NEFES AL, NEFES VER

Yaşamın temel taşı olan oksijen, insanoğlunun gerçek şifasıdır. Nefes alışlarımızın kıymetini bilseydik, bedenen ve ruhen huzur avuçlarımızın içinde olurdu. Bu konuda araştırma ve master yapanlar, henüz keşfetmemiş kesime göre ‘tepe’ noktasındadır. Çünkü nefesin insan vücudundaki etkisinin bilincinde ve sağlıklarını bu sistem sayesinde kontrol altında tuttuklarından merak uyandırırlar.

Nefes almak ya da solumak, görünürde sadece havanın akciğerlere alınıp verilme işlemidir. Böyle söylendiği zaman basit bir sistemmiş gibi görünse de aslında alıştığımız yaşam koşulları dahilinde bu sistemin bilincine varıp, kendimizi asıl kazançlı olan sisteme sokmak göründüğü kadar kolay değildir. Bu konu hakkında ciddi eğitimler ve detaylı teknikler kullanılmakta. Birkaç senedir yaygın olan bu nefes eğitimleri, devamlılık kazandığında kişinin tamamen artı tarafa geçmesini sağlıyor.

Nefes terapileri temel olarak doğru nefes almayı hedefler. Doğrunun nefesin tam tanımı bebek nefesidir. Doğru nefes almak, derin, akıcı ve bütünsel (nefes hem karında, hem göğüste) olmalıdır; tıpkı bebeklerinki gibi. Onlar karınlarına nefes alırlar ve nefes alma-verme esnasında beklemezler. Doğru nefeste, solunum sisteminin tam olarak kullanılmasıyla ilk önce karında başlar ve okyanustaki bir dalga gibi tüm vücuda yayılır.

Doğru nefes, Dünya Sağlık Örgütü tarafından da havayı ciğerlere tam olarak doldurmak ve nefes alış verişi esnasında diyafram kasını kullanmak olarak açıklanmıştır. Diyafram kası, akciğerlerin hemen altında bulunan bir kastır. Bu kasın hareket etmesiyle birlikte vücudumuzun karın bölgesi de beslenmeye başlar ve tüm vücuda dolar.

Düzensiz nefes alışkanlığımızı değiştirmek için ilk önce nefesi nerede bozduğumuzu bilmemiz gerekir. Hepimiz yeni doğduğumuzda doğru nefesi zaten kullanıyorduk. 2-3 yaşından sonra, zihin devreye girdiği andan itibaren ve ilk otoriteyle, anne ve babanın nefes alışkanlıklarıyla, dayatmalarıyla, yaşadığımız deneyimlerle oluşturduğumuz inanç sistemleriyle, onlara yüklediğimiz anlamlarla, düşünce kalıplarıyla nefesimizi bozmaya başladık. İnanç sistemlerimizin ve olumsuz düşünce kalıplarımızın yerini daha yapıcı düşüncelerle değiştirdikçe, nefes alma kapasitemizi açtıkça tekrar nefesimizi doğru ve akıcı bir hale getirebiliriz.

Kişinin kendine verebileceği en güzel hediye nefes. Geçenlerde bir cümle okumuştum: “Önce sen nefes alırsın sonra nefes seni içine alır.” İşte böyle bir şey nefes. Nefesle ilgili bilmemiz gereken en önemli şey; nasıl nefes alıyorsak öyle yaşadığımız. Nefesin düşündüğümüzden daha da önemli olduğu. Nefesin vücudumuzda ulaşması gereken bölgeler mevcut ve buralara nefes gitmeyince bunlara bağlı olarak hayatta da tıkanıklıklar yaşıyoruz.
Nefes almaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğu, nefeslerimizin daha kıymetli olduğunu bildiğimiz zamanlardan geçiyoruz. Haydi hep birlikte derin bir diyafram nefesi alıyoruz… Şimdi yavaşça bırakıyoruz…
Nefes ile şifalanmanızı, sağlıklı ve huzurlu bir hayat dilerim.
HAMİŞ: Madem o kadar nefes dedik, şarkımız ‘Breathe’ olsun o zaman. Pink Floyd kulakların ve diyaframın pasını alsın

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL