‘ZORU SEÇMEK’ GÜÇ İSTER: LGBTİ+ AİLELERİ

 LGBTİ+’lar üzerine yazıyor, dilim döndüğünce deneyimler üzerinden de sizlere bir bakış açısı sunmaya, pencereler açmaya çalışıyorum. İçeriden birisi olarak –bu da ne demekse- mümkün olduğunca adil, bazen de çatal dilli olarak fobilerden nefret diline, ötekileştirmeden sokakta neler olduğuna, sokaktaki şiddete, hatta LGBTİ+’ların kendi içindeki ötekileştirmelerine ve birçok konuya değindim.

İşlediğim konular genelinde deneyim ve gözlemlerim üzerinden gittim. Fobilerin bazen öznesi olmasam da gözlemlerime dayanarak yazdım. Sokaktaki şiddeti benden, translardan, açık kimlikli LGBTİ+ daha iyi bileni yoktur. Burada da yanlış anlaşılmasın salf nefreti, ötekileştirmeyi ‘bizler’ yaşamıyoruz. Elbette ki bütün azınlıklar ötekileştirmeye maruz kalan, sokakta bir hak mücadelesi ve yaşam savaşı verenler de yaşıyor kuşkusuz. Bir fark var; bizler bütün öteki mahallerinin de ötesine düşüyoruz çoğu zaman.

Gayet tabii ki erk’ek güdümlü heteroseksist düzen bizleri alan dışına iterken kadını, çocuğu ya da hayvanları da pas geçmiyor. Burada da kadın olarak 15 yaşından beri sokağı, cinsiyet kimliği nedeniyle de erk güdümünü çok iyi bilen biri olarak, yine deneyimlerim ve gözlemlerimi süzgeçten geçirerek söyleyecek üç beş cümlem hep olmuştur.

Başta da belirttiğim gibi sizlere yeni pencereler açma, farklı bakış açıları sunma ve hatta böyle sorunlar varmış, belki de bu insanlar kim, dertleri beklentileri cümleleri neler çerçevesinde farklı hayatlar sunmaya çalışıyorum. Zaman zaman bazı konular benim için de yeni, kimi zaman da bildiklerimi başka sözcüklerle söylüyor birileri.

Öznesi olduğum konuları işledim, bilmediklerimi ise gündemime alarak öğrenip fikir sahibi olurken bu yolculuğa sizleri de dahil ettim.

Dilimin dönmediği, benim de merak ettiğim yeni bir yolculuğa çıkalım istiyorum. LGBTİ+’ların aileleri ve yakınları neler yaşarlar, bazen travmatik olabilen açılım süreciyle nasıl başa çıktılar, neler yaşadılar, neler yaşıyorlar, bununla yaşamayı nasıl öğrendiler gibi sorular, sorunlar ve travmalar çok.

Geçen hafta davetli olduğum bir atölye çalışmasında LGBTİ+’ların ailelerinden iki anneyle yakın temasa geçme şansım oldu. Ailelerin yaşadıkları zor süreç hakkında da biraz izlenimler edindim. O hafta sonunda şunu fark ettim ki başta ailem olmak üzere, özelinde de annem, çok zor bir yol kat etmişler. Yalnız çetin bir yol yürümüşler. Onları anlarken bir yandan da bu konu üzerindeki kimsesizliklerine üzüldüm!

Aile gruplarıyla röportajı bu anlamda da önemsiyorum. Şöyle ki; aynı sorunları yaşayanların deneyimleri, belki yükü hafifletmez ama yolu kolaylaştırabilir. Yalnızlık duygusundan kurtarabilir. Serimiz birilerine ışık tutabilirse ya da o aile gruplarına ulaşmalarına olanak sağlarsa, acıyı bir nebze azaltabiliriz veya birilerinin evlatlarını olduğu gibi kabullenmelerine olanak sağlarız, belli mi olur?

Evlatlarını kabullenebilme güçlerini nereden alırlar, neler motive eder, ‘elalem’le nasıl başa çıkmaktalar, neden reddetmek yerine kabullenmeyi seçtiler, hepsine cevap aramaya çalışacağım.

Bu seri umuyorum ki sizlerin de hayatlarınıza ışık tutsun, sizler de kimlikleri ne olursa olsun, kim olursa olsunlar evlatlarınıza sıkıca sarılabilmenize vesile olsun ya da eşinize, dostunuza tavsiye edeceğiniz deneyimler kılavuzu oluştursun.

Farklı çevrelerden, farklı hayatlardan olan ve mümkünse en uç portrelere ulaşma hedefindeyim. Serinin sonunda da manevi annemle söyleşme niyetindeyim. Benden öncesi ve sonrasında hayatında olup bitenler, nasıl bir baş belasıyım, kadının başına ne çoraplar ördüm acaba? Dedikodu çıkacak mı bakalım sizlere. Umarım iyice gömmez beni cici annem.

Çıkıyoruz bir yola, bakalım hayrola!

 

 

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL