YOKSA EUROVISION DA MI...?

 Şimdilerde, çıtayı yükselttik! İçerideki muhalifler, bilimum ötekiler de yetmedi, dışarıya da ayar çeker, hizaya sokar olduk.

Bildiğiniz üzere, televizyonların tek kanallı olduğu dönemlerden beri, belki de dış dünyayla tek bağlantımız olan, bir yandan da kaliteli olabilen müzik eserleri ve görselleri de izlediğimiz Eurovision’umuz vardı. Çoluk çombalak, yaşlısından gencine herkesi ekran başına bağlayan, birkaç saatliğine de olsa, gam yükünden kurtaran, popüler kültür eğlencesi Eurovision…

Yıllarca hezimetlerle dolu maceralı geçmişimiz, sıfır çektiğimiz seneleriyle, Sertap Erener’le gelen birincilikle… Can Bonomo’sundan Ajda Pekkan’ına uzanan geniş yelpazeye sahip, bir çoğumuzun çocukluğuna dair anılarında kalan, hey gidinin Eurovision’u…

Pek değerli büyüğüm, TRT Genel Müdürüm(!), Eurovision düzenleyicilerini “Bir de kamu yayıncısı olarak, Avusturyalı birinci olan sakallı, etekli, cinsiyet kabul etmeyen, herhangi bir cinsiyeti olduğunu söylemeyen, ‘Aynı anda hem erkeğim hem kadınım’ diyen birini saat 21.00’da, çocukların seyrettiği bir zamanda ben canlı yayımlayamam ki.” sözlerine maruz bıraktı. Avrupa Yayıncılar Birliği’ni de Eurovision’la ilgili olarak “Siz de iyice sapıttınız, yoldan çıktınız ‘’ düzleminde fırçalamış, ‘ilim-irfan , ahlâk, edep’ öğretmiş. Ohh, yakışır müdürüme!

Eurovision’san edebini takın! Ne o öyle; kadın mı, adam mı, neyidüğü belirsizleri çıkarıp ahlâkımızı bozuyorsun? Efendim, koy mis gibi vahşet, kan, cinayet izleyelim!

Sen, sen kim oluyorsun da ‘ ahlâkımızı bozuyorsun? ‘

Sanırım, bu 2013 yılının bilinmedik bir kerâmeti olmalı. O sene Eurovision’umuzu da aldı elimizden!

‘’Rise Like A Phoneix ‘’şarkısıyla, 2014 yılında Avusturya adına yarışan ve 209 puanla birinci olan Conchita Wurst’ü kastederek Eurovision‘a ayar çekilmek istenmektedir.

Bir insanın başarısıdır bizi ilgilendiren!

Bacak arasında ne taşıdığı/taşımadığı kimseyi ilgilendirmez. Kimse, sizin heteronormatif (heteroseksüellik güzellemesi , kalıplara sıkıştırma , ikili cinsiyet dayatması) düzenininiz içinde var olmak, yaşamak veyâhut da cinsiyet kimliklerine hapsolmak zorunda değil!

O yıl, Takvim Gazetesi’nin attığı başlık gibi; ‘’bu işte bir i.nelik var…! ‘’. İçinizdeki homofobiyi, fobileri kusmak için nefret tahtası değil; insan bedeni, insan hayatı…

Beyin, vicdan ve insanlık , insani değer cinsiyetlerde değil… Ya da bizlerin orada olmadığı , çok açık!

 

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL