değişen dünya: sosyal medyadan duvağıyla çıkmak

Özellikle 2000’lerden beri, bildiğimiz hiçbir şey aynı değil, dünya tanıdık olmaktan öte artık… Fiziksel diye tabir edeceğimiz; sürat, hız çağıyla beraber, iletişim, ileti alıp gönderdiğimiz teknikler de bambaşka şeylere dönüştüler…

Bir dönemler bilim kurgu filmlerinde izlediğimiz araçlar, iletişim yöntemleri hızlıca, deyim yerindeyse ‘göz açıp, kapayana kadar’, günlük rutinlerimiz haline dönüşürken, kanıksanır da oldular

Artan dünya nüfusu, trafik keşmekeşi, yaşam ve iş alanları arası mesafeler, öte yanda da ‘ekmeğin aslanın midesinden de aşağı inişiyle’, oturduğumuz yerle, çalıştığımız yerlerin arası açılmaya; kıtalararası yolculuklara başladıkHayatımızın çoğu yollar/yolculuklar şeklinde tarifleniyor

Alt alta eklenebilecek çoğu nedenlerin toplamı gelişen teknoloji, çeşitlenen iletişim olanakları, bizleri öte yandan da zamanı bir anlamda ‘verimli kullanmaya’ da itti kuşkusuz kiÖnceleri sesli aramalar için kullandığımız telefonlar da evrilerek, hayatlarımızın tam ortasına yerleşmekle kalmadı, onsuz yaşayamaz olduk

İnsani diyalogların asgariye inişi, yoğun yaşam temposu, zamanımızı kişisel mutluluk yerine, ‘kuş kadar kazanacağımız maaşlar için’ yollarda harcanması da sebebiyle; daha mutsuz, kopuk, ‘bir karış suratla dolanma’ getirisi

Tam da bu noktada elimizin altında, tek tuşla yepyeni bir dünya beliriverdiHayatı; haberi, dünyayı anlık yakalarken, öte yanımızda hızlı iletişim kurma şansıGerçek hayatlarımızda uzaklaştığımız iletişim kanalları, “yeni dünyada”, “değişen dünyada” sonsuzluğuyla, hele de iyice “globalleşen köy”e dönen dünyaya açılma, tanıyabilme şansı

Topyekûn değişim, hayatın kılcaldamarlarına kadar indi. Ayak uydurmak, ayak diretenleri de yavaş yavaş dışına iten, kendi ‘gerçekliğini’ oluştururken; ‘gerçekliğimiz de olan…’

SOSYALLEŞMENİN YENİ BOYUTLARI…

Hepimiz insanız da öte yandan… İhtiyacımız olan sevme, sevilme, hayatımızı, geleceğimizi paylaşacağımız insan/lar/ı nerelerde buluyoruz? Dostluk, arkadaşlık, ahbaplık ihtiyaçlarımıza çare neresi?

Laptop, tablet, akıllı telefonlar kısaca tek tuşla tüm aradıklarımız ‘sanal alem’ veya ‘sosyal ağlar’ la başucumuzdalar… Gençliği, çocukluğu, iş hayatı 2000’li yıllara denk düşenlerin çoğunluğunun yakından da tanıdığı bir mecra.

Değişen Dünya” haber serisi, anket destekli hepimizin de bildiği bir gerçekliğe fokustu. İlk ankette her ne kadar şu an ilişkide olduğumuz/evlendiğimiz insanlarla, ‘eski usulle’ tanışmış da olsak, %35’e karşılık gelen, sosyal ağlardan tanışma, ilişki kurma biçimleri de belirginlik gösterdi…

Biz de soru kalıbımızı daraltıp, sosyal mecralardan ilişki kurma üzerine odakladık, ikinci sorumuzu. Orada da gördük ki; ilişki kurmaktan öteye geçip, hayatlarımızı paylaşır ve birleştirir de olmuşuz…

Güvenilir buluyor muyduk peki, sosyal mecraları? Genel anlamda, evet güveniyormuşuz. Üçüncü anketimizden de bu sonuca ulaşmak mümkündü.

SANALDAN, NİKAHA…

Sanaldan telli duvaklı gelin olmak, ara ara espri konumuzdur. ‘Gelin olmadan, bu siteden ayrılmam’ da deriz yakın üç beş bekar kadın sohbetlerinde. Biz olamadık diye, mümkün değil miydi? Mümkündü!

Aşkı, sevgiyi yeşerten, hayatlarına taşıyan, hayatlarını birleştiren çiftler tanık olduğumuz ya da duyduğumuz yeni gerçekliğimiz de. Benim çevremde de ‘sanal dünyadan’, hayatın ‘gerçekliğine’ geçen çiftler var.

Bu yolla tanışan, evlilikle noktalayan yakın arkadaşlarım da olan genç bir çifti, serinin sonunda konuk edip; başladıkları günden, şu ana kadar neler yaşadılar, sosyal mecrada ilişki kurmak, avantaj/dezavantajları nelerdir, sizlerinde merak edeceğiniz temel sorulara, arkadaşlarım üzerinden cevaplar arayarak, bir yandan da dördüncüsüne ulaştığımız yazıyı ete kemiğe de büründürme arzusundayım.

OĞLAN BİZİM, KIZ BİZİM…

Yaklaşık 6-7 senelik bir arkadaşlığım var erkek tarafıyla. Gelinimiz Özge de, bana ’görümceciğim’ der. Yakışıklı, kalbi güzel arkadaşıma Umut’umuza, esmer güzeli Özge’mizi de ‘gelin almış olduk.’

Oldukça uzun bir giriş oldu da sanırım. Neden, niçin diye sıralarken, önceki yazılarımdan da bahsedince, kelimelerin ucunu kaçırdım ister istemez. Artık sözü çiftimize, canlarıma bırakıyorum.

  • Özge, Umut çifti ne kadar süredir birliktesiniz? Evlilik de dahil olmak üzere?

Bir buçuk yılı tanışma ve flörtle beraber, toplamda 5,5 yıldır birlikteyiz.

  • Sizi farklı kılan, sosyal mecra üzerinden tanışmanızı, evliliğe taşıyabilmekti. Bu noktaya gelebilmek zor oldu mu?

Bu noktaya gelmek zordu, çok zordu da. Bizler iki farklı ülkede yaşıyorduk. Yaşadığımız hayat şartları, mesafeler nedeniyle de istediğimiz zaman görüşemiyor, bir araya da gelemiyorduk da. Malum hayat şartları, iş güç…

  • Uzak mesafeli ilişkiler hele de sanal üzerinden ilişki yürütmek zordur… Siz bunu nasıl aştınız?

Sanal ilişkiler de diğer ilişkiler gibi cicim. Aylarıyla, pardon günleriyle olacaktı. (Hınzırlar bolca gülücük koymuşlar. Yüzlerinden eksik olmasın gülücükleri.) Sonra birbirinin sınırlarını zorlama dönemi, bir nevi tanıma dönemi de denebilir… Eğer bu sınırları zorlama evresini aşarsanız güzel, sağlam bir beraberlik mümkün.Ama bizim durumumuz da biraz farklıydı, yaralarımız aynıydı. İlk günden itibaren, biz birbirimize bağlanmıştık da bir şekilde.

  • İnsan/lar ilişkide acıyı, mutluluğu… sevdiğiyle paylaşmak, biri varsa varlığını da hissetmek ister…  Sorum Özge’ye: Biz kadınlar, daha da hassasız/hassas olabiliyoruz. Seni zorlamadı mı, üstesinden nasıl geldin?

Elbette zorladı, fakat sonuçta elimden de gelen başka bir şey yoktu… Adamı seviyorum ya katlanacağım ya da bitireceğim. Ben pek bitirmeleri sevmem, o nedenle azimle devam ettim.

  • Evlilik nasıl gidiyor, çifte kumrular?

40 yıldır evliyiz sanki. (Bolca gülücük ikonu yollamışlar) 40 yıldır evliyiz… (40.yıllarını da kutlarlarsa, al sana yeniden hediye ve altın çıktı başımıza… Hep, siz mi gülecektiniz yani)  

  • Tabir-i caizse “ayrı dünyaların insanısınız da…” Biriniz Türkiyeli, kızımız uzun yıllardır ‘Avrupa Kültürü’yle yaşamakta. Bu aranızda sorun oldu mu/oluyor mu?

Özge: Evet, kültür çatışması oldu ama senelerdir burada yaşamama rağmen, Türkiye ile bağlarımı hiç koparmadım. Umut da buraya gelince, çabuk adapte oldu. Sanki uzun yıllardır burada yaşıyor gibiydi.

  • Dünya ve ilişki kurma biçimleri de değişiyor. Sizde de olduğu gibi; sanal/sosyal mecralar üzerinden oluşanlar da var. Bakış açınız nedir, nasıl değerlendirirsiniz?

Sanal ortamlardaki ilişkiler genellikle kısa ömürlü oluyor. İnsanlar dürüst davranmıyorlar birbirlerine karşı, gerçeklikten, gerçek kişiliklerinden uzaklar… Bizimkinin yürüme nedeni; ilk anda dürüstlükle başlamasıydı.

  • İyi bir evliliğin ya da ilişkiyi yürütebilmenin sırları var mı? Siz de az yol kat etmediniz, sırlarınız neler?

Özge:Umut’unbenden iyi olduğu konu da olan; alttan almak. (Hınzır ikonlar yollanmış gene) Bir de küsme olayını tadında bırakabilmek…

  • Hadi biraz havamız değişsin. Dedikodu, müjde var mı?

Var var! Aileye/ailemize bir minnoş daha geliyor. 7 aylık hamileyiz. (Hamileyiz? Öyleyse Umut da dış gebelik yaşıyor sanırım? Mutluluktan dokuz doğuruyordur, orası kesin.)

  • Özge, senin ikinci evliliğin. Kızın evliliği nasıl karşıladı, başta direnç gösterdi mi ya da? Bebek fikrine, kardeşi olması durumuna nasıl bakıyor diye, ikinci soru da ekleyeyim peşinden?

Kızım, Umut’la tanıştığında 9 yaşındaydı. Hâliyle başta paylaşmama olayı yaşanır gibi olsa da Umut’u tanıdıkça, her şey daha farklı olmaya, değişmeye de başladı. Şimdilerde ikisi birbirine inanılmaz düşkünler, bu da beni çok mutlu ediyor.

Her şeyin bilincinde olan, 14 yaşında bir ergen oldu kızım. Havalar uçtu kardeşi olacağını duyunca. İki isim düşünüyoruz ve ilk ismi de kızım seçti. Ablasından başkasının, o ismi kullanması da yasak. Baştan tembihledi.

“Deli gibi aşığız hâlen” diye de not düşmüş, bizim gelin… Onlar ermiş muradına, biz mutluluklarına mutluluk dileyelim… Aşk, sevgi yakalayabilenler için, ne de büyük şans. Hele de çiftler istiyorlarsa, hazırlarsa da çocukla taçlanması ‘çifte kavrulmuş lezzet, mutluluk.’

OLMUŞ DA ASLINDA…

Bir merak ve bilinene biraz daha yakından bakma, irdeleme arzusuyla çıktığım “DEĞİŞEN DÜNYA” da hayatımızdaki yoğunluğu ne dereceyle geldiğimiz noktada; görüldüğü üzere gerçekliğimizmiş de…

Kalbin çarptığı, sizi güne ve hayata bağlayan duyguların olduğu her yer gerçekliktir. Gerçeklik; zaman, mekân, mesafe tanımaz, bağımsızdır.

Bazen hayatın şartları, kâh aradaki mesafeler, kimi zamansa kendiliğinden ortaya çıkışıyla da internet dünyasındaki saysız mecralarda iletişiyor, paylaşıyor, yakınlaşıyor, bazılarımız da evleniyoruz.

Filmler de hayatın içinden çıkıyor. Çoğunda da mutlu son, hele de romantikse temaları. Bir kadınla, bir adam birbirlerini sosyal medyada bulmuşlar. Kelimeleri, beyinleri, kalpleri, acıları tanışıkmış, aynı yola baş koymuşlar. Baş koymak da ne kelime, “40 yıllık evli gibi” bile olmuşlar.

Mutlu sonla bitsin istedim, mümkünlüğünün de resmini çizdik Özge’m ve Umut’um ile. Dedikodumuzu yaptık, müjdemizi aldık, ağız tadıyla mutluluklarının artması umuduyla, hele de şu zor günlerde kalplerimize sıcaklık katmanın keyfiyle; bana müsaade…

Nerededir, neresidir bilinmez acılarınızın sarıldığı, umudun, aşkın, mutluluğun çoğaldığı, son cümlelerimi yazdığım sabah ışıklarıyla; üzerimize gün doğsun, aşk doğsun diliyorum…

“Belki de sevmekle başlayacak her şey…”

Bir Cevap Yazın