KURDU DA OLANLAR VAR YÜZ AKI DA…

 İçinde bulunduğumuz günler Emekçi Kadınlar Günü veya Dünya Kadınlar Günü olunca, yazar kadrosu da kadınlardan oluşan Work’n Women ailesi olarak, kadınları daha da ön plana çıkaran haberleri önde tutmak istedik. Siyaset de bu alanların başında, belki de en önceliklisi. Nüfusunun yarısının kadınlardan oluştuğu ülkede, bu yarının da hayatını etkileyen kararların ne kadarı kadınlar tarafından alınıyor, kadınlar yönetimde ne kadar söz sahibi, siyaseten yükselen kadınlar kimler? “Kadınlar kadınların kurdu” mu ya da sadece kadınların mı kurdu? Biraz buna bakmak istedim, sağıyla soluyla kadın siyasetçilere göz atalım dedim.

Öncelikle isterseniz son milletvekili seçimlerindeki kadın yüzdelerine bakalım. Hangi partiden kadınlar meclise girebilmiş, ilk günden son seçimlere yüzdeler düzeyinde durum nedir? İlerleme konusunda ise hangi aşamadayız? 1935 yılında kadına seçme ve seçilme hakkı tanındığı yıl, 195 milletvekili içinde % 4,6 oranıyla 18 kadın meclisteymiş. En yüksek kadın oranı 7 Haziran 2015 yılında 97 kadın vekille %17,6 oranında. Yarısı ya da fazlası kadın olan ülkemizde bırakın %50’yi, %25’e bile yaklaşamamışız. Yıllar ileri doğru giderken bizde ibre hep aşağıya, geriye doğru… Son seçimlerde de değişim yok! 87 kadın yani %14,7, 550 milletvekili içinden. Hayatlarımız iki dudağı arasında erkeklerin…

İlklerden gidelim mi? Türkiyeli ilk kadın parti başkanı: Behice Boran. Doğum günü de işçi sınıfının birlik, dayanışma bayramı olan 1 Mayıs 1910’dur. Bursa doğumlu Boran ilk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamlayıp, Michigan Üniversitesi’nde sosyoloji okuyarak ülkesine döner. Ankara Üniversitesi’nden 1948 yılında DTCF’ndeki görevinden uzaklaştırılır siyasi görüşleri sebebi ile. Birkaç kez aldığı hapis cezaları, 1953’t girdiği Türkiye İşçi Partisi’ndeyken, 1955 yılında da Urfa Milletvekili olarak meclise girme başarısına sahiptir. 1970 yılında ise TİP genel başkanı olur. Çağrıya uymadığı ve ülkesine dönmediği için 1981 yılında vatandaşlıktan çıkartılır Behice Boran. Belçika’dayken hayatı son bulunca ülkeye getirilen cenazesi, TBMM’de de törenler düzenlenerek defnedilmiştir.

Türkiye’nin ilk bakanı, sonra ilk kadın rektör de olacak olan Türkan Akyol. 12 Mart Silahlı Kuvvetler Muhtırası’nın ardından kurulan Nihat Erim Hükümeti’nde Sağlık Bakanlığı yapmış olup, 10 arkadaşıyla birlikte istifa etti. Ankara Üniversitesi’nde 1956 yılı Tıp Fakültesi mezunudur. 18. Dönemde Sosyalist Halkçı Parti’den milletvekili seçişmiş, DYP-SHP koalisyon hükümetine de dışarıdan destekle Kadın ve Çocuktan Sorumlu Devlet Bakanlığı yapmıştır. 89 yaşındayken, 2017 yılında hayatını kaybetmiştir.

1978 yılında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da bir kadına, İmren Aykut’a emanet ediliyor Özal Hükümeti’nde. 1940 doğumlu Aykut, danışma Meclis Üyesi olarak 1981 yılında siyasete girip, 1983 yılında Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin de kurucusu oluyor. Partisi kapanında ANAP’a geçerek 3 dönem İstanbul vekilliği yapıyor. İş Hukuk ve Çalışma Ekonomisi, Endüstri İlişkileri konusunda uzmanlığı olduğu söylenen İmren Aykut, Oxford Üniversitesi’nde İhtisas, Oslo Üniversitesi’nde de ‘İşçilerin Yönetime Katılımı’ konulu çalışma programlarına katılmıştır.

Teacher dönemi İngilteresinde esen rüzgarın etkisi mi bilinmez, bir sarışın da bizlerin başına musallat olacaktır. İçinde olduğu hükümetiyle, çalkantılı ve karanlık yıllarıyla Tansu Pembe Çiller dönemi başlayacaktır hayatımızda. Pembeliğini hiç göremedik o da apayrı… Ruju bile kırmızıydı sarışın pembenin. Bize karanlığı, istikrarsızlığı, mafya siyasetin iç içe karanlık yüzünün de göründüğü, yaşandığı karalık dönemin ilk kadın başbakanı. Kırdığı potları, yaşadığı topluma yabancılığı ya da halka diyelim. Eşine kendi soyadını verebilenlerden oluşu, kendiyle müstesna kadın, sarışın bacımız Çiller. Bilecik eski valisinin tek kızı olup, Robert Koleji ekonomi mezunudur. New Hampshire’de yüksek lisans, ardından Connecticut Üniversitesi’nde doktorasını tamamlayıp ülkesine dönmüştür. Boğaziçi başta olmak üzere çeşitli üniversitelerde ders vermiş, 1990 yılında da Doğru Yol Partisi’nde siyaset hayatına başlamıştır. Demirel’in Cumhurbaşkanı seçilmesi sonrasında 3 dönemdir İstanbul vekili de olan Çiller, parti başkanlığına aday olup kazanmıştır. SHP-DYP koalisyonunda Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın ardından, 1993’ten 1996’ya kadar üç hükümette de Başbakanlık yapmıştır. Erbakan ile kurulan koalisyonda Dışişleri ve Başbakan Yardımcılığı gibi görevler üstlenmiştir. 28 Şubat darbesi, Susurluk Skandalı’nın yanı sıra, Çiller’in başbakanlığı sürecindeki ekonomik darboğazın etkileriyle 5 Nisan kararları gibi oldukça başarı bir kariyeri arkasında bırakmıştır. Bir sarışın afeti de böyle anmış olalım, seni oldukça iyi hatırlıyoruz, sen rahat ol!

Refah-Yol Hükümeti’ni bugünlerde bolca yad eder olduk farkındayım… Bir hediyesi de o dönemin İçişleri Bakanı Akşener’dir. Susurluk Skandalı Mehmet Ağar’ın başını yiyince, yerine çırağı da olduğu söylenen Meral Akşener geçip, ilk kadın İçişleri Bakanı olma ünvanına da sahip olacaktır. Herkes silinirken, torun severken, en sevdiğimiz hala sahnede, bu da bizlere bir hediye ne mutlu ki… Faili meçhul(!) cinayetler dönemi diye bile geçmem yeter aslında Akşener’i anlatırken… DYP baraj altında kalınca, AKP’nin kuruluş aşaması sürecinde de Gül’ün yanında olup, sonra Milliyetçi Hareket Partisi vekili olduğu, ihraç ardından da kurduğu en İyi Parti ile hayatımızın kazık çakanlarındandır Meral’ciğim! 1956 Kocaeli doğumlu, İstanbul Üniversitesi fen-edebiyat mezunu. Yıldız Teknik Üniversitesi Kocaeli Mühendislik Fakültesi’nde araştırma görevliliği, Marmara Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora yapmıştır diye de biraz onkolojisini sunmuş olayım ki haksızlık olmasın!

Bir ilk daha var siyaset hayatımızda: eşbaşkanlık. Bu konuda da Figen Yüksekdağ’dan bahsetmemek olmaz, yansızlık adına. Gazeteci ve siyasetçi Figen Yüksekdağ, 1971 doğumlu, milliyetçi bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmiştir. 2014’ten 2017 yılına kadar Halkların Demokratik Partisi’de 25. ve 26. Dönemden milletvekili seçilmiştir. Partisiyle siyasi literatürümüze giren ilk Genel Eşbaşkan olup, şu an cezaevindedir.

Kısa bir kronoloji sunmak, sevsek de sevmesek de hayatımıza süreli de olsa yön vermiş ya da damga vurmuş olan kadınların bir anımsatmasını yapmak istedim. Sevmekten bahsettik hazır, sahi sizin favoriniz kimler? Israr etmeyin, ben isim vermem, sadece isimlerinin baş harflerini yazacağım: Tansu ve elbette Meral. Bu kadar ipucu yeter.

Cenahına takılmadan yine de kadın kotasının artmasını umalım. Yok canım, sol gözümü kırpmıyorum. (Sırıtmayınız) Kimisi kadının kurdu oldu, kimisi de toplumun. Onca kusur kadı kızında da bulunur, hem unutmayın, “Bir kereden bir şey olmaz!”

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL