ANNELERİN GÜNÜ

 Keşke her gün olsa!
Şu anda böyle düşünsem de, bu fikirde olmadığım günler de oldu... Belki hayatın kargaşası, belki yaşla ilgili geçirilen dönemler ya da diğer negatif nedenlerden dolayı annem ile olan ilişkimde sarsılmalar oldu elbette. Ama zaman geçip, bende yaş almaya başlayınca, daha bebek sahibi bile olmadan, anneme karşı bakışımda büyük gelişmeler oldu (sanıyorum ki büyümenin ve genç bir kadın olmanın verdiği yetkiye dayanarak yazıyorum bu satırları ) ve bir yerde okuduğum söz, bu bakışıma ayrı bir pencere açtı. Bu sözde bahsedilene göre "Anneler, evlatları için Dünya’ ya indirilmiş meleklerdir."

Bu konuda beylik konuşmaya hakkım olmadığını düşünüyorum ama, algılarım çerçevesinde ve gözlemlerimden aldığım fikirlerle biraz size bahsetmek isterim.

Çoçuk sahibi olan bir kadın, doğanın kanunu olarak "Anne "adını alır. Ancak "Annelik Vasfını" edinmek, yani biz Türklerin dilinde “ANA” olmak emek, sabır, çaba, istek ve zaman alır. Daha kibar olduğundan ve yeni Türkçe için uygun bir kelime olduğundan dolayı günümüzde “Anne” olarak kullansak da, “Ana” kelimesi benim için çok değerlidir ve bir annenin olması gerektiği gibi anlamlı ve içi dopdolu bir teslim sözcüğüdür. Bir kadın olarak bebeğiniz daha doğmadan, o henüz karnınızda hayatın tüm güzelliklerine ve zorluklarına karşı fiziki hazırlıklarını tamamlarken, onun sorumluluğunu almak ve ona karşı kendinizi sorumlu hissetmek sizin ana olma aşamasındaki ilk adımlarınız olacaktır. Doğumdan önce ki bu zaman zarfındaki tavrınız belki de çoçuğunuzun tüm ömrü boyunca etkili olacaktır. Doğum esnasındaki çabanız sizin bebeğinize verdiğiniz önemi ve isteğin yansımasıdır, otomatikman aranızda oluşmuş olan duygusal bağın güçlenmesine yol açacaktır. Sonrasında hayatınızdan vereceğiniz tavizler ve emekler annelik vasfınızı çoğaltır. Her adımı sabırla atacağınız bu annelik maratonunda asla pes etmemeli ve kendinizi gün ve gün geliştirmelisiniz ki vasfınızı yükseltebilesiniz.

Bu arada yılların nasıl geçtiğini anlamadan hızına yetişemediğiniz bu beraberlik; yerine göre sizi paranoyak, anti-paylaşımcı, panik atak ve daha nice sorunlarla baş başa bırakabilir. Bu sorunları ve diğerlerini çocuğunuzla birlikte ve en olumlu şekilde aşabilmek için sakin olmalı, sabırlı davranmalı, gerekirse de yardım almalısınızdır. Aksi takdirde hem çocuğunuz ile olan ilişkinizde hem de kendi psikolojik sağlığınızda ön görülemeyen veya düzeltilemeyecek hasarlar oluşabilir.

“Bu meşakkatli ve zorlayıcı süreçte kazanç nedir?” derseniz; en büyük kazanç, anne ve evlat olabilmektir. En zorlu dönemleri güzel bir uyum ve sabırla atlatabilirseniz, çocuğunuz büyüdüğünde yeri gelecek siz ona çocukluk yapacaksınız, o size sahiplenici ve anaç bir tavırla yaklaşacaktır. Bu kazancı elde etmek için asıl olan bir çoçuk doğurmak değil, bir çoçuğa ana olabilmektir. Bunu başarabilen herkesin sahip olduğu en büyük zenginlik de evladının ta kendisidir.

İşte bu zenginliğe sahip annelere ne hediye alınabilir ki daha da sevindirci olsun?

Anneler Günü’nün sadece doğumu gerçekleştirerek, bir bedene can verilmesine vesile olmak değildir. Annelik çocuğunun sadece zor zamanında veya iyi zamanında da yanında olmak değildir. Anne olmak bütün çocukları sevebilmektir. Bütün çocukları kendi çocuğuymuşçasına sahiplenebilmektir. Anne olmak aslında sadece insanların yavrularını değil bütün canlıları çok sevebilmek ve sahiplenebilmektir. Anne olmak kendi çıkarlarını çocuğunun gelişiminin önüne koymamayı bilmek, çocuğunun arkasından sözde(!) evladının iyiliği için iş çevirmemektir. Anne olmak kendi için olmasa bile çocuğu için kendini geliştirmeyi seçmektir. Anne olmak kendini kısıtlayanlardan öğrendiği şekilde çocuğunu da kalıplara sokmaya çalışıp, çocuğunun karakterini görmezlikten gelmek değil, onu her koşulda desteklemek ve doğruyu yanlışı dengeli bir şekilde yaşaması için yol göstermektir.

Bu “Anne Olmak!” listesi böylece uzar gider ancak dikkat çekmek istediğim nokta çok farklı. Yazımın başlarında da söylediğim gibi anne olmak doğum işlemini gerçekleştirmek değildir, önemli olan da anne olmak değil, ANA olabilmektir. O yüzden analık vasıflarını taşıyan her kadın bunu hak etmiş demektir. Kadınları erkeklerden ayıran en önemli özellik bana kalırsa budur. Her kadın yaşamdır. Doğrusun, doğurmasın! Her kadın hayattır. Hayat versin, vermesin!

Dolayısıyla;

ANA olan herkesin, ANA olma hakkını kendi karakteri ve çabalarıyla kazanmış bütün kadınların ve bazen insanlara dahil annelik dersi veren örnek hayvanların “Anneler Günü Kutlu Olsun!” .

Ancak bir kişiye, her sene tekrarladığım gibi ayrı bir teşekkürüm var;

Güzel ülkemizin kurucusu ve en büyük savunucusu, milyonların örnek aldığı, yüzyıllar boyu yaşamış ve yaşayacak olan Mustafa’nın, bizlerin Ulu Önderinin anası Zübeyde Hanım, bunca anneye örnek olup, böylece bir evlat doğurduğun ve yetiştirdiğin için en çok senin ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN!

NOT: Lütfen sosyal medya hesaplarınızdan paylaşım yapıp ne kadar sevgi dolu olduğunuzu göstermek amacıyla veyahut aldığınız hediyenin büyüklüğünü ve pahalılığını gözlere sokmak amacıyla annenize armağanlar vermeyin! Gerçekten ona değer verdiğinizi her gün hissettirin. Anneler için alınan hediyelerin değil verilen sevginin büyüklüğü ve fazlalığı önemlidir!

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL