AZ BİRAZ İNSANA BENZEDİK

Hayli uzun zaman olmuştu, insan yüzü görmeyeli, hayatın içine  karışmayalı… Sakınmadan, saklanmadan, bir iki dostu kucaklamak; neredeyse hepimiz için mazi de kalan günlere dönüşmüştü…

Enerjimizi emen, hayata küstüren; en başta da insan olmanın güzel yanı; dokunma duygusundan yoksun günler, aylar, yıllar geçirdik…

Fena göçertti hepimizi, toplumca, insanlık ailesi olarak; depresyonun kıyılarında dolaştık durdukdu… Ah, pandemi ah… Bizi bizden, bizden insanlığımızı aldın; kaçak, göçek, gücenik; ölmekle yaşamak arası günlere çevirdin hayatımızı…

Ben De Biraz Normalleştim

Ülkemizdede tüm artılarına eksilerine rağmen, yeni bir eşiğe gelindi; pandemi yasağı hayli normale döndü. Hastaneler ve toplu taşıma araçları hariç; maske yasakları kalktı, yaklaşık 26  ay sonra.

Bu süreç zarfında, çok kez planlamamıza rağmen bir araya gelemediğimiz bir arkadaşımla buluşma şansım oldu.

Evet, bildiğimiz buluşma, bar, mekan, müzik gecesine dönüştü.

İlk an da gene bir çekiniklik vardı; kucaklaşılıyor mu, sarılıyor muyuz, yanaklara öpücük konduruluyor mu? Hepsinin üzerinden asırlar geçmiş, ne, nasıl yapılıyor; bir süre daha el yordamıyla, yeniden keşfedeceğiz; kendi  kurallarımızı, sınırlarımızı, emeklercesine gene bulacağız elbet…

Gecelerle Sınavımız

Aslında gecelerin kadını, çok gecelere de akan da bir değilimdir, üzerine pandemi de binince; adapte olmam biraz zaman aldı.

Öncelikle gece hayatının kültürü, mekanların konseptleri ve yaş ortalamaları da hayli değişmiş; başta müzik yüksek ve yorucu geldi veyahut ben de yaşlanıyorum bilinmez?

O sırada, arkadaşımda aynı  dertten muzdarip, kendisi de benden birazcık büyüktür; mekan değiştirelim dedik.

Nerede,  ne vardır, yakın civarda grup, canlı müzik var mı diye bakındık biraz netten. Birkaç sokak arkada, bir yer olası göründü; caz barmış.

“Deep Purple” dünya turnesi ayağında Türkiye’ye de uğrayacakmış. Sahne önü; 1100, açık alan; 550, VİP: 2.200 liracık… Gidebilenler yerime de eğlensin diyorum şimdiden…

Gerçi yazarken düşündüm de nedeyse işportaya düşmüş bir markanın güneş kremi bile, 350 lirayı bulduysa; dünyaca ünlü bir gruba, duayenlere o para çok da bir şey değil. Elbette ki parası olana…

Cazlı Saatler

İkimizde ilk anda mekana biraz mesafeli yaklaşmıştık. Hem küçük bir yerdi, caz sevsek de klasikse; bizim için yorucu olabilirdi.

Neyse ki solist ve grup çok iyiydi. Bütün şarkıların yorumlarında da alttan alta rock ve biraz da folk tınıları vardı; oldukça keyifli 2 saate yakın zaman geçirdik.

Müzisyenlerin 30’lu yaş civarında olması mı, mekanın Mis Sokak’ta olmasının getirisi miydi; grubun her çalışmasında biraz daha deneysel şeyleri seçmesinin etkisiyle mi bilenmez; adıma çok eğlendim.

Peki Ne Hesap Ödendi Diyor Gibisiniz

Davetli olduğum için, ödenen kısmına dair çok bilgim yok. Dj olan bir önceki barda; ufak biranın 30 lira olduğunu duydum sadece….

 Bir de caz barda, yan masaya gelen biranın ödemesi kartla yapılırken; pos cihazında 45 rakamını gördüm. Mutlaka canlı müzik olduğu için; giriş ücreti de vardır, mantık yürütünce…

Muhtemeldir ki çok bir şey yenilip, içilmemesine rağmen; “Emekli bayram ikramiyemi aldım” diyen arkadaşımın; bayram ikramiyesini, o gece ezmiş, ikramiyenin suyunu da çıkarmışızdır…

2 kişi, orta karar, isimsiz mekanlar, birkaç saat… Mesela aynı gezme, eğlence Etiler’de kaça çıkardı; popüler bir mekanda bulaşık yıkar mıydık bilinmez?  Daha isim yapmış solistleri, assolistleri dinlemenin faturasına kaç lira yazılırdı?

Ya Senede Bir Gün Ya Da Sponsor Bulmalı

Görünen köy; artık gece gezmelerinin, konserlerin, barların, gece kulüplerinin bana, bizlere, halka iyiden iyiye uzaklaştığı, geri döner mi o günler belirsiz…

Mide belki kuru ekmekle doyar, gün geçiririz; beslenmeden mümkün ama ya ruhumuz? Hiç film izlemeden, konsere gitmeden, arada felekten gece çalmak için, dışarıda dostlarla birkaç kadeh yuvarlamadan; en önemlisi yaşadığını hissetmeden, hayat nasıl geçer?

İnsan olmak; değerli hissetmekle, ruhsal tatminle, maddi/manevi ihtiyaçlarını giderebileceği bilmenin huzuruyla hissedilir.

Yaşadığını hissedebildiğin sürece üretebilir, insanlık havuzuna da katkı sunabilirsin ancak. Bu gidişle, çoğumuz sadece dünyada yer kaplayan nesnelerden ibaret olacak gibiyiz…

Doğdu, öldü; yaşayamadan, gün yüzü görmeden, insanlığının ayırımına dahi varamadan… Yurdum insanının gerçeği, bir süre bu olacak sanıyorum…

Pandeminin bitmesine üzülsek mi sevinsek mi bilemedim? O zaman bari yasaklar vardı, çıkmayınca hayatın bu derece pahalandığını; elimizden iyice kaydığından da haberdar değildik…

Bir Cevap Yazın