ZORU SEÇMEK: SEMA YAKAR

 Başka hayatlar, başka dünyalar, başka aileler mümkün, mümkünmüş. Kapıyı sonsuz sevgi, sonsuz kabul ve hoşgörü ve de saygı açıyormuş. Birbirimize yaşam hakkı tanımakla başlıyormuş. Toplumların temelini oluşturan çekirdek ailelerde de böyle. Hele de dünya algınızın, sosyalleşmenin, varlık bulmanın ve birey olmanın ilk temellerinin de atıldığı, her şeyi gördüğünüz yer olan ailenin yapısı çokça önemliymiş.

Ailelerde ne görüyorsak, ne alıyorsak, nasıl bireyselleşme olanağı buluyorsak, karakterimizin oluşumunda, hayatla başa çıkabilme yollarımızda da bunların etkisi oluyor.

Engelleri aşabilen, ‘elalem’ kaygısından sıyrılabilen, içindeki sonsuz sevgiyi keşfedebilen, kim bilir çocuklarını kaybetme korkusunun da etkisiyle ya da sevdiklerinize duyduğunuz sonsuz sevginin gücüyle kendinizi, sınırlarınızı aşabilme gücü buluyorsunuz.

Yerel siyasette rol alabilmiş, açık kimlikli ilk eşcinsel erkeğin kaybı sonrası yaşadığı ev, kültür merkezi, LGBTİ+’lar aktivizmde de odak olan, bunun yanında aileleri ve yakınlarına da ev sahipliği yapan Boysan’ın Evi’nde güzel yüzlü, sıcak ve pozitif enerjisiyle sizi sarmalayan bir kadın açıyor kapıyı: Sema Yakar. Kimileri için Sema Anne, Sema Abla kimilerinin hafızasında da çocuğunun arkasında duran, Onur Haftası’nda oğluyla alanlara çıkan bir kadın ve Yakar ailesinin de ferdi bir Semoş için sıfatlar, adlandırmalar çok. Benim içinse Semoş sonsuz sabrın, hoşgörünün, tolare edebilmede sınırsızlığa ulaşabilen bir kadın. Semoş aynı zamanda da yumuşak karnı çocuklar olan çeşitli STK’larda, derneklerde de yıllarca faaliyet göstermiş biri.

Bazen yaşadığınız acı, acının etkisi, yaşanılan, sevdiğinize yaşatılan haksızlıkların etkisiyle o an farkında olmadan attığınız bir adım hem sizin için hem de bundan güç bulabilen insanlar için de yol açıcı olabiliyor. Semoş hem oğlunun yanında olarak korunaklı bir liman, hem de dış topluma ‘Çocuğum yalnız değil, yanındayım, arkasındayım, derdiniz varsa bana gelin’ diyebilen bir kadın. Artık Semoş kendi cümleleriyle kendini, yaşadıklarını, aktivizme ilk adım attığı anıları kendi sözcüklerini kullanarak anlatmaya başlasın mı?

- Zoru seçmek: Sevdiğiniz, ailenizden bir birey, çoğunuz kim olursa olsun cinsel yönelimi/cinsiyet kimliği ne olursa olsun sadece o olduğu için sevebilmek, kabul edebilmek, beraber yaşayabilmenin yollarını bulabilmek… Neden zoru seçtiniz?

Aslında başlarken zoru seçmek olarak başlamamıştık. Zor olduğunu yaşadıkça, içindeyken, fobileri gördükçe, yıllarca beraber yaşadığınız insanlardaki fobileri fark ettikçe oğlumuza da yaşatılanlar, yaşatılmaya çalışılanlara şahit oldukça… Hiçbir zaman LGBTİ+’ların aktivizminde olacağımı, aktivisti olacağını düşünmezdim. Yaşadıkça kendiliğinden gelişiyor her şey.

- Açılım süreci sizler için travmatik bir süreç miydi?

Biraz travmatikti aslında. Öncesinde de bazı kaygılarım, ‘yolunda gitmeyen bir şeyler’ olduğuna dair hislerin, gözlemlerim vardı. Ergenlik sürecinde içe kapanmalar, bir şeyleri konuşmama, anlatmama –biraz ergenlik etkisi gibi de düşünmüştüm- çevresinde çok kız arkadaşı olmasına rağmen kız arkadaşı/sevgilisi gibi düşünebileceğim kimsenin olmaması ilk izlenimlerimdi. Okulda da notları düşmeye başlamıştı. Öğretmenleri okula çağırarak çocuğunuzun bir sorunu olabilir uyarıları bir yerlerde sorun var algımı güçlendirdi. Sonra bir gün okuldan bir erkek arkadaşı evimize geldi. Erkek olmasına rağmen çocuğun efemine yapısı, tavırları ilgimi çekti önce. Sanırım artık daha fazla gözlemci, oğlumun sorunu nedir merakımla da her şeyi daha da fazla irdeler olmuştum bilinmez. Çocuğun ‘Sizin hiç kız arkadaşınız yok mu?’ soruma verdiği ‘Bizim de kız arkadaşımız olmasa n’olur ki Sema Teyze’ yanıtıyla oğlumun gay olduğunu düşünmeye başladım. Bir süre çeşitli kitaplar okumaya, anlamaya çalıştıktan sonra kaygılarımı kocamla da konuşmaya karar verdim. Eşim sakin karşıladı, ‘olabilir’ dedi. Bir gün okul dönüşü Boysan ile konuşma kararı aldık, uzun bir konuşmaydı. Gençlikteki flört dönemimizi, birbirimize duyduğumuz hisleri anlattık, biraz cinsellikten bahsettik, sıkılıyordu, konuşmak istemiyor gibiydi. Birden ‘Boysan gay olabilir misin acaba’ diye sordum. İlk anda inkar etti. Kısa bir süre sonra da elleriyle yüzünü kapatarak ‘Evet’ dedi! Sanki bir suç işlemiş gibi, bir utancı saklar gibi iç parçalayıcı, can yakıcıydı… Artık taşlar yerine oturmaya başlamıştı. Bunu atlatabilmek için yardım almamız gerektiğini, ailecek desteğe ihtiyaç duyduğumuzu söylediğimde de ansızın odasına giderek bir kart getirdi. Bir süre önce okullarında cinsellik, cinsel yönelim gibi konularda eğitim vermiş, uzman terapist bir kadının kartıydı. İyi ki de kartını almış diyorum düşündükçe…

- Ailede açılıma çok şiddetli tepki gösteren oldu mu?

Ablası üniversite öğrencisiydi. Ona durumu yalnızken açtık, Boysan’ı üzebilecek herhangi bir söz saf edebilir kaygısıyla. Beklendiği gibi olmadı, ilk öğrenen birisi için çok serinkanlıydı. Çekirdek aile dışında önce yakın dostlara, eve sık gelen arkadaşlara açılmaya başlamıştık. Daha sonra aldığımız eğitimlerde, görüştüğümüz uzmanlar da doğru yol izlediğimizi belirtti. Kimi zaman dış aileden ve çevreden tepkiler aldık elbette. Bu noktada aile çocuğunun ya da sevdiklerinin yanında sağlam durabilirse, sahiplenirse daha kolay atlatılabilir.

- Açılım sürecini miad olarak alırsak hayatınızda neler değişti?

Artık aile için başka bir dünya, yeni bir hayat başlamış oldu böylece. Oğlumla birlikte ben de terapi almaya, kendini tanımaya, beraber yaşayabilmenin yollarını, yaşanan travmanın izlerini atlatmayı öğrenmeye başladım. Boysan benim öğretmenim olmaya başlamıştı. Beraber yeniden doğum yaşamış, büyümeye, dönüşmeye, yakınlaşmaya, sır perdelerinden de kurtulmaya başladık.

- Açılım sonrasında çocuğunuz gözünüzde aynı mıydı?

İlk açılım yaşanan süreçten 10 yıl kadar önce kaybettiğim babamın acısına benzer acıyı yaşamıştım. (Kim bilir ki belki de gerçekten bir ölümdür; yalanın, sırların, maskelerle yaşamanın ölümüdür…) Sonrasında fark ediyorsun ki Boysan aslında aynı Boysan! Yediği yemekler, sevdiği şeyler, yaptıkları, ettikleri aynı, değişen bir şey yok! Sadece sevgiyle kucaklamayı, yeniden tanımayı, onu olduğu gibi kabullenmeyi öğrenmeye başladık galiba. **Onu olduğu gibi kabullenmeyi öğreniyorsunuz galiba diye araya girdiğimde, burada çok doğru bir çıkış yapıyor ve ‘kabullenmek yanlış bir sözcük diyor, kimiz ki kabullenelim? Semoş için doğru sözcük; anlama, sevme, beraber yaşayabilme…**

- Sizi en çok ne zorladı? Çocuğunuzun cinsel yönelimi mi yoksa dış çevre mi?

Yıllarca beraber yaşadığı çevre ve akrabalar, içindeki fobiklik (cinsel yönelim/kimlik karşısında alınan negatif tutum, nefret, kin, ayıplama, suçlama vs) konu hakkındaki bilgisizlik ve ön yargılar zorladı ailemizi. Aslında onları da anlayabiliyordum. Yıllarca içerisinde yaşadım. Belk, de aynı şeyleri yaşadım farkında olmadan. Biraz farklı bakmaya başlıyorsunuz, yaşadığınız toplumla da yüzleşiyorsunuz, daha önce görmediğiniz şeyleri de fark eder oluyorsunuz. İnsanlardaki, toplumlardaki ön yargı, bilgisizlik, mahalle baskısı türevi kabuklaşmalar göze batmaya başlıyor. O dönemlerde oğlumla Lamda’ya gitmeye başladım. Orası farkında olmadan bana da iyi gelmeye başlamıştı. İlk kez bir lezbiyen, trans kadın görmüştüm. Onlarsa bir anne ile ‘çocuğu ile barışık’ olarak karşılaşıyorlardı. Onların yüzünde, gözlerinde garip bir hüzün vardı içimi burkan. Sanki o süreç belki de mücadelemi de tetiklemiştir, belli mi olur. Bir de o dönemlerde (2006) Radikal gazetesindeki makale serisine bir mektupla destek vermiştim. Mektupta ailelere seslendim. Eşimin o dönemlerde bir sözü vardı: “Bizim çocuğumuz bu toplumda hak ettiği gibi yaşayacak.” Bu sözünü hiç unutamam.

- Sizin deneyimleriniz başkalarının deneyimlerine katkı sağladı mı?

Evet, o sıralarda gay arkadaşı vardı. Onun da benzer sorunları vardı. Ben de bir gün annenle bir kahve içsek mi dedim. Sonra bir kafede buluştuk ve Günseli ile tanışmış olduk. Aynı deneyimleri yaşıyor, cümleleri kullanıyorduk. O dönem birbirimize iyi geldik sanırım. Belki de bilmeden birbirimizin omzundan yükler alıyorduk. Beraber bir yol yürümeye başladık, yavaş yavaş başka aileler de katılmaya başladı bizlere. 2008 yılına geldiğimizde LİSTAG’ı (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans, İnterseksüel Bireylerin Aileleri ve Yakınları Grubu) oluşturmaya başlamıştık. İlerleyen süreçte katıldığımız bir toplantıda ailelerle deneyimlerini anlatırken Can Candan izliyormuş. Bunları bir filme mi alsak diye teklifte bulundu. Böylece “Benim Çocuğum” filmi ortaya çıktı. Filmle beraber biz aileler de her yerde daha açık kimlikli olmaya başladık. Özellikle herkesin filmi izlemesini tavsiye ederim.

- Yorulduğunuzu hissediyor musunuz?

Bazen hissediyorum ama belki de farkında olmadan üstlendiğim misyondan güç alıyorum. – Bu arada ters köşe yapma isteğiyle Semoş’a yorgunluk hissettiği anlarda neden Boysan’ın evini satıp da inzivaya çekilmediğini de soruyorum ve gözlerinden de bunu hiç düşünmediğini anlıyorum. Muhtemeldir ki Boysan sonrası süreci atlatmada, Boysan’ın evi çevresinde gelişen LADEQ+ (LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Oluşumu) belki de yıllar önce Lamba’da gördüğü hüzünlü, aileleriyle kopuk LGBTİ+’ların bakışları, Boysan2ın “Seninle gurur duyuyorum anacığım” sözleri köşesine çekilmeye engel olmuştur. Verdiği bilinçlendirme mücadelesi, oğlunun evinin açık oluşu, bir nevi kültür merkezine dönüşü Boysan’sız yılların yalnızlığını da gidermiştir. Evin satılmaması aslında babanın fikriymiş, bu hale dönüşmesinde katkıları olmuş kuşkusuz ki.

Bir gözlem: Boysan’ın Evi salt LADEQ+ için değil, aynı zaman da çeşitli etkinliklere, toplantılara, gösterimlere, sergilere de ev sahipliği yapıyor. En çok arzu ettikleri ise yakında ortaya koyacakları “Açılım Sonrası Travmalar” çalışması ekonomik olarak sıkıntıda olan ailelere/kişilere gönüllü terapi sağlayabilmek. Bu arada salt travmaların LGBTİ+’lar, aileleri, yakınlarınca yaşanmadığı, toplumsal ve tüm ötekileştirenlerde de yaşandığı bütün travmatik süreçlere de destek vermeyi amaçlıyorlar.

- İçinde olduğunuz aile/yakınlar grubu neden var? Birilerinin hayatında cidden fark yaratıyor musunuz?

Aileleri/yakınları için de süreç travmatik işliyor. Paylaşarak beraber yol almaya, kendi deneyimlerimizden de örnekler vererek daha rahat aşılmasını, çocuğunu veya yakınını olduğu gibi sevebilmenin mümkünlüğünü anlatmaya/göstermeye çalışıyoruz. Elalemin, kişilerin mutluluğundan daha da önemli olmadığını ifade etmeye çalışıyoruz.

Bu arada ailelerle, yakınlarıyla iletişim halinde olmasına rağmen, eşcinsel kızıyla bağlarını koparmış bir anne de vardı. –Buğulu gözlerle anlatıyor. Bazı insanlar ne olursa olsun aşamayabiliyorlar demek ki… sohbet arasında kişilerin ne kadar az kaybedecekleri varsa (statü, unvan vs) aşmayı, sevginin gücüyle çocuklarını bağırlarına basabildiklerinden bahsediyoruz. Eğitimli olmak, fobikliğin ya da güçlü aile bağları için etken olamayabiliyormuş…- Ülkemizde cinsellik konuşulamıyor, yaşanıyor ama bilmeden, kulaktan dolma bilgilerle. Cinsellik okullara kadar inmeli, anlatılmalı, cinsel yönelimlerden/kimliklerden bahsedilmeli. Çocuklar kendileri öğrenmesinler travmalar yaşayarak. –Ben gene cinlik yapıp araya soru sıkıştırıyorum: Sizin ailede de acaba konuşulamadı mı ki Boysan size açılırken zorlandı… Semoş da “Galiba bizde de pek konuşulamamış demek ki, oğlum odasında kimbilir ne sıkıntılar çekti, neler yaşadı diye de zaman zaman kendime sorarım” diyerek iç çekiyor, yine gözleri nemleniyor.

- Son sorum: Fobiklik mi yoksa cehalet mi öldürür? (Öldürmek salt fiziksel değildik, reddetmek de bir öldürmedir bana göre…)

Cehalet! Cehalet önyargıları ve fobileri de besliyor. Evlatlarını sevenler için onları anlamaya çalışmalarını, sıkıca sarılmalarını isterim. Sevgi sonsuzsa her şeyin bir şekilde üstesinden gelinebilir.

Semoş’u geçmişe götürmek, istemeden yaralarını yeniden kanatmak çok can acıtıcıydı. Elden gelen yoktu ne yazık ki… Boysan ve annesi olmasaydı şu an LGBTİ+’ların ailelerinden/yakınlarından bahsetmek bile mümkün olmayabilirdi. Sevgili Boysan iyi ki hayatımızdan geçtin, Semoş’u bizlere kazandırdın, yokluğunda bile annen sayesinde bizlerlesin. Semoş’çuğum, varlığın güç veriyor, yolları kolaylaştırıyorsun. Biz de seninle gurur duyuyoruz!

LADEQ+ iletişim bilgileri: ladegaile@gmail.com / ladeg.org
LADEQ destek hattı: 0531 467 77 53
Boysan’ın Evi: boysaninevi.com
Benim Çocuğum: http://benimcocugumbelgeseli.com/

 

 

 

 

 

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL