BİLİME HAYATINI FEDA EDEN KADIN!

Dünya bilim tarihinde Nobel Ödülü’nü almış ilk bilim kadını olarak tarihe geçen Marie Curie’nin tam adı Maria Salomea Sklodowska’dır. Polonyalı bilim insanları arasında en çok bilinen kimyager ve fizikçi Marie Curie, özellikle radyoaktivite konusunda yaptığı çalışmalarla beraber iki farklı alan üzerinden Nobel Ödülü almaya hak kazanan tek bilim insanıdır. Radyoloji biliminin de kurucusu olarak kabul edilen Marie Curie, radyoaktivite konusunda yaptığı çalışmalar yüzünden arkasında bıraktığı defterleri o kadar yüksek radyoaktiviteye sahiptir ki, korunmasız bir biçimde incelemek oldukça tehlikelidir. Bu defterlerin radyoaktif faaliyetlerinin en az 3511 yılına kadar süreceği tahmin ediliyor.

Aynı zamanda Radyum elementinin kâşifi olan Marie Curie, radyoaktivite gibi inanılmaz tehlikeli bir alanda çalışmasına rağmen asla pes etmemiş ve bilim için kendini feda etmeye her daim hazır olmuştur.

Marie Curie 7 Kasım 1867 yılında Polonya’nın Varşova kentinde hayata gözlerini açmıştır. Annesi bir yatılı kız yurdu müdürü iken, babası Varşova Lisesi’nde matematik ve fizik öğretmenliği yapıyordu. Zorlu bir çocukluk geçiren Marie Curie tıpkı babası gibi bir fizikçi olmak istiyordu. Fakat o zaman Polonya’da o zaman ki şartlara göre teknik eveya üniversite eğitimi almak isteyen kız çocukları sadece yurtdışında bu imkana kavuşabiliyorlardı. Paris’te öğrenimini tamamlayan Marie Curie önce fizik daha sonra matematik diplomasını aldı. Babası gibi bir öğretmen olmak isteyen Marie, bu mesleği bir sonraki hedefi haline getirerek, bu daldaki diplomasını da aldı.

1894 senesinde Pierre Curie ile tanışmasının ardından bilimsel anlamda olan ilişkileri evlilik ile taçlandırdılar. İlk kızı Irene doğduktan sonra çalışmalarına bir süre ara verdikten sonra 1898 senesinde eşi ile beraber uranyumun radyoaktif bozunmasından ortaya çıkan ´polonyum´ elementini buldular. Elemente bu adı vermelerinin sebebi Marie Curie’nin bir Polonyalı olmasıydı.

1904 yılında doktorasını alan Madam Curie, Fransa’da doktora unvanı alan ilk kadın olarak tarihe adını altın harflerle yazdırdı. Radyoaktivite konusunda yaptığı başarılı çalışmalarından ötürü eşi ve Becquerel ile beraber Nobel Fizik Ödülü’nü paylaştılar bu sayede tarihte bu ödülü alan ilk kadın oldu. Aynı sene kızlar okulunda fizik öğretmenliği yaparken kızı Eve dünyaya geldi. Curie çifti yaptıkları çalışmalardan ötürü fazla radyasyona maruz kaldıkları için rahatsızlanmaya başladılar. 1906 senesinde Pierre’e at arabası çarpmasından sonra trajik bir şekilde hayatını kaybetmiştir.

Daha sonra Marie Curie kocasının Sorbonne’daki görevini üstlenmiş ve 1908 senesinde buradaki ilk kadın profesör olmuştur. Ne yazıktır ki 1911 yılında Radyum ve Polonyum elementlerini bulduktan sonra Nobel Kimya Ödülü’nü almasına rağmen dönemin şartlarından dolayı pek çok kişisel saldırıya uğramıştır. Bu olaylar onun uzun bir dönem depresyona girmesine sebep olmuştur. Fakat asla pes etmeyen Madam Curie 1914 yılında Paris Üniversitesi’nde bulunan Radyum Enstitüsü’nün ilk müdürü olmuştur.

1.Dünya Savaşı sırasında taşınabilir röntgen cihazını icat eden Marie, ilk kızı Irene ile beraber genç kızlara X ışını teknolojisini öğretti. 4 Temmuz 1934 yılında hayata gözlerini yuman Marie Curie’nin ölümü kan kanseri yüzünden olmuştur. Dönemin bilim insanları hastalığını aşırı miktarlarda maruz kaldığı radyasyona bağladılar bu yüzden Marie Curie için “bilim için ölen kadın” denilmiştir.

Radyoaktivite konusunda yapmış olduğu çalışmalardan ötürü günümüzde radyoaktivite birimine “Curie” denilmektedir. Şu anda mezarı eşi ile beraber Fransa’da ulusal anıt mezarı Pantheon’da bulunmaktadır.

Son olarak oldukça başarılı bir araştırma geçirmiş olan bilim kadını Marie Curie, çok zorlu bir hayat yaşamıştır ve asla pes etmemiş, içerisinde bulunduğu zorlu koşullardan bir kadın olarak çıkmayı bilmiştir.

“İnsanları olgun ve ahlaklı biri haline getirmeden daha iyi bir dünya beklemeyiniz. Bunun için her birimiz önce kendimizden başlayarak sorumluluğumuzda olanların eğitimi için çalışmalıyız. Ancak bunun da yöntemlerini öğrenmek, yapılacak ilk iştir.” Sözü ile okumanın kadın erkek fark etmeksizin hayatın çok önemli bir parçası olduğunu ve kaliteli bir eğitim görmenin insanları karanlıktan çekip çıkarabileceğini vurgulamıştır.

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL