BLÖF MÜ YOKSA SİYASİ İNTİHAR MI?

Bu ülkede, olana bitene mantıksal anlam aramayı, uzun zaman önce bıraktık sanıyorum… Hele de konu bu iktidarsa, bütün mümkünsüzlüklerin kıyısında da dolaşıyoruz uzunca süredir; hatta şaşırma duyularımız bile körelmiş olabilir…

Neden, niçin, nasıl gibi soru kalıpları gerek sözlüklerden gerek ise de kelime dağarcığımızdan da tedavülden kalktı iyice… Sormak, sorgulamak yerine; sadece direkt kabullenişe geçiyoruz…

Hoş, sorgulamak, sorabilmek hangimizin haddine; en küçük bir mırıltı bile ömre bedel hale gelmişken… Tam da istedikleri atmosfer, uzun yıllardır üzerinde çalıştıkları da buydu. Hoşgörüsüz, nobran, hoyratça bir siyasi gündem de hüküm sürmekte ki evlere şenlik…

GÜNDEM OYALAMA MI?

Bazı hazımsızlıkları herkesçe malumuzdur; İstanbul başta olmak üzere, ana kent belediyelerini yitirmelerini sindirmek, en zorlandıklarındandır da.

Özellikle 3 büyük ilin belediyelerinin önünü kesmek, çalışamaz hale getirmek için, zaman zaman çeşitli engellemeler yapılagelmekte.  Kimi zaman hak gaspları, arada imza krizleri, bütçelerini küçültme vs.

Yeter ki, halkla belediyeler karşı karşıya gelsin; beraberinde de başarısız görünmeleri için, kırk takla da atılmakta. Her ne olursa olsun; tüm olanaksızlıklara rağmen, yine de muhalefetin eline geçtiklerinden beri, göz doldurur hizmet sunmakta bütün belediye başkanları. Onca köstek, takılan çelmelere nazaran; sosyal belediyecilik yaptıklarını inkâr edemeyiz.

Konu İstanbul; hele de ticaretin, kültürün, sanatın, sanayinin de başkenti, lokomotifi olunca; öfkeleri, kinleri dinmek bilmedi, bitmeyecek gibi de durmakta…

Sonuçta İstanbul; öte yandan da Türkiye demek. Kazanmak veya kaybetmek; ülke siyasetinde yön belirleyiciliğe de kapı aralıyor. Şu an ki iktidarın yolunu da İstanbul açmıştı. Gelecek dönemler içinde, bu gerçeği aşmak zor. Demografik yapısı ve de nüfusu açısından da ayrı önem arz ettiği gerçeği de yadsınamaz şehrin.

Yine yeniden, şehir üzerinde birtakım planlar yapılmakta, hesap kitap defterleri gün yüzüne de çıkmakta. Dünden bugüne, neler olacağı belirsiz. Belki de siz bu satırları okurken yahut çok yakın gelecekte, bambaşkaca bir gerçekliği konuşuyor olacağız…

NEYİN HABERCİSİ?

Haziran 2019 yerel seçimlerine giderken dahi; gizli emellerini çok da saklama lüzumu görmemişlerdi. Millet İttifakı kazanırsa; yok o, yok bu “terör örgütü” bilmem hangi belediyeye çökecek; beraber yönetecekler gibi gibi göz dağı vermeleri… Sonuçta; niyetleri tutmadı, göz korkutmaları işe yaramadı lakin, bu da onları yıldırmadı.

Vatandaşların geneli itibariyle hoşnut oluşu, beri yandan sık sık adının olası seçimlerde Cumhurbaşkanı olarak geçiyor da olması; Ekrem İmamoğlu üzerinde ayrı bir yoğunluk oluşturdu, okların hedefine de oturtuyor.

Şimdilerde de 86 bin çalışanıyla, İstanbul Büyükşehir Belediyesi; koskoca kurum töhmet altında bırakılmak, başkanını ve yönetimini ve de muhalefet partilerini de yıpratma çabası güdülmekte.

Sav öylesine abes ki, ileri sürenler ülkeyi düşürdükleri durumdan dahi bihaber olmalılar; İBB’de bilmek kaç tane PKK, FETÖ, DHKP-C… örgütleriyle ilişikli eleman alınmış, görev yapmaktaymış…

Bir an için, hadi bunu doğru kabul edelim; peki bu devletin iç işleri bakanlığı, adalet bakanlığı polisi, yargısı buna nasıl göz yumdu? Bu insanlar, işe girerken adli sicilleri vs. araştırılırken nasıl çıkmıyor, şayet varsa cezaları niye belgelenmedi?

Sokak başı çevirmesinde yapılan GBT dahi suç dökümü, arama gibi her şeyi ortaya sunabiliyorken; en küçük işlerde de adli kaydı varsa, işe alıma engel olunuyor haldeyken; bunu nasıl izah edeceksiniz?

Görevini yapmayanlar mı var, rüşvetle sicil silen, temiz kâğıdı veren memurlarınız mı var, yoksa işinize gelince böbürlendiğiniz devlet; aslında muz cumhuriyeti mi?

Ortaya attığınız leke, tüm devlet kurumlarını sorgulanır hale getirirken; itibar itibar diye bağırdığınız durumu yerle bir etmiyor mu? Buna cevabınız nedir?

Yakın zamanda terörün kökünü kazıdık söyleminiz yalan mıydı bakan Soylu? Kaldı dediğiniz 150-200 kişi, konu İBB olunca; nasıl birden 550-560 sayılarına dönüşmekte? Bu doğruysa; bunca zaman siz neredeydiniz, bu devlet neredeydi? Ayrıca bakan bey, siz bakkal mı işletiyorsunuz; ne demek 550-560? Net bir sayı yok mu?

Bu bir sıkışmanın, ekonomik fiyaskoyu gizlemenin, o arada da fırsattır diye; kişi ve kurumlar üzerine kara çalmanın belirtisi gibi durmakta.

Ekonomik hezeyanın artık gündemden düşmesi çabanız, ayan beyan ortada…

Yok bu değil; dert siyasi rövanşsa, daha da  büyük hezimete yol açar bilesiniz… İstanbul’a çökmek; başına vurup, lokmasına çöktüğünüz Kürt oylarına, yönettikleri belediyelere  benzemez…

Doğruya doğru; Kürtler üzerinde bu senaryo denendi ve tuttu, kimsenin de sesi çıkmadı kabul; lakin “aynı suda iki kere yıkanılmaz…”

Bu kent kozmopolittir, herkese mesken, herkese aş umududur. Ne salt Beyaz Türklerin, Kürtlerin, ötekinin, berikinindir… Şehir hem herkesin, hem kimseninken, beri yandan da Türkiye demektir…

Sayenizdedir ki, özellikle 2016 yılı 15 Temmuz sonrası; yolu karakoldan geçmeyen, soruşturma geçirmeyen kalmadı, KHK ile işten atılanlara zati sayfalar yetmez…

Sanki biraz da derdiniz; belediyenin el değiştirmesi, kendi kadrolarınızın faş olması, yerine gerçek halkın işe alımı gibi de durmakta. PKK, FETÖ gibi kılıflar uydurduklarınızın kimisi Kürt yahut KHKzede –kibukonudabilgimyok, sadece fikir yürütme-olmasınlar sakın? Beklentiniz ne? Sizden olmayan kimselerin kursağından lokma geçmesin, yargısızca işinden ettikleriniz ‘ağaç kabuğu yesinler’ ve devam mı etsinler?

BİR İHTİMAL DAHA VAR…

Aslında örtülü bir ihtimal daha var; seçimin ilanı. Böyle bir durum varsa; hâl daha da felaket… İstanbul, iki kere boylarının ölçüsünü almaya sebebiyet verdi, başkanlarını da gasp ederseniz; tabela partisine dönüşmeye yol açar…

Başkan İmamoğlu’na siyasi yasak getirmeniz de sizleri kurtarmaz; muhalefet kimi aday gösterse kazanır, iş o noktaya gelir ki, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu dâhi, Cumhurbaşkanı seçtirmiş olursunuz…

Komploda öyle sırıtan, gülünç bir nokta var akıllara zarar. PKK ilişikli kişilerin; DİADER (Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği) referansıyla, İBB’ye yerleştirildiği… Bahsi geçen dernek; Kürt din adamlarının oluşumu. Bu derneğe zati, 6 ay önce işlem yapılmış, bazı yöneticileri de tutuklu. Din de sadece, birilerinin tekelinde; tüm ötekilere din de yasak, dinleri bile olamıyor ayrıyeten…  

Toplarsak; büyük bir yanlışlık, kirli bir oyuna girildi, dileğimiz ısrarcı olmamaları. Hele ki 86 bin çalışanın itibarının da toptan zedelememeleri.

Seçim hamlesiyse, buna çok da bir şey söylemek yersiz. Yapsınlar ve de boylarının ölçüsünü almaya da hazır olsunlar… Taşlar yerinden  oynayınca; kim altında kalır görürüz elbette…

Belirtiler göstermekte ki 2022 yılı sadece ekonomide zor geçmeyecek; siyasetiyle de yüzümüzü güldürmeyecek gibi görünüyor… Belki de o bahar, bu baharadır. Güneş başkaca ısıtır içimizi, bilinir mi günler nelere gebe?

Bir Cevap Yazın