İCAT ÇIKARAN TRANS TİYATRO SANATÇISI: SEYHAN ARMAN

Toplumsal gömleği yırtan, önüne konulana itiraz eden tırnaklarıyla kendi yolunu çizen, “icat çıkaran” insanlar ve kadınlar vardır. Seyhan Arman da o kadınlardan biri.

Kimileriniz ekranlarda görmüştür, filmlerde izlemiştir. Uzun metraj filmdeki rolüyle ödül alırken rastlamıştır ya da… Seyhan tüm bunların yanında artık oyun yazan, kendi yazdığı tek kişilik tiyatro oyunundaki Serpil karakteriyle sahnede göz dolduran, oyunculuğunu ispatlamaya doğru emin adımlarla giden bir kadın! Geçtiğimiz yıl da tiyatro ödüllerinde en iyi kadın oyuncu ödülüne aday gösterildi ve aynı zamanda iki ödülün sahibi oldu. Serpil ile Seyhan iç içe bazen, arada da her yerde gördüğünüz trans kadın portrelerinden, tutunmaya çalışan kadınlardan birisi. Güzel kurgu ve oyunculukla izlemekten keyif alacağınız bir oyun ‘Küründen Kabare’.

Kısmen tanıdığınız Seyhan Arman, sorularımı yanıtladı mütevazi davranarak. Belki de arkadaş olmamızın ayrıcalığına sahip oldum, kim bilir!

Nasıl bir aileye ve çevre içine doğdun? Aile ilişkilerin nasıl?

- Duygusal bağları çok kuvvetli, birbirine aşırı bağlı bir aile içine doğdum. İlişkilerim gayet iyi şu anda.

Homofobi ile ila tanışma deneyimin nasıl oldu?

- Negatif olayları pek hatırlamıyorum ben. Sanırım savunma mekanizmam negatifi yok sayacak şekilde işliyor. Zaten önemli olan homofobi ya da transfobi ile ilk nasıl karşılaştığımız değil, hâlâ her an karşılaşıyor olmamız. Alışveriş için gittiğimiz bir mağazada “Ayy sizler çok iyisiniz, baktığınız ürünleri geri katlıyorsunuz. Çok seviyorum sizleri.” gibi güya olumlu bir yaklaşım bile yeterince fobik ve ötekileştirici. Ne zaman pozitif de olsa ayrımcılık yapılmamaya başlarsa o zaman “Tamam. Oldu bu iş.” diyebilirim.

Yaşadığın ülkede trans kadına çizilen kalıplar sana neden yetmez oldu? Çizilen kalıpların dışına çıkmak, “icat çıkarmak” zorunda mıydın?

- Aslında benim jenerasyonum için çizilmiş tek bir kalıp vardı: 24 saat ful makyajlı, ful dekolteli, kaynak platin sarısı saçlı, alkol/uyuşturucu bağımlısı, ailesi ile tüm bağları kopmuş, seks işçiliği yapan, televizyonlarda “Travesti dehşeti" başlıklı haberlerde boy gösteren, telefonla ailesinden belki de tek konuşabildiği kişi olan annesine lokantada “bulaşıkçılık" yaptığını, maddi durumunun iyi olmadığını ve bu sebeple evlenemeyeceğini erkek taklidi yaparak anlatan bir profil. Depresif, tehlikeli, yapayalnız, hayatta kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bir ucube. Bir gün oyun izlemeye gittiğim Devlet Tiyatroları’nın bir sahnesinin tuvaletinde kapıyı tıklatan bir kadına utana sıkıla “dolu" diye seslendiğimde “Burası kadınlar tuvaleti yalnız" cümlesine verdiğim “Ben de kadınım" cevabım ile sessizliğe boğulan o kadınlar tuvaletinde karar verdim sanırım icat çıkarmaya, pardon ben zannettiğiniz şey değilim demeye.

Seyhan neden oyun yazar, oynar? Neden sahnelerde Seyhan?

- Çünkü her şeyde, her yerde olduğu gibi trans bir kadın olarak kendime alan açmam için özel çaba gerekliydi. Tiyatro yapmak istiyordum ama yapamıyordum. Yaptığım bana yetmiyordu. Önce ispat etmem, kanıtlamam, görmezden gelenlere “Hellooo, ben buradayım!” demem gerekiyordu. Asıl amacım oyun yazmak ya da bir trans hikayesi anlatmak değildi. Tek kişilik bir oyun yapıp ana akım tiyatroda kendimi göstermekti. Aklımdakine uygun bir oyun bulamayınca yazmak durumunda kaldım. Hiç istemediğim halde cebimden bir trans hikayesi çıktı. O zaman en iyisini yapmalıyım diye çok uğraştım ve sonuç bu. Yaptığım diğer performanslar da sanırım istediğim sahnede olamadığım için bir nevi ruh tatmini, oynama isteğimi bastırma şekliydi; artık işime dönüştü, o ayrı. Daha kısa bir cevap vermem gerekirse çocukluğumdan beri sosyal hayatın içerisinde yapmak zorunda kaldığım rolün ağırlığını, baskısını sahnede de rol yaparak ve rol yapmayı “normalleştirerek" aşmak istedim sanırım.

Trans ve Lgbti+’lar çevresinden nasıl tepkiler aldın? Kendi kaygıları, korkuları, şanssızlıkları dolayısıyla köşeye sıkışan hayatlarının etkisiyle seni aşağıya çekmeye çalışanlar oldu mu?

- Evet maalesef oldu ve olmaya devam ediyor. Beni hiç tanımadığı halde nefret edenler bile var. Yaptığım işten dolayı “kurtulmuş” sayanlar oluyor. Veya gazeteye, televizyona çıkıp trans kimliğimi sahipleniyor olmam bile sorun oluyor bazı insanlar için. Çünkü hayat hepimize adil davranmıyor; ben dünyaya haykırırken o ailesine bile söyleyememiş oluyor. Veya aynada gördüğü kişiye itiraf edememiş. Bu sebeple bir tepki doğuyor galiba. Halbuki benim haykırışım onun ya da benzer durumda olacak olanların mücadelesine bir katkı. Tabii tam tersi durumlar da var. Gurur duyan, çok seven, alkışlayan Lgbti+ bireyler ağırlıkta. Hiç unutmam Beyoğlu’nda transların alınmadığı bir mekanda bir performans yapmıştım. Zaten sırf o mekan transfobik diye kabul etmiştim. Özel bir etkinlik olduğu için trans kadınlar da gelebilmişti. Büyük çoğunluğu doğaçlama olan o performansa kapalı bir elbise ile seyircilerin içerisinden Brecht’in “Üç Kuruşluk Opera" oyunundan bir şarkı ile şöyle başlamıştım:

“Ayıp derler kadın işe çıkınca
Hayat kadınlığı günah yasak
Önümüze bir lokma atın önce
Öğüt dinlerim doymuşsam ancak

Bize utan deyip keyfimizi süren
Aklında yer eder versen kulak
Gerçek aynı ne yanını çevirsen
Önce ekmek gelir ardından ahlak”

Sahneye çıktığımda “.. ekmek ahlak, ekmek ahlak…” diye haykırırken elbisemi soymuş ve daha “ahlaksız” bir kıyafetle performansa devam etmiştim. İlk bölümün sonunda seyirci alkış kıyamet koparırken sahnenin sağındaki 3-4 trans arkadaşımla göz göze geldik. Gözlerindeki gururu okudum. Hiç kimse farkında olmasa bile başarmıştık. Herkesten çok daha mutluyduk o gün. Benzer bir gururu trans defilesinde yaşamıştık. İşte bu tarz anlar için bütün o negatif yaklaşımları, nefretleri, aşağı çekmeye çalışmaları yok sayıyorum.

Transfobi kariyerin önünde ciddi engeller oluşturdu mu? Bunlarla başa çıkacak kadar güçlü müsün?

- Elbette oluşturdu, oluşturuyor da. Ama hiç umurumda değil. O güç olmasaydı şu an bu röportajı yapıyor olamazdık. Kim bilir nerede, ne yapıyor olurdum.

Sahne ve sanat çevresinde homofobi/transfobi yoğun mu yoksa genele göre daha mı az hissediliyor?

- Açıkçası benim beklediğimden daha fazla transfobi ile karşılaştım. Özellikle tiyatrocuların fobilerine inanamamıştım. Nedense başka bir yerde tutmuşum tiyatrocuları… Ama geldiğimiz noktada çok şeyi aştık bence. Zaten fobi dediğin nedir ki; tanışmamak. E hemen hemen hepsi ile tanıştığımıza göre fobiler bize vız gelir bebeğim!

Senin verdiğin savaşın (özel/iş/kariyer) fark yaratıp birileri için ön açıcı olduğunu düşünüyor musun?

- Akran dayanışmasına çok inanıyorum ben. Bazılarımız çok sevmese de Bülent Ersoy’un varlığı bile yıllarca çok büyük destek oldu hepimize. Ya da 2 mahalle ötede ki “Kız Ali". Bu sebeple mutlaka birileri için pozitif bir anlamı oluyordur. Aldığım mesajlardan, karşılaşmalardan falan görüyorum bunu ama şimdi burada söyleyince Selda Bağcan’in BBC röportajındaki durumuna düşmek istemem.

Yurtdışına çıkmayı düşündün mü? Yurtdışında doğsaydın hayat ve iş hayatın daha mı kolay olurdu?

- Bu asla katılmadığım bir şey. Olmadığım bir hayatı düşünüp, şöyle olsaydı bilmem ne olurdu demek boş bir avuntu bence. New Yorkt’a doğsaydım da oranın sorunları olacaktı mutlaka. Güllük gülistanlık bir hayat yok ki. Her yerin, her grubun, her insanın sorunları olabilir. Avrupa’da doğsaydım insan hakları ile ilgili bir sorunum olmayacaktı belki ama çok sıkıcı bir hayatım da olabilirdi. Belki içim kıpır kıpırken o düzen bana batacaktı bilemem.

Avrupa ya da Amerika’ya yerleşmeyi düşünmüyorum. Olduğum yerden her şeye rağmen memnunum. Bu saatten sonra yeni bir yere adapte olmak en az 10 yıl ister. Ne gereği var? Zaten Avrupa (bazı şehirleri hariç) çok sıkıcı geliyor bana. Eğer bir gün mecbur kalırsam New York olabilir ya da Berlin.

Trans bir kadın olarak yapmayı en çok istediğin şey nedir ya da trans olduğun için yapamadığın/uhte olan?

- İsteklerimi trans bir kadın olarak, cins bir erkek olarak falan diye değerlendirmiyorum. Ben Seyhanım ve istediğim şeyleri Seyhan isterse, Seyhan olarak yapıyorum. Geldiğim noktada o veya bu sebeple benim için atanmış kimlikler, isimler falan umurumda değil. Çok şükür şu ana kadar yapmak istediğim her şeyi yaptım, yapmaya devam ediyorum. Mutlaka atlamam gereken eşikler var, olacakta ama her şeyi zamana bırakıyorum. Zaten insan değişiyor. İstekleri, bakış açısı vs. Bu sebeple ne zaman neyin gerektiğine inanıyorsam onu yapıyorum. Umarım bundan sonra da yapabilirim.

Mesleğinde ulaşmak istediğin nokta ne? Seyhan için zirve eresi, nerede olursa mutlu olur?

- Zirve diye bir şey yok. Şu anda çok mutluyum, olduğum yerden gayet memnunum. Tabii ki her zaman bir tık ileriye gitmeyi hedefliyorum ve hedefime ulaştığım her an yeni hedef beliriyor önümde. Bir oyuncu olarak ölene kadar oynamak isterim. Daha çok oyunda, filmde, sahnede olmak. Bir gün bu aşkım biter mi bilmiyorum ama şu an hedefim bu: ömür boyu sahnede olmak. Hep beklenenin tersini yapmak. Yeni şeyler keşfetmek. Şu bir gerçek ki zirveye asla ulaşamayacağım.

Seni ayakta tutan nedir? Nerelerden güç alıyor, motive oluyorsun?

- Başarmışlık duygusu olabilir. Ya da yeni keşifler. Hatta bazen başaramamak, yenilmek de olabilir. Bu çok değişken aslında. Ya da hepsi birden bilmiyorum ki. İnan böyle şeyleri hiç düşünmüyorum. Ne istiyorsam onu yapıyorum. Çok değişkenim. Bazen bir güne 4 farklı iş sığdırıyorum, bazen sadece koltuğumda boş boş oturuyorum. İçimi dinliyorum diyelim.

Son soru biraz kadınca olsun… aşka inanır mısın? Senin gezegende aşk var mı?

- Aşka tabii ki inanıyorum. Ama gezegenimde aşk yok. Maalesef çok fazla duvarlarım var ve onları aşıp bana ulaşabilen henüz olamadı. Ya da ben o duvarların hepsini kıramadım henüz. Belirlenmiş kodlara uyamadığım, mış gibi yapamadığım için benimle bir ilişki yürütmek sanırım zor biraz. Bilemiyorum ya acemiyim bu konuda; varsa bir beyaz atlı prens çıksın karşıma!

Biraz ketum mu acaba aşk konusunda? Güzel ve güçlü, hele kendini ispatlamış kadınları taşımak zor mudur erkekler için, bilinmez. Neyse, buradan da bize dedikodu ekmeği çıkmadı, toplanın gidiyoruz!

Sevgili arkadaşım Seyhan Arman’ı sorularımla sizlere biraz tanıtıp, kimdir sorusuna cevap bulmaya çalıştım.

Bu röportaj gerçekleşirken oyun tarihleri ve turne programı var mı, tarihleri nedir henüz belli değil. İlgilenen dostlar için iletişim bilgileri yazının sonunda yer alıyor. Oyunu mutlaka görülmeli derim! Sağ ol Seyhan Arman, hep “icat çıkar”, alkışlarla ve başarılarla yaşa…

Seyhan Arman
Medya/ İletişim Danışmanlık: ZB Medya&İletişim
www.kurundenkabare.com 

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL