ZORU SEÇMEK: COŞKUN YANAT

 Seri ilerledikçe birbirinden farklı kişilerle, ‘kabulleniş’ hikayeleriyle farklı hayatları deneyimlemeye devam ediyoruz. Bu haftaki konuğumuz yine sıradışı. Bu hafta bir evlat var, genç ve iyi yetiştirilmiş, yetişmiş bir erkek.

Adı Coşkun Yanat. 26 yaşında hoş, efendi ve terbiyeli bir genç adam. Aslında o bile başlı başına ayrı bir hikaye konusu. Coşkun ile buluşma sebebimiz annesi üzerine konuşmaktı. ‘Neden Coşkun bu kadar farklı ki’ dediğinizi duyar gibiyim. Şöyle ki kendisi suni döllenme yoluyla dünyaya gelmiş, yani tüp bebek. –Yazar biraz şoklardaydı, emin olmak için 2-3 kez sordu.- Lezbiyen bir annenin tüp bebek oğluyla her zaman karşılaşılmıyor bu ülkede. Neyse ki çabuk toparladım da konuya dönebildim. Belki ileride anneyle bu konu derinlemesine konuşulur nedenleri, niçinleri ve 27 sene öncesi için bu ülkede böyle büyük bir cesaret örneğinin etkenlerini. Konumuza geri dönelim.

Cinsel yönelim, cinsiyet kimliği salt içinde olduğu bireyleri değil aile, akraba, yakınları ve tüm çevreyi de etkileyen, bazen dönüştüren, bazense aşamayanlar için hayatı karartan, toptan değiştirebilen bir durum. Ne acıdır ki öyle acı tablolar yoğunlukta! Bizim konumuzsa her şeye rağmen her şeyin üstesinden gelebilen, deneyen, emek veren aileler, yakınlar… Çocuklarından, akrabalarından belki anne-babalarından vazgeçmeyen. Bu röportajın konuğu gibi ‘Zoru Seçen’ bir oğul mesela. ‘Zoru Seçmek’ ‘ben güçlüyüm, güçlü olmayı seçiyorum, sevdiğimin bacak arası ya da hangi cinsiyetten hoşlandığı umrumda değil’ demek.

Coşkun, sen neden zoru seçtin?

Öncelikle hayatta sadece annem vardı, annemi kaybedemezdim. Belki bu nedenle zoru seçtim. Kısmense geri dönüp baktığımda çok fazla zorluk yaşadığım da söylenemez. – Yaşadığımız toplum kadın eşcinselliğini daha fazla tolere ediyor. yazarın şahsi fikri…- Annemin cinsel yönelimi açıkçası beni çok da zorlamadı.

Açılım süreci travmatik miydi? Ailede, yakın çevrede sert tepkiler oluştu mu?

Aslında biraz traji komik bir şekilde oldu. 13 yaşına kadar bana babam hakkında sadece ‘öldü’ deniyordu, pek bir şey anlatılmıyordu, sormuyordum da. Baba figürü ihtiyacı da duymadım. Annem kahveye de meyhaneye de giden, kendini koruyabilen, dominant ve güçlü bir kadındır. 13 yaş öncesinde de bazı şüphelerim vardı açıkçası. Eve sadece annemin kadın arkadaşları geliyordu, hiç sevgilisi olduğunu düşündüğüm erkek yoktu, gerçi bir yandan annemi kıskanıyordum da. Bir gün evlenir mi diye korkuyordum.

Ailede açılıma direnen, homofobik bir dayım vardı. Sık sık ‘Senin annen lezbiyen, sen de p.ç’sin’ diyen… Fobikliği sonucu okuluma gelip öğretmenlerime ‘Bunun annesi lezbiyen’ diyen… Teyzem de annemin yönelimini ‘hastalık’ olarak görüyor. Ailede annem günah keçisidir. Hem lezbiyen hem de babasız çocuk doğurdu. Annemin ailesinde ataerkillik baskın durumdadır.

Annenin açılımını miad olarak alırsak hayatında neler değişti?

Çok erken yaşta aktivizmle tanıştım. Çocukluğum güzel geçti ama. Ben, annem ve anneannem beraber yaşıyorduk. Başlarda anneannem annemin hamileliğine karşı çıkmış ama erkek torun olunca annemin cinsel yönelimini görmezden gelmeye başlamış. Bizim ailede erkek aşırı kutsanırdı. Anneannem ve erkek kardeşleri bana taparlardı erkek çocuğu olduğum için. Dayımın yaptıklarını yok sayarsak yine de güzel bir çocukluk yaşadım. Muhafazakar ve kapalı bir toplumda büyüdüm, ona rağmen orada annem çok sevilirdi.

Açılım öncesi ve sonrasında annene bakış açın değişti mi?

Annemin açılımı trajikomik oldu demiştim. Meraklı bir çocuktum, annemin bilgisayar şifresini kırmıştım. Sonra annem açılım yaşamak zorunda kaldı. Sırlar ortadan kalktığı için de bir yakınlaşma oluşmaya başladı elbette. Bilmem kim teyze diye bildiğim kişinin aslında annemin sevgilisi ya da eski sevgilisi olduğunu öğreniyordum. Tanıdığım bazı arkadaşlarının da gay olduğunu… O zamanlar biraz şaşırıyordum ‘Bu insanlar nasıl gay, lezbiyen ya da trans olabilir çünkü çok iyi insanlar…’ Ön yargılardan kaynaklı, kulaktan dolma bilgilerime göre hepsi ya suçlu ya da kötüydüler. Belki o insanları önce insan olarak tanımam iyi olmuş… Belki ben de önyargılı olabilirdim. Mesela topluma, önyargılarıma göre translar hatta pompalı tüfekle dolaşıyormuş, sürekli suç işliyorlarmış, o derece yani… Çok sevdiğim bir teyzem vardı, annemin arkadaşı, o da trans kadındı. Teyzem erken öldü, çok özlerim teyzemi.

Seni en çok ne zorladı? Annenin cinsel yönelimi mi yoksa dış çevre mi?

Annemin cinsel yönelimini çok erken öğrendiğim için olağan ve sıradan bir durummuş gibi geliyor. Aktivizmle de erken tanıştığım için artık çok zorlandığım söylenemez. Ben bir dönem ‘Yaşayan Kütüphane’de eşcinsel çocuğu olmayı da anlatmıştım.

Merak ediyorum, Yaşayan Kütüphane nedir Coşkun, biraz açıp anlatır mısın?

Her insanın, her hayatın bir kitap olduğu proje. Tek fark kitaplar canlı. Raftan bir kitap seçiyorsun, bu bir Kürt olabiliyor, bir Ermeni, bir hostes, ötekileştirilen ya da herhangi bir insan. Tek ya da gruplar halinde o kişiye sorular sorabiliyorsun ya da o kişi misal eşcinsel çocuğu olmayı anlatıyor. Yeni hayatlar ve kişiler deneyimliyor ve de öğreniyorsun. Beni tanımaya, bana ve hikayeme dair ipuçları alıyorsun.

Senin deneyimlerin başkaları için yol gösterici ve dönüştürücü oldu mu? Gerçi sen çok öznelsin. Başka anne-babası LGBTİ+ çocukları var mı?

Çok araştırdım, gerçekten öznel ve tekmişim, en azından bu ülke için. (Biraz gülüştük) Ben bir lezbiyen çocuğu olduğum için klasik aile kalıplarına dahil olmadığımızdan aile sayılmayacağımız fikri bile savunuldu daha önce içinde olduğum aile grubunda bile… Yani deneyimlerimle kimseyi aydınlatmış olmayabilirim bu anlamda. Fakat insanları şu konuda teşvik ediyor olabilirim; cinsel kimlik ve yönelime rağmen ebeveyn olma. Klasik yöntemler haricinde çocuk sahibi olma.

Annenin açılım süreci ve sonrasında hiç yalnız ve dünyada tek hissettin mi?

Dediğim gibi aktivizmle erken tanışmıştım, aile gruplarıyla erken tanıştım. Sema Yakar ile erken tanışmam, aktivizm hayatım gibi şeyler beni de dönüşmeme yol açtı. Mesela büyüdüğüm yerin etkisiyle küçükken daha milliyetçi ve muhafazakar görüşlere sahiptim. Yavaş yavaş kabuğumu kırmaya, daha esnek, hoşgörülü algılar oluşmaya başlamıştı.

Tükendiğini hissettiğin anlar oldu mu?

Annem ya da mücadele verdiğim alan dışındaki konularda bazen oluyor. Genelde kendi kişisel sorunlarım gibi konularda. Aşk, iş-güç türevi şeylerde evet arada tükenmişlik hissederim. Özellikle belirtmek istediğim bir şey var: İnsanlar kırmızı şaraplarını içerken, geri çekilirken, bizler omuz omuza dostlarımıza, arkadaşlarımızla mücadele etmeyi seçtik!

Güçlü olmayı nasıl başarıyorsun? Nelerden güç alırsın? Coşkun’u neler motive eder?

Başta Galatasaray diyebilirim. Aidiyet duygumu Galatasaray ile giderebiliyorum. Hayatta sevdiğim birkaç şeyden birisi futbol. Belki biraz eril olarak algılanabilir ama futbol fanatiğiyim. (Gülüştük) Annem var, Sema Teyze, Pınar Teyze (Pınar Özer, bu serinin de konuğu), hayvanlarım var. LADEQ var kocaman bir aile olduğumuz. İçlerinde halam, teyzem, amcam, dayım, eşim, dostum olan insanların varlığından güç alıyorum.

Artık annenle yakın mısınız, sırdaş mısınız? Her şeyi konuşuyor musunuz? Mesela sevgiler, aşk acısı vs…

Arkadaş gibiyiz. Beraber bar gezmeleri de yaparız, oturur maç da izleriz. Her konuda oldukça yakınız, pek sırlarımız yok gibidir.

-Yine ters köşe yapma isteği…- Coşkun sen hetero bir erkeksin, annen de kadınlardan hoşlanıyor. Hiç anneni tehdit olarak algıladın mı?

Bir dönem annemi çok beğenen ama annemin ilgisini çekmeyen bir kadın vardı. Ben mesela o kadını çok güzel buluyordum. Anneme çok kızmıştım ‘Çok güzel kadın, niye hayır diyorsun’ diye. Neyse ki beğendiğimiz kadınların yaş grupları farklı. Çok rakip olarak görmüyoruz birbirimizi. –Denedim ama gıybet çıkmadı, üzgünüm sevgili okuyucularım- Korumacı tavır takınan, bazen annemin sevgilisini eleştiren, ‘Bu senin için doğru kadın değil’ diyen birisine de dönüştüğüm oluyor. çok da dinlemiyor ama… (Kahkahalar atıyoruz)

İçinde olduğun aile grubu neden var? Grubunuz büyük bir boşluğu dolduruyor mu ciddi anlamda? Birilerinin hayatına dokunuyor musunuz?

LADEQ+ daha çok sahada olan, alan aktivizmi yapan gençlerden güç alan bir topluluk. 2016 yılında bu oluşumun temelleri atıldı. Bire bir iletişim önceliyoruz. LGBTİ+ bireylerin ve LGBTİ+’ların aile ve yakınlarının açılımına, sonrasında yaşanabilen travmalarda destek sunmak için varız. Aynı zamanda da kadın, çocuk merkezli olmak üzere insan hakları temelinde mücadele de veriyoruz. LGBTİ+’ların aileleri, yakınları açısından büyük bir boşluk var, bilgisizlik ve eksiklik var. Bu nedenle de evet birilerinin hayatlarına dokunuyoruz. Deneyimlerimizi paylaşarak, belki onların yollarını yürürken yalnız olmadıklarını hissettirmeye çalışıyoruz.

Fobiler mi yoksa cehalet mi öldürür?

Cehalet öldürür! Fobilerin temelinde de cehalet olsa da kısmen değişip yumuşayabilse de fobiler/fobiklik tam olarak ortadan kalkmaz, o da ayrı. Cehalet eğitimle tam olarak giderilmeyebilir de. Eğitim almak fobikliğe de engel değildir.

Konu konuyu açtı, mümkün olduğunca başta sizlerin ve kendimin de olmak üzere birçok soruya cevap aramaya çalıştım. Bazen gülerek, bazen de benim de hiç fikrim olmayan konulara da değinmeye çalıştık. Kimi zaman dumurlar yaşadığım oldu. İlk kez bir tüp bebek, hele de bu ülkede lezbiyen bir annenin tüp bebek oğluyla karşılaşma deneyimi… Coşkun samimi, açık yürekli, zaman zaman esprileriyle sohbetin rahat akmasını sağladı. Çok teşekkür ederim Coşkun, ufkumu açtın, iyi geldin bizlere! Bu arada Coşkun herkesin ebeveyn olması için uğraşıyor, kararlı ve ikna edici bilginiz olsun. İlle de kan bağı olmadan, suni döllenme ya da evlat edinme, her yolla ama ille de ebeveynlik diyor. Kısmen de haksız sayılmaz. Evlat edinerek belki de bir çocuğa hayat şartlarında eşitlik sağlayıp yol çizmesine destek olmalı, olunmalı.

Coşkun’u tanıdık, bir pencereydi. Seri de yeni hayatlara konuk olmayı sürdüreceğiz.

NOT: ‘Benim Çocuğum’ belgeseli, filmi belki açılıma belki de sonrasında ailelere, yakınlarına bir bakış katacaktır. Yazarın notudur!

LADEQ Destek Hattı: 0531 467 77 53
www.ladeg.org
ladegaile@gmail.com

 

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL