ODAK NOKTANI DEĞİŞTİR HAYATIN DEĞİŞSİN

 Daha önce ‘karma’ kavramını işlediğim ‘’Ne Ekersen Onu Biçersin’’ yazısında bahsettiğim gibi evrene gönderdiğiniz enerjiler size aynı şekilde geri dönüyor. Dolayısıyla hayatta neye odaklandığınız da yaydığınız enerjiyi etkiliyor. Tam olarak konumuz bu: odak noktası…

Zaman zaman hayatınızın belli bir döngüye girdiğini hissederseniz. Aynı duygular, aynı hatalar, aynı tip kişiler, aynı hayal kırıklıkları, birbirine benzer iş alanlarında kendinizi bulursunuz vs. vs. Bu döngünün içinde durup ‘Neden?’ diye sorduğumda ise cevap hiç değişmiyor: Bunu ben seçiyorum. Bu cümleyi kurabilmem uzun zaman aldı. Çünkü itiraf ediyorum ki başkalarını ya da karşınıza çıkan başka etkenleri suçlamak daha kolay bir seçenek. Sonra fark ettim ki evet ben seçiyorum ve bunu farkında olmadan yapıyorum. İnsan hayatta mutluluğunu da mutsuzluğunu da kendisi yaratıyor.

Farkında olmadan seçtiğiniz milyonlarca şey arasından sıyrılıp size odak noktanızı değiştirin hayatınız değişsin diyorum. Nasıl mı?

Hepimizin hayattan beklentisi mutlu, huzurlu bir ömür sürmek. Geçmiş nesillere göre daha zengin, daha konforlu yaşamamıza rağmen daha mutsuz toplumlar olmamızın sebebi aslında tam da bu mutluluk için biçtiğimiz kriterlerde gizli. Kendi ellerimizle inşa ettiğimiz modern hayat, mutluluğun en büyük düşmanı olduğu gibi türümüzün de sonunu getirebilecek nitelikte. Dünya Sağlık Örgütü 2017 raporuna göre dünyada 300 milyondan fazla kişi depresyonda ve son 10 yılda %18 artmış durumda. Dünyada günlük yaşamı etkileyen bir numaralı sorunun depresyon olduğu belirtiliyor.

Daha iyi yaşamak için yarattığımız dünya bizi özümüzden uzaklaştırdı. Aslında mutluluk dışarıda aranacak bir olgu değil, yaşam deneyimlerini algılayış şeklimiz. Peki, tüm bu söylenenler iyi de ne yapmak lazım? Toplanıp köyümüze geri mi dönelim? Elbette bu da bir seçenek.

Bu noktada neye odaklandığınızın ve beklentilerinizin farkına varabilmek işin en büyük ve önemli kısmı. Bu aşamadan sonra ise sıra; bu yolda sizi engelleyen, sizi mutsuz eden etkenleri bulmaya geliyor. Onu da bulduktan sonrası işin en keyifli kısmı. İstemediklerini at, sana iyi gelenlere sarıl metodunu uyguluyoruz. (Bu metodu ben uydurdum.) Yapmak istediğiniz şey veya hayattan beklentiniz her neyse onu önce kendi içinizde bulmalı ve ona odaklanmalısınız.
Odaklandıktan sonrası zaten geliyor. Beynimiz ve bedenimiz öyle muhteşem bir organizma ki; yeteneklerini ve fabrika ayarlarına uygun ihtiyaçlarını bildiğinizde ve yediğimizden içtiğimize birçok konuda biraz daha farkındalık dolu seçimler yaptığımızda, bizler her türlü koşulda hayatta kalmayı ve iyi yaşamayı becerebilen niteliklere sahibiz. Siz isteseniz de istemeseniz de beyin bunu hayatınıza entegre etmenizi sağlıyor. O yüzden odak noktanız hayattaki seçimlerinizi de etkiliyor. Unutmayın ki:

‘’ Dışarıda sizi sizden başka mutlu edebilecek hiçbir şey yok. Aradığınız her şey içinizde.’

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL