DERS O DEĞİL Kİ

İnsanın doğası mı, coğrafyanın toprağı mı yoksa bazılarımızın omuzlarına yük ağır mı geliyor bilinmez; bazısı hedefe ulaşınca, kimisi ise daha yarı yolda bozuluyor, değişiyor; maskesi düşüyor…

Yaldızıdöküldükçe; aslında ne derece sıradan, kusurlu, nobran ve birbirinin aynı kadınlar ve de adamlar olduğunu fark ediliyoruz; kimisinin dili biraz daha süslü, belki birkaç ton daha da farklı rengi…

Kibir; insanı, taşıyanın ruhunu, bulunduğu her ortamı zehirliyor; ot bitmez, çorak toprağa çeviriyor…

 Şimdi değilse bile az sonra, kaçtığınıza dönüşeceğinin sinyallerini veriyorlar… Tıpkı Ekrem İmamoğlu örneği gibi…

Bayramlaşma Mı, Miting Turları Mı?

Beyefendi, 16 milyondan fazla insanın yaşadığı bir şehrin belediye başkanı. Bir yandan da  yaklaşan 20223 yılı genel seçimler; adaylar arasında da adının sıkça geçmesi etkenli olsa gerek -açıkça niyetini zikretmiyor olmakla beraber-; miting havasında yurt gezileri de yapıyor.

Şaşaalı Güney Doğu Anadolu gezisi sonrasında; geçtiğimiz bayramda da Doğu Karadeniz’e; doğduğu topraklara da çıkartma yaptı.

Yoğun ilginin olduğu, adeta Karadeniz’i yeniden kuşattığı bir geziye dönüştü. Tüm bu artılarının yanında ve hatta artılarını da çöpe atar bir hamlesi; hatalar silsilesi vardı…  

O Parmağı Çok İyi Tanıyoruz…

Gezisine çok sayıda gazeteci, gazetecimsi de vardı. Kimisi mesleğinin hakkını veren emektarlar kimisi de posalarının kenara bırakıldığı kalemşörler, günah aklayıcılar; rüzgara göre yön belirleyenler…

Ertuğrul Özkök’ten Nagehan Alçı’ya hepsi İmamoğlu ile gezideydiler. Salt gezi de olsalar gene iyi; yanı sıra da VİP muamelesine tabiiydiler…

Alçı ismi; toplumun büyük kesimince, nefretle birlikte anılmakta. Her şey unutulur da Gezi Parkı Direnişi’ne kara çalan; toplumda infiale ve iç savaşa yol açabilecek Kabataş Yalanını yayması; hafızalarımızdan da kolayca silinmeyeceği garanti…

Ekrem Bey’imiz, halkın, oy verenlerinin tepkilerine karşı ne yapsa beğenirsiniz? Kızıl saçlı kadına arka çıkarken; hepimize parmak salladı, “akıllı ol” göndermesinin de yanında “vız gelir tırıs gider”siniz atarından da geri durmadı…

Gün Aydı, Başkan Aymadı

Ertesi güne, yoğun sosyal medya tepkisi üzerine; bir açıklama yaparak, özür diler”miş” gibi yaptı. Tüm her şeyin arkasında olup; “vıztırıs” kısmıyla geçiştirdi…  

Her şey; Nagehan’ı da kapsıyor evet; o konu da pişmanlığı yok, hata görmüyor da tutumda, kendisinde…

Canı sağ olsun diyeyim demesine de iş benle, senle bitmiyor. Oydaşları, umut bağlayanları, yönettiği şehrin halkı öyle düşünmemekte…

 Başkanın Özrü Sonrası

“İmamoğlu’nun özrü, size bir anlam ifade ediyor mu” diye sordum, Twitter’da ki takipçilerime.

Evet”, “hayır”, “vız gelir, tırıs gider” ve “dilemese daha iyiydi” seçeneklerini oylamalarını ve de yorumlarını rica etmiştim.

24 saat süren ankete, 362 kişi oylarıyla destek sunmuş. Öncelikle  oy verelerin hepsine teşekkür ederim. Hatta içlerinden bazıları fikirlerini de ayrıca belirtmişler, sağ olsunlar.

Özrünüz Kabul Görmüş Mü Acaba?

Samimiyetten uzak, üstün körü ve sakil bulan; “Dilemeseydi daha iyiydi” diyenlerin oranı; %11. Galiba, öte yandan da tüy diktiğinizi de düşünüyorlar…

Hayır” olarak fikrini belirtenler; %30. Bu kesim, özür dilediğinizi düşünmemekte, belki de özür altındaki şeyin ne olduğunu da anlamlandıramamaktalar.

%27’lik dilim; “Evet” demişler. Bilemiyorum özrünüzün bütününden mi hoşnutlardı, yoksa yarım ağızda olsa; mış gibi de yapsanız; “özür dileyebilen adam” imajınızı mı beğendiler?

Evet’çilerden yorum atan olmamış; gerekçelerine dair  derinine inme şansım olamadı. Belki de size bir şans daha tanımak istemişlerdir veya da akıllarındaki geleceğin adayı sizsinizdir.

Çoğunluk İçin Vız Gelmiş

Kendinizebenzetmişsinizçoğunluğu. Onlar da sizin gibi düşünmekte; sizin için…

Vız gelir, tırıs gider” fikrinde birleşen; %32 ile en çok oylanan şık da olmuş anketimizde.

En çok oylananı da düşünürsek; geneli itibariyle oy verenlerinizi veya gelecekte oy verme eğilimi gösterecekleri; fena kırıp, incitmişsiniz…

Bu Da Sizin Şanssızlığınız

Masaya yumruğunu vuran, parmak sallayan, akıllı olmaya davet eden; maço, kibirli, çaldığım düdük kalibresindeki adaylar tercih ediliyor, seviliyor; doğruya doğru…

Şayet ki biatçıların, güce tapanların mahallesinden aday olsaydınız…  Çok uğraşmanıza da gerek kalmazdı; mesela çizgili bir ceket, işinizi bayağı da kolaylardı…

 Bir Daha Doluya Tutulmayacağız…

Ne yılana sarılmak ne de yağmurdan kaçarken, size rıza göstermek zorundayız…

20 yıla bize, 200 yıl gibi geldi… En küçük kriz anlarında gerek krizi yönetmekteki hatalarınız -yardımınızın kabalığına hiç girmiyorum- gerekse de içinizde uyanan külhanbeyi tavırlarınız; ürkütmedi ama belki de aklımızı başımıza getirdi.

Birbirinin aynı adamlarla yol yürümek istemiyoruz. Bir sonraki hatasında; acep neleri kırıp dökecek, kaygısı taşımak istemiyoruz… Öngörülemez, görünmeklesiniz.

Dahası herkesle iyi geçinmek, dost olmak zorunda da değilsiniz… Bu, bizler bile olsak… Sadece netlik görme yanlısıyız; çizdiğiniz tablo pek de öyle değil…

Günün sonunda ya halkla yürümeyi yahut da halkla inatlaşarak yalnız kalmayı veya daha yolun çok başında; sizi çevreleyen engereklerle ahbaplığı seçmek zorundasınız…

Bir Cevap Yazın