BİR LİNCİN ANATOMİSİ

 Linç; hiçbir adli yargılama/yargılanma olmaksızın, topluca öldürme/öldürmeye teşebbüs eylemidir. Toplumsal gelişim ve değişimlerle çeşitlilik göstermeye başlamıştır. Tür ve yöntemleri değişse de değişmeyen tek şey; adil olmayan, yargıç ve hakimin de aynı kişi/kişiler olmasıdır.

Günümüzde linç kültürüne sosyal medya boyutu da eklenmiş bulunmakta. Birden fazla bot hesaplarla (sahte/ fan hesabı türevi) kendi dünya görüşleri haricinde kim varsa herkesi düşman belleme yöntemiyle, kişileri hedef tahtasına oturmaktalar...

Mantığı var mıdır, nasıl hareket ederler, kim, neye göre düşmandır? Farklı birçok soru sorulabilir elbet. Cevapları var mı, varsa da nasıl bir mantaliteyle hareket ederler bilinmez ya da cevap basittir belki de bu basitliği biz kabullenmekte zorlanıyoruzdur...

‘’Onlardan‘’ olmayan! Tek cevap bu sanırım... Suç ve cezanın bireyselliği, suç etiği üzerine çiğlikleri, nereden tutsanız elinizde kalacak konular... Kusur bir değil ki değineyim.

Tutun ki hedefe konulan ‘’suçlu‘’ olsun. İyi de bu ülkenin yargı kurumları yok mu? Şayet yargı kurumları varsa da ‘görevlerini yapamamaktadırlar mı‘ ki bireysel olarak birileri polisliğe – yargıçlığa soyunup, birilerini hedef göstermeyi görev bilsin! Kendini üst merci veya yetkin görsün...

Lince maruz kalmak da bıçak yarası gibidir. İlk anın şokuyla, neyin ne olduğunu anlayamaz, dışarıdan izlercesine, sadece anlamlandırmaya çalışıp, olaya dair mantık ararsınız. Çünkü her olayda bir mantık silsilesi mevcuttur, en azından düz mantığı olmalı...

Dünya görüşünüzün farklı olması, ‘a´ya hayır o b´dir’ demiş olmanız yeterli sebeptir. İnsanlık için ne yaptığınızın, taşın altına elinizi koymanızın, en çaresiz anında kaç kişinin sesini duyup el uzattığınızın hiçbir hükmü yoktur onlar açısından... Ötekiyseniz, hele de biraz muhalif olmak, ‘’yaftalanmak’’ için, yeterli donelerdir!

Yargılanmaya, kendinizi savunmaya ihtiyacınız/şansınız yoktur. Kaleminiz kırılıp, topun ağzına konmayı çoktan hak etmişsinizdir.

Açık kimlikle kurtların önüne yem olarak atmakta sakınca görmezler. Sevenlerinizin, yakınlarınızın kaygıları, korkuları, başınıza gelebilecek nâhoş olayların ve elbette ki vücut bütünlüğümüzün de kıymeti yoktur mâlum güruh için!

‘Tanrılar kurban ister’ doymak bilmezcesine. Kim olduğun çok da önemli değildir. Aslolan ‘miş gibi görünmek’, sürekli yeni düşmanlar yaratmak, sunağın kasesine taze kan sunmaktır... Masum olma ihtimâli vs gerekli değildir, yeter ki trollerin nemâlarına zevâl gelmesin...

Yediğim linçin elbet bana kattıkları da oldu. Önceliklerimi belirlememi sağladı (hebâ etttiğim zaman/enerji vs), zamanımı daha verimli işlere harcar oldum. Diğer yandan sanal ya da reelde de dost ve arkadaşlarımı daha da net tanıma fırsatı sundu.

İstemeden de olsa adıma kaygılanan, her türlü desteğini belirtmek için arayan, yazan tüm güzel insanlara teşekkürlerimi sunarken, elimde olmadan yaşattıklarım için de özürlerimle beraber, dostça sevgilerimi de yolluyorum.

Evet evet ben de linç yedim. Güzel linç yedim ama. Fakat çok güzel linç yedim. (Sesli gülüyoruz) Sıradaki kurban kim acaba?

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL