesi” kurduklarını belirtmiş. Başkan Kınık: “Zekatın teşvik edilmesi, hesap verilebilir, şeffaflık  ve izlenebilirlik modeliyle mutlaka müesseleşmesi gerektiğini düşünüyoruz” demiş, Dünya gazetesine verdiği demeçte.

Diyanet’le, ortak çalışma ve fikir alış verişi kararı almışlar. Proje genel anlamda, “zorda kalan iş insanlarını”, “yeni iş kuracaklara fon oluşturma” diye özetlenebilir. Ayrıca  üretim sıkıntısı çeken üreticinin borcunun ödemesi ve tekrar üretebilir duruma gelebilmesi gibi modellerle, zekatı yaygınlaştırma çabasındalarmış.

Kan toplama gibi konularda dahi sıkıntılar yaşadıkları düşünülerse, başara bilirler mi bilinmez artık…

Ayrıca bizde ekonomik sıkıntı, dara düşen esnaf veya iş insanları mı var ki? Geçmişte de bir çok konuda adı şaibelerle anılan kurum, bakalım hangi iş insanlarını kurtaracak?

Mahalle esnafı neyse de iş insanlarını kurtarmak da vatandaşın ödevi midir, zekatla çözülecekse, her şeyi biz yapacaksak; devlet niye var?

İş dünyasına sıra gelene kadar; kuru ekmeğe, et süte, mamaya dahi ulaşamayan kocaman bir halk kitlesi var… Neyse!

Makas Açılmış

TÜİK ve Arjantin İstatistik Ofisi  verileri karşılaştırmasına göre oluşturulan Sefalet Endeksi tablosu; işsizlik ve enflasyon oranları açısından yaklaşık 10 puanının üzerinde; Arjantin’in gerisine düştüğümüzü gösteriyor.

Öte yandan, Uluslararası Derecelendirme Kurumu Standard & Poor’s, Türkiye’nin döviz cinsinden kredi notunu “B+” olarak teyit ederken, ülkenin para cinsinden kredi notunu  “BB-“den “B+”ya düşürdüğünü açıkladı, 1 nisan itibariyle.

Goldman ve JP Morgan (Amerikalı Yatırım Bankaları), Türkiye için enflasyon tahminlerini yukarı yönlü revize etmişler.

Gün açıklanan enflasyon rakamları sonrası Goldman, yılın büyük bölümünde %65’ in üzerinde beklediğini, mayıs ve haziran aylarında zirve yaparak  %67  yapacağı görüşünü açıklamış.

JP Morgan, yıl sonuna çok yakın tarihe kadar %65-70 aralığında bir beklenti içindeymiş. Geçen ayki yıl sonu tahmini %40,2’ymiş.

İçimiz Karardı

Çok rakam, yüzde seven bir insan değilimdir ve lakin enflasyonu, oranları, tahminleri de  başkaca türlü anlatmanın yolu yok.

Eminim ki yazının sonuna ulaştığınızda da içiniz iyice daralmış, ayaz avaz da bağırasınız gelecek; camı çerçeveyi açıp…

Yazarken benim üzenime dünyalar çöktü. Resmen bitmeyen yazıya dönüştü… Hoş, boyumdan büyük işe de kalkışıp; bakan beyin şifrelerini çözmeye kalktım, sanki becerecekmişim gibi de…

Biraz kapsamlı olsun, önünüzde net bir resim oluşsun isteğiyle; son günlerin bütün ekonomik verilerini harmanladım.

Gönül isterdi ki müjdeler vereyim, ucuzlayan çarşı pazarı; düşen rakamları, her yanımızı saran bolluğu anlatayım. Şu satıra gelince, “Oh be, ne güzel geldin” dedirteyim…

El de olan bu, şimdilik. Güzel biten haberler, kaç boy uzağımızda, ben de dahil çoğumuzun ömrü yeter mi, güneşli yarınlara? Umudumuz o yönde, hayatımızda başkaca neyimiz kaldı ki?  

Bir Cevap Yazın