DOĞUŞTAN MI YETENEKLİ?

Toplumda yaygınlaşmış bir kavram “doğuştan yetenekli”.

Yeteneklerimiz gerçekten doğuştan mı geliyor yoksa genlerimizle mi alakalı?

1993 yılında K.Anders Ericsson’ın adlı bilim insanın yaptığı bir araştırmada müzisyenlere birkaç soru yöneltti. Ericsson müzisyenlere bu konuma gelmelerinin sırrını sordu. Yönelttiği soru ise yıllar boyu yaptıkları çalışmaları düşünüp günde ortalama kaç saat çalışmayla bugün bulundukları noktaya geldikleriydi. Aldığı cevaplar ise yeteneğin gelişimden kaynaklı olduğunu gösterdi. Ortaya çıkan sonuçlara göre daha başarılı müzisyenler bu konuma gelebilmek için daha fazla zaman harcayanlar olmuştur. Bu herkesin tahmin edebileceği gibi beklenen bir sonuçtu ve araştırmacılar belli bir iş üstünde çalışma süresinin bireysel farklılıkları belirlemedeki en büyük etkenlerden biri olduğu sonucuna vardılar.

Genler mi yoksa çevre mi?

Sahip olduğumuz karakteristik yapımız genetik özellikler ve beslenme şeklimizden kaynaklanmaktadır. Genetik ve epigenetik araştırmalara göre anne ve babanın tecrübeleri çocuğa aktarılabilir fakat hiçbir futbolcunun çocuğu bir futbolcu olarak doğmuyor. Doğuştan gelen yetenek adlı kavram aslında bulunmamaktadır. Doğuştan yetenekli dediğimiz hiç kimsede böyle bir yetenek bulunmamaktadır. Sadece ilgi odağımız ve dikkatimiz belirli bir yöne doğru kaymasına neden olacak genetik yatkınlıklarımız mevcuttur.

Ericsson son makalesinde 10000 saat kuralı diye bir kural olmadığını açıkladı. Malcolm Gladwell’in İçimizdeki Dahi (The Genius in All of Us) adlı kitabında bahsettiği 10000 saat kuralına göre bir işte profesyonel olabilmek için en az 10000 saat harcamak gerekiyordu. Ericsson alıştırmanın ve uzun süreli uğraşların uzmanlaşmak için yeterli olmadığını düşünüyor. Ancak hala bu kuralın geçerliliğini kabul eden kişiler ve bunun üzerinde yürütülen tartışmalar var. Burada yanıtlanmayan bir soru hala daha akılları meşgul etmektedir. Bireyler arası performanstaki değişimi etkileyen etmenleri tam olarak nasıl tanımlayabiliriz? Fizyolojik ve psikolojik etmenlerin etkili olduğunu biliyoruz ama bu iki etken de başlı başına bir bilim dalını temsil etmektedir. Bu soruyu cevaplamada Ericsson çalışmaya başlama yaşına dikkat çekmektedir.

Belirli bir beceri üstünde ne kadar erken çalışmaya başlarsak o kadar çok yol kat edebilir ve daha erken uzmanlaşabiliriz. Satranç ustalarının hayat hikayelerini incelediğimizde hemen hemen hepsinin en geç 5-6 yaşlarında satranç oynamaya başladığını görebiliriz.
Uzmanlaşma sürecimizi etkileyen etkenlerden bazıları çalışma hafızası, IQ, önceden edinilmiş bilgi ve meraktır. Merak bu noktada en önemli unsurlardan biridir. Çünkü merak olmadan hiçbir şekilde istenilen hedefe dahi ulaşılamaz.

En önemlisi Motivasyon!

Becerileri etkileyen etmenlerden bir tanesi de bize çalışma azmi veren motivasyon kaynaklarımızdır. Yeteneği kazanma noktasında çalışmak her ne kadar önemli olsa da bu noktada çalışmak için alınan motivasyon da bir o kadar önemlidir. 1993 yılındaki makalesinde Ericsson bireysel farklılıklarda motivasyonun çalışmaktan bile önemli olabileceğini söylemiştir.

Sonuç olarak yetenekler doğuştan gelmez. Genetik özelliklerimiz ve çevresel şartların getirdiği durumun içerisinde kazanılan karakter, çalışmak ve motivasyon bir beceri kazanmada en önemli unsurlardır. Bunların yanında çalışmaya başlama yaşı, IQ, hafıza, dikkat, çeşitli fizyolojik ve psikolojik unsurlar da farklılıkların ortaya çıkmasında büyük rol oynarlar.

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL