TÜRK FUTBOLU NEREYE GİDİYOR?

 Nereden başlasak, nasıl anlatsak! Milli takımlardan başlasak kulüp takımlarının hatırı kalır, kulüplerden başlasak milli takımların! Milli takımlarımız ne Avrupa’da, ne de dünyada hiçbir varlık gösteremezken, Süper Lig’de de durum farksız. Tartışılan hakem kararları, masa başı oyunları, ‘’VAR’’ gibi açık, net, tartışma götürmez bir sistemin kullanıl(a)maması! Yıllarca 3 büyük kulübün üzerinden prim yapıp, para kazanıp şu an hepsini karşısına alarak belirli bir takımı şampiyon yapma çabası, her şeye olduğu gibi futbola da siyasetin karışması, haklı taraftar tepkileri, gerçekleri söyleyebilenler, söyleyemeyenler! Bütün bunlar sağlıklı bir futbol ortamını bir kenara bırakın, her geçen gün farklı bir sebepten kaos ortamı oluşmasının en büyük sebepleri…

Türk futbolu hem kulüpler bazında, hem de milli takımlar olarak tarihinin en karanlık dönemini yaşarken neden kimse bir şey yapamıyor? Hangi vasıfla Türk futbolu ve medyası tüpçülükten başka meziyeti olmayan bir ailenin tekeline geçti? Bu çöküş nereye kadar devam edecek? Takımlarımız ne zaman kaliteli transferler yapabilecek ve biz futbol severler ne zaman kaliteli bir lig izleyebileceğiz? En önemlisi ise futbol ne zaman sadece sahada oynanan rekabete dayalı keyifli bir oyun haline gelecek ve biz maçlardan sonra hakem hata(!)larını, sahadaki gerginlikleri değil de oynanan güzel futbolu ve kıyasıya mücadeleleri konuşacağız. Bütün taraftar gruplarının ve futbol severlerin tek dileği temiz futbol, temiz bir lig iken bunu sağlamakta Türk futbolunu yönetenler neden bu kadar zorlanıyor? Bu soruların cevabını az çok herkes bilse de birinin bu kötü gidişata çıkıp dur deyip demeyeceği ve ya kulüplerin bir noktada ortak hareket ederek temiz bir lig için mücadele ederek bu düzeni değiştirip değiştiremeyeceği merak konusu!

TFF dönem dönem futbol takımlarının taraftar gruplarının organize protestolarıyla karşılaşırken tepkisizliğini sürdürüp, bildiğini okumaya devam ediyor. Fakat TFF’nin bütün kolları ve organizasyon yapısında radikal bir değişikliğe gitmesinin gerekliliği, futboldaki başarısızlığı göz önünde bulunduracak olursak gün gibi ortada. Bu gidişat Türk futbolunu adım adım sona doğru götürürken insanların futboldan soğuması bir yana kalifiye sporcular yetiştirememek ve yetenekli futbolcuların futbol disiplininden ve ahlakından tamamen uzak davranışlarla kendi sonunu getirmesi Türk futbolunun görmek istemediğimiz bir diğer yüzü. Ülkenin genel yapısıyla değişen spor kültürü de diğer şeyler gibi ileri gitmek, gelişmek yerine gerilerken spor seyircileri de beklediğini bulamamaktan muzdarip. Hemen hemen herkes çok değil 10-15 sene önceki yıldızlarla dolu Süper Lig’in, kıran kırana geçen maçların ve başarılı bir Milli takımın hayalini kurarken, futbolu yönetenlerin nasıl daha ileri gidebiliriz fikrine kafa yormak yerine kirli masa başı oyunlarına odaklanmaları Türk futbolunun bugünkü acı gerçeği!


Gelelim ‘’VAR’’ sistemine! Bu yıl ilk kez Dünya Kupası’nda uygulanmaya başlayan Video Yardımcı Hakem uygulaması, hakemlerin skoru etkileyebilecek bir pozisyonda kararsız kalmaları halinde, saha kenarına kurulan bir ekrandan pozisyonu tekrar izleyip doğru karar verme imkanı sağlıyor. Ayrıca, kurulan özel bir VAR odasında yer alan ayrı bir hakem heyeti de maçı çok sayıda ekrandan farklı açılardan takip ederek, tartışmalı pozisyonları tekrar izlediklerini maçı yöneten hakeme bildiriyorlar. Yani maçlarda pozisyonları izleyen tam 7 tane hakem oluyor. Bu şartlar altında yanlış karar verme ihtimali bize komik gelse de maalesef Türkiye’de buna sıkça rastlıyoruz. Bu noktada aklımıza iki ihtimal geliyor; art niyetli hakemler ya da hakemlikle uzaktan yakından alakası olmayan yeteneksiz hakemler! Yani ülkemizde altyapıdan futbolcu yetiştirilemediği gibi dürüst ve yetenekli hakemler de yetiştirilemediği görüyoruz. Yapılması gereken ise çürük elmaların ayıklanıp, gerekirse düdükleri astırılarak dürüst ve işinin hakkını veren hakemlerle yola devam edip yeni hakemlerin de bu vizyon ile yetiştirilmeye başlanması fakat bu durumda da ‘’Balık baştan kokar.’’ demekten kendimizi alamıyoruz.

Ülke futbolu ve diğer spor dalları için önümüzdeki dönemlerdeki en büyük isteklerimiz ise sistemin tamamen değişerek, federasyonların bir an önce özerk yapılarının farkına varması, spora dış etkenlerin karıştırılmaması, sporun ve spor kulüplerinin zengin iş adamlarının ego tatmin ya da birilerine yaranma mecraları olmadığının farkına varılması ve gerçekten spor ahlakını, spor kültürünü bilen insanlar tarafından yeniden inşa edilip sporseverlere hak ettiği seyir keyfi olan müsabakaları izleme ayrıcalığı yaşatılması ve her alanda milli sporcularımızın yeniden bizi gururlandırmaya başlaması. Alt yapılara ve sporcu yetiştirmeye de tesisleşmeye verildiği kadar önem verilmesi, muazzam stadyumlarda vasat futbol seyretmenin ülke futbolunu bir yere taşımayacağının ve bu şekilde aday olduğumuz hiç bir uluslararası turnuvayı kazanamayacağımızın idrak edilmesi, mantıklı çözüm önerileriyle ve stratejilerle sağlam bir şekilde ilerleyen bir Türkiye görmek. Kim bilir belki bir gün…

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL