BİRAZ DA BİZ Mİ KISKANSAK?

İnsan içinen büyük erdem kaynağı veya mutluluklardan birisi iyi anımsanmak yahut da sevgiyle yad edilmek diye düşünüyorum.

Siyaset; toplum için, insanların refahı ve huzuru için yapılan/yapılması gereken hizmet olmalı. Siyasete soyunuyorsanız, yükümlü olduğunuz kitleye en iyi hizmeti sunmakla beraber, öte yandan da biraz mütevazi, egosuz bir kişiliğe de sahip olabilmek önemli. Olması gereken bu fakat dünya siyaset arenasında, bu meziyete sahip kaç idareci görüyoruz.

Özellikle de ülkemizi baz alırsak veya da bize benzer ülkelerde, Ortadoğu toplumlarında da çok sık rastlanmıyor…

ZENGİNLEŞME ARACI

Hepimiz saysız örneklerine şahit oluyoruz. Haber kanallarında her gün önümüze de düşüyor; neredeyse en küçük birim müdürlerinin bile şaşaalı hayatları, makam odaları, makam araçları dudak uçuklatır cinsten…

Bir görgüsüzlük yarışı gibi, belki de bulundukları yeri hak etmediğini bilmenin bilinçaltı mıdır, neden ise hep çıtayı daha da yükseltmekteler…

Ayranı olmasa da özel yapım banyolar, tuvaletler, avizeler… Neler neler? Kaldı ki har vur harman savurdukları onlara emanet edilen, halkın parası, vergileri değilmişçesine…

Arada bir bilmem nerenin belediye başkanının makam odasıyla, Avrupa’da bir bakanın makam odası kıyaslanır haberlerde. Her birimize sinir harbi yaşatılmasının yanında görgüsüzlüğe, zevksizliğe de ağır sözlerin sarf edilmesine sebep olur.

Makamın zenginliği, başarısı, başındaki kişinin meziyeti ve ürettiği hizmetle ölçülemiyor ise kusuru göz boyamayla kapatmaktalar sanki…  

Hal böyle olunca hizmet aşkı dedikleri şey; sanki kendilerine hizmete dönüşmekte, bizlerce de öyle algılanmakta velâkin, umursadıklarını çok da sanmıyorum…

Beşikten mezara devam eden politik kariyerler, emeklilik bilinci oluşmaması, makamlarından ayrılınca köşesine çekilememe, üç beş kurumda danışmanlık, ballı maaşlarla durdurak bilmeyen hizmet aşkı…

Yüz binlerce işsiz, kalifiye insan var iken; üst düzey kurumlarda, belirli bir zümrenin o görev senin, bu görev benim telaşı ile heba olmalarına; içten içe çok üzülmekteyiz…

BAŞKANLIKTAN TEMİZLİK İŞÇİLİĞİNE…

İsveç’in ikinci büyük kenti olan Göteborg eski belediye başkanı Ann-Sofia Hermansson, görev süresi dolduktan sonra; siyasi kariyerini de noktalayıp, atık kâğıt toplama şirketinde, çöp kamyonu kullanmaya başlamış.

Yukarıdaki satır, ne kadar akıldışı gelmekte bu ülke insanı için… Bizlerin, hayalini kurmayı bırakın, okuduğumuz haberi bile sorgulamamıza yol açıyor; örneklerini görme şansına sahip olamayacağımız için…

Eski başkan, kariyerini noktalama kararı sonrasında, sahip olduğu ağır vasıta ehliyeti ile yapabileceği ve kendini en mutlu hissedeceği iş seçimini, bu şekilde kullanmış.

Mesailerinin birinde, kendini tanıyanları ile sohbeti sırasında “kiramı da ödemek zorundayım” cümlesini kullanmış… Demecinde de “yorulmama rağmen, geceleri huzurlu uyuyorum, bu da beni mutlu ediyor “demiş, 56 yaşındaki eski başkan.

Keşke Türkiye’de başkanlık yapsaydı! İyi bir emeklilik beraberinde, ömrünün sonuna kadar gelecek kaygısı gütmesine lüzum da kalmazdı… Hele de kiracı olması; bizler için nasıl da akıl almaz görünüyor…

Eminim ki ben de bu haber sebebiyle biraz ayarlarınızla oynayıp, ‘senin ki de iş mi’ dedirteceğim… Olsun, bunun yükü de benim boynuma…

Derler ki neyi kınarsan başına gelir. Biz de bu haberi “AA, ne ayıp”, “tüh tüh “şeklinde kınayarak mı okusak, günün birinde, böyle örneklere topraklarımızda da rastlayabilmek arzulusuyla…

Bir Cevap Yazın