FARKINDA MISIN?

Kişisel gelişim, psikoloji, doğru iletişim, zaman yönetimi, sağlıklı yaşam, doğru motivasyon derken bu işin temeline inelim dedim. Bu saydığım konu başlıklarının alt metni hep aynı. Amaç: daha mutlu, daha sağlıklı, daha dolu dolu bir hayat yaşamak.

Bencilleştiğimiz şu günlerde her şeyi ama maddi manevi anlamda her şeyi tüketerek doyumsuzlaşıyoruz farkında mısınız? Kimi zaman ‘’En büyük dert benim, en yoğun hayatı ben yaşıyorum, her zaman en kötü şeyler benim başıma geliyor’’ diye diye pireyi deve yapıyoruz. Bu durumu yaşam tarzı haline getirmiş insanlar bile var!

Durup bir nefes alın ve etrafınıza bakın. Dünya sizin etrafınızda dönmüyor önce bir bunu kabullenelim. Siz ağladınız diye yağmur yağmıyor mesela(!)  Evet, herkesin derdi kendine. Kimsenin kimseye ‘’Aman buna mı üzülüyorsun’’ diyerek derdini küçümsemeye hakkı yok. Fakat negatiflikten beslenmek, devamlı olumsuzlukları görmeye çaba harcamak yerine etrafınızdaki güzelliklerin farkına varın derim. Sebepsiz yere gülümseyin mesela. Böylelikle beyniniz bu eylemi algılayıp mutlu olduğunuzda salgıladığı hormonları salgılamaya başlayacak.

Hayatlarımız zaten yeterince zor ve stres doluyken insanların birbirine güzel şeyleri yayması, hayatlarını kolaylaştırması gerektiğini düşünüyorum. Hiçbir şey yapamasanız bile karşınızdakini dinleyin. Ama sırf konuşmak için değil, gerçekten anlamak için dinleyin. İkisi arasında çok büyük fark var. Artık kimse kimseyi gerçekten anlamak için dinlemiyor; sadece konuşmak için kendi sırasını bekliyor.

Kısaca: Farkındalık!

Farkındalık bilinci arttırır ve bilinçle de algı artar. Bilinci bir birim olan birisi okuduğu bir kitabı ya da yaptığı işi bir birim bilinçle anlarken, bilinci beş birim olan ise beş kat daha fazla anlayışa sahip olur. Farkındalık arttıkça anlayış artacak ve hayattaki sıradan gibi görülen aslında hiç de sıradan olmayan olaylar daha iyi algılanacaktır. Öncelikle farkındalık kesinlikle iyi veya kötü insan olmayla alakalı değil. Çünkü farkındalıkta ‘’iyi-kötü, doğru- yanlış, güzel-çirkin’’ gibi kavramlar yoktur. Farkındalık sadece düşünebilme kabiliyetimizin kontrolünün bizde olup olmaması ile ilgilidir.

Çay içerken önce çay bardağına dokunuruz. Sonra bardağı kaldırırız. Daha sonra çayımızı yudumlarız. ‘’Şu an çay içiyorum ve sadece çay içiyorum’’ deriz. İşte şimdiye kadarki en güzel çayı içtiniz. Sadece çay içtiniz ve farkında olarak çay içtiniz. Çay içerken aklınıza düşünceler mi geliyor? ‘’Ben sadece çay içiyorum, düşünmeyi ben istemiyorum. Düşünceler dışarıdan geliyor’’ diyebilmek farkındalığımızı sağlayacaktır. Farkındalık yapılan eylemle bütünleşebilmektir. Bu da sadece ‘’anda kalarak’’ gerçekleşebilir. Çünkü düşünceler ya geçmişten anılar ya da gelecekten hayaller olarak gelir. Farkındalık yaptığımız her işte, attığımız her adımda, her düşündüğümüzde kendimize şu soruyu sormaktır: ‘’Bunu yapmayı ya da bunu düşünmeyi ben mi istedim?’’ Kısaca farkındalık düşünebilme kabiliyetinin hakimi olabilmektir.

Anda kalın ve unutmayın etrafınız güzelliklerle dolu!

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL