GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE EĞİTİM

Eğitim, toplum yaşayışında yer edinmek için kazanılan bilgi, beceri ve anlayışlar olarak tanımlanmıştır. Eğitim ailede başlar, okulda devam eder denir. Peki okullarda benimsenen eğitim anlayışı nasıldır? Geçmişten günümüze yurtdışında ortaya çıkmış ve uygulanan çeşitli yaklaşımlara göz atmaya ne dersiniz?

Reggio Emilia Yaklaşımı

İtalya’nın kuzeyinde bir grup köylü kadın tarafından “bizim çocuklarımız da zenginlerin çocukları kadar zekidir” denilerek yeni bir okul öncesi eğitim yaklaşımının temelleri atılır. İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden sonra Villa Cella adındaki bir köyde insanların küçük çocuklar için bir okul inşa etmeye başladığı haberleri yayılır. Bunu duyan henüz yirmili yaşlarındaki genç öğretmen Malaguzzi köye gider. Bu dönemde “çocuklara ilişkin şeylerin sadece çocuklardan öğrenilebileceği” fikri Malaguzzi ve arkadaşları arasında kök salmaya ve Reggio Emilia felsefesinin temelleri atılmaya başlanır. Onun eğitim fikri, her bir çocuğun diğer çocuklarla ilişkide olmasını ve çocukların diğer çocuklar, aile, öğretmen, toplum ve çevre ile karşılıklı ilişkilerini harekete geçirmesi ve desteklemesi üzerine odaklanmaktadır. Bu yaklaşımda eğitim ortamı önemli yer kaplar, öyle ki ortam için “öğretmenin kendisi” şeklinde ifadeler kullanılmakta. Ancak, Reggio Emilia yaklaşımında sadece fiziki çevrenin değil sosyal çevrenin de önemli olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle Reggio Emilia okullarında yetişkinler ve çocuklar arasındaki sosyal alışverişi kolaylaştırmak amacıyla bütün çocukların ve öğretmenlerin birlikte bulunabilecekleri büyükçe bir alan bulunmakta. Sınıflar bu alanın etrafında düzenlenmiştir. Çocuklar ve yetişkinler bir gün boyunca bu alandan geçmek zorundadırlar. Reggio Emilia okullarında dikkati çeken bu alanlara “Piazza” adı verilir. Bu yaklaşımda çocuklar geleneksel testler ve notlarla değerlendirilmez, bunun yerine ailelere çocuklarının günlük yaşantıları, gelişimleri ve performansları hakkında geniş bilgiler verilir.

Montessori Yaklaşımı

İtalya’nın ilk kadın doktoru, pedagog ve antropoloji profesörü Maria Montessori zihinsel engellilerle yaptığı çalışmalarda her çocuğun bireysel becerilerine ve ilgi alanlarına, bireysel öğrenme hızına ve karakter özelliklerine uygun bir pedagoji geliştirir. Eğittiği bir grup engelli çocuk devlet yeterlilik sınavlarında normallere yakın bir başarı gösterir. Montessori engelli olmayan çocuklarla çalışmalarında yaptığı gözlemlerde çocukların nelerden hoşlandıklarını ve nelerden hoşlanmadıklarını saptar. Onun eğitim anlayışının temelinde hazırlanmış çevre vardır. Bu çevrede çocuğu anlık çalışmaya davet eden Montessori Materyalleri ile karşılaşırız. Her materyalin belirli bir yeri vardır. Bu da çocuklara güven ve sağlam bir yapı duygusu kazandırır. Materyal çocuklara öğrenmenin eller aracılığı ile gerçekleştiğini öğretir. Zihinsel kavramlar ellerle kavramaktan gelir. Bu yaşlarda çocuklar soyut kavramların somut nesnelerde yattığını sezerler. Çocuklara istedikleri kadar tekrar etme imkanı sunulur.

Head Start Projesi

Head Start, 1965 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde federal hükümet tarafından düşük gelir düzeyine sahip aileler üzerinde başlatılmış bir projedir. Temel amacı, düşük gelir düzeyine sahip ailelerden gelen çocuklara sosyal ve eğitimsel fırsatlar sağlayarak yoksulluğun olumsuz etkilerinin engellenmesidir. Kurucusu Marian Wright Edelman olan projenin dört ayağı var. Sadece eğitim olanağı sağlamakla kalmayıp sağlık, ebeveyn katılımı ve sosyal hizmetler gibi bölümlerden oluşmakta. Head Start eğitim programları her çocuğun bireysel ihtiyaçlarını karşılamak üzere hazırlanmakla birlikte toplumun kültürel ve etnik özellikleri de dikkate alınmış. Bu yüzden ulusal bir Head Start müfredatı yok. Müfredat, uygulayıcı grupların insiyatifine ayrıca çocukların ve ailelerin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Head Start sağlık problemlerini erken teşhis etmenin üzerinde de durmuştur. Çocukların sağlıklı olmaları için ruh sağlığı, diş ve vücut sağlığı ve beslenmeyi içeren zorunlu sağlık programları hazırlamıştır. Ayrıca beslenme uzmanları programda çocuklar için beslenmeyle ilgili çeşitli etkinlikler hazırlamakta ve ebeveynleri de dengeli beslenme, sağlıklı yiyecek seçimi vb. konularda aydınlatmaktadırlar.

Waldorf Yaklaşımı

Waldorf eğitim yaklaşımı 1919 yılında Rudolf Steiner tarafından geliştirilmiştir. Eğitimi sanata dönüştürmeyi amaç edinen bütüncül bir yaklaşım olmakla beraber; sağlam bir öğrenme sevgisi oluşturmayı, gelecekte akademik becerileri geliştirmenin ön koşulu olarak sayar. Eğitimin ilk yıllarında oyun ile öğrenme amaçlanmaktadır. Oyun merkezli Waldrof yaklaşımında, belirli etkinlikler ve rutin çerçevesinde; farklı yaş gruplarındaki çocukların aynı sınıflarda eğitim alması sağlanmakta ve aynı öğretmen ile birkaç yıl devam etmektedir. Bu yaklaşımın dikkat çeken bir özelliği de akademik gelişime çok fazla odaklanmaması (7 yaşa kadar oyun ile öğrenme) ve medyayı (bilgisayar, video, elektronik aletler) programın dışında tutması olmuş.

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL