GELMİŞ GEÇMİŞ EN İLGİNÇ PSİKOLOJİK DENEYLER

 Psikoloji insan davranışı ve doğasıyla ilgili olan zihinsel süreçleri inceler. Psikoloji bilimi tarihinde dikkate değer birçok deney var. “Suyun kaynama noktası 100 santigrat derecedir.” Bu bilgi oldukça somut ve kanıtlanabilir bir gerçekliğe işaret eder. Doğayı anlamak ve somutlaştırmak bu kadar kolayken, aynı şeyi insan davranışları ve psikolojisi için söylemek çok zor. Yine de tarihte psikologlar bu zorluğu aşmak için birbirinden garip ve karmaşık psikolojik deneyler tasarladılar. Böylece ortaya oldukça ilginç hikâyeler çıktı.

1. Otoriteye İtaat: İnsanın Zalim Olma Kapasitesi

1963’te psikolog Stanley Milgram, insanlara zarar verilmesi emredildiğinde insanların otoriteye olan itaat eğilimlerini test etmek için bir deney düzenler. Milgram’ın denekleri ‘öğretmen’ ve ‘öğrenciler (deneyden haberdar oldukları gizlenir)’ olarak ikiye ayrılır. Öğretmenler yanlış cevapladıklarında öğrencilere elektrik şoku verirler. Daha kötüsü, onlara yanlış cevaba devam edildiğinde şokun artırılması söylenir.

Başka bir odada olduğu için görünmeyen fakat çığlıkları ve haykırışları duyulan öğrencilere rağmen (aslında hepsi sahte), laboratuvar görevlileri emrettiklerinde öğretmenler daha şiddetli şok vermeye devam eder. Hatta öğrencilerin bilincini kaybettikleri söylendiğinde bile devam ederler! Deneklerden bazıları deneyi durdurmak istediğini söyledi. Bu noktada, deneyi yürüten psikologlar öğrenciye elektrik şoku uygulamaya devam etmesi için önce deneği uyarıyor, daha sonra emirlerde bulunuyordu. Yani, denek üzerinde bir otorite uygulanıyordu.

Sonuç: Sıradan insanlar otoritenin emirleri doğrultusunda her türlü etik ve ahlak dışı şeyler yapabilir hale gelebiliyor.

2. Küçük Albert Deneyi, John Watson

John Watson’ın klasik koşullanma ve korku üzerine yaptığı deneyde, 8 aylık Albert denek olarak seçildi. Deneyden hemen önce Albert’a sırasıyla beyaz bir fare, tavşan, yanan kağıt parçaları, peluş bebekler, maske gibi nesneler gösterildi ve Albert’in bu nesnelere karşı bir korkusu olup olmadığı test edildi. Sonuç Watson ve ekibinin beklediği gibiydi Albert’in herhangi bir nesneye yönelik geliştirilmiş bir korkusu yoktu çünkü bu nesneleri gördüğü zaman gülümsüyordu.

Deneyin ilk adımı olarak, Albert’i eşyalardan ve renklerden arındırılmış bir odaya koydular. Albert’i odada beyaz bir fare ile baş başa bıraktılar ve Albert’in fareye verdiği tepki yine olumluydu: fareye gülümsüyordu. Deneyin bir sonraki aşamasında, fare ile beraber aynı odada yalnız başına kalan Albert’e, Albert fareye dokundukça çekiç sesleri dinlettiler. Çekiç seslerini duyan Albert ağlamaya başladı ve böylece Albert’in beyaz fareye karşı bir korku geliştirmesi sağlandı. Daha sonraki aşamalarda, Albert’e beyaz tüylü oyuncaklar ve maskeler gösterildi, Albert onları görünce, tıpkı önceki adımlardaki ağlamaya başladı. Sonuç olarak, Albert beyaz tüylü nesnelere karşı bir korku geliştirmiş oldu.

3. Hafıza Manipülasyonu: Ne Gördüğünü Gerçekten Biliyor musun?

1974’te araştırmacılar hafızanın güvenilirliğini ve gerçeklerin manipüle edilip edilmediğini test etmek için bir deney hazırladılar. 45 kişi araba kazasına dair bir film izlediler. Bu kişilerden dokuzundan arabanın ‘çarpma’ anında ne kadar hızlı gittiğini değerlendirmeleri istendi. Diğer gruptan dördüne hemen hemen benzer bir soru soruldu fakat çarpma kelimesinin yerine ‘ezmek, çarpışmak, vurmak ve değdi’ kelimeleri kullanıldı.

‘Çarpma’ kelimesini içeren sorular için arabaların hızları, ‘değdi’ kelimesini içerenlere göre 10 mil daha hızlı olarak değerlendirildi. Tek bir betimleyici kelimenin bile hafızamızdaki bir olayı değiştirebilmesi oldukça etkileyici gözüküyor!

4. Standford Hapishane Deneyi

Çok eleştiri alan bu deneyde araştırmacılar insanın kalbindeki şeytani derinlikleri su yüzüne çıkartmış ve kısa bir süre sonra deney sonlandırılmıştır.

Psikolog Philip Zimbardo, katılımcılarını ‘mahkûm’ ve ‘gardiyan’ olmak üzere iki gruba ayırır. Deney Standford Üniversitesi’nin bodrum katında oluşturulan yapay bir hapishanede gerçekleştirilir. Mahkûmlar önce tutuklanıp, tüm giysileri çıkarılarak aranmış, saçları tıraş edilmiş ve diğer suistimallere maruz kalmıştır. Gardiyanlara ise cop verilir. Mahkûmlar ikinci günde isyan eder ve buna karşın gardiyanların yanıtı hızlı ve şiddetli olur. Çok geçmeden, gardiyanlar kendi rollerini diğerlerini kışkırtarak ve suistimal ederek tamamen benimser, mahkûmlar ise daha uysal ve itaatkar davranır. Bu deney insanların şeytani eğilimlerini doğrulayan bilimsel kanıtlardan biridir. Deneyin 14 gün sürmesi tasarlandığı halde, artan şiddet sebebiyle 6 günde bitirilmiştir.

5. Bystander Etkisi: Ne kadar çok kişi bir kişinin yardıma ihtiyacını görürse, o kişinin yardım alma şansı o kadar azalır.

Sokakta yardıma ihtiyacı olan biri varsa ve bunu 3-4 kişi yerine 30-40 kişi görürse o kişinin yardım alma ihtimali daha az. Psikologlar bunu ‘sorumluluk konusunda şaşkınlık’ yaşamaya bağlıyorlar. Bystander Etkisi’ni sosyal psikologlar Bibb Latane ve John Darley şu şekilde ölçüyorlar: Bir üniversite kampüsünün kütüphanesinde bir sırada sanki bir öğrenci boğuluyormuş gibi bir arbede yaratılıyor. Eğer bu olay sadece bir öğrencinin önünde gerçekleşirse, bu öğrencilerden %85’i yardıma koşuyor. Eğer bir kişi daha varsa, %65’i yardıma koşuyor. Eğer öğrenciler çevrede iki kişiden fazla olduklarını düşünüyorlarsa yardım oranı %31’e düşüyor.

Grup projelerinde bu sıklıkla başınıza gelir. Grupta en az bir kişi (grubun büyüklüğüne göre değişir) projeye pek bir katkıda bulunmaz. Çünkü yapması gerekenleri zaten gruptan bir başkasının yapacağını düşünür.

6. Karar Verme Deneyi, Solomon Asch

Karar vermede diğer insanların etkisini ve sosyal baskıyı araştırmak isteyen Asch, 1950’li yıllarda bu konu üzerine bir araştırma yürüttü. Deneye katılanların biri dışında diğerleri Asch’ın asistanlarıydı ve önceden planlanmış davranışları sergileyerek gerçek deneğin kararlarını etkileme amacıyla hareket edeceklerdi. Deneklere bir çift kart gösterildi, sırasıyla Asch’ın asistanları kartlar hakkındaki sorulara cevaplarını verdiler, en son gerçek deneğin cevap vermesi beklendi. Deneyden çıkan sonuç ise şöyleydi: deneye katılan üç gerçek denekten biri, kendisinden önceki katılımcıların verdiği cevapların yanlış olduğunu bilse bile grubun cevabına uyum sağladı.

7. Üçüncü Dalga Deneyi, Ron Jones

Otorite üzerine yürütülen bu deneyde, demokrasiyi benimsemiş toplumlarda faşizmin yeri ve ortaya çıkma olasılığı araştırıldı. Cubberley Lisesi’nde okuyan öğrencilerden bir bölümüne, özel oldukları ve diğer öğrencilere otorite uygulayabilecekleri söylendi. Bütün bunları takiben öğrenciler, kendi gruplarına ait olmayan öğrencilere kötü davranmaya ve onları hor görmeye başladılar. Çığırından çıkan ve okulu kaosa sürükleyen deneye, dördüncü gününde son verildi.

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL