AKIN AKIN BEYİN GÖÇÜ

 Geçtiğimiz haftaların mecliste en çok konuşulan noktaları arasında beyin göçü yer alıyordu. Hollanda’nın Türk mühendislerini vatandaşlık hakkı ile resmen transfer etmesi, gündeme adeta bomba gibi düştü. Beyin göçünün en güçlü yanı olarak görülen Hollanda’nın bu karşı atağının ardından Türk mühendisler de kayıtsız kalmadı. Zamanla daha da çok artması beklenen beyin göçleri başladı.

Hollanda Göç ve Vatandaşlık Kurumu’nun ilk açıkladığı verilere göre 2018 yılının ilk 11 aylık döneminde toplamda 1.020 akademisyen ve yüksek eğitimini tamamlamış olan eğitimli kişi beyin göçü talebinde bulundu. Geçtiğimiz yıl bir kısım kendini bilmez portakal keserek Hollanda’yı protesto etse de yapılan destek, eğitimli Türk vatandaşların gözlerinden kaçmadı.

Neden gidiyorlar?

Hollanda’nın sunduğu fırsatı altın değerinde gören akademisyen ve eğitimli kişilerin beyin göçüne sıcak bakmasındaki en önemli sebep Türkiye’de özgürlüklerinin kısıtlanması. E haksız da sayılmazlar. Derslere giren muhbir öğrencilerden okullarda dolaşan sivil polislere kadar birçok konu akademisyenleri rahatsız ediyor. Adaletin olmadığı bir ortamda adil eğitim verme anlayışı yerine getirilmiyor, aksine başka ülkelerin bayrakları yakılıyor, akademisyenler gözaltına alınıyor ama bilim yapmaları engelleniyor. Bunun sonucunda da Avrupa’dan gelen en ufak jest nimet olarak görülüyor ve beyin göçünün önü kesilmiyor.

Kadın mühendisler yer buluyor

Beyin göçlerine en çok katkı sunanlar arasında eğitimli kadınlar, hatta kadın mühendisler yer alıyor. Türkiye’deki fırsat eşitsizliği ve ‘erkek işi’ olarak görülen meslek alanlarında kendilerini kanıtlamak isteyen kadınlar, her geçen gün daha çok Avrupa’ya başvuruyor ve sonuçlarını da en iyi şekilde alıyor. Ülkemiz de sağ olsun bundan ders çıkartıp eğitimli kadınlara daha çok alan açmak yerine, her seferinde daha ağır cezalara maruz bırakıyor. Mesela mobing, mesela taciz, mesela uygulanmayan terfiler…

Türkiye eğitimli insanları sürekli arka plana atma konusunda bu kadar ısrarlı iken Avrupa’nın sürekli olarak beyin göçünü kabul etmesi bir bakıma kurtuluş noktası oluyor. 2018’in sonlarında mecliste “Öğrencilerimizin yüksek lisans için yurtdışına çıkıp orada kalmalarına izin vermeyeceğiz” açıklaması yapılsa da özgürlükten yana olan akademisyenler ve eğitimli meslek sahiplerinin beyin göçü engellenemeyecek. Ülkede şartlar düzelmediği sürece de beyin göçü daha da güçlenerek var olmaya devam edecek.

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL