ÇOCUĞUM HAZIR MI?

Her anne baba gelişimin belirli dönemlerinde standartlara göre gerçekleşmesi gereken eylemler gerçekleşmediğinde endişe duyar. Örneğin çocukları yürümüyor akranları yürüyor ise ister istemez bir kıyaslama söz konusu olur. Oysa ki bireysel farklılıkları, çevre faktörünü, genetiği ve en önemlisi çocuğun hazır bulunuşluk düzeyini göz önünde bulundurmazlar. Bazı çocuk erken diş çıkarır, erken emekler, erken yürür, erken konuşurken; bazı çocuklarda durumun daha geç seyretmesi mümkün. Tabi anormal derecede geç gözlenmesi sorunlara yol açabilir, bu durumda mutlaka uzman yardımı alınmalı.

Peki hazır bulunuşluk nedir? Bir çocuğun hazır bulunuşluk düzeyini nasıl anlayabiliriz?

Hazır bulunuşluk, kişinin olgunlaşma ve öğrenme sonucunda belli bir davranışı göstermeye hazır olmasıdır. Bir konunun, bir yaşantının istenen düzeyde öğrenilebilmesi için o konunun gerektirdiği temel ön yaşantılara kişinin mutlaka sahip olması gerekli. Örneğin okul çağına gelmiş olan bir çocuğun yaşı ve gelişimi kadar okula karşı tutum ve motivasyonu da onun okula hazır bulunuşluk düzeyini belirleyici olmaktadır. Bir yaşantıyı öğrenmeye hazır olmayan çocuğa o yaşantıyı öğretmeye çalışmak çocukta birtakım kalıcı izli olumsuz davranışlar bırakabilir.

Okuma-yazma eğitimine başlanma yaşı konusunda da yapılan birçok araştırma sonucunda, geçmişten günümüze değişen şartlar ve benimsenen eğitim sistemi doğrultusunda farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Günümüzde 60-66 aylık çocukların okuma-yazma eğitimi alması açısından bazı uzmanlar durumu savunurken bazı uzmanların duruma karşı olması da kafa karışıklığına sebep olmakta. 7 yaşın akademik eğitime başlamak için çok geç olduğunu savunan birçok görüş ve araştırma var.

Dünyada zorunlu eğitime başlama yaşı ülkelere göre farklılık taşımaktadır. UNESCO’nun 2011 yılı istatistiklerine göre; Bulgaristan, Finlandiya ve İsveç´te 7 yaş, Belçika, Danimarka, Almanya, İrlanda, Fransa, İtalya, Avusturya, Romanya, Portekiz, Polonya, ABD, Avustralya, Kore, Japonya´da 6 yaş, Macaristan, Hollanda ve Malta´da 5 yaş, İngiltere´de ise 4-5 yaşında çocuklar zorunlu eğitime başlamaktadır. Çoğu ülkede okula başlama yaşı aynı zamanda okuma yazma yaşı olmaktadır. Bazı Avrupa ülkelerinde örneğin İzlanda, Danimarka, Norveç ve İsveç’te çocuklar anaokulunda okuma yazma öğrenmektedir. Ülkemizde ise yasal düzenleme ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’ndeki 21 Temmuz 2012 tarihli değişiklikle Eylül ayı sonunda yaşı 60-66 ay arasındaki çocuklar ilkokula kaydedilmeye başlanmıştır. Bunlardan 66 ayı doldurmuş çocuklar doğrudan, 60 aylık çocuklar ise velinin yazılı isteği ile kaydedilmiştir. Tabi bu durum kamuoyunda birçok tartışmaya neden olmuştur. Bu tartışmalarda 60 ayını bitirmiş bir çocuğun 40 dakika ders dinleyemeyeceği, zihnen uygun olmadığı, duyuşsal ve bilişsel gelişim olarak geriden geldiği, işlem yeteneğinin az olduğu, yeterince olgunlaşmadığı, çocuğun küçük motor gelişimi tam gelişmediği için kalem tutamadığı, yazma ve ödev yapma sorunu yaşadığı, başarısız olduğu, bunun yetersizlik ve özgüven sorununa neden olacağı gibi çeşitli eleştiriler yapılmıştır. Bu yayın ve eleştirilerde zihinsel gelişimle ilgili eski teorilerle araştırmalara yer verilmekte, eski bilgiler kullanılmaktadır. Oysa günümüz beyin araştırmaları çocuklarda zihinsel gelişimin bilinenin aksine çok erken yaşlarda başladığını, dil becerilerinden önce zihin becerilerinin geliştiğini, bu nedenle dinleme, konuşma, okuma, yazma ve görsel okuma öğretimine erken yaşlarda başlanabileceğini, 4-5 yaşın okuma yazma öğretimine uygun olduğunu göstermekte.
Yazının başında hazır bulunuşluk demiştik ya akıldan çıkarılmaması gereken önemli bir nokta okul öncesi dönemde, okuma ve yazmaya hazır olan bir çocuğu engellemek ne kadar hatalı ise, bu öğrenime hazır olmayan bir çocuğa okuma-yazma konusunda baskı yapmak da o kadar sakıncalıdır. Hazır bulunuşluğu olmayan bir çocuk bu durumda okula karşı olumsuz bir algı geliştirebilir.

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL