SITMAYA RAZI ETMEK

Kararı okuyunca ilk anda sevinmiştim. Sonra aslında bunun tam da “ölümü gösterip sıtmaya razı etmek” durumu olduğunu fark ettim.

2017 yılı 3 Ekim tarihinde Ankara Valiliği OHAL Yasaları’ndan güç alarak il genelinde tüm LGBTİ+’ların her türlü etkinlik, gösteri, yürüyüş gibi haklarını baltaladı, süresiz olarak yasakladu.

Gerekçeli kararında “toplumsal hassasiyet ve duyarlılıklar, kamu güvenliği, genel sağlık ve ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması”na yönelik dayandırıldığını beyan etmişti. Bu bağlamda Ankara ili, ilçeleri, sınırları dahilinde de geçerli olduğunu bir yazıyla Ankara Emniyet Müdürlüğü, Kaymakamlıklar, askeriyeye de beyan etmişti.

Kaos GL Derneği’nin Ankara 12. İdari Mahkemesi’ne istinaf başvurusu üzerine Ankara Valiliği’nin Kasım 2017 yılında ilan ettiği süresiz LGBTİQ+ etkinlik kararı da kalkmış oldu.

Bölge İdare Mahkemesi OHAL’de ilan edilen yasağın süre bakımından sınırsız olduğunu ve yasaklanan eylemlerin niteliğine ilişkin bir sınırlamanın ve belirlilik olmadığına vurgu yaptı. Etkinliklere dönük bir tehtid varsa yasaklamak yerine kolluk tedbirleri alınması gerektiğini de belirterek yasanın hukuka uygun olmadığına hükmederek kaldırılması yönünde karar vermiş oldu.

Mahkeme “temel hak ve özgürlüklerin koşulsuz, belirsiz, süresiz, ölçüsüz olarak kısıtlanmasının sonucunu doğuran dava konusu işlemlerinde bu yönüyle hukuka aykırılığı”na atıfta bulunmuş oldu.

Yazıyı yazarken hukuki görüşüne başvurduğum avukat arkadaşım yorum olarak kararın emsal teşkil edeceğini, temel hak ve özgürlüklerle beraber gösteri ve yürüyüşlerin de böylece anayasal güvence altına alındığının altını çizmiş oldu.

“Kaldı ki gösteri ve yürüyüş hakkı anayasal olarak güvence altında olup, kişi-kişiler barışçıl yollardan toplanma, fikir ve düşüncelerini açıklama yapma hakkına sahiptir. Önceden izin almaksızın açık ve kapalı alanlarda haklarını kullanma özgürlüğü vardı. Kolluk kuvvetlerine önceden haber vererek güvenliğinin sağlanmasını talep edebilir.”

Son gelişmeler sonrasında ODTÜ Rektörlüğü’nce okullarındaki LGBTİQ+ Öğrenci Toplulukları’na getirdikleri Onur Haftası ve diğer etkinliklere de getirdikleri yasakları da geçersiz hale gelmiş bulunmakta.

ODTÜ LGBTİQ+ Dayanışması 9. Onur Yürüyüşü tarihini 10 Mayıs olarak açıkladı. Duyuru metninde “Ama aynı zamanda bizler bunlara rağmen inatla, arzuyla, aşkla ve meşkle dünyayı döndürenleriz. Herkes sinmişken susmayanlar, örgütlenerek sokakta kalanlarız. Stonewall’da polise direnenleriz. İngiltere’de büyük maden işçileri grevinde sesimizi yükseltenleriz… Benliğimizi, birliğimizi ve her rengimizi haykırmak, dayanışmak, beraberliğimizi paylaşmak için 10n Mayıs Cuma günü saat 17.00’da Ortadoğu ve Balkanların en büyük kampüs merkezli yürüyüşünü gerçekleştireceğiz… 10 Mayıs’ta bir olmaya, birlikte olmaya, aşkı arzuyu yaşamı örgütlemeye, dayanışmayı, neşeyi, umudu büyütmeye çağırıyoruz. Herkesi coşkusu, aşkı ve benlikleriyle beraber bekliyoruz!” diyorlar. Kamuoyuna deklere ettikleri metinden bazı cümlelerle tüm Ankara’yı davetle birlikte destek olmaya da çağırmış oldular.

Yaz-boz yasalar ve yasaklarla, görmezden gelinen, kişilerin keyfi insiyatiflerine bırakılan uygulama veya içtihatlerle, yok saymalarla, yok sayılamayacağını; cinsel kimliğin, cinsel yönelimlerin anayasal güvence altına alınmasının, alınmakla da kalmayıp herkesçe uygulanmasının zamanı gelmedi mi?

Kişilerin doğuştan edindikleri yaşamsal hakları, anayasada da geçen lâkin insan olmanın, ayrımcılığa uğramama, sağlığa ulaşma, barınma, eğitim gibi temel haklarının yok sayılıp, LGBTİQ+’lar sanki bir gece zembille gelmişler, “görmezsek giderler” mantığıyla başını kuma gömmek nereye kadar?

Sizi görüyoruz, ikiyüzlü tutumlarınızı, ayrımcılığınızı, nefretinizi... Bize bir yasa lazım, hemen lazım; cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin güvence altına alınıp, uygulandığı da bir yasa lazım! Yummayın gözlerinizi, burdayız, alışın, gitmiyoruz!

 

 

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL