BİR YAŞAM FELSEFESİ: MİNİMALİZM

 Bugünlerde ne kadar çok ‘’indirim, fırsat, avantaj’’ sözcüklerini duyduk ya da gördük değil mi? Peki neden indirim! İndirim! diye bağıran reklamlar bu kadar arttı hiç düşündünüz mü? Hepsinin altında yatan sebep aynı: Daha fazla al, daha fazla tüket, daha çok, daha çok…

Sosyal medyada dolaşırken büyük evlerde, villalarda oturan ünlüleri, son model arabalarda gezenleri modaya yön veren tasarımları, nerde ne yiyeceğinize karar veren paylaşımları görüp ‘’hayata bak be’’ diye düşünüyorsunuz. Aslında bu paylaşımlar altında sistemin bize dayattığı daha çok çalış, daha çok para kazan, daha çok tüket mantığı.

Yapılan bir araştırmada ortalama büyüklükteki bir evin sadece %40’ının kullanıldığı söyleniyor. Yani evlerin %60’ını kullanamıyoruz bile. Ama sorsak herkes daha büyük bir ev istiyor. Bir diğer araştırma sonucunda ise 33 parça kıyafetin yeterli olduğu söyleniyor. Eminim sizin de dolabınızda artık hiç giymediğiniz ama yepyeni duran kıyafetleriniz vardır. Fakat sistem bize ‘’At o demode kıyafetleri yenileri burada!’’ Diyor.

Şimdi size tüm bunlardan arınmanız için güzel bir yaşam felsefesinden bahsedeceğim: minimalizm

Minimalizm sözcük anlamı, Fransızca kökenli “minimum” sözcüğünden türemiştir. Minimum ise “ Bir şey için gerekli en az veya en küçük miktar.’’ Olarak tanımlanıyor. 60’lı yıllarda başlayıp günümüze kadar gelen minimalizm akımı modern sanat ve müzikte ortaya çıkmış. Daha sonra yaşam felsefesi haline gelerek bizlere yeni bir pencere açmış ve farkında olmamızı sağlamış.

Minimalizmin temel düşüncesi hayatınızdaki her şeyin bir amacı olmalı. Amacı yoksa ihtiyacınız da yoktur. Dört çocuklu bir aile de yalnız yaşayan bir yetişkin de hayatını minimalizme göre şekillendirebilir. Çünkü minimalizmin bir eve ya da arabaya sahip olmakla, televizyon kullanmamakla ya da küçük bir evde yaşamakla birebir bağlantısı bulunmuyor. Minimalizm, yaşam biçiminize uygun olarak kendinize daha fazla özgürlük yaratmakla ilgili. Yaşamın her alanında yükleri bırakmayı; korkudan, suçluluktan, endişeden ve depresyondan sıyrılmayı ve etrafımızı çevreleyen tüketici kültüründen bağımsızlaşmayı içeriyor. Yanlış olan bir şeylere sahip olmak değil; eşyalara verdiğimiz değer ve yüklediğimiz anlamlar. Hepimizin en büyük isteği ve yaşama amacı, mutlu olmak ve mutluluğun sahip olduğumuz eşyaların sayısıyla doğru orantılı olmadığını biliyoruz.

‘’Sadelik zerafetin zirvesidir.’’
Leonardo Da Vinci

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL