İSTANBUL BÜYÜK MÜDÜR TÜRKİYE’DEN?

9. gününü de geride bıraktık Mahalli İdareler Seçimlerinin. Koca bir kaos ve bilinmezlik süreçleriyle beraber. Kısmen İstanbul üzerindeydi kaos.

Yerel seçimlere iktidar cephesinden çok fazlaca anlam yüklenmesi sonucunda güven oylaması gibi, referandum havasında ve canhıraş geçti. Öyle olunca da stratejik oyların yanında, 2014 yerel seçimlerinin 12 puan kadar üzerinde %85 bir katılımla yapıldı seçimler.

Kimi yerlerde %85’e varan katılım, Avrupa’da kısmen de dünyada en yüksek katılım oranlarındandır. Ki bunun bir de yerel seçim olduğu düşünülürse oldukça yüksek.

Seçim yüzdeleri ve katılım oranları ile ilgili yaptığım araştırmada gördüm ki demokrasisi tam oturmayan ya da diğer tabirle statikleşmeyen 3. Dünya ülkelerinde katılım yüksekmiş!

Türkiye’nin en yüksek katılım oranı 12 Eylül darbesi sonucunda oluşturulan temelde kişi ve temel hak ve de özgürlüklerinin de budandığı Evren anayasasının oylanmasıymış %92 katılımla. Genel anlamda Türkiye’de sağ iktidarların tüm seçimleri bir güven oylamasına çevirmesi, sandığın halkın seçimi havasında sunması da katılımın yüksek olmasında büyük bir etken elbette. Lakin cidden sandıktan halkın tercihleri mi çıkmakta, orası da muamma. Bunca genel istatistiksel bakış yeterli sanırım. Şimdi en önemli konuya geçme kısmı sanırım.

Yerel seçimler aslında hepimizin hizmetlisini seçme meselesi. Çöpü kim taşıyacak, çevreyi kim koruyacak, yol bakım-onarım işlerinde kim mesul olacak? Neticede aslında çok büyütülecek bir mesele değil yani. Girişte de biraz değindiğim sebeplerle bizlerde öyle olamıyor.

Türkiye’de 5 yıllığına nöbet değişimi yapıldı. Kimi yerlerde 3 oy fazlasıyla, kimi yerlerde biraz daha fazlasıyla, bolca itirazlı, iktidar partisinin elindeki büyük şehirlerin çoğunu yitirdiği finalle kısmen bitti seçimler.

Tekirdağ’ın bağımsız adayla Tunceli’nin ilçesi de olan eski Ovacık Belediye Başkanı olan Maçoğlu’nun Tunceli zaferi ile sonuçlandı. Renk cümbüşüne boyandık denebilir ülkecek. Akdeniz ve Marmara’nın yanında Ankara ve Kırşehir gibi Orta ve İç Anadolu’da bazı yerleri CHP adına seçime giren Millet İttifakı adayları kazandı. HDP ise kayyum atanan belediyelerinin çoğuyla beraber, yeni büyük şehir belediyelerini kazanım hanesine yazdırdı, kaybettikleri de oldu taşımalı seçmenlerle.

CHP’li belediyeler şu an ticaret ve nüfusun %48’inin yönetimine sahipler. Cumhur İttifakı’ndaki AKP ve MHP de Anadolu partisi görünümüne bürünmüş durumdalar. Sandıklara itirazlardan da en çok Cumhur İttifakı yararlanıyor durumda. Bunu da bir dip not olarak geçmiş olayım.

Enleriyle ve ilkleriyle –Tuğçe Karademir arkadaşımın 8 Nisan tarihli yazısının konusudur, portalımızdan göz atabilirsiniz- renkli, değişim kokan bir seçimi geride bıraktık denebilir.

Denebilir kısmını şöyle açayım: Ankara da İstanbul da el değiştirdi. Ankara’nın yeni başkanı Mansur Yavaş 8 Nisan tarihinde defalarca itirazlar ve sayım sonucunda saat 11.00’da mazbatasına kavuştu. İstanbul ise bu yazıyı yazdığım 23.30 saatlerinde, 8 Nisan gecesi, halen belirsizliğini korumakta.

113 ülkeden fazla nüfusu, 10,5 milyon seçmeni, 16 milyon insanı barındırması, turizmin, ticaretin üzerinde daha önce kurulan birçok imparatorluk ve devlete de başkentlik yapmış olması, dünya başkentlerinden de sayılması sebebiyle, her zaman önemli bir metropoldü İstanbul.

Uzun yıllardır söylenceye dönüşen “İstanbul’u alan Türkiye’yi alır” kısmen de haklılık barındırmaktadır. Zilyonuncu kere sayılan oylar, geçersizin de geçersizinin sayılmasıyla “sağlamalı” seçimlere dönüşmüş bulunmaktadır, 31 Mart yerel seçimlerinin İstanbul ayağı. Salt İstanbul seçmeninin değil, Türkiye seçmeninin ve elbette dünyanın da gözlerinin üzerinde olduğu tarihi günlerini yaşamakta İstanbul de Türkiye siyaseti.

31 Mart 22.30 dolaylarında Cumhur İttifakı adayı Binali Yıldırım, resmi olmayan sonuçlara dayanarak 3500 oy farkıyla kendini başkan ilan etmişken, AA o saatlerde ve sonrasında veri akışını durdurmuştu. Yangından mal kaçırıyormuş gibi galibiyet ilanıyla, İstanbul’un her yanına asılan “teşekkürler” afişleri gün ağardığında toplanmak zorunda kalacak, ertesi gece yine belirli noktalarda asılarak bir ‘oldu bitti tiyatrosu’ sahnelenecekti.

“Sandık namustur” diyenler, başta kendi sandık görevlilerini, genelinde de tüm İstanbul seçmenini ağır töhmet altında bırakan suçlamalarla itiraz üstüne itirazlar yaparak, halkın iradesini yok saymaya devam ediyorlar.

Öyle akla hayale sığmaz gerçekler sunmaktadırlar ki ilçelerde oy verenler büyük şehirde, ilde oy vermemişler, anlaşılır gibi değil türevi abuk bahanelerle, kaçıncı sayımı olduğunu artık unuttuğumuz itirazlarına devam etmekteler.

Yazıyı yazarken ara ara göz atmaya devam ettiğim sosyal medya haberlerinde, AKP İl Başkanı’nın açıklamalarıyla dumur üzerine dumura uğramaktayız.

Günlerdir sessizliğini koruyan Türkiye Barolar Birliği ve İstanbul Barosu yaptıkları açıklamalarla İstanbul seçiminin iptalinin söz konusu olmadığını, itirazlarınsa somut kanıtlar üzerinden yapılmasını gereğinin beyanıyla, bir yandan da aslında Ekrem İmamoğlu’nun başkanlığını da tescillemiş olup, mazbatanın verilmesi gerekliliğinin altını çizerek, itirazların ondan sonrasına bırakılacağının da altını çizmiş oldu.

9 Nisan00.30 saatleri civarında, AKP İstanbul İl Başkanı Recep Özel’in açıklaması şu şekildedir: “YSK, AKP’nin 31 ilçede oyların tamamının sayımını reddetti. Oy farkı, geçersiz oylarla 14.604’e düştü.” Ortalama 350 oy kullanılan sandık çarpı 51 üzerinden 17.850 oya denk düşen sandıktan aradaki farkı kapatma hesapları yapılmaktadır.

İl Başkanı’nın yaptığı açıklamada 51 sandığın hangileri olacağı kısmen belirsizliğini korumakla beraber, bu seçimin şaibe merkezine dönüştürülen Büyükçekmece içinse YSK’nın dün karar vereceğini söyleyerek, yine boşluklar içerisinde açıklamalarını bitirmiştir.

Türkiyeli vatandaşların sinir kat sayısı giderek yükselip hayatlarında da kocaman boşluklar açmaktadır. Yurttaşlarının bunca gerginliği yaşamasının önüne geçilmeli, 4-5 saatlik uykularla hayatlarında ve işlerinde verimsizlik yaşayacağı da unutulmamalı.

YSK, CB tarafından bu işin ‘patronajı’ tayin edilmiştir. Öyleyse tüm yetkili mercilerde netliğe kavuşturulmalı, kişilerin, halkın olağan hayatına dönüşünün yolları açılmalıdır. CHP yöneticileri, vekilleri ve de verdiği oyun akıbetinden kuşkulu insanların günlerdir sandık kurulları ve çuvallar üzerinde yatması gibi bir çirkin görüntüsüne de son verilmelidir.

Postayla ya da internet üzerinden bile oylamaların yapıldığı, 21. Yüzyılında İstanbul gibi bir şehre bu yaşatılanlar abesle iştigaldir. Uzayıp giden her gün başta iktidar ve demokrasi hanesine eksiler olarak yazılmaktadır. Kafalarda soru işaretleri ile beraber, şaibe algısını daha da büyütmektedir.

Stratejik oy kullanan olarak sözlerimi ‘bu seçim daha çok pirinç kaldırır’ diye noktalıyorum. Seçimler benim, senin olsun, irademize saygı duyulsun.

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL