BAHARDA KUŞLAR GİBİ…

Uzun, çook uzun bir Ocak ayı bitti. Baharın ilk müjdecisi cemreler düşecek 19 Şubat’tan itibaren birer hafta arayla. Düşen cemrelerle birlikte derin kış uykusundan uyanacak canım doğa. Ağaçlar tomurcuğa duracak, toprak çayır çimen açacak. Kardelenlerin ardından papatyalar, gelincikler kaplayacak doğayı. Karlı buzlu kış günlerinde evlerde beslenen hayvanlar; eriyen karların, yağan yağmurun ardından yeşeren doğanın kollarına salınacak. Mis gibi kokan kekik, reyhan otlarıyla beslenecek.

Yeni canlılar doğuracak, yavrularını beslerken belki de birazcık biz insan cinsine sütünden, yumurtasından verecek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatacak, yeni yeni civcivler dolduracak çevreyi. Tarlası olan tarlasını hazırlayacak yeni ürünler için. Evlerin önlerindeki tarhlara domates, biber ekilecek; taze taze koparıp yenmek için. Okullar ikinci dönem eğitime başlayacak, 4 ay daha sabredecek çocuklar sokaklarda özgürce koşup oynayabilmek için.

Aile büyükleri bütçelerini ve zamanlarını ayarlayıp tatil döneminde yaşadıkları yerde başka yerlere götürecek onları. Belki yaylara, belki denize ama yaşadıkları yerden uzağa. Kimileri bir dere ya da gölde yüzecek, balık tutacak, ormanda yürüyüşlere çıkıp okul ve ev arasında geçen günlerin, ayların acısını çıkaracak. Kimisi de deniz kıyısındaki bir otel ya da tatil köyüne gidip, gündüz deniz, güneş, şezlong, kum; akşam ise otel tarafından düzenlenen etkinliklerle atacak stresini.

Böylesi tarifi imkansız güzelliklerle birlikte yeni eğitim yılına daha enerjik ve sağlıklı, keyifli başlayacaklar. Gençlerin kanı kaynayacak. Bahar aylarında daha deli deli akacak. Yeni yeni heyecanlar, yeni yeni aşklar yaşayacaklar ya da sevdalarını tazeleyecekler yaşamı paylaşmaya karar verdikleri partnerleriyle.

Tatile gitme şansı olmayan, bir şekilde eğirişi doğrusuna denk gelmeyenler, buldukları her fırsatta sepetlerini hazırlayıp pikniğe gidecekler. Parklarda, bahçelerde temiz hava ve oksijen depolayıp dönecekler evlerine. Leylekler gelecek, artık yanmayan, tütmeyen bacaların üstüne yuva yapacak. Kırlangıçlar sürü halinde gelip konaklayacaklar en uygun yerlerde. Sonbahara kadar misafirimiz olacak göçmen kuşlar.

Doğayla iç içe yaşamayı sevenler ise ilk fırsatta çadırlarını, kamp malzemelerini sırtlanıp düşecekler yollar. Kimi dağlara tırmanacak, kimi ören yerlerine gidip yeni keşifler yapacak, kimileri ise yamaçlardan atlayacak paraşütle tüm doğaya tepeden bakarak. Kimileri yeryüzünde yaşayan börtü böceğini kelebeğin peşine düşecek onları bir fotoğraf karesinde ölümsüzleştirebilmek için. Kesesi uygun olanlarsa yalnız yurt içinde yapacakları tatille yetinmeyip, yepyeni dünyalara uçacak oralardaki güzellikleri keşfetmek için.

Yaşam denen bir nefeslik anın keyfini çıkarmak kadar güzel bir duygu olamaz. Hiçbirini yapacak durumda değilseniz sarılın en yakınınızdaki canlıya. Özellikle de sokaklarda yaşamaya çalışan evsiz güzelliklere sarılın. Olmaz demeyin, kim biliyor ki daha kaç cemre düşecek hayatımıza, daha kaç bahar görecek insanlık, son umutlar da tükenmeden haydi uyanın, siz de payınıza düşeni alın. Unutmayın, batan geminin malları bunlar. Son zerresi kalana dek yağmalayanlara inat, doğa ve doğanın içinde barındırdığı her şeyi sevin tanıyın, anlayın ve ona iyi davranın.

Unutmayalım ki giden hiçbir şey geri gelmiyor asla. Elimizde olanın değerini, kıymetini bilelim ve onları koruyup gözetelim.

Bir Cevap Yazın